Myanmar'da Kanlı Satranç: Cuntayı Besleyen "Kırmızı Halı" Diplomasisi

Myanmar'daki askeri cunta, Şubat 2021'de gerçekleştirdiği kanlı darbeden bu yana ülkeyi derin bir iç savaşa ve kaosa sürükledi. Uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tecrit edilen, halkın iradesini şiddetle bastıran ve meşruiyetini yitiren cuntaya, bugün en büyük destek ise bölgenin iki büyük gücü olan Çin ve Hindistan'dan geliyor.

Myanmar’daki askeri cunta, Şubat 2021’de gerçekleştirdiği kanlı darbeden bu yana ülkeyi derin bir iç savaşa ve kaosa sürükledi. Uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tecrit edilen, halkın iradesini şiddetle bastıran ve meşruiyetini yitiren cuntaya, bugün en büyük destek ise bölgenin iki büyük gücü olan Çin ve Hindistan’dan geliyor.

Uzmanlara göre, Pekin ve Yeni Delhi’nin kendi stratejik çıkarları uğruna cuntaya açtığı kapılar, Myanmar halkının demokrasi umutlarını ezmekle kalmıyor, aynı zamanda rejimi daha da acımasız adımlar atmaya cesaretlendiriyor.

Pekin’in “Stratejik” İhaneti ve Cuntaya Oksijen Desteği

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in, cunta lideri Min Aung Hlaing’i Pekin’de görkemli bir törenle karşılaması, diplomatik nezaketin ötesinde, demokrasiye karşı işlenmiş açık bir suç ortaklığı olarak değerlendiriliyor. Çin’in "kapsamlı stratejik işbirliği" adı altında imzaladığı 18 yeni anlaşma ve sunduğu siyasi destek, cunta rejimine hem içeride hem de dışarıda "ayaktayız" mesajı verme imkânı tanıyor.

Analistler, Çin’in bu hamlesinin barışla uzaktan yakından ilgisi olmadığını vurguluyor. Pekin, Malakka Boğazı’na olan bağımlılığını kırmak için Myanmar’daki Kyaukphyu Limanı ve demiryolu projelerini hayati bir "stratejik zorunluluk" olarak görüyor. Çin’in Myanmar’daki tutumu, "yatırım koruma" maskesi altında yürütülen, sadece kendi ekonomik çıkarları tehdit edildiğinde müdahale eden seçici ve çıkarcı bir politika olarak dikkat çekiyor.

Hindistan’ın İkiyüzlü Rekabeti

Diğer yanda Hindistan, bölgedeki nüfuz mücadelesinde geri kalmamak adına benzer bir yol izliyor. Yeni Delhi’nin cuntayı ağırlayarak sunduğu meşruiyet, Çin ile girilen rekabette bir piyon haline getirilen Myanmar halkının kaderini daha da zorlaştırıyor.

Uzmanlar, Çin ve Hindistan arasındaki bu rekabetin temelinde, Myanmar’ın zengin kaynaklarına ve stratejik konumuna sahip olma arzusunun yattığını; demokrasi ve insan haklarının ise bu "büyük güçler satrancında" tamamen göz ardı edildiğini belirtiyor.

"Kendi Evini Düzelt" Mesajı mı, Şiddeti Tetikleyen Bir Emir mi?

Cunta lideri Min Aung Hlaing’in, Pekin’de gördüğü bu "kırmızı halı" muamelesinin, rejim üzerinde yıkıcı bir cesaretlendirme etkisi yarattığı kesin. Gözlemciler, bu desteğin cuntaya direniş güçlerine karşı askeri operasyonlarını tırmandırma özgüveni verdiğini ifade ediyor. Çin’in “tüm taraflar diyalog kursun” yönündeki sözleri, perde arkasında Min Aung Hlaing’e "kendi evini düzelt" yani "muhalefeti dilediğin şekilde bastır ve istikrarı sağla" emri olarak yankılanıyor.

Bu durum, Myanmar’da şiddeti azaltmak yerine, cuntayı tartışmalı bölgelerde baskıyı artırmaya ve sahte bir istikrar yaratmaya teşvik ediyor. Halkın özgürlük arayışı karşısında cunta, Çin ve Hindistan’dan aldığı diplomatik onay ile kendisini dokunulmaz hissederken, ülke genelindeki iç savaş daha da kanlı bir hal alıyor.

Myanmar halkı demokrasiden yana bedeller öderken, bölgesel devlerin bu "stratejik pragmatizmi", darbeci bir rejimin ömrünü uzatan bir yaşam desteğine dönüşmüş durumda. Bölgedeki bu kanlı rekabet devam ettiği sürece, Myanmar'ın barışa ve özgürlüğe kavuşması bir hayalden öteye geçemeyecek gibi görünüyor.

Myanmar Çin Hindistan Xi Jinping Min Aung Hlaing Malakka Boğazı Kyaukphyu Limanı Yeni Delhi