Öfkeli Protestolar ABD Başkan Yardımcısı'nın Peşini Bırakmıyor: 'Gazze ve İran'da Çocukları Öldürüyorsunuz'
ABD iç politikasında sular durulmuyor. Trump yönetiminin ikinci adamı JD Vance, Georgia eyaletinde sağ görüşlü gençlerin bir araya geldiği bir organizasyonda beklemediği bir tepkiyle karşılaştı. Seçim döneminde "barış ve istikrar" vaadiyle oy toplayan yönetimin, Orta Doğu'da derinleşen askeri angajmanları kendi seçmen tabanında bile çatlaklar oluşturmaya başladı.
ABD iç politikasında sular durulmuyor. Trump yönetiminin ikinci adamı JD Vance, Georgia eyaletinde sağ görüşlü gençlerin bir araya geldiği bir organizasyonda beklemediği bir tepkiyle karşılaştı. Seçim döneminde "barış ve istikrar" vaadiyle oy toplayan yönetimin, Orta Doğu’da derinleşen askeri angajmanları kendi seçmen tabanında bile çatlaklar oluşturmaya başladı.
"Barış Vaatleri Nerede?"
Etkinlik sırasında sözü kesilen Vance, bir protestocunun "İnançlarımız katliamı onaylamaz, çocukların kanı ellerinizde!" haykırışıyla sarsıldı. Özellikle Gazze’de aylardır süren yıkım ve son dönemde İran topraklarını hedef alan doğrudan askeri operasyonlar, Amerikan kamuoyunda "bitmeyen savaşlar" yorgunluğunu tetiklemiş durumda.
Protestoların merkezinde, ABD destekli operasyonların sivil bilançosu yer alıyor:
İran’daki Kayıplar: Şubat ayı sonunda Minab’daki bir eğitim kurumuna yönelik füze saldırısında, aralarında çok sayıda öğrencinin de bulunduğu 160’tan fazla sivilin hayatını kaybetmesi, Washington’un "nokta operasyon" savunmalarını boşa çıkardı.
Gazze Trajedisi: Bölgeden gelen veriler, saldırıların başından bu yana hayatını kaybeden çocuk sayısının 20 bini aştığını gösteriyor. Trump döneminin başlamasından bu yana durulması beklenen şiddetin aksine, can kayıplarının hızla artmaya devam etmesi tepkilerin dozunu artırıyor.
Yönetimin "Eski Dönem" Savunması Karşılık Bulmadı
Vance, salondaki öfkeyi dindirmek için faturayı bir önceki yönetime kesmeye çalıştı. Gazze’deki insani krizin devralındığında zaten içler acısı olduğunu savunan Başkan Yardımcısı, çözümün kendilerinde olduğunu iddia etse de rakamlar farklı bir hikaye anlatıyor. Biden döneminin sonunda 47 bin seviyesinde olan can kaybı sayısı, yeni yönetimin ilk aylarında 25 bin daha artarak toplamda 70 bin sınırına dayandı.
Kutsal Metinler ve Siyasi Gerilim
Siyasi analistler, savaşın meşrulaştırılması için dini referansların (Amalek benzetmesi gibi) kullanılmasının, hem uluslararası hukuk nezdinde "soykırım kastı" olarak değerlendirildiğine hem de vicdan sahibi seçmen gruplarını yönetimden uzaklaştırdığına dikkat çekiyor.
Sonuç olarak; Amerikan sağında sadece ekonomik vaatlerin (ucuz yakıt gibi) yerine getirilmemesi değil, aynı zamanda vaat edilen "izolasyonist/barışçıl" dış politikadan sapılması ciddi bir güven bunalımı yaratıyor. Bu durum, Z kuşağı ve ilerici grupların "küresel adalet" talebiyle birleşerek mevcut yönetimi önümüzdeki dönemde daha fazla zorlayacağının sinyallerini veriyor.