Tehditler, sızıntılar ve cinsel iddialar... Karim Khan'ın İsrail savaş suçlarına yönelik soruşturmaları böyle sekteye uğradı.
Middle East Eye sitesinin yaptığı özel bir soruşturma, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı Karim Khan'ın, Gazze'deki İsrail savaş suçlarına ilişkin yürüttüğü soruşturmalardan dolayı maruz kaldığı yıldırma kampanyasının ayrıntılarını ortaya koydu.
Middle East Eye sitesinin yaptığı özel bir soruşturma, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı Karim Khan’ın, Gazze'deki İsrail savaş suçlarına ilişkin yürüttüğü soruşturmalardan dolayı maruz kaldığı yıldırma kampanyasının ayrıntılarını ortaya koydu.
Siteye göre, olayların zaman çizelgesi, Netanyahu ve dönemin İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarılması hazırlıkları sırasında, Nisan 2024’te Khan üzerindeki baskıların arttığını ve bu baskıların Ekim ayında tekrar tırmandığını gösteriyor.
Bu yıldırma kampanyası; doğrudan tehditleri, nüfuzlu şahıslardan gelen uyarıları, yakın çevresinden ve aile dostlarından gelen sızdırmaları kapsıyordu. Ayrıca Lahey’de Mossad’a ait bir ekibin tespit edilmesinin ardından Khan’ın güvenliğiyle ilgili kaygılar oluştu. Bir yandan da hakkında cinsel saldırı iddialarına ilişkin medya sızıntıları gündeme geldi.
Khan, Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer hakkında, Hamas’a karşı yürütülen Gazze savaşı, yasadışı yerleşim politikaları ve işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddet nedeniyle dava açmak için çalışmalar yürütüyordu.
Site, geçtiğimiz Mayıs ayında, Khan’ın, Netanyahu ve Gallant hakkında çıkarılan tutuklama emirlerinin geri çekilmemesi halinde Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yok edileceği ve kendisinin de bu yıkımın içinde olacağı yönünde bir uyarı aldığını açıkladı.
Bu uyarı, İngiliz-İsrailli avukat Nicholas Kaufman tarafından Khan ve eşi Shyamala Alagendra ile Lahey’deki bir otelde yapılan görüşmede iletildi.
Bu toplantı, Khan’a yönelik cinsel saldırı iddialarının yayımlanmasından sadece iki hafta önce gerçekleşti. Khan o dönemde, İsrailli yetkililere yönelik ek tutuklama emirleri talep etmeye hazırlanıyordu.
Görevinden uzaklaştırılma girişimi başarısız olunca, Khan, hakkında yürütülen BM soruşturması sırasında izne ayrıldı. Middle East Eye, medyada yer alan iddialardan önce bile baskıların yoğunlaştığını, Khan ile iddiayı ortaya atan kişi arasında geçen bazı yazışmaların bu konuda soru işaretleri doğurduğunu bildirdi.
Siteye göre, söz konusu kişi, Khan tarafından saldırıya uğradığını iddia ettiği dönem boyunca Khan ve eşiyle dostane ilişkilerini sürdürüyordu.
İddia sahibi, BM soruşturmasıyla tamamen işbirliği yaptığını, ancak “gizlilik ve mesleki etik” gereği kamuya açıklama yapamayacağını ifade etti. Khan ise bu konularda yorum yapmayı reddetti.
Nisan 2024’te, Netanyahu ve Gallant hakkında tutuklama emri çıkarma süreci öncesinde, dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron, Khan’ı tutuklama emri çıkarılırsa İngiltere’nin mahkemeye fon vermeyi durduracağı ve mahkemeden çekileceği yönünde gizli bir şekilde tehdit etti.
Middle East Eye’ın talebine rağmen Cameron konu hakkında yorum yapmadı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı da açıklama yapmayı reddetti. Cameron ile yapılan görüşmenin ertesi günü, aralarında Donald Trump yönetiminde Dışişleri Bakanı olan Marco Rubio’nun da bulunduğu 12 Cumhuriyetçi senatör, Khan’a bir mektup yazarak şu uyarıyı yaptı: “Eğer İsrail’i hedef alırsanız, biz de sizi hedef alırız.”
ABD, İsrail yetkilileri hakkında tutuklama emri çıkarılması durumunda, mahkeme çalışanlarına ve onların ortaklarına yaptırım uygulanacağı, kendileri ve ailelerinin ABD’ye girişinin yasaklanacağı tehdidinde bulundu.
Cumhuriyetçi Temsilci Lindsey Graham ise UCM'nin sadece Afrika veya Putin gibiler için olduğunu, İsrail gibi demokrasiler için olmadığını söyleyerek tehdit etti.
Khan, İsrail istihbarat servisi Mossad’ın Lahey’de aktif olduğuna ve kendisi için potansiyel bir tehdit oluşturduğuna dair güvenlik brifingi aldı.
Khan’ı cinsel saldırıyla suçlayan kadın, Mayıs 2024’te gönderdiği mesajlarda “bir oyunun oynandığını” ve bu oyunun bir parçası yapılmaya çalışıldığını hissettiğini yazdı. Kadının işbirliği yapmaması nedeniyle mahkeme iç soruşturması kapatıldı.
Bu kadın daha önce, saldırıya uğradığını iddia ettiği dönemde mahkeme içindeki başka bir yetkiliye karşı şikayetinde Khan’dan destek istemişti. Ancak yapılan incelemelerde o yetkilinin herhangi bir suistimali bulunmadı.
Siteye göre, Khan’ın özel asistanı ve aile dostu olan, aynı zamanda Filistin dosyasında İsrail ile temasları yürüten Thomas Lynch, iddiaları resmî şikayete dönüştürmede kilit rol oynadı. Ancak Khan’ın eşiyle yaptığı özel konuşmalarda, bu suçlamaların zamanlamasını “şüpheli” bularak iddialara güvenmediğini ifade etti.
Middle East Eye’a konuşan Lynch, raporda yer alan suçlamaları “asılsız ve yanıltıcı” olarak nitelendirdi.
Mahkemede görevli bir kadın avukat, kurum içinde Khan’ın yaklaşımına karşı çıkan ve itibarını zedelemeye çalışan bir grup olduğunu söyledi.
Aynı avukat, Mayıs 2024’te birilerinin kendisine Khan’ın uygunsuz davranışta bulunup bulunmadığını sorduğunu, ama “böyle bir şey aklıma gelecek en son kişidir” diye yanıt verdiğini belirtti.
Khan’a yönelik kampanya, ABD’nin UCM’ye karşı aldığı düşmanca önlemlerle paralel yürütüldü. Şubat 2024’ten bu yana, ABD, Netanyahu ve Gallant’a yönelik tutuklama emirleri nedeniyle Khan’a yaptırım uyguluyor. Oysa ABD, tıpkı İsrail gibi mahkemenin yargı yetkisini tanımıyor.
Geçtiğimiz ay ABD, dört UCM yargıcına daha yaptırım uygulayarak onları “ABD ve İsrail’e karşı yasa dışı faaliyetler” yürütmekle suçladı. Bu ay ise ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir hukuk danışmanı, mahkemeye, Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emirleri geri çekilmezse “tüm seçeneklerin masada” olduğunu bildirdi.
Buna rağmen UCM yargıçları, 16 Temmuz'da İsrail’in tutuklama emirlerini geri çekme talebini reddetti ve yargı yetkisine ilişkin itiraz süreci tamamlanana kadar bu kararların geçerli olduğunu açıkladı.
Lahey’deki bir kaynak, Middle East Eye’a yaptığı açıklamada, “Bu sadece Karim Khan’ı hedef alma değil, UCM’yi topyekûn çökertme girişimidir – hem de uluslararası hukukun üstünlüğüne inandığını iddia eden ülkeler tarafından.” dedi.
Aynı kaynak, Khan’ın tutuklama emirlerini çıkarırken tüm prosedürlere tam olarak uyduğunu ve eğer bir eleştiri varsa bunun ancak süreci yavaş yürütmesi olabileceğini söyledi.
Khan, 2021’de göreve geldiğinden bu yana, tutuklama emri çıkarmada yüksek bir delil standardı getirdi – artık gerçekçi bir mahkûmiyet ihtimali aranıyor. Filistin topraklarında savaş suçu işlendiğine dair soruşturma, Khan’dan önceki savcı Fatou Bensouda döneminde başlamıştı. Geçen yıl Guardian gazetesi, Mossad’ın Bensouda’ya yıllarca baskı yaptığını ve onu soruşturmayı açmaktan vazgeçirmeye çalıştığını yazmıştı. Başarılı olamayınca, Khan göreve geldikten sonra o da izlenmeye alındı. (El Kuds El Aravi)