Danıştay’ın son YASAK kararının altında bakın ne gibi
gerekçeli karar varmış! Başörtüsü yüzün tanınmasını engelliyormuş ve sınav
güvenliğinde sorunlar çıkarabilirmiş. Hımm bir düşünelim. Mış ve muş’la bitiyor
cümleler değil mi? Yani olmuş bir şey yok, olma ihtimali olan bir şey var ve
Danıştay ihtimaller üzerine yüzlerce genç kızı ilgilendiren bir kararı alıyor. Olmuş bir
şeyi bulamayınca, ne yapsınlar ihtimaller üzerine kuruyorlar hukuklarını. Karar
ve ihtimal. Oysa ne kadar çelişen iki kelime değil mi? Hele de söz konusu olan
bu makam adil olması gereken bir makamsa. Yıllarca bu
dini ve gereklerini bir türlü içine sindiremeyenler var. Evirip çevirip, nasıl
yapsak da esnetsek, eğsek, büksek ama şu dinin gereklerini değiştirsek diye
yapmadıkları şey, denemedikleri yol kalmadı. Bir ara Tayyip Erdoğan Başbakan
olunca Emine Erdoğan’ın başörtüsü üzerinde sürekli fikirler üretildi, oradan
başörtüsünün farz olup olmadığı tartışmalarına girildi, sonra Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül’ün eşi üzerinden tartışmalar yapıldı, hatta o dönem Abdullatif
Şener’in adı Cumhurbaşkanlığı için geçince ve Deniz Baykal "ben desteklerim”
gibi bir açıklama yapınca, Abdullatif Şener eşinin gerekirse başını açma fedakârlığına(!)
girebileceğini filan söyledi vs. O dönemde demiştim şimdi de diyorum, "sen
neymişsin be başörtü!” Onlarca adam geldi geçti, senin üzerinden attı tuttu ama
senin hakkından gelemedi. Bir türlü başaramadılar bunu ve seni bir yere
koyamadılar. Oysa yapılması
gereken şey ne kadar basit! Bir insanın iradesine saygı duyacaksın ve seçtiği
yolda gitmesi için müdahil olmayacaksın. Bu kadar! Yine söylüyorum, hep
söyleyeceğim; bir insana herhangi bir alanda "başını aç "demek aynı zamanda "niye
başını örtüyorsun” demeye de gelir ki bunun tek bir cevabı vardır, "sana ne?” Lafı
uzatmaya hiç gerek yok! Zaten kabak tadı verdi bu konuda yapılan tartışmalar. Yemin
ederim anlayamıyorum… Bütün mücadelenin bu konuya odaklandırılmış olmasını ve
kadınları ilgilendiren bir konu üzerinden erkeklerin verdiği içler acısı
kavgayı, anlayamıyor ve anlamlandıramıyorum. Oyuncağınız mı sizin kadınlar?
Ayıp ya, vallahi ayıp! Bunca senedir artık, gelin bir yerlere… Ya da takının en
mert ve en delikanlı tavrınızı, "biz başörtüsünü kabul etmiyoruz ve hiçbir
şekilde istemiyoruz” deyin. Ne o öyle, yok kamusal alan, yok okul, evinizde
takın, sokakta bir şey demiyoruz kıvırmaları… Yıllardır
yapılan bu! Evir çevir, kıvır çevir, salla! Onu de, bunu de ama bir türlü
sadede geleme! İşin garibi nasıl bir adalet anlayışıysa bu, bir kısım
hukukçulara göre doğru olan bir karar, bir kısım hukukçulara göre yanlış
olabiliyor. Adaletin terazisi esnek olur mu? Milim şaşmaması gerekir oysa!
Öyleyse şu soruyu soralım, -AİHM gösteriliyor ya bazı kararlara referans olarak
(ne biçim şeyse, benim dinimle ilgili bir mevzuda Hıristiyan mahkemeleri adil(!)
bir karar verecek ve biz de bunu referans kabul edeceğiz ve daha tuhafı da
benim dinimin bir gereğinin Hıristiyan mahkemelerince sorgulanıp
yargılanmasından dolayı bazıları hiç utanıp sıkılmayacak ve yüzleri
kızarmayacak) AİHM yasaklanabilir demiş
bu konuda ve bunu bazı hukukçular yasaklansın olarak algıladı, bazıları
yasaklanmasın olarak, şimdi nasıl çıkacak bu durumun içinden adalet? Ben böyle,
terazinin bir o kefesine bir bu kefesine zıplayan bir adalet sistemine
güvenebilir miyim? Güvenmezsen güvenme zaten sen de başörtülüsün, ötekisin ne
de olsa deniyorsa, adalet sadece bir kesim için var olmuş olmaz mı? Eğer
böyleyse bunun adı adalet midir? Değilse nedir? Adalet bir
toplumun en kutsalıdır. Adalet bir devletin bekasında en önemli mihenk taşıdır.
Adaletin olmadığı yerde kargaşa ve sorun vardır. Adalet sağlanamayan bir
toplumda çözülme başlar. Öyleyse bana biraz fazla sana biraz daha az
anlayışında bir adalet olmamalı. Ötekileştirerek ve ötekileştirdiğini yok
sayarak, görmezden gelerek, rencide ederek ve hatta aşağılayarak bir denge
sağlanması mümkün değil! Bu toplumda başörtülü varsa vardır, yok gibi ya da
olmasın gibi davranamazsınız. Bunu kabullenip; -başka hiçbir ayrıcalığa gerek
yok, sadece adalet kuralları çerçevesinde evirip çevirmeden ve kıvırmadan
davranıp- adaletli bir karar verin yeter. İhtimaller üzerinden adaleti sağlamak
yerine gerçekler üzerinden gidin, bu yeterli olacaktır. Ama önce o gerçekleri
kabullenin lütfen!
Genel
02 Ağustos 2012 - 23:31
Evir çevir, kıvır çevir salla!
Danıştay'ın son YASAK kararının altında bakın ne gibi gerekçeli karar varmış! Başörtüsü yüzün tanınmasını engelliyormuş ve sınav güvenliğinde sorunlar çıkarabilirmiş. Hımm bir düşünelim. Mış ve muş'la bitiyor cümleler değil mi? Yani olmuş bir şey yok, olma ihtimali olan bir şey var ve Danıştay ihtimaller üzerine yüzlerce genç kızı ilgilendiren bir kararı alıyor.
Genel
02 Ağustos 2012 - 23:31












