Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mürsi'nin Tahran ziyareti umulanın
aksine sonuçlar vermeye aday. Bu ziyaretle birlikte iki ülke arasındaki
33 yıllık kesinti sona ermiş ve iki taraf da yeni bir sayfa açmaya
hazırlanmış ve diplomatik ilişkileri en yüksek seviyeye çıkarmayı umut
ve murat etmişti. Lakin denildiği gibi, umulan dağlara kar yağdı. İki
tarafın da farklı bir dile ve üsluba sahip olduğu bir kez daha ortaya
çıktı. Dolayısıyla Mürsi'nin ziyareti beklenilenin aksine tamirden
ziyade tahribe yaradı. Mesafe daraldı mı daha mı açıldı belli değil.
İran, devrimden sonra bölgenin ve dünyanın merkezine oturmak ve
yerleşmek istiyordu. Devrimin getirdiği sinerjiyi arkasına alarak bunu
başarmak istedi. Lakin hedefleri ve üslubu itibarıyla İslam dünyasıyla
arasındaki mesafeyi kapatmak yerine 30 yıl boyunca mesafe daha da arttı. İslam dünyasıyla İran ilişkileri Şah döneminden daha geriye gitti. İran bunun nedenini, Arap ve İslam ülkelerinin Amerikancılığına ve İsrail
yandaşlığına bağlayacaktır. Bu tespit hepten yanlış değil ama İran'ın
takdim etmeye çalıştığı gibi hepten de doğru değildir. İran ikircikli
bir politika izleyerek güveni yıkıyor. Basın ve yayınında daima Suudi
Arabistan'ı Amerikancılıkla suçluyor. Lakin bu Nejad'ın en çok bu ülkeyi ziyaret yapmasını engellemiyor. Davetleri reddetmiyor. Demek ki
idealizmin ötesinde reelpolitik zemininde hareket ediyor. Öyleyse
ilişkiler niye düzelmiyor? Bunun nedeni üslubun güven vermemesi ve
kaçamak davranılmasıdır.Neden İran'ın politikaları İslami ambalajlı olmasına rağmen İslam
ülkeleriyle ilişkilerini geliştiremiyor? Bunun cevabı Mürsi'nin
Tahran'da başına gelenler. Bilindiği gibi, Fars Haber Ajansı Mürsi'nin
cumhurbaşkanlığına seçilmesinin hemen ardından kendisiyle bir mülakat
gerçekleştirdiğini duyurdu. Mısır tarafı bunu reddetti. Mülakatın çakma
olduğunu iddia etti. Lakin Fars Haber Ajansı konuşmanın kasetini
yayınladı. Lakin kasetin Mürsi'ye ait olup olmadığı da netleşmedi.Tahran'da ise Mürsi'nin başına gelenler en hafif tabiriyle skandal
düzeyindeydi. Mürsi, Kahire'de ne konuşuyorsa Tahran'da da onu
konuşuyor. Çift dili yok. Cumhurbaşkanı seçildikten sonraki konuşmasını
Hazreti Ebubekir'in hilafete getirildiğinde yaptığı konuşmanın
muhtevasıyla süsledi: "Hayırlınız olmadığım halde bu göreve getirildim.
Doğru yaptığımda bana yardım ediniz ve yanlış yaptığımda düzeltin..."
Tabii bu güzel ifadeler konuşma boyutunda kalmamalı ve hayata da
yansımalı.Mürsi, Tahran'daki Bağlantısızlar Zirvesi'nde dört halifeye
tarahhumda bulundu (rahmet okudu). Lakin Farsça çevride kesinlikle bu
cümle ve ifadeler atlandı ve sansüre uğradı. Onun ötesinde beşli Arap
Baharı'na temas etti. Tunus, Mısır, Libya, Yemen ve Suriye'yi andı.
Farsça mütercim burada yaptıklarına tüy dikerek Suriye yerine onun
anmadığı Bahreyn'i zikretti. Bu bile bile nasıl yapılabilir? Bunu ancak
İran'ın üslubuna aşina olanlar anlayabilir. Herhalde Mürsi de
anlamıştır.Peki! İran bunu niye yapıyor? Halkından bir şeyler gizliyor. Bu da
şu: Dünyada yalnız olmadıklarını göstermeye çalışıyor. Ölü bir
Bağlantısızlar Hareketi'nin toplantısını bu kadar şaşaalı hale getirmek
de bu planının bir parçasıydı. Ölü hareket şov alanına
dönüştürülmüştür. Lakin İran burada umduğunu da bulamamıştır. Üye
ülkelerin çok azının devlet başkanı gelmiştir. Irak, Lübnan gibi İran'ın feleğinde deveran eden ülkeler istisna edilirse katılım yüksek düzeyde
gerçekleşmemiştir. Üstelik bir sürü aksilikler olmuştur. Bunlardan ilki
Filistinlilerin temsili meselesi olmuştur. Hamas ile Fetih arasında
davet trafiği zirveyi gölgelemiştir. Hem Mahmut Abbas hem de hatırlı
misafir olarak İsmail Haniye davet edilmiştir. Ve davetle ilgili Hamas,
Fetih zıtlaşması İran'ı zor durumda bırakmıştır. İki tarafın arasını
daha da açmıştır. Mahmut Abbas'ı İran'a yaklaştırmadığı gibi belki
Hamas'ı İran'dan daha da uzaklaştırmıştır. Hatırlanacağı gibi, Haniye
daha önce İran'ı ziyaret etmiştir. İran, Suriye hariç Arap baharının
İran Devrimi'nin rüzgârının sonucu olduğunu savunmaktadır. Halkına da
bunu böyle belletmek istemektedir. Bundan dolayı ısrarla Mürsi'yi
Tahran'a çağırmıştır. Lakin ziyaret fiyaskoya dönüşmüştür. İran
Mürsi'nin sözlerini sansürlerken ve onun ötesinde tahrif ederken Mürsi,
Suriye halkına sahip çıkmayı imani ve insani bir mesele olarak takdim
etmiştir. Suriye rejiminin zalimliğine vurguda bulunmuştur. Mürsi dünya
için Suriye'nin insani ve Müslümanlar açısından da imani bir mesele
olduğunu söylemiştir. Mürsi'nin bu dili İran açısından zıt yani
dikotomik bir dildir. Onlar da Beşşar'a sahip çıkmayı imani ve İslami
bir görev olarak telakki ediyorlar. Böylece fark açık bir biçimde ortaya çıkmıştır. Başta Mürsi'nin Tahran'a gitmesine içerleyenler konuşmadan
sonra Kahire sokaklarında destek nümayişi yapmışlardır. Kısaca,
Bağlantısızlar zirvesi İran'ın muradının aksiyle sonuçlanmıştır. Yahudi
çevrelerin baskılarına rağmen Ban Ki-Moon Bağlantısızlar zirvesi için
İran'a gitmiş lakin Tahran'da zirve sırasında İran'ın beklemediği bir
konuşma yapmıştır. İran'ın nükleer faaliyetlerini eleştiri konusu
yaptığı gibi İsrail'e yönelik söylemlerini de tasvip etmediğini
söylemiştir. Dolayısıyla Bağlantısızlar Hareketi üzerinden gövde
gösterisi ters tepmiştir.
Genel
02 Eylül 2012 - 13:19
Güncelleme: 02 Eylül 2012 - 13:21
Dikotomik Dil
Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mürsi'nin Tahran ziyareti umulanın aksine sonuçlar vermeye aday.
Genel
02 Eylül 2012 - 13:19
Güncelleme: 02 Eylül 2012 - 13:21













