Londra'da Filistin Devleti Baskısı Artıyor: Starmer Kabinesi Karar Aşamasında
İsrail'in Gazze Şeridi'nde Filistin halkına yönelik saldırıları sürerken, İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer'ın hükümeti üzerindeki diplomatik baskı her geçen gün artıyor.
İsrail’in Gazze Şeridi’nde Filistin halkına yönelik saldırıları sürerken, İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer’ın hükümeti üzerindeki diplomatik baskı her geçen gün artıyor. The Independent gazetesinin aktardığına göre, Filistin Devleti’nin resmen tanınması için İşçi Partisi içinde yoğun bir destek oluşmuş durumda. Dokuz farklı partiden 200'ü aşkın milletvekili, Filistin’i tanıma yönündeki çağrıyı destekleyen bir öneriye imza attı. Bu gelişme, Başbakan Starmer’ın kabinesinde acil bir toplantı yapılmasına neden oldu.
Tanımanın Zamanlaması Tartışılıyor
Gazeteye göre, Starmer için asıl mesele Filistin’i tanıyıp tanımamak değil; bu adımın ne zaman atılmasının en büyük etkiyi yaratacağı. Zira bir devleti tanımak, geri dönüşü olmayan tek seferlik bir diplomatik adımdır. Brexit ya da ticaret anlaşmalarında olduğu gibi yeniden gözden geçirme şansı yoktur. Bu nedenle Starmer’ın, tanımanın zamanlaması konusunda dikkatli bir strateji izlemesi gerektiği vurgulanıyor.
Mevcut Politikada Belirsizlik Var
İngiltere’nin mevcut dış politikası, iki devletli çözümü desteklemekte ve Filistin’in tanınmasını barış sürecinin bir parçası olarak öngörmektedir; ancak somut bir tarih belirtilmemektedir. Geçtiğimiz perşembe günü yaptığı açıklamada Starmer, “Filistin halkının devlet olma hakkı devredilemezdir” diyerek bu konuda daha net bir tutum sergiledi. Bu sözler, resmi tanımaya oldukça yaklaşıldığı şeklinde yorumlandı.
Tanımanın Sembolik ve Diplomatik Ağırlığı
Filistin'in devlet olarak tanınması, sadece sembolik bir adım değil; aynı zamanda diplomatik statü kazandırarak uluslararası kurumlarda temsil hakkı sağlayabilir. İngiltere’nin tarihsel rolü —özellikle Balfour Deklarasyonu ile modern İsrail’in temelini atmış bir ülke olması— bu tanımaya ayrı bir sembolik ağırlık da katmaktadır.
İç Politikada Bölünme ve Baskı
Hükümet içinde konuya dair görüş ayrılıkları dikkat çekiyor. Adalet Bakanı Shabana Mahmood ve Başbakan Yardımcısı Angela Rayner, tanınma yönünde baskı yaparken; Maliye Bakanı Rachel Reeves gibi isimler bunun zamanlamasını sorguluyor. Öte yandan, İşçi Partisi içinde çoğunluk tanımadan yana bir tutum sergiliyor. Eski lider Jeremy Corbyn’in kurduğu yeni sol parti de bu baskıyı artırıyor.
İsrail’in İşçi Dostları (LFI) grubu ise iki devletli çözümü desteklese de, erken bir tanımanın etkisini azaltabileceği uyarısında bulunuyor.
Macron ve Trump Faktörü
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ülkesinin Filistin’i tanıyan ilk G7 ülkesi olacağını açıklaması, İngiltere üzerindeki baskıyı artırdı. Ancak İngiliz hükümeti, ABD ile ilişkilerini zedelememek adına bu konuda temkinli davranıyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Fransa’nın açıklamasını sert şekilde eleştirmesi ve Starmer’ın İskoçya’da Donald Trump ile yapacağı görüşme öncesi bu konuyu gündeme almak istememesi, bu temkinin nedenlerini gözler önüne seriyor.
Barış Sürecinde İngiltere’nin Rolü
Bakan James Murray’nin ifadesine göre, Filistin’i 140 ülke tanıdı ancak bu tanımalar barış sürecinde ciddi bir etkide bulunmadı. Gazeteye göre, İngiltere’nin İsrail üzerindeki sınırlı etkisi de zamanla azalmakta. Yine de Starmer, ABD liderliğindeki yeni bir barış süreci umuduyla dikkatli adım atmak istiyor.
Sonuç: İçeride Sorun Çözmek, Dışarıda Etki Kaybetmek
Independent’ın yorumuna göre, Starmer yurtdışında saygı görse de ülke içinde siyasi kontrolü zayıflamakta. Bu nedenle, Filistin’in tanınması iç politikada sorunları çözse bile, dış politikada barış sürecine etkisi sınırlı kalabilir. Ancak yine de bu adım, ülke içinde ciddi bir siyasi beklenti haline gelmiş durumda.