Bölmeci, taksimci, ayrılıkçı, federasyoncu, bağımsızlıkçı ve ne türlü taviz elde ederse etsin tatminsiz Kürt silahlı hareketinde bir isticâl, bir harâret, bir telâşe: "İlerde lâzım olur" diye harcamayıp
biriktirdikleri bütün numaraları; bilcümle gerilla taktikalarını,
silâhlı ve külâhlı eylem biçimlerini ve propaganda çeşitlemelerini üst
üste sergileyerek kamuoyuna "mesaj" üstüne meşaz yağdırıyorlar.
Bir nevi, "Bu sene bıldırcın curnatası, tutturduk ne âlâ, aman
bastıralım" akılları... Bir eliyle milletvekili kaçırıp alıkoyma ve
sorgulama görünümüyle temiz havalı dağlarda piknik yaptırırken öte
taraftan yol kesiyorken tesadüfen karşılaşmış gibi, "Aa kuzen, vaay
emicemin kızı şükür görüştürene, böyle olmuyor vallahi; insan arayıp
sormaz mı; yolunuzu kesmesek görüşemeyeceğiz ayol" deyû sarım-gülüm
olmalar; diğer eliyle çarşı gezmesine çıkan İçişleri Bakanı'na "Sivil
toplum seni istemiyor, zorla mı arkadaş?" makamını hatırlasın diye taş
attırmaya kadar kütüklüğünde ne kadar cephane varsa yakıp durmaktalar. Suriye'deki iç savaşı çoğumuz endişeli ve muzdarip bir
bekleyişle seyrederken, öyle anlaşılıyor ki bazılarımız, "Bu patırtıdan
nasıl ederiz de kuzeyiyle eklemlenecek bir batı Kürdistan haritası
kotarırız" hesabı içinde; bu hesaba bir kısım liberalimizin, "İki medeni insan gibi ayrılalım Türkân; boşandıktan sonra da birbirimizin yüzüne
bakabilelim!" yaklaşımını sergileyerek "düğün"e kalburla su taşıması
manzarayı tamamlıyor gibi sanki... Velâkin bu patırtının asıl tantanalı aksâmı, yine bahtı kara
yazılı CHP'mizin payına düşecekmiş gibi bir hisleniş içindeyim. Tunceli
Milletvekili Hüseyin Aygün'ün bir kısım PKK'lı nazik ve iyi çocuklar
tarafından kaçırılması (pardon alıkonulması olacaktı!), suya atılan taş
misâli gittikçe büyüme istidadı gösteren dalgalar halinde CHP'nin birlik ve beraberliğine yönelik bir huzursuzluk şeklini alıyor. Nitekim son
olarak parti içinden yükselen eleştirilere, "CHP'nin ulusalcı
kafatasçılarla yürüyemeyeceği görülmüş oldu" tesbitiyle cevap veren
Aygün'ün yaklaşımı, İsa Gök tarafından, "Genel Merkez bu kötü gidişe ve
bu yanlış söylemlere izin vererek ve hatta destek çıkıp kol kanat
gererek, partiyi tabandan tümüyle koparmakta, büyük bir siyasi yok oluşa gidilmesine olanak tanımaktadır. Buna iyi niyetli bir anlam yüklemek
mümkün değildir" sözleriyle hırpalandı. Partinin asabî adamlar
kontenjanından Haluk Koç, anı minvalde sert tepki gösterdi. Hüseyin Aygün'le Kemal Kılıçdaroğlu aynı memleketin evlâtları;
toplumsal menşe'leri mutabakat halinde. Sadece siyasi tavır itibarıyla
farklı çizgilerde duruyorlar; Kılıçdaroğlu, anamuhalefet partisini
iktidara taşımak için sorumluluk üstlenip, sâkin ve soğukkanlı tutum
takip ederken Aygün, doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen, heyecanlı,
doğrucu bir yaklaşım gösteriyor; o kadar ki, Hüseyin Aygün CHP'nin
netâmeli geçmişiyle yüzleşirken bile gözünü budaktan esirgemiyor. Zaman
zaman Sayın Kılıçdaroğlu'nun, Aygün'e bakıp, "Ah böyle pervasız
konuşmayı ben de bilirdim ama viran olası hanede evlâd u ıyâl var" diye
hayıflandığını tahmin ediyorum. Hüseyin Aygün, Kılıçdaroğlu'nun içinden
geçirip de seslendiremediği köklü çelişkileri açığa çıkaran bir duruş
içinde ve bu gidişatın gösterdiği iki muhtemel gelişme var: Büyük
ihtimâl Aygün, yakın bir zaman içinde partisiyle vedalaşmak zorunda
kalabilir. Küçük ihtimâl ise Aygün'ün parti içinde "tabii kanaat lideri" kontenjanından yeni bir hizip başı teşkil etmesi ve çok daha küçük bir
ihtimâl olmak üzere parti liderliğine aday olmasıdır. Hüseyin Aygün'ün bugün itibarıyla savunduğu çizgiyi
Kılıçdaroğlu, liderliğinin ilk günlerinden itibaren üstlenip, CHP'yi
hakikaten yeni bir parti yapabilir ve geçmişiyle yüzleştirebilirdi;
çünkü kendisine büyük kredi tanınmıştı. O dem geçti. Şimdi Kılıçdaroğlu, içinden gelmese bile Aygün'e karşı CHP'nin İsmet Paşacı çehresini
takınmak zorunda. Tarihin istihzâsı hiç bitmiyor! Yol kesmelerinde halaoğlu, emmikızıyla hasret gideren taksimci,
ayrılıkçı ve bölmeci arkadaşlara gelince, onlara biraz bölge tarihi
okumalarını tavsiye ediyorum; vakitleri artarsa kalan zamanlarını "boş
havuz problemi" çözerek değerlendirebilirler!













