CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun Menderes'in Anıtmezar'ını ziyareti, sembolik olarak çok anlamlı ve önemli bir jest.
Toplumsal barış ve geçmişteki yaraların kapanması adına çok
isabetli ve takdire şayan bir hamle. Büyük dönüşümler bu tür sembolik
adımlarla başlar. İnşallah CHP, bu adımın devamını getirir. Böylece
kendisini 27 Mayıs darbesinin mağduru olmaktan kurtarır. Evet, CHP, 27
Mayıs'ın gerçek mağdurlarından biri. Çünkü sırf bu yüzden 51 yıl boyunca iktidar yüzü göremedi. 27 Mayıs darbesini yapanlar, bir başbakanı ve
iki bakanı katletti. Demokrat Parti'ye oy verenlere zulmetti. Zulme
uğrayanların çocukları bugün ülkeyi yönetiyorlar. Darbe, hiç silinmeyen
asıl kalıcı etkisini CHP'de gösterdi. Bu partiyi kurumsal kimliği ile
siyasî olarak murdar etti. CHP, 27 Mayıs'ta oynadığı rol yüzünden
lanetlendi. Bütün ikbal kapıları kilitlendi. CHP, ancak askerin yanında
varlık gösterebilen bir koltuk değneği olarak hüküm sürebildi.27 Mayıs Darbesi bir cuntanın eseridir. CHP bu darbenin
azmettiricisidir. Darbe öncesi havayı kirleten, sokak kabadayısından
farksız cahil darbecileri dolmuşa bindiren odur. 1959'da CHP'nin XIV.
kurultayında İnönü, o meşhur sözü gerçekten etmiştir: "Bu yolda devam
ederseniz ben de sizi kurtaramam. Şartlar tamam olduğunda milletler için ihtilal meşru bir haktır." Bu sözlerin kaç askeri darbeye ikna ettiğini ve cesaret verdiğini düşünmek bile, CHP'nin 27 Mayıs darbesi üzerindeki vebalini göstermeye kâfi. Daha ötesi aynı kongrede kabul edilen "İlk
Hedefler Beyannamesi"nde yer alan esaslar darbeden sonra kurulan
anayasal düzenin temel iskeletini oluşturmuştur. 27 Mayıs'tan sonra
kurulan düzen CHP'nin sıraladığı bu esaslar üzerine inşa edilmiştir.
Türkiye, sahibi CHP olan bir anayasal düzenin içinde tam elli yılını
geçirmiştir.İnönü isteseydi Menderes ve arkadaşlarının idamını
engelleyebilirdi. Asılmaları onun eseri değildir; ama engellemek adına
çaba göstermediği için vebal altındadır. CHP'liler darbeyi fırsat olarak görmüş ve kullanmışlardır. Bugün bile CHP'lilere sorsanız 27 Mayıs
darbesini "iyi darbe" olarak ayrı bir yere yerleştirenlere rastlarsınız. Sandıktan çıkan hükümeti ve yasama organını iş yapamaz hale getiren,
askerî-sivil bürokrasiyi devletin gerçek sahibi yapan 61 Anayasası'nın
kurduğu düzen de, yine CHP'lilerin zihin haritalarında ideale yakın bir
durumu ifade etmektedir.Kılıçdaroğlu'nun Menderes'in mezarını ziyareti sembolik olarak
önemli ve anlamlı; ama bu adımın peşinden gelmesi gereken somut yeni
adımlar olmalı. Hakkını vermeliyiz: CHP yeni şeyler yapmaya niyetli ve
kararlı görünüyor. Pazar günü gazetelerin son sayfalarına verdiği tam
sayfa ilan, bir arayış içinde olduğunun delili. Ama nasıl bir akıl ki,
medya aracılığıyla halka duyurulan 600 kelimelik bir metin sadece ve
sadece tek bir cümleden meydana geliyor. Mutfakta birileri sabotaj mı
yapıyor? CHP yeni şeyler söylüyor. Yenilik, özellikle muhalefet
partisinden geliyorsa her zaman iyidir. CHP'nin AK Parti'ye din ve
laiklik eksenli muhalefetten vazgeçmesi önemli bir yenilik. İmam
hatiplerin orta kısmının açılmasını sorun etmeyen bir CHP, sizi
şaşırtmıyor mu?Menderes'in mezarında dün, CHP liderinin saygı duruşunda
bulunması CHP'nin tarihî hatayı düzeltmesi ve yeni bir başlangıç yapması demek. Alman Başbakanı'nın Yahudi soykırımı anıtını ziyaret edip özür
dilemesi gibi bir şey. Siyaset sembollerle yapılır. Semboller etkileyici izler bırakır; ama zikrin de fikir ile uyumu gerekir. Meselâ Meclis'te
bir anayasa yapılıyor. CHP, 1961 ve 82 anayasalarını "kurucu irade"
olarak kabul edip, 27 Mayıs Anayasası'nın getirdiği demokrasiye, inanç
özgürlüğüne aykırı düzenlemelerde ısrar ederse, Anıtmezar ziyaretinin
hiçbir anlamı olmaz. CHP'nin hâlâ 1923'te kurulan Cumhuriyet'i değil de
27 Mayıs'ın eseri olan düzeni savunduğunun ve ona toz kondurmadığının
Kılıçdaroğlu farkında değil mi? CHP'nin Atatürkçülüğü bile 27 Mayıs'ın
icat ettiği bir Atatürkçülük ve 80 darbesini yapanların formüle ettiği
şekliyle CHP tarafından benimseniyor. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın
pazar günü Topkapı Anıtmezar'da düzenlediği tören, Menderes'in hâlâ diri olduğunun kanıtı. Hiç İnönü'nün mezarı başında böyle bir tören
düzenlendiğini duydunuz mu?













