Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Çiğdem Erdoğan
Atabek, ''Hiçbir zaman devlette çalışmayı düşünmedim, hayatımda hiçbir
zaman devlet memuru olmayı düşünmedim. Çünkü hep o alanlar bize
kapalıydı. Eğer başörtülüyseniz kamunun bütün alanları size kapalıydı.
Dolayısıyla bu manada ötekileştirilmiştik'' dedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcılığı görevine atanan Atabek, AA muhabirine açıklamalarda bulundu. 1981 yılında İstanbul'da doğduğunu belirten Atabek, üniversitede
İngilizce Fizik ve İngilizce Öğretmenlik bölümlerinde okuduğunu söyledi. Sonrasında ''Sosyal Hizmetler'' alanında yüksek lisans yaptığını
belirten Atabek, evli ve Asude isimli bir kız çocuğu olduğunu kaydetti. Siyasete üniversite yıllarından sonra başladığını belirten Atabek,
''Öncesinde sandık müşahitliği yaptım. Akabinde Adapazarı'nda AK Parti
kadın kolları kuruluyordu. O dönemki ilçe başkanımızın davetiyle kurucu
kadın kolları başkanlığı yaptım. Sonrasında Sakarya'da İl Kadın Kolları
Başkanlığı yaptım. Son kongrede de MKYK üyeliğine seçildim'' diye
konuştu. Başbakan Ahmet Davutoğlu ile MKYK'da kısa bir süre
çalışma fırsatı bulduğunu da ifade eden Atabek, iki haftadır bakan
yardımcılığı görevini üstlendiğini söyledi. ''Yıllardır siyasette mesai halindeyim'' Atabek, yıllardır siyasette mesai halinde olduğunu belirterek,
''Dolayısıyla sahadaki dezavantajlı gruplarla yakın çalışma imkanı
buldum. Dezavantajlı gruplarla o zaman ilişkilerimiz ara ara
kuruluyordu. Bakanlıkta bir görev alınca onların sorumluluğunu üzerimize aldığımızı hissettim'' diye konuştu. Atabek, göreve atandığını
duyduğundaki düşüncülerini ise ''Bir taraftan Sayın Cumhurbaşkanımızın,
Başbakanımızın teveccühünü almış olmanın gururunu yaşarken bir taraftan
da ağır bir görevin sorumluluğunu almış olmanın hissiyatı içinde oldum'' diyerek ifade etti. ''Kadının siyaset yapabilmesi için eşinin desteği gerekir'' Kadın olarak Türkiye'de siyaset yapmanın diğer alanlarla eşdeğer
olduğunu vurgulayan Atabek, ''İş hayatında nasıl zorluklar varsa
siyasette de var'' dedi. Atabek, şöyle devam etti:
''Fakat şunu görüyorum. Siyasette istikrarlı olduğunuz zaman kadın
olarak, kalıcılığımızı sağlayabiliyoruz. Siyaset çok emek gerektiren bir alan, devamlı toplum yararına çalışıyorsunuz. Özel hayatınızdan
maddi, manevi fedakarlık yapıyorsunuz. Bu fedakarlıkları yaptığınız
sürece siyasette kalıcı olursunuz, hizmet üretirsiniz.''
Kadınların uzun süreli siyasetin içinde kalamadıklarını ifade eden
Atabek, kadının siyaset yapabilmesi için hem eşinin hem de ailesinin
destek olmasının gerektiğini vurguladı. Kadının emek verdiği,
zaman ayırdığı ve öncelediği sürece siyasette çok başarılı olabildiğinin altını çizen Atabek, ''Siyaset yapıyorsanız erkek de olsanız kadın da
olsanız siyaseti öncelemeniz gerekiyor. Çünkü siyasetteki birçok konu
acil ve önemli, dolayısıyla kendi hayatınızın önüne geçebiliyor. Bu
fedakarlıkları yapabiliyorsanız, bu işi hayatınızın merkezine
oturtabiliyorsanız siyasette de kadın başarılı olabiliyor'' diye
konuştu. ''Kızım, kongre, parti, seçim çalışması nedir bilir'' Yoğun tempoda çalışırken anne olmanın zorluklarına da değinen Atabek, şunları kaydetti: ''Anneyseniz çocuğunuzu yaptığınız işe entegre etmeniz gerekiyor. Kızım doğduğundan itibaren birçok işe götürmüşümdür. Onu izole bir ortamda
büyütmeyi tercih etmedim. Çok küçük yaşlardan itibaren ne yaptığımı
anlamasını çok arzuladım. Kongre nedir bilir, parti, seçim çalışması
nedir bilir. Cumhurbaşkanımızı, Başbakanımızı, Bakanımızı tanır. Onu da
bu ortamın içinde büyütmeye çalıştım, ilerde o da toplum gönüllüsü olsun istedim.'' ''Başörtüden dolayı sıkıntılar yaşadım'' Başörtülü ilk kadın bakan yardımcısı olan Atabek, çok uzun yıllardır
örtülü olduğunu ifade ederek, ''Öğrenim ve iş hayatımda defalarca
sıkıntılar yaşadım'' dedi. Atabek, şöyle devam etti:
''Öğrenim hayatımda birçok kardeşimizin yaşadığı sıkıntıların benzerini
yaşadım. Zaman zaman hocalarımızın yanlış ithamlarıyla karşı karşıya
kaldık. Zaman zaman okul kapılarında kaldık. İş hayatında da,
dolayısıyla çok bir yerlerde çalışma şansı denemeden, alan da çok
sıkışıktı, kendi işimi kurmayı tercih ettim sırf bu sebeple. Hiçbir
zaman devlette çalışmayı düşünmedim, hayatımda hiçbir zaman devlet
memuru olmayı düşünmedim. Çünkü hep o alanlar bize kapalıydı. Eğer
başörtülüyseniz kamunun bütün alanları size kapalıydı. Dolayısıyla bu
manada ötekileştirilmiştik. Fakat biz, hiçbir zaman kadınları
başörtülü, başörtüsüz diye ayırmadık. Dolayısıyla biz ayırmadık ama
yıllarca biz de bu manada bir kenara itilmişliği yaşadık.'' AK
Parti'nin sadece ''başörtüsü'' konusunda değil, birçok insanın hak ve
hürriyetleri noktasında bir genişleme, rahatlama, demokratik ortam
oluşturduğunu ifade eden Atabek, ''Bunlardan birisi de başörtüsü. Bunun
da mutluluğunu yaşıyoruz'' dedi. ''Kadın bakış açısıyla kadına şiddeti inceledim'' Lise yıllarında daha çok sayısal alana eğiliminin yüksek olduğunu,
ancak siyasete adım attıktan sonra sosyal hizmetler alanında yüksek
lisans yapma kararı aldığını söyleyen Atabek, sosyal hizmetler alanının
seçme nedenini, ''Siyasi çalışmalarımızda sürekli sahadaydık. Bu işin
akademisi nasıl acaba, dünyada örnekleri nasıl, kitap üzerinde örnekleri nasıl acaba diye merak ettiğim için tercih ettim'' şeklinde açıkladı. Yüksek lisansta ''kadın bakış açısından kadınlara yönelik şiddeti
incelediğini'' ifade eden Atabek, toplumda ''şiddet'' konusuna ilişkin
de bazı değerlendirmelerde bulundu. Şiddetin ailenin ve toplumun içinde var olduğunu belirten Atabek, ''Zaman zaman çocuğa, erkeğe ve
kadına uygulanabiliyor. Buna kadınlar nasıl bakıyor çok merak ettim.
Komşusu şiddet gören bir kadının tepkisi nasıl ya da evladı şiddete
uğramış bir annenin tepkisi nasıl. Onu merak ederek bu konuyu
inceledim'' diye konuştu. ''Şiddet eğitimle aşılabilir'' Kadına yönelik şiddettin toplumda daha görünür hale geldiğini ifade
eden Atabek, ''Toplumun bu noktadaki duyarlılığı, basının duyarlılığı
arttı ve görünür hale geldi. Önceden de şiddet vardı, fakat belki basın
bu kadar üstünde durmuyordu'' dedi. Kadına yönelik şiddetin çok
üzücü olduğunu ifade eden Atabek, ''Bunları defalarca televizyonlarda
görmek bir kadın ve anne olarak beni çok üzüyor. Bakanlığımızın
da hükümetimizin de bu noktada çok ciddi önlemleri ve politikaları var.
En son çıkan yasa da bunlardan bir tanesi'' diye konuştu.
Şiddetin eğitimle aşılabileceğinin altını çizen Atabek, ''Bakanlık
politikalarımızın şiddetle alakalı en önemli ayağının eğitim olduğunu
düşünüyoruz. Çocuklarımıza ilkokuldan itibaren bunu anlatmamız
gerekiyor'' dedi. Şiddetin öğrenilen bir davranış şekli olduğunu düşündüğünü ifade eden Atabek, şöyle devam etti: ''Kızım 2,5 yaşındayken evde bir arkadaşını eliyle ittirdi. Ben bu
durumu araştırdım, çünkü evde kimse birbirini ittirmiyor. Çocuğun bunu
görmüş olması gerekiyor. İzlediği çizgi filmlere çok dikkat ediyoruz.
Şiddet içeren hiçbir şey izletmiyoruz. Dolayısıyla bu çocuk bunu nasıl
öğrendi diye endişe duydum. Bir pedagoga sorduğumda şunu söyledi, 'Evde
kafasını, kolunu bir masaya, sandalyeye vurduğunda, oraya vuruyor
musunuz? Ne yaptın, kızıma zarar verdin gibi...' Biz, o davranışı birkaç defa yapmıştık. Kızımızın arkadaşını ittirme davranışının buradan
çıktığını öğrendik. Dolayısıyla biz o davranışımızı değiştirdikten sonra kızımız da bir daha kimseyi ittirmedi. Dolayısıyla eğitim çok önemli.'' Anne babanın bu noktada bilinçli olmasının çok önemli olduğunu
vurgulayan Atabek, ''Küçük yaşlardan itibaren ailede şiddet varsa çocuk
bunu öğrenerek geliyor'' dedi. Konuyla ilgili hukuki önlemlerin
de çok önemli olduğunu belirten Atabek, ''Birçok hukuki önlem
alınıyor. Ne kadar önlem alırsanız alın, ne kadar çok ceza verirseniz
verin, önemli olan kişinin davranışını değiştirmek... Kişinin
davranışını da ancak bu şekilde, eğitimle değiştirebiliriz'' diye
konuştu. ''Bunun ne kadar yanlış bir iş olduğunu anlatacağız'' Erken yaşta evlilikler konusuna da değinen Atabek, bu konuyla
ilgili ''çocuk gelinler'' tabirini kullanmak istemediğini söyledi.
Atabek, ''Çocuk ve gelin ifadelerini birbirine hiç yakıştırmıyorum. Biz
buna erken yaşta zorla yapılan evlilikler diyoruz. Bakanlığın da bakış
açısı bu. Onlar bizim çocuklarımız, geleceğimiz. Erken yaşta evlilik
sonucu bütün geleceklerinin ipotek altına alınması, çocuklarının
ellerinden alınmasının çok acı olduğunu biliyoruz'' diye konuştu. Bu sorunla ilgili en önemli unsurun da yine ''eğitim'' olduğuna dikkati çeken Atabek, çocukların eğitim içinde tutulması gerektiğini vurguladı. Atabek, şunları ifade etti: ''Bu, sadece devletin üstesinden gelebileceği bir konu değil, çünkü
annelerin ve babaların bu konuda bilinçlenmesi lazım. Onlara bizim de
bunları anlatıyor olmamız lazım. Bu konuyla alakalı yaptığımız
çalışmaların içinde aile bilinçlendirme toplantıları da olacak.
Mahallelerde, kahvelerde ya da eşrafı toplayabileceğimiz yerlerde
o mahallenin önde gelenleriyle yapacağımız toplantılarda bunun ne kadar
yanlış bir iş olduğunu ve sonuçlarının da ne kadar acı olduğunu
ailelerimize de anlatmayı planlıyoruz'' ''Aile önceliğimiz'' Yapmayı düşündüğü çalışmalarla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Atabek, şöyle devam etti: ''Bizim için en önemli unsurun aile olduğunu düşünüyorum. Biz
ailedeki bireylerin her birini ayrı ayrı güçlendirirsek, kümülatif
olarak baktığımızda aslında bütün toplumu güçlendirmiş oluyoruz.
Toplumun bir küçük örneği aile, ailenin içinde bireyler güçlendiriliyor. Toplum böylelikle ancak kalkınabilir. Bizim sadece tek bir cinsi
desteklememiz, toplumun geneline bir etki sağlamaz. Ailenin içinde çocuk desteklenmeli, ailenin içinde kadın desteklenme, ailenin içinde erkek
desteklenmeli. Aile, önceliğimiz...'' Bakanlığın rutin
çalışmalarına devam ettiğini belirten Atabek, ''Biz var olan çalışmalara katkı sağlamaya çalışıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarını çok
önemsiyoruz. Dolayısıyla sivil toplum kuruluşlarla yapacağımız
çalışmalar bu manada bizim için öncelik oluşturacak'' dedi. Atabek, politikalar belirlenirken sivil toplum kuruluşlarının kendileri için çok önemli bir çalışma ayağı olacağını söyledi. ''Önceleri ilgimi çeken bir alan değildi'' Siyasete nasıl adım attığını da anlatan Atabek, siyasetin önceleri ilgisini çeken bir alan olmadığını belirtti. Gençlik dönemlerini İstanbul'da geçirdiğini söyleyen Atabek,
''İstanbul'daki değişim benim çok dikkatimi çekti. İstanbul, çok zor bir şehirdi, fakat bir o kadar da güzel bir şehir. Sonrasında Sayın Recep
Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olunca, bir adamın
bir şehri nasıl değiştirebildiğini gördüm. Hem şehir adına, hem ülke
adına, hem de kendi adıma çok önemli bir umut ışığı oluşturdu. Demek ki
bir insan çok fazla şey değiştirebiliyor. Ondan sonra siyaseti daha
takip eder, daha ilgi duyar olmuştum'' diye konuştu. Sonrasında, üniversite yıllarında sivil toplum çalışmalarında bulunduğunu belirten
Atabek, ''Sivil toplum gerçekten çok keyif aldığım bir alandı. İlerleyen yıllarda da siyaset teklifi gelince ve partinin de lideri Recep Tayyip
Erdoğan olunca 'Hayır' demek mümkün değildi'' şeklinde konuştu. ''Gençlerin gözü korkmasın'' Atabek, kendisi gibi genç yaşta siyasete adım atmak isteyen kadınlara da şu mesajı verdi: ''Siyaset dışarıdan çok zorlu görünmekle beraber içine girdiğinizde
hizmet etmekten keyif aldığınız bir alan. Bu noktada hiçbir genç
arkadaşımızın gözünün korkmaması gerekiyor. Burada bir yaş sınırlaması
yok, yaşı daha ilerlemiş olanların yapacağı bir alan olarak
nitelendirmemek lazım. Hep birlikte geleceğimizi inşa ediyoruz, yeni bir Türkiye inşa ediyoruz. Dışarıdan eleştirmek yerine yeni Türkiye'nin
inşasında bulunmak daha öncelikli olabilir. Torunlarımıza anlatacağımız
çok önemli hikayelerimiz olacaktır. Genç arkadaşlarımızın yaşlarının
ilerlemesini beklemeden, gençken siyasetin içinde bulunmalarını çok
arzularım. Onları bu noktada teşvik ediyoruz.''
AA
AA


















