Siyset ve strateji uzmanları, ABD ve NATO güçlerinin 2014 yılında Afganistan'dan çıkartılmasından sonra, bölgedeki endişenin iki katına çıkacağını, uyuşturucu kaçakçılığının artacağını ve şiddetin daha da yayılacağını savunuyor.
İddialar, ABD'nin New York kentinden "Açık Toplum" vakfının Orta Asya ve Avrasya Politikası uzmanı Cornelius Graubner'in Afganistan'ın 2014 yılından sonraki öngörülerini ele aldığı aşağıdaki yazısında geçiyor.
Görünüşte Afganistan, şiddetin en büyük ihracatçısı olan bir ülke. ABD ve NATO'nun Koalisyon güçlerinin bu ülkeden 2014 yılından sonra çıkması ile Orta Asya ülkeleri ile diğer komşu devletler ciddi sorunlar yaşayacak. Önceki hafta Tacikistan-Afganistan sınır bölgesinde silahlı çeteyle asker arasında bir çatışma yaşandı. Bu olay Orta Asya'da şiddetin devam edeceğini gösteriyor.
Rusya, Çin, ABD ve Avrupalı uzmanlar 2014 yılından sonra Afganistan'da "aşırılık", uyuşturucu kaçakçılığı ve ticareti gibi gelişmelerin artacağını bu durumun en çok Orta Asya bölgesinde kaos ve şiddetin yayılmasına neden olacağını belirtiyor. Bu tehditlere karşı hazır olmak ve mücadele etmek için Orta Asya ülkelerine güvenlik yardımının arttırılması gerektiği belirtiliyor. Bu çerçevede ilk aşamada sınır muhafızları ile kolluk kuvvetlerinin eğitim ve ekipman desteğinin hızlandırılması fikri öne çıkıyor. Bu konudan ilk adım olarak, ABD'nin 2014 yılından Afganistan'dan ayrılması ile Orta Asya ülkelerine zırhlı araçları ile görevli askeri personelin bölgede bırakılması amaçlanıyor. Diğer taraftan Rusya'nın da Tacikistan'daki üsste daha fazla kalması için girişmler hızlandırılıyor.
Bu adımlar oldukça mantıklı bir strateji olarak algılansa bile, esas sorunun çözümüne ulaşması mümkün olmayacaktır. Lakin Orta Asya'daki tehditlerin dışardan değil ülke içinden çıkması bunun en büyük nedenidir. Tacikistan'da 1990'lı yıllarda yaşanan iç savaşın aktörelerinin dış tehdit değil ülke içinden çıkması, buna bir başka örnek olarak gösterilebilir. Diğer Orta Asya ülkeleri Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'da da benzer bir durumun ortaya çıkabileceği endişesi bulunuyor. Tatsız olayların sadece dini ve terörizm olaylarla değil; vatandaşların iktidara karşı ekonomik sıkıntısı ve insan haklarının savunması yönünde ayaklanmaları ile yaşanabileceği de belirtiliyor.
Orta Asya ülkelerinin bağımsızlığından sonraki yılları veya son 20 yılı ele alan analiz değerlendirmeye göre, daha ilk yıllarda 1990'da Kırgızistan'ın Özgen ve Oş kentlerinde yaşanan etnik çatışmanın benzerinin 2010 yılında tekralanması; Tacikistan'da 1990'lı yılların ortalarında başlayan iç savaş, Özbekistan'da 2005 yılında yaşanan kanlı Andican olayı, Kırgızistan'da 2005 ve 2010 yılında halkın iktidara yönelik isyanı, geçtiğimiz yıl Kazakistan'ın batı bölgesi Canıözen'de yaşanan silahlı operasyonlar ve yine Tacikistan'daki silahlı çetelerin ortaya çıkması gibi durumların Afganistan ile karıştırılmaması gerekiyor. Söz konusu olaylar devlet içindeki siyasi istikrarsızlık, ekonomik sıkıntı, halkın demokratik yaşam arzusu gibi yerel faktörlerden kaynaklanıyordu.
Orta Asya ülkelerin bölge güvenliği alanında yapılan yardımlar Brüksel, Washington, Moskova ve Pekin tarafından sağlanmaktadır. Ancak bu sorunların çözümü için elverişli değildir.
Mevcut yardım programları göz önüne alındığında ülke hükümetlerinin yapılan desteğe sağduyulu yaklaşımla çözüm üretmek yerine farklı davrandıkları anlaşılıyor. Güvenlik ve kolluk kuvvet alanında batı destekli eğitimlerin sonucunda bile bölgedeki yetkililerin daha etkili olma arzusu ve girişimi yok.
Bu yüzden Orta Asya'nın gövenliğinin sağlanması ancak dış yardımlarla mümkün olabilir. Orta Asya coğrafyası için muhtemel tehditlerin Afganistan'la ilişkilendirmek doğru olmadığı gibi; iç tehditlere karşı da ciddi önlemler alınması gerekmektedir.
Uyuşturcu kaçaklığına gelince, yasal olmayan bir maddenin yasa dışı değil yasal yollarla yani bu bölgedeki bir sınır kapısından sınır hizmeti biriminin üst yetkilisinin bile elinin bulunduğu bir grup tarafından rahatlıkla taşınabilme gerçeği de tartışılabilir.
dunyabulteni

















