Bu yıl Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Öğretim sistemimizde bir değişikliğe giderek 4+4+4 sistemine geçiş yaptı. Konu medyada ve kulislerde günlerce tartışıldı. 2012-2013 Eğitim yılı başlamasına rağmen hala tartışmalar bitmiş değil. Aslında yapılan ilk sistem değişikliği değil. Geçmişte 5,3,3; 8,3; 8,4... vb. denemelerde yapılmıştı. Gelişen ve değişen çağa ayak uydurmak gereği, belki bu değişimleride yapmak gerekir. FATİH Projeside bu konuda gerçekten önemli bir adım.
Bu sistem yapısal olarak birçok değişikliğide beraberinde getirdi. En belirgin yenilik geçmişte olduğu gibi ilkokul-ortaokul-lise kavramlarının yeniden gündemimize girmesi oldu. Yine farklı gelişim çağındaki çocukların farklı mekanlarda eğitim göremesi de olması gereken zorunlu bir adımdı. Gerçek şu ki şartları mutlaka oluşturup bu farklı kademelerdeki öğrencileri farklı binalarda eğitim verdirmek gerekir. Zira büyüğün küçüğü ezmesi gibi durumlar veya büyükteki olumsuz davranışları küçüğün örnek alması gibi daha birçok olumsuzluk vuku buluyor. Zaten uzman pedagogların görüşüde bu yönde. Yapısal ve teknik gelişimler gayet başarılı.
Gelelim asıl mevzuya, yapılanlar hep işin yapısal yüzeyinde kalıyor içerik pek değişmiyor. Bazı girişimler olsada bu ya bürokraside ya uygulamada tıkanıp kalıyor. Çocuklarımız malesef öğrenmeden mezun oluyor, bilmeden hayata atılıyor. Eğitim sistemimizin asıl el atılması ve uzmanlarca kafa yorulup üzerinde belki aylarca tartışılması gereken bir konu bu. Çocuklarımız ezberci bir sistemle yetişiyor, sınavdan sonra hiç bir şey hatırlamıyor. Geçenlerde okuduğum bir haberin başlığı bile işin vehametini ortaya koymaya yetiyor. "12 yılllık İngilizce eğitiminde geldiğimiz nokta: What is this? It is a book." Sanırım durumu özetlemeye yetiyor. Peki özel okullar, dersaneler bu işi gayet iyi başarırken devlet okullarındaki sıkıntı nedir? Bunun üzerinde kafa yormak lazım. Her sene SBS, LYS gibi sınavlarda binlerce öğrenci "0" çekiyor. Bu durum gerçekten içeriğin üzerine eğilmek gerektiğini belirtmiyor mu?
Çocuklarımıza öğrenmeyi öğretmemiz lazım. Gökyüzüne baktığında yağmurun oluşumunu, vücuduna baktığında sindirim sisteminin çalışmasını, Anadolu Hisarına baktığında niçin ve ne şartlarda yapıldığını bilmesi lazım. Bilmeliki geleceğe güvenle bakabilelim, bilmeliki medeniyetlere yön verebilelim, bilmeliki terör tuzaklarına düşmeyelim. Yine bazen TV ekranlarından karşılaştığımız bir manzarayı aktarayım. Bir program sunucusu yolda yürüyen insanlara 4 Halifenin isimlerini soruyor ancak aldığı cevarlar hayret verici. Peygamberler mi dersiniz, Osmanlı Padişahlarımı dersiniz bir tek halifeler yok!!!
Bu sistem yapısal olarak birçok değişikliğide beraberinde getirdi. En belirgin yenilik geçmişte olduğu gibi ilkokul-ortaokul-lise kavramlarının yeniden gündemimize girmesi oldu. Yine farklı gelişim çağındaki çocukların farklı mekanlarda eğitim göremesi de olması gereken zorunlu bir adımdı. Gerçek şu ki şartları mutlaka oluşturup bu farklı kademelerdeki öğrencileri farklı binalarda eğitim verdirmek gerekir. Zira büyüğün küçüğü ezmesi gibi durumlar veya büyükteki olumsuz davranışları küçüğün örnek alması gibi daha birçok olumsuzluk vuku buluyor. Zaten uzman pedagogların görüşüde bu yönde. Yapısal ve teknik gelişimler gayet başarılı.
Gelelim asıl mevzuya, yapılanlar hep işin yapısal yüzeyinde kalıyor içerik pek değişmiyor. Bazı girişimler olsada bu ya bürokraside ya uygulamada tıkanıp kalıyor. Çocuklarımız malesef öğrenmeden mezun oluyor, bilmeden hayata atılıyor. Eğitim sistemimizin asıl el atılması ve uzmanlarca kafa yorulup üzerinde belki aylarca tartışılması gereken bir konu bu. Çocuklarımız ezberci bir sistemle yetişiyor, sınavdan sonra hiç bir şey hatırlamıyor. Geçenlerde okuduğum bir haberin başlığı bile işin vehametini ortaya koymaya yetiyor. "12 yılllık İngilizce eğitiminde geldiğimiz nokta: What is this? It is a book." Sanırım durumu özetlemeye yetiyor. Peki özel okullar, dersaneler bu işi gayet iyi başarırken devlet okullarındaki sıkıntı nedir? Bunun üzerinde kafa yormak lazım. Her sene SBS, LYS gibi sınavlarda binlerce öğrenci "0" çekiyor. Bu durum gerçekten içeriğin üzerine eğilmek gerektiğini belirtmiyor mu?
Çocuklarımıza öğrenmeyi öğretmemiz lazım. Gökyüzüne baktığında yağmurun oluşumunu, vücuduna baktığında sindirim sisteminin çalışmasını, Anadolu Hisarına baktığında niçin ve ne şartlarda yapıldığını bilmesi lazım. Bilmeliki geleceğe güvenle bakabilelim, bilmeliki medeniyetlere yön verebilelim, bilmeliki terör tuzaklarına düşmeyelim. Yine bazen TV ekranlarından karşılaştığımız bir manzarayı aktarayım. Bir program sunucusu yolda yürüyen insanlara 4 Halifenin isimlerini soruyor ancak aldığı cevarlar hayret verici. Peygamberler mi dersiniz, Osmanlı Padişahlarımı dersiniz bir tek halifeler yok!!!












