Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "İlk defa kalkınma planının ekindeki
somut eylem planlarını yaptık. 417 adım açıklandı. G20 ülkeleri
içerisinde bu kadar detaylı eylem planı açıklayıp, böylesine bir
taahhüde giren ülke de yok" dedi. Babacan, Hazine Müsteşarlığı,
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurumu (SPK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonu'nun (TMSF) 2015 yılı bütçelerinin görüşmeleri sırasında
milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı. Babacan,
"Tüketici kredilerindeki artış son 12 ayda yüzde 8-9 civarında, KOBİ
kredilerine baktığımızda yüzde 25'lik bir artış var. Eskiden
televizyonlarda bankaların kredi kartı reklamını görüyordunuz, şimdi
KOBİ kredisi reklamlarını görüyorsunuz" dedi. Babacan, Hazine
Müsteşarlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye
Piyasası Kurumu (SPK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Tasarruf
Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) 2015 yılı bütçelerinin görüşmeleri
sırasında milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.
Genel ekonominin performansını farklı şekillerde değerlendirmenin mümkün olduğunu söyleyen Babacan, nereden bakılırsa bakılsın son 12 yılda
Türkiye'nin genel anlamda ekonomik performansının sonuçlarının oldukça
olumlu olduğunu ifade etti. Milli gelir hesaplarının dolar
olarak, lira olarak yapılabildiğini, satın alma paritesine göre dolar
olarak milli gelir hesabına bakılabildiğini dile getiren
Babacan, satınalma gücü paritesine göre bakıldığında dahi IMF'nin
parametreleri dikkate alındığında 2002'de 10 bin 324 dolar olan milli
gelirin 2013'te 18 bin 874 dolar çıktığına dikkati çekti. Babacan,
piyasa kuruna göre bakıldığında da 3 bin 522 dolardan 2013'te 10 bin 721 dolara çıkmış bir milli gelir olduğunu, Dünya Bankası sınıflandırmasına göre de 2002'de alt orta gelir grubunun altlarındaki Türkiye'nin, 2013
itibarıyla üst orta gelir ülke grubunun üstlerine çıktığını kaydetti. Uluslararası karşılaştırmalara bakıldığında tüm refah göstergelerinde
ciddi artış olduğunu belirten Babacan, refahın 2002'ye göre daha adil
şeklide paylaşıldığını söyledi. Babacan, servet dağılımına ilişkin
sorulara karşılık, "Servet dağılımının hesabı kitabı çok kolay değil.
Onun için resmi kayıtlardan alınan bir şey yok. 'İman ile malın kimde
olduğu belli olmaz' diye bir söz var. Dolayısıyla o serveti çok kati
yakalamak mümkün değil. Ama gelir dağılımına baktığımızda rakamlar bize
bunu gösteriyor" diye konuştu. Türkiye'nin, Orta Vadeli Program
(OVP) hazırlayabilen ender ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Babacan,
G20 ülkelerinin birçoğunun program dahi yapamadığını, plan yapmakta
güçlük çektiklerini söyledi. Babacan, OVP'ler yapılırken o
günkü dünya konjonktürü, Türkiye'nin içinde bulunduğu konjonktür
ve ileriye doğru beklentilerin dikkate alındığını dile getirerek,
şunları kaydetti: "Ama 1 sene sonra güncelleme vakti
geldiğinde dünya konjonktürü, bölgemizin konjonktürü, Türkiye ile ilgili göstergeler değişmiş olabiliyor. Her yıl OVP'lerin yenilenmesindeki
gerekçe de bu. Kaldı ki yayınladığımız anda uluslararası kuruluşlarının, piyasa analistlerinin tahminlerine bakın, yayınladığımız rakamlarla
dışarıdan Türkiye'yi gözleyip, rapor yazan kuruluşların raporları
arasında çok büyük benzerlik, uyum vardır. Bugüne kadar piyasa
beklentilerinin çok dışında, tamamen hayali bir program bugüne kadar
açıklamadık. Ama dünyanın, Avrupa'nın büyümesiyle ilgili, Avrupa'daki
enflasyonla ilgili ne tahmin ediliyordu, ne gerçekleşiyor diye
baktığınızda özellikle 2008'den sonraki dönemde tahmin yapmanın çok zor
olduğu bir dönemi dünyanın yaşadığını kabul etmek durumundayız.
Bu programların kredibilitesinin yayımlandığı anda ne kadar gerçekçi,
yayımlandığı anda tahminler, hedeflerin ne kadar samimi olduğuyla
ölçülmesi lazım. Yola çıktığınızda, uygulamaya başladığınızda başta
yapılan hesap kitapla, konjonktürle uygulama dönemindeki konjonktür
oldukça değişmiş olabiliyor. Bu büyüme, enflasyon rakamları için
geçerli. Şimdiye kadar bizim açıkladığımız OVP'lerin tümü açıklandığı an itibarıyla piyasalarda olumlu karşılanmıştır, gerçekçi, samimi
bulunmuştur ve içeriğine bakıldığında Türkiye'nin ihtiyaçlarıyla örtüşen programlardır. OVP'lerin rakamsal boyutlarının bazısı hedeftir, bazısı tahmindir. Mesela enflasyona kısa vadede konulan rakamlar, bu
yıl, gelecek yıl gibi rakamlar tahmindir ama 2016-2017'ye gidildiğinde
bunlar hedef niteliği taşır. Büyümede de benzer bir durum vardır." Türkiye'nin yüzde 4-5'lik büyüme rakamlarının gerekli yapısal
reformların yapılacağı varsayımına dayandığına dikkati çeken Babacan,
"Bugün Sayın Başbakanımızın açıkladığı 9 dönüşüm programı, daha sonra
açıklayacağı ilave 16 dönüşüm programı eğer uygulanırsa bu büyüme
rakamları gerçekleşecektir. Bunların uygulanmaması senaryosunda yüzde
4-5'lik büyüme rakamlarına ulaşmamız zor olabilir" dedi. Tasarruf oranında 1,5 puanlık artış beklentisi Babacan, Türkiye'nin enerji ihtiyacını büyük oranda ithalatla
karşıladığını belirterek, ülkenin kendine yetecek düzeyde enerjisi
olsa cari açık diye bir sorununun da kalmayacağını, tam tersine bir
miktar cari fazlasının bile söz konusu olabileceğini söyledi.
Tasarruf oranlarının olması gerekenin altında kaldığına değinen Babacan, yüzde 13,4'e kadar düşen tasarruf oranının bu yıl yüzde 14,9'a
çıkmasını, 1,5 puanlık bir artışı öngördüklerini bildirdi.
Türkiye'de istihdamın 2009'dan bu yana yakın tarihte görülmemiş bir
hızda arttığına dikkati çeken Babacan, mevsimsel etkilerden arındırılmış rakamlara göre istihdamda 2009'dan bu yana 6 milyonluk, son 12 ayda 1
milyon 280 binlik artış olduğunu ifade etti. Babacan, işsizliğin
düşmemesinin ise iş gücüne katılımdaki artıştan kaynaklandığını
vurguladı. "Enflasyonla mücadeledeki kararlılığımız tam" Enflasyon hedeflerindeki sapmalara ilişkin de değerlendirmelerde
bulunan Babacan, "Enflasyonla mücadeledeki kararlılığımız tam. Yeni
OVP'nin de temel hedeflerinden birinin enflasyonu düşürmek olduğunu
zaten açıkladı. Bu sadece Merkez Bankası'nın çabalarıyla olabilecek bir
şey değil. Farklı alanlardaki politikalarımızı da mutlaka enflasyona
odaklanacak şekilde şekillendirmemiz gerekecek" diye konuştu.
Kurla ilgili sorulara karşılık Ali Babacan, "Serbest kur rejiminde bir
kur hedefimiz yok ama program yaparken bir kur varsayımı yapmamız
gerekiyor. Kur varsayımı için de dayanak ne olmalı, nasıl bir kur
varsayacağız? Piyasa beklentisi ve reel değişimin sıfır olduğu bir kur
setini programa yazıyoruz. Fiiliyatta kurun nasıl gerçekleşeceği tamamen piyasa şartlarında oluşuyor. Bu, serbest, dalgalı kurun doğal gereği.
Kur hedefi diye bir şey yok" dedi. Babacan, kurdan enflasyona
geçişgenliğin yüzde 15 civarında olduğunu, eskiden bu oranın yüzde 30
civarında bulunduğunu kaydetti. Dış finansman ihtiyacının
özellikle özel sektörden kaynaklandığını dile getiren Babacan, bir ara
kısa vadeli finansmanla cari açığın karşılandığını ancak şu anda
daha uzun vadeye dönüldüğünü, bunun riskleri, endişeleri bir miktar
azalttığını belirtti. Yapısal reformların önemine vurgu yapan
Babacan, "İlk defa kalkınma planının ekindeki somut eylem planlarını
yaptık. 417 adım açıklandı. G20 ülkeleri içerisinde bu kadar detaylı
eylem planı açıklayıp, böylesine bir taahhüde giren ülke de yok. Bundan
sonra potansiyel büyümemizi artırmak istiyorsak, yüzde 3-4 seviyelerinde değil de yüzde 5-6 ve daha üzerine ulaşmak istiyorsak bu ancak ve
ancak yapısal reformlarla mümkün olacak" yorumunu yaptı. Bankaların değişen kredi reklamları Başbakan Yardımcısı Babacan, aldıkları tedbirlerle kredi kompozisyonunu değiştirmeye çalıştıklarını ve istedikleri sonuçları elde ettiklerini
dile getirerek, "Tüketici kredilerindeki artış son 12 ayda yüzde 8-9
civarında, KOBİ kredilerine baktığımızda yüzde 25'lik bir artış var.
Eskiden televizyonlarda bankaların kredi kartı reklamını görüyordunuz,
şimdi KOBİ kredisi reklamlarını görüyorsunuz" dedi. Vergi
reformuna yönelik sorulara karşılık Babacan, "Vergi reformu aslında Plan ve Bütçe Komisyonumuzun gündeminde. Çok ideal olmasa da kısmi
iyileşmeyi içeren Gelir Vergisi Yasamız alt komisyonda. İnşallah bir gün görüşülür diye bekliyoruz" yanıtını verdi. Sanayinin milli
gelirden aldığı payın düşmeye başladığına ve bunun iyi bir şey
olmadığına dikkati çeken Babacan, "Bileğimizin gücüyle, alnımızın
teriyle üretmeye ağırlık vermeliyiz. Aksi halde gayrimenkul üzerinden
oluşan kazançlar ağırlık olarak ülkemiz içerisinde dönüp dolaşan bir
değer. Üretip ihraç ettiğimiz zaman o katma değeri ülkemize katmış
oluyoruz. İnşaat sektörü de bizim için önemlidir, orada da bir yanlış
olmamalıdır. İnşaat sektörünün milli gelirdeki payı yüzde 5, gelişmiş
ülkelerde yüzde 8. Türkiye'nin yüzde 8'e gidecek yolu var" diye konuştu. ''Madencilik yurtdışında da desteklenecek'' Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun madencilik sektörüne yönelik
değerlendirmelerinin bazı yayın organlarınca kamuoyuna eksik
aktarıldığını anlatan Babacan, madenciliğin sanki Türkiye'deki bir
faaliyet alanı olmaktan çıkacağı yönündeki ifadelerin doğru olmadığını,
bu alandaki mevcut faaliyetlerin yurtdışında da yürütülmesinin
desteklenmesinin öngörüldüğünü söyledi. "Kendilerine bir çeki düzen versin" Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Şiddet üzerinden, vandalizm üzerinden iş yapmaya çalışanlar kendisine bir çeki düzen versin. Hükümetimizin
barış odaklı, güvenlik odaklı ve insanlık odaklı çalışmalarına hiç laf
etmesinler. Hakları da yok, cüret de edemezler" dedi. Türkiye'nin de araların da bulunduğu ''kırılgan 5'li'' diye tanımlanan ülkelerin
sermaye akımlarından çabuk etkilenen ülkeler olduğunu dile getiren
Babacan, cari açığı düşürmek yönünde aldıkları tedbirler ve bu konudaki
kararlılıklarının ortada bulunduğunu kaydetti. Babacan, yapısal
reformlara ağırlık verildiği müddetçe Türkiye'nin risklerinin
azalacağını ifade etti. Merkez Bankası'na ilişkin
sorular üzerine Babacan, bankanın kamuoyuna açıkladığı döviz rezervinin
altın dahil 132,2 milyar dolar olduğunu kaydetti. Merkez
Bankası Kanunu'nda rezervlerin nasıl yöneticiliğine ilişkin madde yer
aldığını anımsatan Babacan, buna göre bankanın, ülkenin altın ve döviz
rezervlerini para politikaları uygulamaları çerçevesinde yönettiğini
anlattı. Babacan, bu amaçla bankanın sırasıyla güvenli yatırım,
likidite ve getiri önceliklerini dikkate aldığını belirtti.
Altın rezervinin önemli bir kısmının Rezerv Opsiyon Mekanizması
kapsamında bankaların Merkez Bankası'nda tuttuğu zorunlu karşılıklar
olduğunu bildiren Babacan, dolayısıyla altındaki fiyat hareketinden
Merkez Bankası'nın karı ya da zararının olmadığına işaret etti. "Kimse Kobani üzerinden siyaset yapmasın" Türkiye'nin terör örgütleri El Kaide ve El-Nusra ile işbirliği yaptığı
iddialarının "külliyen yalan" olduğunun altını çizen Babacan, IŞİD dahil söz konusu örgütlerin hepsini ''terör örgütü'' ilan ettiklerine dikkati çekti. Babacan, şu ifadeleri kullandı: "Bunların
gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. 200 bin komşumuzu,
kardeşimizi 3 gün içerisinde Türkiye'ye aldık. AB'nin son 5 yılda aldığı göçmenlerin sayısının tamamının sayısı 200 bin. Biz 3 günde aldık ve
bunlar Kobani'de yaşayan kardeşlerimiz. Dolayısıyla kimse Kobani
üzerinden ne siyaset yapsın ne kafaları karıştırsın. Biz insanlık
noktasında da güvenlik noktasında da ne varsa gereğini yaparız. Bu
konuda da öncelikle şiddet üzerinden, vandalizm üzerinden iş yapmaya
çalışanlar kendisine bir çeki düzen versin. Hükümetimizin barış odaklı,
güvenlik odaklı ve insanlık odaklı çalışmalarına hiç laf etmesinler.
Hakları da yok, cüret de edemezler." Kamu bankalarının denetimi Kamu bankalarının denetimine ilişkin değerlendirmede bulunan Babacan,
bu bankaların da her banka gibi BDDK tarafından denetlendiğini söyledi. Babacan, bir kamu bankasının özel bankalardan farklı olarak Sayıştay
tarafından, TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu ve
gerektiğinde Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından denetlendiğini ifade
etti. Başı boş ve denetimsiz bir durumun söz konusu olmadığının altını çizen Babacan, şöyle devam etti: "Bankacılık sisteminde yüzde 3 civarında takibe düşen alacak var. Kamu bankalarında bunun biraz daha altı. Hatta kamu bankaları diğer özel
bankalardan farklı olarak ellerindeki alacakları satamıyorlar. Şu anda
kamu bankalarının takipteki alacakları onlarca yıldır birikmiş. Halbuki
özel bankalar arada bir varlık yönetim şirketlerine takipteki
alacaklarını satıp bilançoyu boşaltıyorlar. Sanki takipteki alacakları
yok gibi görünüyorlar. Kamu bankaları bunu da yapamıyorlar. Buna rağmen
ortalamanın altında takibe geçen alacak var kamu bankalarında. Her
bankada bir miktar olur bu." İşsizlik Sigortası'na ilişkin bir soru üzerine Babacan, varlıkların şu anda 70 milyar lira civarında olduğunu söyledi. Bu varlıkların 60 milyar lirasının devlet iç borçlanma senetlerinde
bulunduğunu anlatan Babacan, 2013 yılı sonu itibarıyla açıklanan 585
milyar lira iç borcun içinde söz konusu kağıtların da olduğunu dile
getirdi. ''5,3 milyar dolarlık borç üstlenim anlaşması yapıldı'' Babacan, Hazine garantilerine dair bir soruya şu yanıtı verdi: "Hazinenin 2014'ün 2. çeyreği sonu itibarıyla 11 milyar dolarlık
garantisi söz konusu. Kendisi borçlu değil, kefil olmuş. Şu ana kadar
Hazine 3 tane borç üstlenimi işine girmiş. Bunlardan bir tanesi Avrasya
Tüneli 1 milyar 200 milyon dolarlık bir proje, 960 milyon doları
Hazine'nin borç üstlenim anlaşmasına tabi olmuş. Gebze-Orhangazi 6
milyar dolarlık bir proje. İki etapta 2 milyar dolarlık işlem yapmış
Hazine, Kuzey Marmara Otoyolu, 3. köprü... 2 milyar 900 milyon dolarlık
bir proje. Hazine 2 milyar 300 milyon dolarlık bir borç üstlenim
anlaşması yapmış durumda." Hazine'deki görev değişiklikleri Hazine Müsteşarlığı'ndaki görev değişiklikleri ile ilgili bir soruyu da yanıtlayan Babacan, şunları kaydetti: "Kurumlarımızda, ister Merkez Bankası olsun, ister BDDK olsun, SPK
olsun, hatta Borsa İstanbul olsun, Hazine Müsteşarlığı olsun dönem dönem yönetim kadrosu ile ilgili bazı tasarruflarımız oluyor. Son dönemde bu
kurumlarımızın hepsinde yönetimlerle ilgili bazı tasarruflarımız oldu.
Hazine Müsteşarlığımızda da yönetim kadrosu ile ilgili bir miktar
inisiyatifimiz oldu, bazı tasarruflar kullandık. Dönem dönem yönetim
kadrosu ile ilgili bu tür çalışmalar işin tabiatında olabiliyor." Ziraat Bankası'nın New York Şubesi'nin denetlenmesine ilişkin bir soru
üzerine Babacan, 8 Eylül'de New York Fed'in bir denetim ekibi
gönderdiğini bildirdi. Denetimin 26 Eylül'de tamamlandığını belirten Babacan, şubenin şu anda kısıtlanmış hiçbir işleminin olmadığını söyledi. Bu arada, toplantıda hazır bulunan SPK Başkanı Vahdettin Ertaş, Bank
Asya'nın borsadaki işlem sırasının durdurulmasına ilişkin bir soru
üzerine Borsa İstanbul Başkanı İbrahim Turhan'ın gerekli açıklamaları
yaptığını söyledi. Ertaş, kararın bir dayanağı olmasına karşın işlem
durdurma kararının SPK tarafından alınmadığına dikkati çekti. Toplantının ardından Hazine Müsteşarlığı, BDDK, SPK, Merkez Bankası ve TMSF'nin 2015 yılı bütçeleri onaylandı.
AA
AA


















