New York polisi, camileri terör örgütlerinin merkezi göstermeye çalıştı
New York Polis Departmanı'nın (NYPD) şehirde yaşayan Müslümanları fişlemesini ortaya çıkaran Associated Press (AP) haber ajansının muhabirleri Matt Apuzzo ile Adam Goldman, NYPD'nin camileri terör merkezleri olarak göstermeye çalıştığını savundu.
Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan ‘‘Düşman İçimizde’’ adlı kitaplarının
tanıtımı için Fordham Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’ne bağlı ‘Ulusal
Güvenlik Merkezi’nde konuşan Apuzzo ile Goldman, NYPD Direktörü Ray
Kelly’in casusluk programını haklı çıkarabilmek için "camileri terör
örgütlerinin merkezi olarak göstermeye çalıştığını" ifade ettiler.
NYPD’nin,
11 Eylül terör saldırılarından sonra New York’ta yaşayan Müslümanları
takip etmeye başladığını belirten Apuzzo, New York polisinin camileri
gözetim altına alarak buraya gelen herkesi fişlemekle kalmadığını, bu
kişilerin araç plakalarının dahi kayda alındığını dile getirdi. Apuzzo,
NYPD’nin gözetim programını genişleterek cami çevrelerindeki Müslüman iş
yerlerini de gözetlediğini belirterek, ‘‘Buraya gelip ‘Cihad’ ya da
ABD’nin Irak’ta, Afganistan’da sürdürdüğü savaşları dahi eleştirenleri
fişleyerek, haklarında dosyalar oluşturuldu.’’ dedi.
Goldman ise
isimlerinden dolayı ‘muhtemel terörist’ zanı altında kalmamak için
isimlerini değiştiren Müslümanların yine NYPD tarafından ‘‘şüpheli’’
listelerine alındığına dikkat çekti. Goldman, ‘‘Bu program öyle
genişletildi ki, Müslümanlar geldikleri ülkelere göre haritada
sınıflandırıldı.’’ dedi.
2012 yılında NYPD’nin Müslümanları
fişlemesi haberleri ile Pulitzer ödülü kazanan Goldman ile Apuzzo, New
York polisinin takip programını federal hükümetten dahi gizli
yürüttüğünü dile getirdi. NYPD’nin Müslümanlara ait kafe, iş yeri,
öğrenci derneklerine sızarak bilgi topladığını belirten Apuzzo, ‘‘Bu
bilgilerin raporlaştırılmasını yapan analistlerin yazdıkları öyle
inanılmayacak şeylerle dolu ki! Bir insanın bir Kur’an’ı olmasında fazla
bir rahatsızlık duyulmazken, raporlarda 2 Kur’an bulunduran ve okuyan
kişiler hemen fişlendi. Böyle saçmalık olur mu! Kaç İncil bulundurursak
evimizde acaba deli sayılırız.’’ şeklinde konuştu
Goldman ise
Müslümanlara ait kafelere giden muhbirlerin burada El Cezire
televizyonun kanalının açık olup olmamasına göre durumu rapor ettiğini
aktarak, ‘‘Başkan George Bush’un birlik konuşmasını dahi dinleyip
dinlemediklerini muhbirler gizli dosyalarına yazdı.’’ dedi.
Goldman,
haberlerini araştırdıkları dönemde birçok Müslüman ile tanışdıklarını
ve çok iyi insanlar olduklarını belirterek, ‘‘İçlerinde elbette kötü
olanlar da vardır. İtalyanların da öyle İrlandalıların da. Aynı şekilde
farklı dine sahip insanların da bazıları iyi bazıları ise kötü
olabiliyor.’’ diye konuştu.
Yasaları, devlet ile halk arasında
yapılan ‘‘sosyal sözleşme’’ olarak tanımlayan Apuzzo, şöyle konuştu;
‘‘Devlete ait bir kurum sözleşmenin dışına çıkarak hareket ederse neleri
kaybedebileceğimizi öngöremeyiz. Bakın NYPD bu sözleşmenin dışına
çıkarak yaptığı usulsüzlüğü sadece halktan değil Beyaz Saray’dan bile
sakladı. Toplumda güven duygusunu sarstı.’’
Bir katılımcının
devletin ve ülkenin güvenliği söz konusu olduğunda bu tür takiplerin
normal olup olmadığı sorusuna Goldman, ‘‘Biz gazeteciyiz. Bizim
görevimiz devletin terör politikaları için neyin uygun olup olmadığını
düşünmek değil. Bunun için devletten maaş alan savcılar, polisler var.
Bizim görevimiz gizli saklı yürütülen ve yasa dışı uygulamaları ortaya
çıkarmak sorumluları ifşa etmektir.’’ şeklinde konuştu.