İster Arap Baharı öncesinde olsun, isterse şu
an yaşanan süreçte, fark etmez. Toplamda İslam dünyası diye
adlandırdığımız kırık dökük ve bir o kadar da dağınık coğrafyanın
sorunlarını konuşuyoruz. Konuşmak ne kelime, bizzat yaşıyoruz.Darbe tezgahtarlığından kahvehane temsilciliğine terfi edenler ne
derse desinler, yaşananlar bu coğrafyanın kaderi. Ne işimiz var
buralarda diyerek kaderinizden kaçamazsınız. Kaderinizde nasıl söz
sahibi olacağınıza kafa yorar ve fikriniz varsa söylersiniz. Kol kola
girip ‘vezir düşürme’ planları yaptığınız Germen meslektaşlarınızın
engin tecrübesinden yararlanın hiç olmazsa!Hoş, ana muhalefet liderinin, kendi ülkesinin Dışişleri Bakanı’na
ağız dolusu hakaret ettiği, üstüne bir de ‘Küçük Enver’ gibi yakışıksız
bir benzetme yaptığı bir ülkede daha fazlasını beklemek hayal. Ne Kemal
Kılıçdaroğlu, ne de onun zihniyetini yaşatanlar, sadece Mustafa Kemal’in pragmatizmiyle değil, Enver Paşa’nın hayalleriyle de bu coğrafyada var
olduğumuzu anlayamazlar.***Yukarıda tarif ettiğimiz geniş alanda sorunların nasıl ele alınacağı
konusunda kafalar elbette karışık. Mısır, beklenenden çok daha hızlı bir yol haritasıyla ilerliyor. Sürpriz hamlelerle kendi iç dengelerini
kuruyor, diğer yandan kafasını kaldırıp coğrafyada neler olduğuna
bakıyor.Kuşkusuz Mısır ordusunun kurumsal geçmişi ve hafızası, olup biteni
okuma konusunda ona manevra alanları sundu. Gecikmeli de olsa Kahire’de
iktidarla çatışan değil, karşılıklı dönüşüme kapı aralayan bir ordu var. Mısır’ın yeni lideri Muhammed Mursi hem kendi gücünün, hem de bu
dengenin farkında.Mursi’nin seçilmesinin hemen ardından Beşar Esad’dan gelen tebrik
mesajına verdiği ‘Benim muhatabım sen değilsin, Suriye halkıdır’ cevabı, Kahire’nin bölge denkleminde beni unutmayın uyarısıydı aynı zamanda.Şimdi Mursi, Bağlantısızlar Hareketi’nin zirvesine katılmaya
hazırlanıyor. Bu katılımı böylesine dikkat çekici kılan kuşkusuz
toplantının Tahran’da yapılacak olması. Ayrıca Mısır dönem başkanlığını
üç yıllığına İran’a devretmeye hazırlanıyor.Kahire’nin toplantıya bu düzeyde katılımına, Amerikan yönetiminden
eleştiri geldi. Ancak bu tepki Mursi’nin kararını değiştirmesi bir yana, elini güçlendirecektir. Müslüman Kardeşler içinde yüksek sesle olmasa
da İran’la diyalog sürecine sıcak bakmayanlar var. Ancak Mursi artık bir devlet başkanı ve bu eleştirilere rağmen yoluna devam etmek zorunda.***Mısır’ın toplantıdaki varlığı, Suriye konusunda güçlü bir aktörün
sahneye çıkışı aynı zamanda. Bir yanda Suriye rejimine desteğini
sürdüren Tahran ve diğer yanda bu yönetimi tanımadığını ilan eden
Kahire. Diğer yandan uzun yıllar boyunca iki ülke ilişkilerinin gergin
olduğunu, Tahran’daki büyük caddelerden birine ‘Halid El İslambuli’
adının verildiğini de unutmayalım. (İslambuli, Mısır’ın önceki lideri
Enver Sedat’ı öldüren isimdi.)Tahran’daki toplantıda Suriye’nin yanı sıra pek çok bölgesel sorun ve bunlar üzerinde söz sahibi olan uluslararası kurum ve yaklaşımlar da
masaya yatırılacak.Toplantıyı önümüzdeki hafta konuşacağız. Ancak belki de bu vesileyle
altı çizilmesi gereken en önemli nokta, geniş bir alana yayılan ve
giderek derinleşen sorunların başat aktörler eliyle konuşulması.
Türkiye, Mısır ve İran ekseninde başlayacak bir diyalog süreci, aşılmaz
gibi görülen sorunların çözümünde ciddi bir başlangıç olabilir.İran, özellikle Suriye konusundaki tavrıyla topladığı tepki ve
öfkenin ne kadar farkında bilemiyoruz. Ancak bu tür zeminlere samimi ve
sahici katkılar sağlamazsa, bunların daha da derinleşeceği aşikar.Ankara, Kahire ve Tahran, bu üç merkezin İslam dünyasının geleceğini
konuşabilmesi üzerinde daha fazla durmak gerekiyor. Bakalım
Bağlantısızlar Zirvesi’nde nelere tanık olacağız.
Genel
31 Ağustos 2012 - 00:20
Ankara-Kahire-Tahran üçgeni
İster Arap Baharı öncesinde olsun, isterse şu an yaşanan süreçte, fark etmez. Toplamda İslam dünyası diye adlandırdığımız kırık dökük ve bir o kadar da dağınık coğrafyanın sorunlarını konuşuyoruz. Konuşmak ne kelime, bizzat yaşıyoruz.
Genel
31 Ağustos 2012 - 00:20













