Irkçı cinayetler 'Maktul Türkse onu Türk öldürmüştür' mantığıyla soruşturulmuş
Almanya'da Neonazi Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör hücresi cinayet ve suçları araştıran Federal Meclis Komisyonu oturumlarına devam ediyor. Dünkü oturumda Köln şehrindeki Keup caddesinde düzenlenen bombalı saldırı, Türk işadamlarının cinayetinde kullanılan Ceska markalı tabancanın izinin sürülmesi ve Almanya'daki aşırı sağcıların ülke dışınd
Almanya'da Neonazi Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör hücresi cinayet ve suçları araştıran Federal Meclis Komisyonu oturumlarına devam ediyor. Dünkü oturumda Köln şehrindeki Keup caddesinde düzenlenen bombalı saldırı, Türk işadamlarının cinayetinde kullanılan Ceska markalı tabancanın izinin sürülmesi ve Almanya'daki aşırı sağcıların ülke dışındaki bağlantıları ele alındı.
Komisyon üyeleri, Köln'deki saldırının yapıldığı dönemde Kuzey Ren Vestfalya (KRV) Anayasa Koruma Teşkilatı'nın Başkanı olan Hartwig Möller'in ifadesini aldı. Eski istihbarat şefi Hartwig, eyaletindeki soruşturmalarda başarısız olduklarını kabul etti. Saldırının arkasında aşırı sağcılar olmadığına hızlı kanaat getirilmesinin yanlış olduğunu belirten Hartwig, şimdiki bilgi ve belgelere bakıldığında olayın aşırı sağcı motifli olduğunun anlaşılması gerektiğini ifade etti. Hartwig, "Biz olayı Türk-Kürt kavgası olarak değerlendirdik." diyerek, o zamanlar olayın arkasında aşırı sağcılar olduğunu bilmediğini, ancak bu yönde de fazla araştırma yapmadıklarını itiraf etti. Hartwig ayrıca kurbanların hem saldırıya uğramaları hem de zanlı muamelesi görmelerinden dolayı üzüntülü olduğunu dile getirdi.
Meclis Komisyonu'nun üyeleri ise toplantı öncesi yaptığı açıklamada soruşturmaların aşırı sağcı motifli olabileceğinden yola çıkılmadığına, bu bağlantının izini sürmekten hızlı vazgeçildiğine dikkat çekti. Yeşiller Partili Komisyon Üyesi Wolfgang Wieland, cinayetlerin işlendiği silah çerçevesindeki araştırmaların çok sayıda soruyu beraberinde getirdiğini söyledi. Wieland, "İsviçre'de bir emeklinin söz konusu silahı satın aldığı belirlendi. Elimizdeki dosyalara göre İsviçre'ye kadar gidilmiş ve bu şahısla görüşülmüş. Ancak onun muallak açıklamalarıyla yetinip bu silahın izinin niye sürülmediği merak konusu. Ayrıca 2005 yılında tespit edilen bulgu 2009'da değerlendiriliyor, bu alışılagelmiş zaman süreci değil." diyerek şöyle devam etti: "Soruşturmanın başından itibaren cinayeti Türklerin işlediği, olayın arkasında Türk 'organize işlerin' olduğundan yola çıkıldığını dosyalara bakınca anlamak mümkün. İsviçre'de de özellikle silah için kurşunu bir Türk'ün mü satın aldığının araştırılmasında 'Türk, bir Türk tarafından öldürülür' gibi bir çarpık mantığın izini görmek mümkün. Soruşturmalar da 'Olayın arkasında ancak Türk organize işleri vardır' tespitinden yola çıkıldığının örneğidir."
Sol Partili Petra Pau, birçok ipucu olmasına rağmen o zamanki Federal İçişleri Bakanı Otto Schily'nin aşırı sağcı motifli saldırı olmadığına dair hızlı kanaat getirdiğine dikkat çekti. Hıristiyan Demokrat Birlik Partili Clemens Benninger ise Federal Anayasa Koruma Teşkilatı'nın raporunda 'Jena şehrinden bombacılardan' bahsedilmesine rağmen Köln'deki saldırıdan sonra çok hızlı "Olayın arkasında yabancı düşmanlığı ve aşırı sağcı düşünce olamaz." diye siyasi karara varıldığını belirtti. Benninger, Spiegel'in gündeme getirdiği zanlı Ralf Wohlleben'in muhbirliği ile ilgili şu açıklamayı yaptı: "Zanlılar arasındaki bir muhbirin daha olup olmadığını Federal İçişleri Bakanlığı araştırıyor, bu konuda konuşmama kararı aldık. Şimdilik isim de vermiyoruz, ancak ortalıkta dolaşan ismi tasdikleyecek bir bulgu yok. Federal İçişleri Bakanı konuyu araştırtıyor, sonucu bizimle ve kamuyla paylaşacak." CİHAN