Davranışlarımız, hareketlerimiz, eylemlerimiz,
tutumlarımız, görüşlerimiz ve ideolojimiz arasında bir tutarsızlık varsa, bu
durumlar arasında zıtlık söz konusuysa kişi, bir çelişki içerisindedir. Bir insanın iç dünyasında tutarlı olması fikri her
zaman, olması gereken diye algılanmıştır. Zaten birçok davranışta da kişinin
düşünce ve tutumları kendi içinde tutarlı olma eğilimi göstermiş ve benzer
tutarlılıklar, kişinin bildikleri, inandıkları ve yaptıkları arasında mevcut
durumu oluşturmuştur. Olması gereken tutarlı tavırlar gelişmediğinde
bilişsel çelişkiden bahsedebiliriz. Çelişki, kişinin psikolojik olarak birbirine uyumsuz
iki fikre aynı anda sahip olması ile oluşur. Bu psikolojik bir tutarsızlıktır,
mantıksal bir tutarsızlık değildir. En
bilinen örnek, sigaranın zararlı olduğunu bildiğimiz halde, onca caydırıcı
etkilere rağmen sigara tüketimine devam etmektir. Ya da emniyet kemerinin
hayata bağladığını bildiğimiz halde, kemer takmama eğilimi göstermemiz de
akılda kalıcı basit örneklerden biridir. Bazen ikilem de yaşanabilir. İki eşit derecede
cazipliği olan, zorlu bir karar yaratır. İkilemde kalma aşaması, kişinin en
kolay ikna edilecek dönemidir. İkna edecek olan taraf süreci doğru kullandığında,
savunulması istenen fikri ve diğer alternatifleri değerlendirdiğinde bu ikilemi
başarıyla neticelendirebilir. Kişi bazen tutarsızlıklarını mantıklı hale getirmeye,
kendince olumlu argümanlar geliştirmeye başladığında ve başarısız olduğunda
huzursuzluklar yaşamaya başlar. Böyle bir durumda çelişkilerimizin farkına
varıp azaltma yoluna gitmektense, mevcut olan çelişki durumunu arttıracak her
türlü bilgiden kaçınmayı tercih ederiz. Hele de karşıt fikri savunmaya
zorlandığımız durumlarda, karşılığında ödül olması ya da bir ceza olması,
baskıların sayısı, önemi arttıkça çelişkilerimizin boyutu da küçülür. Çünkü
kendimiz yorulmadan bir sebep buluruz ve dış etkenle kılıfı zihnimize
yerleştiririz. Zamanla kendi düşüncelerimizden vazgeçip, karşı olduğumuz düşüncelere
bile inanmamız söz konusu olabilir. Yapılan araştırmalar sonucu kişilerin sosyal
çevrelerinin etkisi altında vermiş oldukları kararlarda daha büyük bir bilişsel
çelişki yaşadığını, kendi kişisel duygu ve inançlarına dayanarak verdikleri
kararlarda ise bilişsel çelişkinin daha az yaşandığı saptanmıştır. Yaşanan
çelişki rasyonelleştirilirken, karar verme sürecinde etkili olan faktörlerin
önemli rolü olduğunu söylemek yanlış olmaz.Aslında toplumumuzda çok sayıda insanın mahalle
baskısına maruz kaldığını ve bu tür durumları yaşadığını varsayarsak, hepimiz
bilişsel çelişkinin nasıl yaşandığını, farkına bile varmadan nasıl kendi
gardımızı aldığımızı düşünebiliriz. Gerçekte sahip olduğumuz bir fikri,
toplumun sahip olduğu, bize karşıt bir fikre karşı gelip kaç kişi
savunabiliyor. Böyle bir durumda da kendi fikirlerimiz ile toplum içinde ifade
ettiğimiz fikirlerimiz arasında bir çelişki doğuyor.
Genel
27 Kasım 2012 - 00:33
Çelişiyoruz…
Davranışlarımız, hareketlerimiz, eylemlerimiz, tutumlarımız, görüşlerimiz ve ideolojimiz arasında bir tutarsızlık varsa, bu durumlar arasında zıtlık söz konusuysa kişi, bir çelişki içerisindedir.
Genel
27 Kasım 2012 - 00:33












