Ah Emmoğlu, ben sana ne söyleyim, nasıl hitab edeyim vallahi
bilemiyorum. Tamam, vaktiyle kalbini kırdık; biraz nobran ve kibirli
davrandık, hatta adam yerine koymayıp da size, ağa kapısına yanaşmış
maraba muamelesi yapmışlığımız da olmuştur.
Kusura bakma Emmoğlu, bahâne değil fakat biraz aklımız karışıktı
bizim; bu hususta tek tesellim, size kaba ve hoyrat davranan devlet
kâhyalarının, menfaatleri söz konusu olunca bize de hödüklük etmekten
geri durmadıkları olmuştur. "Böyle teselli mi verilir?" diye
homurdanmakta haklısın, gelgelelim vaziyet budur; bilirsin, "Varını
veren utanmamış" diye bir sözümüz vardır; ben aklımdakini söyleyim de
sen yine bildiğin gibi anla...Şimdi Emmoğlu, aile arasında kırgınlık, dargınlık, küslük olur,
anlaşılır şeylerdir. Söz temsili, bayram gelir barışılır; lâkin mübarek
bayram gününde sağa sola bomba koyup çoluk-çocuğu, bîgünah masumları
herhangi bir "Dâvâ" uğruna paramparça etmenin kitapta yeri var mı Allah
aşkına? Koca Ramazan geldi geçti, biliyorum sen de oruçluydun; "Nerden
biliyon?" demeyeceksin herhalde. Tanır mıydın bilmem, Cemil Meriç diye
bir büyüğümüz demiş ki vaktiyle, "Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş
topluluklarız, bizden âlâ akraba mı olur?" Ee, hısım, doğru söylemek
gerekirse, sizin mutekidliğiniz bizden de kavîdir hani. Evet, sizde de
bizde de, az da olsa oruçta, namazda, dinde-diyânette pek gözü olmayan
bir haylaz takımı vardır da, hamdolsun, ekserimiz kitaplı millettir;
lâkin Emmoğlu sizin "Cahal"lar Ramazan, bayram dinlemedi ekmeğimize kan
doğradılar şu aziz vakitlerde... Yakışmadı; husûmetin de edebi vardır
yok mudur? Nedir bu bağımsız devlet kuracağız diye hunharlıkla
sabi-sıbyan demeyip mâsum katletmek?Emmioğlu, vaziyetin farkındasın; şu aziz mübarek günde ateş düşen ocakların tütünü arş-ı âlâyı buldu; ahali burnundan soluyor desem
yeridir. Mazlumun âhı üzerine bina olmaz.Örfî diye şair var, demiş ki, "Rüzgârın böyle eyyâmından olma
Örfi şâd/ Keştî-i mihnet-zeden bahr-i serâb üstündedir"; yani demeye
getiriyor ki, "Şimdilik işim rast gidiyor, her aşığım şek düşüyor, her
attığım kebab oluyor diye kerâmeti kendinde arama, çünkü bindiğin gemi,
pek cilveli bir derya üstünde duruyor" Anladın veya anlamadın, senin
bileceğin iş, lâkin bil ki, senin kaşının kırıştığı yerde bizim canımız
sıkılır. Yarın dara düşersen "Oh" diyen nâmerttir; insanların birbirinin yüzüne bakacak yüzü kalmalı. "Burun yüzden düşmez" demişler, burnu
yüzden düşürmemeli...Aman derim, insafı elden bırakma zinhar. Sizin "Cahal" takımında, -nasıl söyleyim- garip bir, "Ne yapsam haklıyım ve alacaklıyım" havası
var. Biliyorum, "Vallahi sözümüz geçmiyor kurban, bu uşakları bağ-bacak
zaptetmiyor, acayip gürûh olmuşlar" diyeceksin. Öyle değil artık
Emmoğlu, biz nasıl tedavi oluyorsak, siz de olacaksınız. "Nereye kadar
mazlumdum da nereden sonra zalim oluverdim?" diye kendinizi hesaba
çekebilmeli adam dediğin. Siz sabırlı bir kavimsiniz, lakin sabırda
azminiz azgınlık, mağduriyet inancı tegallüp oluvermesin. Takdir et ki,
biz de sabırlı bir kavmiz. Eğer, "Sizin haylazlar bizim uşaklara taş
atmış; biz bizimkilere icab edeni söyleriz, siz de sizinkilere gerekeni
tembih edin" diyorsak hâlâ, akrabalık hukuku gözettiğimizden...
Akrabalıktan öte kapı bir komşuyuz yahu. Komşu ne demek; birbirine
canını, malını, ırzını emanet edebilen akrabadan da öte insanlar demek.Farkındayım, sizin cahallar bizim cahalların canını öyle acıtmak, öyle galeyana getirmek istiyorlar ki sokaklara dökülelim, tuttuğumuzu
katledip yakıp yıkalım Allah muhafaza!.. Sonra yeni moda batılı
hısımlarınıza dönüp, "Buralar vallah aynen Suriye gibidir kurban; bak
faşist Türkler bizi katliam ediyor" diye şikâyetlenecekler güyâ.
Ağzımdan yel alsın Emmoğlu; "Biz öyle şey yapmayız; sütten çıkmış ak
kaşığız" dersek hilaf-ı hakikat olur. Unuttun mu, vaktiyle sizinkilerle
bizimkilerin elele verip işlediği bazı azîm günahlar vardı. Allah
hepimizi ıslah etsin. Öldürmek kolay yaşatmak zor; yıkmak kolay yapmak
zor.Aman Emmoğlu, siz ekseriniz sulhperver, mutekid, Müslüman
insanlarsınız ama sükûtunuzu sizin cahallar kötüye kullanıyor.
"Evladımızdır" diye aranızda gizlenen kaatilleri artık himâye etmeyin. Sahi, hâlâ komşuyuk değil mi Emmoğlu?













