"Yiğidin biri, bir ayıyı ejderhanın elinden
kurtarınca, ayı ona gönül verip bağlanmış. Hastalanınca da başında beklemeye
başlamış. Oradan geçen birisi, başında ayının beklediği yiğidi görünce: ‘Ayıya
güve olur mu?’ diye sormuş. ‘Ahmakların dostluğu, düşmanlıktan beterdir. Haydi
bırak bu ayıyı da peşimden gel” diye de eklemiş. Bu sözler üzerine çileden çıkan yiğit,
‘galiba’ diye düşünmüş, ‘bu adam, bu ayı ile dostluğumu kıskandı ya da
dostluğumu bozmak için iddiaya tutuştu. Yahut katilin biri. Canıma kastetmeye
geldi.’ Bunları düşünerek terslemiş adamı. Adam da
sözü kâr etmeyince yiğidin yanından uzaklaşmış. Yiğit de uyumaya başlamış. Bu
arada yiğidin yüzüne bir sinek konmuş. Ayı yiğidin yüzüne konan sineğe çok
kızmış. Sineği kovalıyormuş ama sinek yine gelip yiğidin yüzüne konuyormuş.
Sabrı taşan ayı, yiğidi sinekten kurtarmak için eline aldığı taşı, sineğin
üzerine indirmiş. Ne var ki sinek yiğidin alnındaymış ve taş
yiğidin suratını dağıtmış.” Ayıdan dost olur mu? Tartışılır. Asıl
üzerinde durulması gereken ahmaktan dost olur mu? Bunun üzerinde durulması ve
tartışılması gerekir. Bilge atalarımız, vurgu yapmak istedikleri meseleler
üzerine böyle örneklendirmeler yaparak, bizim mevzuya dikkatimizi çekmek
istemişler. Deyimler, atasözleri de böyle doğmamış
mıdır zaten? İnsan daha iyi anlasın, idrak etsin diye konuyu hayvanlarla veya
başka varlıklarla özdeşleştiren atalarımız, bize ders aldırıcı küçük öyküler
sunmuşlar. Öyküyü unutan ya da öğrenmeyen insana miras olarak tek bir cümle
kalmış. "Ayıdan dost olmaz” sözünde olduğu gibi. Niye durduk yere ayıyla dost olunur ki
diye sormamış insan ve gelişigüzel kullanmaya başlamış deyimi. Başka başka
şeylere uyarlamış. Ona keza bu sözü mü baz aldı bilinmez ama
başka biri de "bir tane ahmak dosta on tane akıllı düşmanı yeğlerim” demiş. Demek
ki ahmakların dostluğundan fersah fersah kaçacaksın. Ki boşu boşuna vakit
kaybetmeyesin. Onunla uğraşarak, ona harcadığın zamanı daha faydalı, verimli
işlerde kullanabilesin. Öyle değil midir? Az önceki sözü esas
alırsak, düşman açık oynar kartlarını, ona göre alırsın gardını. Oysa dostum
dediğin, ahmaksa şayet, ahmaklığı yüzünden senin sonunu da hazırlıyor olabilir
ama dost bildiğin için farkına bile varmazsın. Ta ki alnının ortasına bir taş yiyene
kadar! Çıkış noktasını öğrendikten sonra daha
çok hoşuma giden, "ayıdan dost olmaz” sözünü –bir hayvan sever olarak- ben
değiştirmek istiyorum. Şöyle kullanılsın bu söz: "Ahmaktan dost olmaz.” Örneklendirmeler ve teşbihler konusunda
da insanın imdadına koşan, kendisine zarar verilmediği müddetçe dost kalan,
Allah’ın genlerine nakşettiği güdülerle hareket edip, ekolojik dengede sadece
görevlerini ifa eden, tabiata ve diğer canlılara karşı insanlardan daha saygılı
ve korumacı bu güzelim yaratılmışlara atfen böyle bir sözün özdeşleştirilmesine
karşı çıkıyorum ve "ayıdan dost olur, çok da güzel olur, Allah bizi ayıların
değil, ahmakların dostluğundan muhafaza eylesin” diyorum.
Genel
07 Ekim 2012 - 21:06
Güncelleme: 08 Ekim 2012 - 14:31
Ahmaktan dost olmaz!
"Yiğidin biri, bir ayıyı ejderhanın elinden kurtarınca, ayı ona gönül verip bağlanmış. Hastalanınca da başında beklemeye başlamış. Oradan geçen birisi, başında ayının beklediği yiğidi görünce: 'Ayıya güve olur mu?' diye sormuş. 'Ahmakların dostluğu, düşmanlıktan beterdir. Haydi bırak bu ayıyı da peşimden gel" diye de eklemiş.
Genel
07 Ekim 2012 - 21:06
Güncelleme: 08 Ekim 2012 - 14:31











