Sözde soykırım adımı, 100. yıl törenlerini sıkıntıya sokar
Avustralya'da faaliyet gösteren Zaman Avustralya, The Daily Telegraph, Austrailan Financel Review, Sydney Morning Herald ve The Australian Gazeteleri'nin genel yayın
Avustralya’da faaliyet gösteren Zaman Avustralya, The Daily Telegraph,
Austrailan Financel Review, Sydney Morning Herald ve The Australian
Gazeteleri’nin genel yayın yönetmenlerine kabulünde çeşitli sorulara
cevap veren TBMM Başkanı Cemil Çiçek; "NSW Parlamentosu’nun sözde
soykırım kararına çok şaşırdım. Bu adım ilişkilerimizi zehirleyen bir
durumdur. 100. yıl törenleri sıkıntıya girer. Mesele siyasetçilerin
değil, tarihçilerin ve bilim adamlarının işidir.” dedi.
Avustralya’nın
en önemli medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenlerinin Türkiye
gezisinin Ankara ayağında önemli görüşmeler gerçekleşti. Türk Hava
Yolları ve Zaman Avustralya’nın birlikte gerçekleştirdiği organizasyon,
başkentteki siyasetçilerden büyük takdir gördü. Meclis Başkanı Cemil
Çiçek, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Avrupa Birliği’nden Sorumlu
Devlet Bakanı Egemen Bağış başta olmak üzere tüm yetkililer, THY’nin
böyle önemli bir programa sponsorluk yapmasının önemine vurgu yaptı.
Böyle
önemli bir programı organize eden THY ve Zaman Avustralya gazetesine
teşekkür eden yetkililer, bu tür programların iki ülke ilişkilerinin
gelişerek, güçlenmesine olan inancını yinelediler. Ankara’daki temasları
çerçevesinde, TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Avustralya medya kuruluşu
yöneticilerini kabul ederek, bir süre görüştü. Görüşmede Çiçek, Birinci
Dünya Savaşı'nın Türkiye ile Avustralya arasında dostluğa vesile
olduğuna dikkati çekerek; "Memnuniyet verici husus, Birinci Dünya Savaşı
iki ülke arasında dostluğa vesile oldu." dedi.
Terör ve sözde
soykırım iddiaları ile ilgili adımların, iki ülke arasındaki güzel
ilişkileri zehirlediğine dikkat çeken Cemil Çiçek konuşmasını şöyle
sürdürdü; "Teröre destek ve 1915 olayları, dış politikada bazı ülkelerle
ilişkilerimizi zehirleyen önemli iki konu. Avustralya eyalet
parlamentosunun aldığı karar, ilişkileri zehirliyor. Bu adım
ilişkilerimizi zehirleyen bir durumdur. 100. yıl törenleri sıkıntıya
girer. Bu mesele siyasetçilerin değil, tarihçilerin ve bilim adamlarının
işidir. Bununla onlar ilgilenmeli. Böyle olursa biz de sabah kalkar
şöyle deriz; Avustralyalılar binlerce kilometre uzaklıktan gelerek,
Çanakkale’de soykırım yaptılar. Bu ne kadar doğrudur?” dedi.
Meclis Başkanı Cemil Çiçek, medya yöneticilerinin iç ve dış konular
başta olmak üzere, uluslararası konuları kapsayan sorularına şu şekilde
cevap verdi;
Avustralya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin kısa bir değerlendirmesini yapar mısınız?
Türkiye
ile Avustralya savaştan dostluk çıkaran iki ülke. Savaşlar başka
savaşları tahrik eder. Kan dökülür, yeni kan dökülmesine gerekçe
oluşturur ama memnuniyet verici husus ki Birinci Dünya Savaşı iki ülke
arasında dostluğa vesile oldu. Bu çerçevede, iki ülke arasındaki
ilişkiler iyi seyrediyor. Türkiye ve Avustralya coğrafi olarak çok uzak
olmasına rağmen kalben birbirine yakınlık hisseden ülkelerdir.
Avustralya'daki Türk vatandaşları ya da Türk kökenli Avustralya
vatandaşlarının iki ülke ilişkilerinde köprü görevi gördüğüne
inanıyoruz. Üst düzey gelişmeler var. İlk fırsatta ziyaret edeceğim. Dış
politikada Güney Doğu Asya öncelikli bölgeler arasında. Avustralya ile
pek çok platformda önemli işbirliği var. 2014’te G-20’ye Avustralya, bir
yıl sonra da Türkiye ev sahipliği yapacak. 2015 yılını karşılıklı
olarak kültür yılı ilan ettik.
Türkiye, son 10 yıldan bu yana
gerek bölgesel gerekse ekonomik ve siyasi gelişmeler bakımından dikkat
çeken gelişmelere imza attı. Bunu neye bağlıyorsunuz?
İstikrar
önceliğimiz. İstikrar ve gelişim öne çıkıyor. 1950’de çok partili hayat
başladı. 63 senenin yarısında istikrarsızlık var bu ülkede. IMF’ye borç
vermek istikrarın göstergesi. Kanunlarla istikrar gelmiyor tek başına.
Yapısal reformlar yapmamız gerek. Pek çok alanda problem var.
Cumhuriyetin 90. yılını geçen ay karşıladık ve kutladık. Bu süre içinde
61 hükümet değişti. Bu şu demektir; Her 13 ayda bir hükümet kurulmuş.
Bazı koalisyonların pazarlığı 4 ay sürmüş. Onun için son 10 yılda
istikrarlı bir hükümet olduğu için, ülkede de istikrarlı bir zemin
oluştu.
Parlamento’nun en önemli gündem maddesinin, yeni bir anayasa oluşturmak olduğunu biliyoruz. Bu konuda gelinen nokta nedir?
1980’de yapılan anayasa ile yönetiliyoruz ve bu anayasa 19 kez değişti.
Bu kadar değişiklik beraberinde istikrarsızlık getirdi. Yeni bir
anayasayı herkes istiyor ama tüm partilerin anlaşması çok zor. 2 yıl
içinde parlamentodaki dört parti, 60 maddede anlaştı. Daha 100-110 madde
var. Önümüzdeki yıl, yerel seçimler var. Bu anayasa ile istikrarı
korumak çok zor. Seçim öncesi yeni bir anayasanın yapılacağını
düşünmüyorum. Seçim öncesi parlamento daha az çalışacak.
Hangi konu veya maddelerde anlaşma sağlanamıyor?
En zor maddeler geriye kalanlar. Onlar daha hiç konuşulmadı. En
önemlileri hükümet modeli. Başkanlık, parlamenter sistem veya şimdiki
yarı başkanlık sistemi. Muhalefet parlamenter sistem, hükümet ise
başkanlık sistemi istiyor. İkincisi ise, kamu idaresinin yeniden
düzenlenmesi. Bölgesel özerklik isteyen bir parti var, diğerleri karşı
çıkıyor. Yargı ve eğitim hakkı da üzerinde görüşülmesi gereken önemli
konular.
Hükümet başkanlık sisteminden yana. Sizce, güçlü bir başkan ve parlamento nasıl birlikte çalışır?
Günümüz şartlarında hükümetin istediği bir başkanlık sisteminin
yürürlüğe girmesi çok zor. Başkanlık istikrar getirir. Bu ideal
olanıdır. Ama siyasette bir de realite var. İdeal ile realite her zaman
aynı olmayabilir. Demokrasiye geçişten sonra her 13 ayda hükümet
değişikliğinin göz önüne alınması durumunda siyasi istikrarın ne kadar
önemli olduğunu görürüz. Türkiye’nin mevcut sistemi yaklaşık olarak
Fransız modeli. Başbakanın başkanlık sistemi, Amerikan tarzı başkanlığı
öngörüyor. Ancak mevcut anayasa buna engel. O yüzden anayasanın
değişmesi gerekiyor. Seçimler öncesi mevcut anayasanın değişmesi zor
görünüyor. 2015 seçimlerinden sonra başkanlık sistemine geçiş,
seçimlerden çıkacak sonuçlara bağlı. Ancak yakın bir zamanda sistem
değişikliğinin mümkün olduğunu sanmıyorum.
YEREL SEÇİMLER, YENİ ANAYASAYI’NIN YÖNÜNÜ BELİRLER
Böyle bir istikrara rağmen ülkede bazı sıkıntıların olduğu gerçek. Bu sıkıntıların temelinde neler var?
Türkiye’de mevcut sıkıntıların en önemli sebeplerinden biri, siyasi
hırs. Siyasette hırs olmazsa, bu kadar stres olmaz. Önemli olan
kontrollü hırstır.
Gezi olaylarını nasıl değerlendiriyor sunuz?
Gezi
olayına komple bakmak gerekiyor. Doğrular da var yanlışlar da.
Ağaçlarla ilgili iyi niyetli bir grup protesto eylemleri yaptı. Sonra
yasadışı pek çok örgüt işin içine girdi. Türkiye teröre çok açık bir
ülke. Cezaevlerinde soldan sağa 38 ayrı tipte terör örgütü var. Polis
başta ölçüsüz güç kullandı ancak örgütler protestoları terörize etti.
Batılı ülkeler konuyu sadece siyaseten değerlendiriyor. Sadece talep
kısmı görülüyor. Evrensel hukuk boyutu göz ardı ediliyor. Uluslararası
sözleşmelerde herkes beğenmediği halleri protesto edebilir. Ancak şiddet
kullanamaz. Talebim karşılanmazsa yakıp yıkacağım diyemez hiç kimse.
Ayrıca hiçbir özgürlük başkasının özgürlüğünü kısıtlayamaz. Kürt devleti
için uğraşan bazı ülkeler var. Terör örgütlerinin arkasında bu ülkeler
var. Türkiye anayasa gereği federal bir yapıya sahip olamaz. Türkiye,
Fransa’daki gibi üniter bir devlettir.
Türkiye ve Avustralya,
Çanakkale/Anzac törenlerinin 2015 Yılı anma programlarına hazırlık
yapıyor. Bununla ilgili görüşleriniz nelerdir?
Savaşlar başka
savaşları tahrik eder. Kan dökülür, yeni kan dökülmesine gerekçe
oluşturur ama memnuniyet verici husus ki, Birinci Dünya Savaşı iki ülke
arasında, Türkiye ve Avustralya arasındaki dostluğa vesile oldu.
Çanakkale Savaşları'nın 100.Yılı sebebiyle 2015 iki ülkede Kültür Yılı
ilan edildi. BM ve G-20 bünyesinde işbirliği yapıyoruz. 2015'in iki ülke
halkları arasındaki ilişkilerde önemli fırsatlar doğuracağına dair
inancım tamdır.
2015 Çanakkale törenleri, aynı zamanda Sözde
Ermeni Soykırımı’nın da 100.Yılına denk geldiği için bazı çevreler bu
törenleri gölgelemeye çalışıyor.
Teröre destek ve 1915 olayları
dış politikada bazı ülkelerle ilişkilerimizi zehirleyen önemli iki
konu. Avustralya yerel parlamentosunun aldığı karar, ilişkileri
zehirliyor. Siz o kadar mesafeden gelip bizimle savaşıyorsunuz.
Ermeniler ise doğuda isyan çıkarıyor. Bazı ülkelerden destek alıyor.
Bunun sonucu olarak bazı acı olaylar yaşanıyor. Ama bu hiçbir zaman
soykırım şeklinde olmadı. Parlamentolar böyle bir karar alamaz.
NSW
Parlamentosu’nun almış olduğu sözde Ermeni, Süryani ve Rum Soykırım
kararının Federal Parlamentoya geleceği yönünde endişeler var. Böyle bir
karar, alınırsa iki ülke ilişkileri bundan nasıl etkilenir?
NSW
Parlamentosu’nun böyle bir karar almasına çok şaşırdım. Bu adım
ilişkilerimizi zehirleyen bir durumdur. Böyle bir adım atılırsa, 100.Yıl
törenleri sıkıntıya girer. Bu mesele siyasetçilerin değil, tarihçilerin
ve bilim adamlarının işidir. Bununla onlar ilgilenmeli. Böyle olursa
biz de sabah kalkar şöyle deriz; Avustralyalılar binlerce kilometre
uzaklıktan gelerek, Çanakkale de soykırım yaptılar. Bu ne kadar
doğrudur?