Bu ülkenin en büyük belası "faiz-siyasi-ekonomik manipülasyonlar” ile kanımızı emenlerdir! İnanmıyor musunuz! O zaman "sözü bırakalım”
rakamlara bakalım;
-Türkiye, 1980-2011 sonu arasında 2 trilyon
dolardan fazla kaynak elde etti. 1980-2004 arasında bu kaynağın 1.2
trilyon dolardan fazlası iç ve dış borçlanma ile elde edildi.
- 1980-2005 arasında vergiden elde edilen kaynaklar, borçlanma ile elde edilen kaynakların yarısından az olarak gerçekleşti.
-Paranın sistem dışında toplanması ve vergi toplayamamamızın sonucu ağır oldu ve yapılan borçlanmaya karşı son 30 yıl içinde, büyük kısmı 1980-2004
arasında olmak üzere; 450 milyar dolardan fazla, sadece faiz ödedik.
-Ödediğimiz iç borç faizi, dış borç için ödediğimiz toplam faizin dört ila beş katı olarak gerçekleşti. 1980-2005 arasındaki her dalgalanma, içerideki
borcu katlarken, dalgalanmalarda elinde iç borç senedi bulunduran binde
1’in altında gerçek ve tüzel kişi inanılmaz gelirler elde etti.
- 450 milyar faiz ödediğimiz 2004’e kadar olan dönemde sadece 80-100
milyar dolar arası değişen bir yatırım yaparken, 250 milyar dolara yakın da bir personel giderimiz oldu. Bu noktada ortaya çıkan çarpıcı veri,
personel giderimiz ile yatırım yaptığımız tutarın toplamı ödediğimiz
faiz kadar olamadı. Daha açık yazayım: 1980-2004 arasında "Devletin
çalıştırdığı personele ödediği paranın üstüne yaptığı yatırımı da”
ekleyin "faiz lobisine” ödenen rakama ulaşmıyor!
- Yatırım
harcamalarımız 1980-2002 arasında 2.5-3 kat arasında bir artış
gösterirken, iç borç faiz ödemelerimiz 75, dış borç faiz ödemelerimiz
ise 19 kattan fazla arttı. İç ve dış borçlara ödediğimiz faizdeki artış
oranı ilk başladığı noktaya göre ortalama 50 kattan fazla bir artış
gösterdi.
-2001 krizi sonrası dönemde faiz rekoru 2004 yılına
ait. 150 katrilyonluk 2004 yılı konsolide bütçesinin 66 katrilyonu faiz
ödemesine ayrıldı. 1.50 TL’lik kur ile hesapladığımızda basit faizini
dahi koymadan ödediğimiz miktar tam olarak 52 milyar dolar. 52 milyarı
52 haftaya bölersek bulduğumuz sonuç, haftada 1 milyar dolar, günde 166
milyon dolar.
-1999-2004 arasında ödediğimiz faiz haftalık 700 milyon dolar ile 1 milyar dolar arasında değişti.
-IMF kovulduktan sonra "haftalık faiz ödememiz” iyice düşerken, 57.
Hükümetin başlayıp Kemal Derviş’in tamamladığı kurgunun sonucu olan 2004 yılı rekoru, yani haftada 1 milyar dolara bir daha yaklaşılmadı! 2004
sonrası ortaya konan politika ile Türkiye "faiz prangası” ve IMF’den
kurtuldu!
-1980-2004 arasında yatırım harcamalarının toplamı
toplam borçlanmanın yüzde 10’unun bile altında kalırken, topladığımız
toplam verginin yüzde 15’inin altında kaldı. 2004 sonrası bu veriler
"normale” dönmeye başladı ve 2011’den itibaren AB ülkelerinin
ortalamasının üstüne çıktı.
-1994 krizi ile 2004 arasındaki 10
yılda Türkiye 26 milyar dolara yakın bir yatırım yaparken, 90 milyar
dolarlık personel harcaması yaptı. Buna karşılık aynı dönemde sadece iç
borcun faizine 189 milyar dolar, dış borcumuzun faizine de 39 milyar
dolarlık bir kaynak ayırmak zorunda kaldık. 2009 sonrası yatırım
harcamaları faiz harcamalarına göre çok ciddi bir artış gösterdi.
-2004 yılından itibaren başlayan "mücadele” sonuç verdi ve "medya baskısı ile IMF anlaşmasına” zorlanan Türkiye, her türlü siyasi-finansal
manipülasyonu aşarak IMF’yi kovarken, ekonomik verilerini AB ülkelerinin üstüne taşıdı. Faiz lobisine "DUR” denmesiyle milli gelir 2004-2012
arasında dolar bazında "5 katına çıkarak” 750 milyar doları aştı! Sonuç: Yukarıdaki rakamlara iyi bakın ve bu ülkenin "kanını emenlerin” son 10
yılda "ne kadar milyar dolardan” olduğunu ve bugün "ellerindeki
imkanlar” ile ne yapmaya çalıştıklarını lütfen sorgulayın!
Genel
02 Eylül 2012 - 13:27
'Faiz lobisi masaldır' diyenler, iyi okuyun lütfen!
Bu ülkenin en büyük belası "faiz-siyasi-ekonomik manipülasyonlar" ile kanımızı emenlerdir! İnanmıyor musunuz! O zaman "sözü bırakalım" rakamlara bakalım;
Genel
02 Eylül 2012 - 13:27













