Dokuz yil once kizimi, Kuzey Caroline?da ki oturma odamda, 70?lerin klasik cocuk sarkisi olan ?Free to Be?You And Me? esliginde dans ettirdim. Her bir parcasi tolerans ve cinsiyet esitligi olan bu parcayi, California?da yetisen bir kiz olarak ezberlemistim. Libya dogumlu olan kocam Ismail, kizimla, camla kapli sundurmamizda saatlerce oturur, gurultulu metal besigi ileri ve geri sallayarak eski Arap halk turkuleri soylerdi. Onu Musluman bir seyhe goturdu ve oda kizimin kucuk, yumusacik kulagina, uzun bir hayat surmesi icin dua okudu. Kizimiz kahverengi gozlere, tipki babasininki gibi islak ve siyah kirpiklere sahipti. Sutumsu bronz teni yaz gunesinde cabucak kararirdi. Ismini Arapca?da ?ulu-yuce? anlamina gelen Aliya koyduk. Onu yetistirip, ikimizin dramatik bir sekilde farkli olan dunya goruslerimizden istedigini secme noktasinda ozgur birakmakta karar kildik.
Ben bu anlasmayi yaptigim icin gizliden kendimle gurur duydum. Onun bu mutevazi Musluman terbiyesindense, konforlu Amerikan hayat tarzini sececegine guvenim tamdi. Ismail?in ailesi Tripoli?nin disinda, dolambacli ve kirli bir yol kenarindaki tapusuz bir tas evde yasiyor. Duvarlarinin uzeri, Kuran?dan pasajlar naks edilmis tahtalarin disinda bombos ve zemin gece yatmak icin getirilen minderlerin disinda ciplak. Benim ailemse Santa Fe?de, uc araba garaji, yuzlerce kanalli plazma TV?si, dolapta organik yiyecekler ve torunlarin oyuncaklari icin bir odasi olan cok genis bir evde yasiyor. Aliya?nin, Arap muziginin melodisiyle mest olurken, Taze Gidalar marketine alisveris icin mutluca gittigini ve Nogel agacinin altini oyuncaklarla doldurdugunu hayal ettim. Libya?yi ziyaret ettigimizde Ismail alelacele balla islanmis baklava yaparken Aliya?nin halasi da onun ayaklarina karisik kinalar yakiyordu. Hicbir zaman onu tevazu ifadesi olarak Musluman basortusu takan bir kiz seklinde hayal etmemistim.
Gecen yaz, bizim yerel camimizin arkasindaki park hissemizdeki festivalde, bizim Musluman toplumumuzla Ramazanin bitimini kutluyorduk. Biz anne babalar yakindaki bir tentenin altinda oturup, pismis tavuk tabaklarindan, baklavadan ve pilavin uzerinden sinekleri kovarken, cocuklar sisirilebilir eglence evlerinde hoplayip zipliyordu.
Aliya ve ben, seccade, kina ve musluman kiyafetleri saticilarinin hizali oldugu bir sokaktan gectik. Basortusu sergileyen bir masaya vardigimiz zaman, Aliya bana dondu ve yalvardi, ?Lutfen annecigim, bir tane alabilir miyim??
Siyahlar icinde sarili bir Afrikan-Amerikan olan satici kadin ona isilayarak baktiginda, Aliya tertemiz katlanmis basortusu stogunu hizli hizli ceviriyordu. Son zamanlarda onun kendi yasindaki Musluman kizlara imrenerek baktigini gormustum. Ben onlara sessizce acirdim. En sicak yaz gunlerinde bile yere kadar uzanan etek ve uzun kollu giysiler giyiniyorlardi. Benim en iyi cocukluk hatiralarim ise tenimin gunesin altinda cirilciplak yatmasi, sulama sisteminin icinde patika yolda kosarken tirnaklarimin arasinda cimenleri hissetmem, Idaho?da buzlu bir nehrin icine dogru saldirmam, sortumun kalcalarima yukari siyrilmasi, ilk alabaligimi yakalamak icin Hawaii sahillerinde, zumrut yesili dalgalarda sorf yapmak idi. Ama simdi Aliya bu kizlara gipta ediyordu ve benden onlarinki gibi kiyafetler almami istiyordu. Ve simdide bir basortusu.
Gecmiste benim bahanem, bu kiyafetleri bizim alisveris yaptigimiz yerde bulmanin zor olmasiydi. Ama iste simdi o kendi harcligindan on dolar harcayarak, elinde tuttugu o orman yesili ipegi satin almak istiyordu. Basimi kesin bir sekilde sallayarak ?hayir? demeye basladim, ama kendimi Ismal?e verdigim sozu hatirlarken buldum. Bunun yakinda unutulacagini farzederek, disimi sikip onu satin aldim.
Ogleden sonra bakkal dukkanina gitmek icin cikarken Aliya onunda gelmek istedigini soyledi.
Bir dakika sonra basamaklarin basinda gorundu-ya da tam olarak soylemek gerekirse onun yarisi gorundu. Belinden asagisi benim kizimdi: spor ayakkabisi, parlak coraplari, dizlerinin uzerinde biraz eskimis bir kot pantolonu. Ama belden yukarisi, bu kiz bir yabanciydi. Onun parlak ve yuvarlak yuzu karanlik bir kiyafetle kapanmisti, tipki yildizsiz bir becedeki ay gibi.
?Bunu mu giyineceksin?? diye sordum.
?Hihi? dedi yavasca. Bu tonu son zamanlarda ben bir seyi acikca ifade ettigimde kullanmaya baslamisti.
Magazaya giderken yolda, dikiz aynasindan gizlice ona goz gezdirdim. Sessizce pencereden disariya bakiyor, bizim bu Guney kasabamizi ziyaret eden, ayri ve igisiz bir Musluman lider gibi- bense sadece onun soforu. Dudaklarimi isirdim. Ondan, arabadan disari cikmadan once basortusunu cikarmasini istemek istedim ama bunun icin mantikli bir gerekce bulamadim, bu goruntunun benim tansiyonumu yukseltmesinden baska. Ben her zaman onu kendi kisiselligini ifade edebilmesi ve toplumsal baskiya karsi koyabilmesi icin cesaretlendirecektim. Ama simdi, sanki o bas ortusunu kendim giyiniyormusum gibi sikilgan ve katastrofobik hissettim.
Food Lion?un oto parkinda, agir yaz havasi tenimi bogdu. Nemli saclarimi bogazimda at kuyrugu seklinde topladim ama Aliya sicaktan etkilenmemis gozukuyordu. Biz tuhaf iki cift gibi gozukuyor olmaliydik: kolsuz bir bluz ve kot pantolon giyinen sarisin bir kadin, dort ayak uzunlugundaki bir Muslumanin elini kavramis. Kizimi daha yakina cektim ve benim ciplak tenim karincalandi-magazaya girdigimde carpan buzdolabi ruzgarindan korumak ic gudusuyle.
Alisveris arabamizi koridordan dondurur dondurmez, alisverisciler bize, cozemedikleri bir muamma imasiyla bakmaya basladilar. Onlarla goz goze geldigimde bakmayi hemen biraktilar. Urun koridorunda bir kadin bir elmaya uzanirken bana asiri derecede neseli, istekli bir gulumseme yonelterek, ?ben farkliliklari severek kabul ederim ve senin kizinida gayet hos karsiliyorum? dedi. Beni rahatlatmak icin cok icten, aci verecek bir sekilde istekli gorunuyurdu. Ve ben birden, acik bir yetersizligi olan bir cocuga sahip olmanin ve yabancilardan gelen merakli ve istenmeyen sempatilerin ne demek oldugunu anladim. Kasa kuyrugunda, yasli bir Guney kadini onun kemikli ellerini kavradi ve ona dogru egilerek, ?benim, benim,? sayikladi, basini kuskuyla salladi. ? Yapmacik gorunmuyor musun canim!?
Kizim kibarca gulumsedi, ve sonra bana donerek bir paket sakiz istedi.
Takip eden gunlerde, Aliya basortusunu sabah kahvalti masasinda pijamalarinin uzerinde, iltifatlara boguldugu Musluman toplantisinda ve parkta, benim bundan bahsetmekten titizlikle kacinarak diger annelerle sohbet ettigim yerde giyindi.
Daha sonra o hafta, bizim lokal havuzumuzda, Aliya?dan birkac yas buyuk olan bir kizin kendi yasindaki bir erkek cocuguyla Pin-Pon oynamasini izledim. Cocuklukla genclik arasinda, dar kalcalar, zayif bacaklar, belli belirsiz bir sekilde yeni kabarmaya baslayan goguslerle, cok kucuk bir bikini giyinerek, ters bir vaziyette yakalanmisti. Onun rakibi buyuk beden bir tisort ve dizlerinin altina dokulen, torba gibi bir sort giyiniyordu. Ve topu kiza dogru attiginda, kizcagiz hamle yaparken, bir eliylede kaygan taytinin acilmasini onlemek icin onu yerinde tutmaya calisiyordu. Ona kalcasinin etrafina dolamasi icin bir havlu teklif ettim. Bu sayede kendisini cekismeye verebilecek ve mukemmel vuruslar yapabilmenin keyfine varacakti. Neden bu oyunda kaybettigini gormek cok kolaydi: neredeyse ciplak olan vucudu onun oyuna odaklanmasini onluyordu. Ve onun uzgun ifadesinde ben, ilk defa bikini giyindigimde hissettigim benzer bir utanc ve heyecani tanidim.
14 yasinda koridorda, trafikteki bir sincap gibi firlayarak gittim: duvarlari kucaklayarak, nehrin ortasinda yon degistirerek, ortunmek icin cikiverdigim. Ondan sonra, kis tatilinde, Los Angeles?a teyzem Marry?i ziyarete gittim. Marry deniz kizlari kolleksiyonu yapiyor, kendinin uzun sacli, bir kizildereli ruhani lideri gibi, siyah beyaz bir fotografini sakliyordu. Alis veris yaptigi, saglikli yiyecekler dukkani, silhat esansi ve fistik ezmesi kokuyordu. Beni Venive Kumsalina goturdu ve ben orada bir sokak saticisindan ucuz bir bikini satin aldim.
Inanilmayacak kadar parlak bir ogleden sonra vaadiyle, kulaklarinin arkasinda tutusturulmus tutsuler olan hippiler gibi, parlayan ve gururlu, yag surunmus bir badici gibi cimenlerin uzerinde, bilincsiz ve rahat bir sekilde yatan biri olabilecegimi dusundum. Kumsal tarafinda bir banyoda, dayanikli bir beton zeminde, yeni iki parcalik kiyafetimi giyindim.
Tuylerimin urpermesi, beyaz ve tombul karnimin uzerine dogru yayildi ve kalcalarimdaki yumusak beyaz tuyler sonuna kadar dikeldi-kabugunu soyan bir deniz kaplumbagasi gibi mustehcen ve savunmasiz hissettim. Ve banyodan ayrildigimda, erkeklerin bakisi ben yuruyup gecerken bile beni igneliyor gozuktu.
Bu acayip utanma duygusuna ragmen, onlarin siritan yuzleri bana konsantire olmustu; kendi gizemime ait bazi ip uclarini yakaladigimi dusundum. Bu adamlar bende ne gormustu-bizim aramizda dalgalanan bu acayip guc neydi, bu mevcut durumu cok hizli degistiriyor, bir an kendimi guclu hissetmemi ve hemen ardindan konusamayacak derecede savunmasiz durumda kalmami sagliyordu?
Aliya?yi, birkac yil icerisinde, cok kucuk bir bikininin icinde hayal ettim. Daha sonra onu Musluman kiyafetleri icinde ortulu hayal ettim. Hangisinin imajinin daha huzur bozucu oldugunu soylemek zordu. Sonra Sufi bir Musluman olan bir arkadasin soyledigi bir seyleri dusundum: bu Sufiler bizim ozumuzun, vucudumuzun uzerinde bir merkezden yayildigina inaniyorlar-biz bir cesit enerjik ikinci tene sahibiz, ve bu cok hassas ve karsilastigimiz herkese karsi gecirgen. Musluman erkek ve kadinlarin, mutevazi kiyafetler giyerek, kendileri ile dunya arasindaki bu yuklu bolgeyi koruduklarini soylemisti.
70?lerde Guney California?da yetisen birisi olarak ogrenmistimki, kadin icin ozgurlugun anlami, diger seylerle birlikte, azicik kiyafet giyinmek, ve bu kadin hersey olabilir-ve hala bir bikini icerisinde guzel gorunebilirdi. Kendi fiziksel ozgurlugumu kesfetmem, kendi kendimi kesvetmemin onemli bir yontemi idi ama bu teshir, bir bedel ile birlikte gelmisti.
Venice Plajindaki o gunden beri, firtinali dalgalarin cazibesinde yuzmeyi-arzulanmayi istemeyi, digerlerinin hos karsilanmayan asilmalarina karsi koymayi, benim kendi gizemli arzularimi arastirmayi ogrenmek icin yillar harcadim. Aynadaki yansimami incelemek icin sayisiz saatler harcadim-onu takdir ederek, ondan nefret ederek, baskalarinin onun hakkinda ne dusundugunu merak ederek-ve bazan da bana oyle gorundu ki; eger ben ayni insafsiz ve dikkatli incelemeyi baska bir hususa yoneltseydim, acik goruslu olabilir, bir roman yazabilir ya da en azindan organik bir sebze bahcesini nasil yetistirecegimi bilebilirdim.
Yakinlardaki bir Cumartesi sabahi, buyuk bir magazada, kalabalik bir giyinme odasinda, ince topuklu kolej kizlarinin yaninda modacilarin kot pantolonlarini denedim. Gereksiz yere bebek arabalarina telaslanan genc anneler ve orta yasli, parlak dudakli ve catik kasli anneler. Birer birer giyinme odalarina dolduk, daha sonra etrafi saran aynalardaki siramizi almak icin dizildik, kalcalarimizi hazir duruma getirip karinlarimizi ice cektik ve boynumuzu, kicimiza dikkatle bakmak icin turna gibi uzattik.
Sira bana geldiginde kalbimin, bacaklarimin kot pantolonun icinde sikistigi gibi sikistigini hissettim. Yuzum florasan isiklarinin altinda gergin gorundu ve birden, yillardir terettutsuz bir sekilde kendi kendini gelistirme havucunun pesinde kosup, arkamda agir bir ozelestiri arabasi tasidigim icin bitkin hissettim.
Hayatinin bu asamasinda Aliya, cevresindeki dunya tarafindan buyulenmisti-aynada gordugu karsisinda degil. Gecen yaz, Blue Ridge Parkway?in kenarinda durup, uzaktaki daglarin mavi-siyah cizgisine dikkatlice bakti, uclari, pamuksu bulutlar tarafindan sarilmis ve nefesi tutulmustu. ?Bu, simdiye kadar gordugum en guzel sey? diye fisildadi. Sonuna kadar acilan gozleri bu guzelligin aynasiydi, ve sakin bir sekilde durarak, islak manzarayla harmanlandi. Sonunda biz onun bu ruyasini, onu kolundan cekip arabaya dogru iterek bolduk.
Okulda durum farkli. Onun dorduncu sinifinda, kizlar coktan kiyafet ve popilerlik arasinda bir ilgi kurmus durumda. Birkac hafta once, bir sinif arkadasinin, siniftaki butun kizlari modaya uygunluklarina gore siraya dizdigini soylerken sesi sinirli bir sekilde yukseldi.
Anladimki, fiziksel teshir beni bazi acilardan ozgurlestirirken, Aliya kapanmayi secerek tamamen farkli bir cesit ozgurlugu kesvedebilecekti.
Aliya?nin Musluman kiyafetlerine olan ilgisinin ne kadar surecegi noktasinda hicbir fikrim yok. Eger Islam?i secerse, imana guveniyorum ki; bu ona alcak gonullulugu, toleransi, adalet duygusunu getirecek-onun babasinin yolunun yaptigi gibi. Onu korumak icin cok guclu bir arzu duydugum icin, ayni zamanda bu secimin, hayati kendi ulkesinde onun icin zor kilacagindan endise duyuyorum. Yakinlarda Kuran?in acilis misralari olan fatihayi ezberledi ve babasini ona Arapca ogretmesi icin sikistiriyor. Ayni zamanda yetenekli bir dag bisikletcisi oluyor. Benimle agacli patikada bisiklet surerek, baldirlarina camur sicratip, kabarmis dereden geciyor.
Gecen gun onu okula biraktigimda, her zaman yaptigim gibi hizli bir sekilde arabayi geri surmek yerine, onun cocuk kalabaligina yuruyusunu izledim, sirt cantasinin agirligi altinda, sanki bir firtinaya karsi koyuyormus gibiydi. Idealist bir sekilde hareket ediyordu, digerlerinden tamamen ayri, benim onun yasindayken oldugumdan cok farkli bir sekilde. Ve bir kere onun bana ne kadar gizemli oldugunu fark ettim. Bunu yapan sadece basinin ortulu olmasi degildi: bu digerlerinin onun hakkinda ne dusundugu endisesine sahip olmamasiydi. Bu, cekmecesinde, hic dokunulmamis Cadilar Bayrami sekerlemeleri bulmak gibi bir seydi, ben cocukken bu sekerlemeler tarafindan neredeyse esir alinmistim. Bu onun bir okyanus yerine bir kitaba dalmayi tercih etmesiydi-ki okumaktan o kadar tukenmis hissediyordu ki, icerden benim onu cagirdigimi bile duyamiyordu.
Onun giriste diz cokerek cantasindan, diger cocuklarin sakiz paketi ya da ruj saklamak icin kullandigi yerden, temizce katlanmis kiyafetlerini almasini izledim. Cantayi kafasinin uzerinden sirtina atarak omuzlarini kapattiginda, o, kucuk kardesimin super kahraman rolu yaparken gorundugu gibi gorundu.
Ben oradan uzaklasmaya basladigimda, basortusunun, onun sinirsiz hayallerini, guclu algisini, fitri iyiligini korumak icin sihirli bir gucu oldugunu dusundum. Bir suru kadinin genclik tuzagina dustugu o aynali magazadan, butun bu parmagimizin ucuna kadar gelen ve artan seceneklere ragmen ortaya cikan tatminsizlik duygusundan, onu korudugunu, gelecege dogru ucarken onun icin guvenli bir koruma olusturdugunu hayal edebildim sadece.Krista Bremer*, 2008 Pushchart Prize(Amerikan Edebiyat Odulu)?u ve Jaffe Foundation Writers? Award odulu sahibidir. Edebiyat dergisi The Sun?in yardimci yayincisi, ve kendi cift kulturlu evliligi hakkinda bir ani yazisi yazmaktadir. TIMETURK
Türkiye
28 Temmuz 2010 - 21:11
ABD'li unlu bayan yazarin kizi ortundu
California'da yetismis basarili bir yazar olan ve Musluman biriyle evli olmasina ragmen sekuler bir hayat suren Krista Bremer'in, dokuz yasindaki kizinin dini tercihi uzerinden yaptigi degerlendirme yazisini Timeturk okurlari icin tercume ettik:.
Türkiye
28 Temmuz 2010 - 21:11
İlginizi Çekebilir

















