Sahabeler şehri Diyarbakır’da ‘Kürt sorunu nasıl çözülür’ sorumuzu bu kez de Diyarbakırlı tanınmış kişilere sorduk. Bu şehirde yaşayan neredeyse vatandaşların tümü sorunun ‘İslami ve insani’ yöntemlerle çözüleceği yönünde hem fikir…
Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan, çözümün insani ve İslami yöntemlerle olabileceğini vurgularken, bazı medya kuruluşlarının bölgeye yönelik ırkçı ve küfürlü dil kullanmasının kin ve nefretten başka bir işe yaramadığının da altını çizdi.
Diyarbakır gezimizde Dağ Kapı’da Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan’la görüşerek devam ediyoruz. Bozan’a da çözümü soruyoruz. Bozan ‘ Bölge halkı ve çocukları medya tarafından her fırsatta aşağılanıyor’diyerek sohbetimize giriş yapıyor ve ekliyor "Onları aşağılayarak bir yerlere varılamaz. Bu ırkçı dil sadece halkın kalbini kırmanıza yarar. Bölge halkı kanın durmasını istiyor, bu tür aşağılayıcı dil halkın arasına kin ve nefret sokmaktan başka bir işe yaramıyor. Kürt sorunu İslami ve insani usullerle çözülebilir, böyle aşağılayarak, kötüleyerek, küfür ederek değil’ diyor.
Silahla bir yere varılmaz
Özellikle gençler tarafından sevilen Diyarbakırlı sanatçı İbrahim Candan’ ise ‘Bu mesele insani yöntemlerle çözülür’diyor. Hükümetin ve devletin neden bunu algılamadığı merak konusu olurken, Candan, şöyle devam ediyor sözlerine ‘ Silahla hiçbir yere varılmadı varılmazda. İnsanları öldürerek bir sorunu çözemezsiniz. Kürtler ve Türkler kardeştirler. Devletinde bunu anlaması ve bu kardeşlik hukukuna göre davranması lazım. Ancak sorun böyle çözülür. Gasp edilen hakları taksitle vereceğinize bir kereden verseniz daha mı kötü olur. Hayır, barış ve kardeşlik daha erken tesis edilmiş olur. Bu Müslüman halka bu zulmü reva görmemek lazım. Biz kardeşiz ve kardeş kalacağız’ diyerek sözlerini noktalıyor.
Böyle mi kardeşlik olacak?
Fakat gözden kaçmayan bir durum daha var ki o da halkın medyaya olan tutumu. Neredeyse halkın tamamı medyanın bölgeye bakış açısından oldukça rahatsız olduğunu görmek mümkün. Her dokunduğumuz kişiler ‘o yayınlanan ırkçı diziler var ya ’ diyerek başlıyorlar biz medya mensuplarına sitem etmeye. Şefkat Tepe ve Sakarya Fırat adlı dizilere sitemlerini Milli Gazete’de yayınlamam için önce bir söz alıyorlar ve ardından içlerini dökmeye başlıyorlar. Anlattıklarına bakılırsa sitem etmelerinde pekte haksız değiller. Şefkat Tepe adlı dizide kullanılan ağır küfür ve hakaretler İslami hassasiyetleriyle bilinen bölge halkının kalbini fena kırdığına şahit oluyoruz. ‘Böyle mi kardeşlik olacak’ diye de tepkisini ortaya koyuyor ve ‘ne olur kin ve nefret tohumları eken yayınlar yapmayın’ şeklinde bir ricada bulunuyorlar.
Edep ya hu!
Özel bir kanalda bölgeye ilişkin yayınlanan bir dizi de kullanılan küfür ve şiddet dilini kınayan Mergen: "Medya çok yanlış yapıyor. Edepli bir şekilde yayın yapmalıyız. Doğu ve Güneydoğuyu yaşanmaz ve ahlaksız bir yermiş gibi göstermeleri ne insanlığa ne de Müslümanlığa sığar. İçlerindeki kini dışa vuracaklarsa da ahlak çerçevesinde vursunlar. Dizide ağır küfürler var. İnsanlık dışı. Edep Ya Hu! Diyorum başkada bir şey demiyorum”dedi.
Sorunu Osmanlı yöntemi çözer
Diyarbakır’ın en çok okunan yerel gazetelerinden Yeni Yurt Gazetesi’nin yazarı Mevlüt Mergen ile bir barış yemeğinde karşılaşıyoruz. Fırsat bu fırsat diyor ve bu bilge yazardan çözüm önerilerini dinliyoruz. ‘Ben Kürt sorunu demiyorum, Güneydoğu sorunu diyorum’ diyerek başlıyor sözlerine Diyarbakır’ın sevilen yazarı Mergen. ‘Bu sorun şu anki yöntemlerle de çözülemez’ diyor ve ekliyor " Bu sorun Osmanlının yönetim anlayışına yani İslami bir yönetime kesin kes dönülmesi ile çözülür. Çünkü İslam da kan kanla yıkanmaz, kan suyla yıkanır felsefesi mevcuttur. Devlet bir babadır, her ne kadar bir evlat babanın canına kast etse bile evladını öldürmez. Baba af edicidir, kucaklayıcıdır. Devlettin bu özelliği dışa aksedilmelidir.” (milligazete)
Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan, çözümün insani ve İslami yöntemlerle olabileceğini vurgularken, bazı medya kuruluşlarının bölgeye yönelik ırkçı ve küfürlü dil kullanmasının kin ve nefretten başka bir işe yaramadığının da altını çizdi.
Diyarbakır gezimizde Dağ Kapı’da Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan’la görüşerek devam ediyoruz. Bozan’a da çözümü soruyoruz. Bozan ‘ Bölge halkı ve çocukları medya tarafından her fırsatta aşağılanıyor’diyerek sohbetimize giriş yapıyor ve ekliyor "Onları aşağılayarak bir yerlere varılamaz. Bu ırkçı dil sadece halkın kalbini kırmanıza yarar. Bölge halkı kanın durmasını istiyor, bu tür aşağılayıcı dil halkın arasına kin ve nefret sokmaktan başka bir işe yaramıyor. Kürt sorunu İslami ve insani usullerle çözülebilir, böyle aşağılayarak, kötüleyerek, küfür ederek değil’ diyor.
Silahla bir yere varılmaz
Özellikle gençler tarafından sevilen Diyarbakırlı sanatçı İbrahim Candan’ ise ‘Bu mesele insani yöntemlerle çözülür’diyor. Hükümetin ve devletin neden bunu algılamadığı merak konusu olurken, Candan, şöyle devam ediyor sözlerine ‘ Silahla hiçbir yere varılmadı varılmazda. İnsanları öldürerek bir sorunu çözemezsiniz. Kürtler ve Türkler kardeştirler. Devletinde bunu anlaması ve bu kardeşlik hukukuna göre davranması lazım. Ancak sorun böyle çözülür. Gasp edilen hakları taksitle vereceğinize bir kereden verseniz daha mı kötü olur. Hayır, barış ve kardeşlik daha erken tesis edilmiş olur. Bu Müslüman halka bu zulmü reva görmemek lazım. Biz kardeşiz ve kardeş kalacağız’ diyerek sözlerini noktalıyor.
Böyle mi kardeşlik olacak?
Fakat gözden kaçmayan bir durum daha var ki o da halkın medyaya olan tutumu. Neredeyse halkın tamamı medyanın bölgeye bakış açısından oldukça rahatsız olduğunu görmek mümkün. Her dokunduğumuz kişiler ‘o yayınlanan ırkçı diziler var ya ’ diyerek başlıyorlar biz medya mensuplarına sitem etmeye. Şefkat Tepe ve Sakarya Fırat adlı dizilere sitemlerini Milli Gazete’de yayınlamam için önce bir söz alıyorlar ve ardından içlerini dökmeye başlıyorlar. Anlattıklarına bakılırsa sitem etmelerinde pekte haksız değiller. Şefkat Tepe adlı dizide kullanılan ağır küfür ve hakaretler İslami hassasiyetleriyle bilinen bölge halkının kalbini fena kırdığına şahit oluyoruz. ‘Böyle mi kardeşlik olacak’ diye de tepkisini ortaya koyuyor ve ‘ne olur kin ve nefret tohumları eken yayınlar yapmayın’ şeklinde bir ricada bulunuyorlar.
Edep ya hu!
Özel bir kanalda bölgeye ilişkin yayınlanan bir dizi de kullanılan küfür ve şiddet dilini kınayan Mergen: "Medya çok yanlış yapıyor. Edepli bir şekilde yayın yapmalıyız. Doğu ve Güneydoğuyu yaşanmaz ve ahlaksız bir yermiş gibi göstermeleri ne insanlığa ne de Müslümanlığa sığar. İçlerindeki kini dışa vuracaklarsa da ahlak çerçevesinde vursunlar. Dizide ağır küfürler var. İnsanlık dışı. Edep Ya Hu! Diyorum başkada bir şey demiyorum”dedi.
Sorunu Osmanlı yöntemi çözer
Diyarbakır’ın en çok okunan yerel gazetelerinden Yeni Yurt Gazetesi’nin yazarı Mevlüt Mergen ile bir barış yemeğinde karşılaşıyoruz. Fırsat bu fırsat diyor ve bu bilge yazardan çözüm önerilerini dinliyoruz. ‘Ben Kürt sorunu demiyorum, Güneydoğu sorunu diyorum’ diyerek başlıyor sözlerine Diyarbakır’ın sevilen yazarı Mergen. ‘Bu sorun şu anki yöntemlerle de çözülemez’ diyor ve ekliyor " Bu sorun Osmanlının yönetim anlayışına yani İslami bir yönetime kesin kes dönülmesi ile çözülür. Çünkü İslam da kan kanla yıkanmaz, kan suyla yıkanır felsefesi mevcuttur. Devlet bir babadır, her ne kadar bir evlat babanın canına kast etse bile evladını öldürmez. Baba af edicidir, kucaklayıcıdır. Devlettin bu özelliği dışa aksedilmelidir.” (milligazete)
















