TRT Türkiye kanalında yapılan Bilakuyut/Sınırsız programında Mısırlı
Sunucu İsam Necah stüdyo konuklarına Burma'da bir insanlık dramı
yaşanmasına rağmen İslam âleminin ve toplumlarının neden bu ülkeyi ve
Arakan'ı haritada göstermekten aciz olduklarını sordu. Yine ayrıca
Burma'da yaşananlara karşı ilgisizliğe mukabil herkesin Londra
Olimpiyatları'yla neden bu kadar yakından alâkalı olduğunu sordu. Bu
soruların ikna edici cevabı yok. Muhtemel cevaplardan birisi
Müslümanların dini bağlarının zayıflamasıdır. Peki dini bağlar bu kadar
zayıfladıysa insanlık bağları da mı zayıfladı? Anlaşılan o ki hem
Müslümanların hem de dünyanın insanlık bağları da zayıflamış. Bunun
vicdanın çökmesiyle yakından alâkası var. Peki! Vicdan neden çöker?
Bencillikten ve dünyevileşmekten çöker. Manevi değerlerin aşınmasından
ve maddi değerlere yoğunlaşmaktan ileri gelir. Burma'da Müslümanlara ait 10 bin ev yakılıyor ve kimsenin ruhu duymuyor ve kılı kıpırdamıyor. Ve
insanlık ve Müslümanlar olimpiyat ateşinin peşinden gidiyor. Hatta
ilginçtir, Londra'da olimpiyat ateşini dolandıran kişiye müdahale eden
bir Müslüman derdest edilerek yaka paça gözaltına alınıyor. Olimpiyat
ateşini korumak için polisler nöbet tutarken Burmalı polisler ise
Müslümanların binlerce evinin yakılmasına seyirci kalmaktan öte bizzat
suç fiiline iştirak ediyor. Burada calibi dikkat iki husus var.
Bunlardan birisi Müslümanların cehaleti. Artık azınlıklarımızla
ilgilenmiyoruz. Bu nedenle de nerede ne kadar Müslüman azınlık var
bilmiyoruz. İkincisi de bildiğimiz halde ilgilenmiyoruz. Buna tecahül
diyoruz ve cehaletin daha katmerlisi. Cehaletle veya tecahülle
vicdanlarımızı rahatlatıyoruz ama sorumluluktan kurtulabiliyor muyuz?Burma'daki yangına veya soykırıma yönelik olarak neler yapılabilir?
Öncelikli olarak hem Bangladeş hem de Burma'ya siyasi baskı yapılması
gerekiyor. Bangladeş'e baskıyla birlikte kıt imkânlarını nazarı itibara
alarak yardım yapmak da gerekiyor. Bangladeş en azından kendisine
sığınanlara insanca muamele yapmalı ve insani bir ortam hazırlamalı.
Bangladeş'in imkânları buna yetmez. Ayrıca maalesef Bangladeş'teki
mevcut yapı ve hükümet de bu konularda duyarlı olmaktan çok uzak. Sadece Gulam A'zam gibi Cemaat-ı İslami liderlerini 40 yıllık olaylarla
alâkalı olarak sorguluyor ve hapsediyor. Lakin yine de Bangladeş'in
kendisi yardıma muhtaç bir ülke. Bu nedenle hem siyasi baskı yapılması
hem de yardım edilmesi gerekiyor. İkinci kademede, Burma yönetimi
tamamen baskı altına alınmalı ve teşhir edilmeli. Bunun için
uluslararası kuruluşlar devreye sokulmalı ve Burma yönetiminin yaptığı
karartma kaldırılmalı ve dünya gerçeklerle yüzleştirilmeli. Bunun için
İKÖ içinden bir temas grubu kurulmalı ve Burma Müslümanlarının halini
takip etmeli ve gözlem altında tutmalı ve gelişmelerle ilgili dünyayı
bilgilendirmeli ve uyarmalı. Bununla birlikte Suudlu Diplomat Ali
Gamidi'nin ifadesiyle İİÖ'nün çabaları çok yetersiz ve adeta varlığıyla
yokluğu bir. İİÖ içinden hangi heyet zahmet edip de Arakanlı
Müslümanların derme çatma kamplarını ziyaret etti. Mezalimine tanık
oldu. Zaten büyük kısmı kamplardan da yoksun. Nehir kıyılarında
barınaktan mahrum olarak hayat sürmeye çalışıyor. 'Ölümü bekliyorlar'
dersek kusur etmiş olmayız. Gerçekten de İİÖ gibi örgütler nerede? Neden Bangladeş ve Burma'ya gerçekleri yerinde görmek için gitmezler?Ayrıca Burmalı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Aung San Suu Kyi de siyasi hesaplarından dolayı Burmalı Müslümanların davasıyla ilgilenmiyor.
Onlara sahip çıkmıyor. Hâlbuki Müslümanlar biraz da onun ve babasının
siyasi çizgisini desteklemenin bedelini ödüyorlar. Bu ne vefasızlık!
Aung San Suu Kyi hem ödülünün hakkını vermediği gibi hem de Müslümanlara karşı vefa borcunu ödememiştir. Suu Kyi görevini yapmıyorsa İslam
âleminde meseleyi gündeme getirecek kanaat önderleri yok mu? Sözgelimi
Mısır'da devrimin meşalelerinden birisi olan ve 'Mısır'ın son feslisi'
lakabıyla anılan Süveyş Kahramanı Hafız Selame bu konuda da öncü olmuş
ve Burma gündemini Mısır'a taşımıştır. Mısır'da Burma meselesinin
sözcüsü haline gelmiştir. Kemal Helbavi ve Ali Gamidi gibi isimler İslam âleminde Nobel ödülü alan isimlerin bu meseleyi gündeme getirerek
kitleleşmesine hizmet edebileceklerini söylediler. Bu bir yöntem.
Sözgelimi Yemen'den Tevekkül Kirman ve Mısır'dan Faruk Baz gibiler
meseleye sahip çıkabilirler. Yanlarına alabilecekleri bir iki farklı
isimle de Burma'ya bir çıkarma yaparak dünyanın dikkatini burada
yaşananlara çekebilirler. Bizden de yanlarına Orhan Pamuk'u alsınlar.
Tabii giderse! Böylece Orhan Pamuk'un tatlı su aydını olup olmadığı da
bu vesile ile ortaya çıkar. Sadece 'mazlum olarak' Ermenileri mi
seviyor, onu da görürüz. Onun için bu mesele turnusol kâğıdı olur. Zira
Batı'da yer edinebilmek için Ermeni muhibbanlığı yapıyordu. Bunda samimi olup olmadığını Burma üzerinden test edebiliriz. Ermeni muhibbanlığı
yapıyor biraz da Burmalı mazlum Müslümanların sesi olsa ya! Ne kaybeder? Yoksa tenezzül buyurmaz mı?
Genel
06 Ağustos 2012 - 03:20
Budist ateşinden olimpiyat meşalesine
TRT Türkiye kanalında yapılan Bilakuyut/Sınırsız programında Mısırlı Sunucu İsam Necah stüdyo konuklarına Burma'da bir insanlık dramı yaşanmasına rağmen İslam âleminin ve toplumlarının neden bu ülkeyi ve Arakan'ı haritada göstermekten aciz olduklarını sordu.
Genel
06 Ağustos 2012 - 03:20













