Aslında bu konuyla ilgili yazmayı düşünmüyordum ama kamuoyu
o kadar meşgul ki bu konuyla ve öyle şeyler söyleniyor ki(!) kendimi bir iki
kelam da olsa bir şeyler yazmaya mecbur hissettim. Bir kere
bütün dedikodulardan yalın olarak şunu ifade edeyim, bu kadıncağızın ölümüne
gerçekten üzüldüm! Bir kere ilk oraya baksın herkes… Yani vicdanına… Bir
annenin geride minicik bir çocuk bırakarak, o veya bu sebepten ölmesine üzüldü
mü üzülmedi mi? Üzülmedim diyen olmaz herhalde. Sonrasında çıkan dedikodular bu
üzüntüyü azaltır mı? Hayır! Yani şöyle olabilir mi? "Ha o sebepten mi ölmüş,
vay utanmaz hadi bakalım arkadaşlar üzüntüyü kesiyoruz. " Ne kadar saçma olurdu
bu! Demem o ki sebebin ahlaka aykırı bir şey olması, o ölenin bir anne, kalanın
da daha minicik bir bebek olduğu gerçeğini değiştirir mi? Ki ölüm sebebi henüz
belli değil… O evde neden olduğu da henüz bir iddia! İddialar ve
ihtimaller üzerine karalanan bir anne ve bu yükü bir ömür omuzlarında taşımak
zorunda kalacak olan minicik bir bebek… Ben işte işin asıl o kısmındayım. Dünya
tatlısı o bebeğe daha şimdiden yüklenen bu ağır ve bir o kadar da iğrenç
baskıyı, daha şimdiden o minicik omuzlarıyla taşımak zorunda kalacağından endişeliyim…
Biz bir toplumsak ve bir anlamda kocaman bir aileysek, o minicik bebek bizim de
sorumluluğumuzda… Ve insanlar sorumlulukları altındaki insanlara bu şekilde
davranmamalı! Dünyanın bir ucunda düşen bir yaprak bizi herhangi bir şekilde
illaki etkiliyorsa, bu çocuğun etkilememesi mümkün mü? Gelişigüzel
yargılamalarda bulunarak o çocuğu istikbali adına nasıl bir zemin hazırlıyoruz.
Çocuk büyüyecek ve annesini merak edecek bir gün… Ve geriye dönük olarak bir
araştırmaya girecek… Bakacak bu günlerin medyasına, ne yazmışlar annem hakkında
diye; Hıncal Dedesini okuyacak arşivden, Serdar Arseven amcasını okuyacak (hani
aileydik ya oradan bu dedelik, amcalık) ve annesine kızacak, nefret edecek
annesinden… Öfkeli bir genç olacak, annesine çok kızacak belki ama annesini bu
şekilde acımasızca yargılayan dedesine, amcasına, dayısına, halasına artık ne
kadar kalem varsa onlara da kızacak… Düşman olacak ailesine… O aileyi
benimseyemeyecek, özümseyemeyecek de… Çıkıntı gibi hissedecek, ailem beni
sevmiyor diye düşünecek ve o aileye içten içe zarar vermek isteyecek… O aileye,
yani topluma, yani bize… Ve bunlara
iddialar ve ihtimaller üzerine "yaşasın gündem” diyerek atmaca gibi atlayan bu
kalemler neden olacak! Bu bir zan belki ama şu şüphe içindeyim ki, bazı
kalemlerin umurunda değil, Defne’nin ölümü, kalan bebeği ya da yaptığı… Onlar
şu an günlerce yazacak konu çıktı diye ellerini ovuşturmakta bana göre. Bir ölü
üzerinden, o ona sataşacak, o ona ve bunu da rant haline çevirecekler
utanmazca! Sana ne kardeşim, kalıbının adamı ol biraz, bu mudur senin gündemin,
dedikoduculuk çok mu hoşuna gidiyor, o kadar gündem var ülkede yakışıyor mu bu
sana diyemiyorsunuz… Zira zatların işi gücü dedikodu zaten. Bir fikir ortaya
koyan var mı? Bir elin parmakları kadar! Mesela bir kadın neden bir yabancı erkeğin
evine gider bunu sorgula, toplumdaki çarpık yapıyı kritik et, içkinin zararlarından
dem vur, uyuşturucunun gençlik için bir numaralı tehlike olduğundan söz et… Yok!
bu konularda ne hikmetse bir kısım medya için mühürlüdür dudaklar… Varsa yoksa
kim kiminle ne yapmış? Bu kadıncağızın yaptığını iddia ettikleri şeyleri, aynı
medya ballandıra ballandıra yazmıyor mu, paparazzi gibi aptalca bir dedikodu
mekanizması "saygın” olması gereken "basın”ın baş köşesini işgal etmiyor mu,
televizyonlar tonlarca bütçe ayırarak, kim kiminle ne yapmış "azzz sonraaa”
diye bu gençliğin kafasına balyoz darbeleriyle ahlaksızlığı yerleştirmiyor mu?
Eeee bu ne perhiz derler adama! Önce sen kendine bak da derler… Daha neler
derler de, başka zaman inşallah! Defne Joy
olayına gelirsek yeniden, benim bir konudaki kriterim bellidir. DİNİM! Ne diyor
o din bana! Dedikodu yapma! Ölmüşün arkasından konuşma; o taraf zaten çok zor,
bir de azabını konuşarak sen artırma, bilakis ya iyi konuş ya sükût et, ki
Allah’la arasında kalırsa bazı şeyler, Rabbim engin rahmetiyle muamele eder de,
kurtulur belki! Dört şahide sor işin içinde zina suçlaması varsa, böylece
durduk yere bir anne de bir toplum da yara almasın! Bunları diyor benim dinim,
bir de hüküm sahibi Allah’tır diyor… Eminim bu
sözlerim karşısında içerleyenler, bu kadına dini kriterlerle yaklaşılır mı
diyenler bile olacaktır! Onlara diyorum ki, Rabbim rahmetim gazabımı aştı
derken, size mi düştü önünüze geleni cehenneme yollamak! Ne o cenneti de mi
kıskandınız yoksa? Ne biliyorsunuz, nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz! Hadi o
bir kısım medya hem kendine hem başkalarına hep bunu yapıyor da, dini bütün
gibi görünenlere ne oluyor… O din size bunları mı söylüyor… Ve neden benim öyle
bir din anlayışından haberim yok! Ve en ölümcül
soru! Yine tersten bakalım olaya! Ya o kadın namusu uğruna öldüyse! İçkili
halinden yararlanılmak istenilmişse ve kadın da buna direnç gösterince zaten
zayıf olan bünyesi dayanamadıysa… Hadi bu ihtimali de düşünün! Velev ki; yüzde
bir de olsa böyle bir ihtimal varsa bu atılan çamurların hesabını kim verecek?
Yok, canım değildir, bu zayıf bir ihtimal mi denecek? O zaman sizinki de bir
ihtimal, bu ihtimal kuvvetini nereden alıyor? Yanında mıydınız?
Genel
02 Ağustos 2012 - 23:36
Defne Joy'un bana hissettirdikleri…
Aslında bu konuyla ilgili yazmayı düşünmüyordum ama kamuoyu o kadar meşgul ki bu konuyla ve öyle şeyler söyleniyor ki(!) kendimi bir iki kelam da olsa bir şeyler yazmaya mecbur hissettim.
Genel
02 Ağustos 2012 - 23:36












