Kurulduğunda herkes Hasta Parti
demişti Halkın Sesi Partisi’ne. Doğrusu ilk bakışta ‘çizdim, oynamıyorum’
misali çok anlamsız bir ayrışma gibi geliyordu bana. Ne yalan söyleyeyim, iş
ciddileştikçe acı tebessümler ediyordum. Giderken de hep birden değil, her gün
biri Saadet Partisi’nden ayrılıp, karşı tarafa iltihak ediyorlardı ki epey bir
zaman gündem olsun… Neyse biz istemez veya temenni
etmezsek de ayrışma oldu ve arkasından malum partilerini kurdular. Nasıl ki
Adalet ve Kalkınma Partililer, kendilerine AK dedilerse, bunlar da HAS dediler.
Nasıl ki hiçbir zaman ak olamayanlara millet AKP dediyse, has olma ihtimali
olmadığı için de bunlara HSP dediler. Nasıl ki AKP telaffuzu insanda bir
kirlilik çağrışımı uyandırıyorsa, HSP ifadesi de ‘hesap’ çağrışımı uyandırıyordu.
Şimdi ise ikisini birleşmiş gibi düşününce ‘kirli hesap’ gibi bir şey akla
geliyor. Zaten gerek maddi ve gerekse manevi kirlilik gına getirmişken, bundan
sonra işimiz daha da zor olacak demektir. Saadet Partisinden giden
arkadaşlar, ‘Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.’ kabilinden ortada bir
parti falan da yokken ‘Ben Numan Bey’le birlikte hareket edeceğim.’ diyerek
ayrıldılar. Demek ne kadar da güvenmişler. Ama şimdilerde duyuyoruz da bizi burada
iğfal ettiler, onurumuzla oynadılar diyen arkadaşlar varmış. Daha çook bu vb
ifadeler duyarız… Hadi AKP’liler giderken gömlek
çıkarmışlardı. Gereğini de yaptılar. Ama bunlar gömleği çıkarmadan gittiklerini
söylediler. Tabii Milli Görüş gömleği de kişilere bağlı olarak kirlenebilir.
Ama onun temizlenme şartları yine Milli Görüş içerisindedir. O arkadaşlarımız
temizleme ortamı bulamadıkları için gömlek sırtlarında kokmaya başladı. Şimdi,
samimi olanlar, gelip yeni gömleklerini giyecekler. Üzülerek ifade ediyorum,
bir kısmı da ne yazık ki gittikleri yerde kesin kes ama kesin kes işbirlikçi
gömleğini sırtlarına geçirecekler. Ayrılırken kendilerine; "Bakın, Milli
Görüş treni birdir. Ondan ineni öyle yol ortasında tutmazlar. Eninde-Sonunda
bir işbirlikçi trene bindirirler.” demiştik. Onlar, "Hayır biz inmiyoruz, biz
ayrı bir kompartımanda siyaset yapacağız.” dediler. Hayda!... Nasıl yani? … Tabi
bunu inanarak söylediklerine ihtimal verilemezdi. Kaldı ki demokrasilerde aynı
görüşü savunan iki partinin seçimlerde oylarının birleştirileceğine dair bir
teamül olmadığını kendileri de biliyor. Evet, gelinen noktada iyi niyetli
bazı arkadaşlarımız, tekrar geri gelecekler. Ancak, büyük bir kısmının da bu
süreçte kabuğuna çekileceğini düşünüyorum. Ayrışım sürecinde onların
mücahitlikten-müteahhitliğe adım attıklarını söyleyemedim. Ama bazılarının
içinde AKP trenini kaçırdıklarının pişmanlığı da yok değildi. Bu gün itibariyle
gideceklerin orada müteahhitliğe terfi edeceklerini düşünüyorum. Yalnız, AKP’nin
içinde bulunduğu bataklıkta çok da fazla dayanacaklarını düşünmüyorum. Kesin
kes giderken içlerindeki bir pişmanlık duygusunun kendilerini sürekli rahatsız
edeceğini biliyorum. Kronikleşecekler de olmayacak değil. Sözün özü, bütün bunlar bir durum
tespiti. Görünen köy kılavuz istemez. Bu meyanda iyi niyet, ne yazık ki hep
hezimete dönüştü bu güne kadar. Ancak çoğu, farkında değil. Dünyalıklar, perde
perde örtmüş gerçeklerin önünü. Bunu şimdilik pek gören olmuyor ama asıl hesap
günü de gelip çatacak bir gün. Cehennem’e giden yollar, iyi niyet taşlarıyla
döşelidir. Lütfen kendinizi dünyaya nizam verecek olarak görmeyin. Dünyaya
nizamı şanı yüce Allah, verir vesselam.
Genel
26 Temmuz 2012 - 09:52
Evdeki HSP, çarşıya uymadı!
Kurulduğunda herkes Hasta Parti demişti Halkın Sesi Partisi'ne. Doğrusu ilk bakışta 'çizdim, oynamıyorum' misali çok anlamsız bir ayrışma gibi geliyordu bana. Ne yalan söyleyeyim, iş ciddileştikçe acı tebessümler ediyordum. Giderken de hep birden değil, her gün biri Saadet Partisi'nden ayrılıp, karşı tarafa iltihak ediyorlardı ki epey bir zaman gündem olsun…
Genel
26 Temmuz 2012 - 09:52












