MÜSLÜMANLARIN MASUMİYETİ ÜZERİNEGünlerden beri bütün dünyada; Müslümanları kışkırtmak amacıyla
ABD’de çevrilen ‘Müslümanların Masumiyeti’ adlı fitne filmi ve yapılan
protestolar, çıkan olaylar konuşuldu, yazıldı, çizildi. Ben bunlara
değinmeyeceğim. Ancak bu tip olaylara yaniHaçlı zihniyetlilerin
Müslümanlara ve onların en hassas noktaları olan Peygamberimiz Hz.
Muhammed (s.a.v.)’e hakaret etmeleri meselesine değineceğim. Biliyor
musunuz, Haçlı zihniyeti taşıyan bazı medeni (?) Batılıların
Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaretvari film yapmaları, karikatür çizmeleri ilk değil, bu Haçlı zihniyeti onlarda olduğu müddetçe son da olmayacak! İlk değil derken son yıllarda olanları kastetmiyorum. Kastettiğim 823
yıl öncesi.
(İslâm minyatürlerinde büyük komutan Selâhaddin Eyyûbî)
(Haçlılar’ınAkka’yı kuşatması)
(Kudüs’ün fethi. Kudüs Kralı Gui’ninHıttin Savaşından sonra
Selâhaddin Eyyûbî’ye esir düşmüş ve Selâhaddin Eyyûbî’nin huzurunda.)
(Kerek Prinkepsi Renauld de Chatillon’un idamı Kaynak 15. yy. resimli yazması. Bunu çizerken bile Müslümanları nasıl da vahşi göstermeye
çalışmaktalar!)Arap âdetlerine göre bir esire yiyecek ve içecek vermek, onu bağışlamak anlamına geliyorduArap âdetlerine göre bir esire yiyecek ve içecek vermek, onu
bağışlamak anlamına geldiğinden Selâhaddin, tercümanı vasıtasıyla krala
dönerek, "Krala söyle, bu adama su veren kendisidir, ben değilim” dedi. Belki de Chatillon, Arap âdetlerini bildiği için sürahiyi Gui’nin
elinden çekip almıştı. Sonra Renauld’a dönerek ihanetlerini ve işlediği
cinayetlerini bir bir yüzüne sayarak, onu öldüreceğine dair iki defa
yemin ettiğini hatırlattı. Kendisine, "Sen benim Peygamberim Muhammed Aleyhisselâm’a hakaret ettin. Üstelik bunu da Müslümanların
yüzüne karşı söyledin. Böyle yapmamalıydın” dedi.
Chatillon, Selâhaddin’e diklenerek, aksi bir cevap verince sultan
kılıcını çekerek onu kendi elleriyle öldürdü. Kudüs kralı sıranın
kendisine geldiğini düşünerek korkudan titremeye başlamış. Sultan onu şu sözlerle teskin etti: "Bir hükümdar diğer bir hükümdarı
öldürmez. Ancak bu adamın alçaklığı ve utanmazlığı, dinîme ve kutsal
saydığım şeylere yaptığı hakaretler haddini aşmıştı, bu yüzden ölümü hak etti. Ne yaparsan, karşılığını bulursun” sonra da
etrafındakilere dönerek, kral ve maiyetindekilerin esaretleri sırasında
incitilmemeleri ve onlara saygılı davranılarak rahat ettirilmeleri
emrini verdi.Son söz, dinimize ve Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaret edenlere
elbette müsamahalı davranmayalım, ama provakatif amaçlı oyun ve
kışkırtmalara da gelmeyelim… Galeyana getiriyorlar ki Müslümanları
kışkırtıp, harekete geçirmek, sonra da dünyaya: "Görün bakın Müslümanlar ne kadar vahşi… Terörist… Biz boşa mı onlarla mücadele
etmekteyiz? Biz davamızda haklıyız. Bakın yaptıkları vahşete!” diyebilmek. Böylece haklı konuma geçebilmek için… Böyle bir fitneyi
düşünse düşünse Haçlı ruhlular düşünür. İşte onların eline böyle koz
vermemek için galeyana gelmeyelim. Onların oyununa gelmeyelim. 823 yıl
önce Müslümanlara savaş açmak için Haçlı ordusu toplamak amacıyla
Hristiyanları galeyana getirenler bu gün de aynı amaçlarla Müslümanları
galeyana getirmekteler ne yazık ki… Acaba diyorum ne toplamaktalar?
(İslâm minyatürlerinde büyük komutan Selâhaddin Eyyûbî)Kudüs Patriği Çizdirdiği Karikatürle Asker Topluyor
Kudüs, büyük komutan, Şark’ın Sevgili Sultanı Selâhaddin Eyyûbî tarafından 1187 yılında fethedilmişti. Ancak bu fetih Haçlılarca bir türlü hazmedilememişti. 1189 yılında, Papazlar, rahipler ve meşhur şövalyeler karalar giyinmiş, halk arasında dolaşarak onları Kudüs’ün intikamını almaya davet ediyorlardı. Kudüs patriği ise Hz. İsa’yı bir Arap tarafından dövülürken gösteren resimler yaptırıp dağıtmaya başlamıştı bile. Hz. İsa’nın kanlar içinde kalmış resimlerini çizerek, "İşte bu resim, Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed’in Hz. İsa’yı dövdüğünü, yaralayıp öldürdüğünü göstermektedir”diye propoganda yapmaktaydı. Bu resimlerden o kadar çok çizmişlerdi ki gezdikleri her yerde halka gösterip, isteyenlere veriyorlardı. Resmi gören dindar Hristiyan halk ağlıyor, feryadı figan edip, Hz. İsa’nın yasını tutuyor, Peygamberimiz (s.a.v.)’e kinleniyor ve Müslümanlara karşı bu kinlerini bileyerek, öfke kusuyorlardı..Bu söylemlerle çevre kasaba ve köylerde dolaşan patrik de her defasında bunun meyvelerini toplayıp, çok fazla yiyecek ve altınla geri dönüyordu… Böylece şövalyeler, papazlar ve rahipler çok uzak yerlerden gelen Haçlılar’ın dinî duygularını harekete geçiriyor, büyük bir infial yaratıyorlardı. Kışkırtmalar öyle bir vaziyet almış ki yapılması planlanan Haçlı seferine katılamayanlar yerine başka bir adam kiralayıp gönderecek ve mukabilince para verecek kadar galeyana gelmişti! Bu günkü gibi bir teknolojinin hayalinin bile kurulamadığı o zamanlar düşünün ki Haçlı zihniyetine mensup insanlar nelerin hayalini kuruyorlarmış? Fitne ve kışkırtma ta o zamanlardan başlamış. Karikatür, resim çizerek Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaret de…Tek fark var, o günlerde Hristiyan halktı kışkırtılıp galeyana getirtilen, günümüzde ise Müslümanlar!Galeyana getiriyorlar ki Müslümanları kışkırtıp, harekete geçirmek, sonra da dünyaya: "Görün bakın Müslümanlar ne kadar vahşi… Terörist… Biz boşa mı onlarla mücadele etmekteyiz? Biz davamızda haklıyız. Bakın yaptıkları vahşete!” diyebilmek. Böylece haklı konuma geçebilmek için… Böyle bir fitneyi düşünse düşünse Haçlı ruhlular düşünür. İşte onların eline böyle koz vermemek için galeyana gelmeyelim. Onların oyununa gelmeyelim. 823 yıl önce Müslümanlara savaş açmak için Haçlı ordusu toplamak amacıyla Hristiyanları galeyana getirenler bu gün de aynı amaçlarla Müslümanları galeyana getirmekteler ne yazık ki… Acaba diyorum ne toplamaktalar?
(Haçlılar’ınAkka’yı kuşatması)Selâhaddin Eyyûbî Müslümanların Savaşa Karşı Duyarsızlığını Halifeye Şikâyet Ediyor
Patriğin bu şekilde asker toplamasından rahatsız olan Sultan Selâhaddin, halifeye yazdığı bir mektupta durumu şöyle anlatmıştı: "Davaları uğrunda ölümü hiçe sayan, bu uğurda vatanlarından ve ailelerinden isteyerek ayrılan, azgın denizde yolculuk ederek canlarını tehlikeye atan Frenkler’le İslâm’ın başı dertte. Onlar bunları papazlarına itaat etmek ve peygamberlerinin kabri uğrunda ölmek için yapıyorlar. İhtiyaçları olduğu halde mal istemiyorlar, bütün zahmetlerine rağmen de bu inançlarından vazgeçmiyorlar. Aksine pervaneler gibi kılıçların üzerine atılıyorlar. Öyle ki kadınlar bile ülkelerinden deniz yoluyla geliyorlar. Nice Frenk kadınları zırh giyip savaşmak için kalkanlar ve mızraklar taşıyorlar. Yapılan çarpışmalarda bu kadınlardan bazıları ölü olarak bulundu. Müslümanlar ise tam aksine sızlanıyorlar, sabır göstermiyorlar. Bölük bölük oluyorlar, toplanmıyorlar. Sıvışıp gidiyorlar, dönmüyorlar. Kalırlarsa para verilince kalıyorlar, gelirlerse de kalplerinde birlik olmadan geliyorlar.” Daha birkaç yıl önce Hıttin’de birlik ve beraberlik içinde kazanılan Kudüs Zaferi’nden sonra, Müslümanların gevşeyip lâkaytlaşması karşısında sultanın böyle bir yakınışı ne kadar acıdır!…Bundan daha da acısı Sultan Selâhaddin Eyyûbî sanki o günleri değil de bu günleri tasvir ediyor gibi…Fazla söze bilmem ki gerek var mı?
(Kudüs’ün fethi. Kudüs Kralı Gui’ninHıttin Savaşından sonra
Selâhaddin Eyyûbî’ye esir düşmüş ve Selâhaddin Eyyûbî’nin huzurunda.)Selâhaddin Eyyûbî Dinine Hakaret Edenlere Merhamet Etmezdi
Selâhaddin, başka dinlere saygılı olduğu gibi, İslâm’a hakaret edenlere de oldukça öfkeli olabiliyordu. KerekPrinkepsiRenauld de Chatillon, sultan ile yapılan ticaret kervanlarının serbestçe dolaşması antlaşmasına uymayarak, kendi bölgesinden geçen kervanlara saldırıp mallarını gasbetmiş, kervancılara işkence edip zindanlara kapatmıştı. Kendisinden esirleri serbest bırakması istenilince de verdiği cevap, "Muhammed’i çağırın,bu durumdan sizi o kurtarsın” olmuştu. Bu olay Selâhaddin’e ulaşınca "Eğer, Allah, o adamı ele geçirmeyi bana nasip ederse onu kendi ellerimle öldüreceğim”diye yemin etmişti. Üstelik KerekPrinkepsiRenauld de Chatillon, Mekke ve Medine’ye saldırmakistemişti. Bu gaye ile içinde Sultan Selâhaddin’in akrabalarının da bulunduğu hac kervanına, Kerek’ten geçerken baskın yapmış, sultanın akrabalarını ve hacıları öldürmüştü. Bunun üzerine sultan da onu ele geçirdiğinde öldüreceğine dair ikinci defa yemin etmişti. Savaş sonucunda esir düşen Kudüs Kralı De Guive Chatillon’uile diğer ileri gelenleri Selâhaddin’in otağına götürdüler. Selâhaddin esirlerini güler yüzle karşıladı. Kudüs kralını yanına oturttu. Ona kar ile soğutulmuş bir sürahi gül suyu ikram etti. Gui, sudan içtikten sonra sürahiyi Chatillon’a uzattı.
(Kerek Prinkepsi Renauld de Chatillon’un idamı Kaynak 15. yy. resimli yazması. Bunu çizerken bile Müslümanları nasıl da vahşi göstermeye
çalışmaktalar!)Arap âdetlerine göre bir esire yiyecek ve içecek vermek, onu bağışlamak anlamına geliyorduArap âdetlerine göre bir esire yiyecek ve içecek vermek, onu
bağışlamak anlamına geldiğinden Selâhaddin, tercümanı vasıtasıyla krala
dönerek, "Krala söyle, bu adama su veren kendisidir, ben değilim” dedi. Belki de Chatillon, Arap âdetlerini bildiği için sürahiyi Gui’nin
elinden çekip almıştı. Sonra Renauld’a dönerek ihanetlerini ve işlediği
cinayetlerini bir bir yüzüne sayarak, onu öldüreceğine dair iki defa
yemin ettiğini hatırlattı. Kendisine, "Sen benim Peygamberim Muhammed Aleyhisselâm’a hakaret ettin. Üstelik bunu da Müslümanların
yüzüne karşı söyledin. Böyle yapmamalıydın” dedi.
Chatillon, Selâhaddin’e diklenerek, aksi bir cevap verince sultan
kılıcını çekerek onu kendi elleriyle öldürdü. Kudüs kralı sıranın
kendisine geldiğini düşünerek korkudan titremeye başlamış. Sultan onu şu sözlerle teskin etti: "Bir hükümdar diğer bir hükümdarı
öldürmez. Ancak bu adamın alçaklığı ve utanmazlığı, dinîme ve kutsal
saydığım şeylere yaptığı hakaretler haddini aşmıştı, bu yüzden ölümü hak etti. Ne yaparsan, karşılığını bulursun” sonra da
etrafındakilere dönerek, kral ve maiyetindekilerin esaretleri sırasında
incitilmemeleri ve onlara saygılı davranılarak rahat ettirilmeleri
emrini verdi.Son söz, dinimize ve Peygamberimiz (s.a.v.)’e hakaret edenlere
elbette müsamahalı davranmayalım, ama provakatif amaçlı oyun ve
kışkırtmalara da gelmeyelim… Galeyana getiriyorlar ki Müslümanları
kışkırtıp, harekete geçirmek, sonra da dünyaya: "Görün bakın Müslümanlar ne kadar vahşi… Terörist… Biz boşa mı onlarla mücadele
etmekteyiz? Biz davamızda haklıyız. Bakın yaptıkları vahşete!” diyebilmek. Böylece haklı konuma geçebilmek için… Böyle bir fitneyi
düşünse düşünse Haçlı ruhlular düşünür. İşte onların eline böyle koz
vermemek için galeyana gelmeyelim. Onların oyununa gelmeyelim. 823 yıl
önce Müslümanlara savaş açmak için Haçlı ordusu toplamak amacıyla
Hristiyanları galeyana getirenler bu gün de aynı amaçlarla Müslümanları
galeyana getirmekteler ne yazık ki… Acaba diyorum ne toplamaktalar?FATMA TOKSOY
KAYNAKLARv Cemal Toksoy-Fatma Toksoy, Selâhaddin Eyyûbi’nin Liderlik Sırları, İstanbul: Okumuş Adam Yayıncılık, 2008, s. 220.v İbnü’l-Esir, el-Kamil fi’t-Tarih Tercümesi (trc. Ahmed Ağırakça, Abdülkerim Özaydın), İstanbul, 1987, c. XII, s.s. 38-39.
















