Ilk Derin Operasyon: Tan Baskini

TKP'nin kilit isimlerinden Zekeriya Sertel, sahibi oldugu Tan Gazetesi'nde sol yayinlar yapmaya baslayinca, CHP'lilerin tasli sopali baskinina ugradi.

Her seyin bir miladi varsa, gazeteciligin miladi da 'Tercuman-i Ahval' Gazetesi'dir. Hani kendince onemli bir haberi vurgulamak isteyen butun genc meslektaslar der ya, "Tercuman-i Ahval'den bu yana..." Gercekten neler olmustur, bu halkin ahvalini anlatan yayindan bu yana? Yani basinimizda neler yasanmistir, kapali kapilar ardinda ne kararlar alinmis, kimler gelmis, kimler gecmistir? Iste bu yazi dizimizde onu anlatiyoruz. Tabii sadece gazeteciligi degil, onun ayrilmaz parcasi yeni trendimiz televizyona da soyle bir bakacagiz. Her iki alanda da yasanan tarihi baslangiclari, onemli olaylari, meslege oyle yada boyle damgasini vuran meslektaslari, gazeteci olmadan gazeteci olanlari, siradan olup harikalar yaratanlari ve pek cok bilinmeyeni... Tercuman-i Ahval dedik ama yazi dizimiz bir anlamda yakin tarihimize toplu bir bakis. Amacimiz ise bu gunku medya savaslarinda taraf olmak degil, sadece bu gunlere nasil ve ne sekilde geldigimizi en carpici 'anlarla' hatirlatmak. Bugun, ilk yazimizda ulkenin ilk 'derin operasyonu' sayilan Tan Matbaasi baskininin carpici detaylarini hayretle okuyacaksiniz. Derin operasyon sozcugunu bosuna kullanmadigimizi da anlayacaksiniz. Cunku derin devlet (Ozel Harp) ve Gladyo'nun Turkiye'deki ilk adimlariydi bu vahsi saldiri. Son bir not ... Bu dizide yazilanlar hicbir kisiyi ve yayin organini suclamak icin kaleme alinmamistir. Goreceksiniz ki tarih ve siyasi gelismeler simdi inandigimiz pek cok degeri yeniden yaratmistir. O gunlerde 'vaziyet' cok farkliydi. Tipki Demirel'in o unlu sozu gibi "Dun dundur, bu gun bugun"Bu isin Inonu'nun bilgisi dahilinde ve Saracoglu'nun verdigi emir uzerine tertiplendigi konusunda suphe yoktu Tan Gazetesi'ni baltalarla yerle bir eden 20 bin kisinin taniklari arasinda Demirel ve Erbakan da vardi... Yaklasan ses, derinlikten gelen depremin o korkunc gurultusunu andiriyordu. Bu ugultu giderek naralar, cigliklar halinde insanin tuylerini diken diken eden bir vahset cagrisina donustu. Cagaloglu'na yaklasmakta olan binlerce kisilik guruh, cigirindan cikmis gibiydi... Ellerinde baltalar, bicaklar, sopalar vardi. Sonradan 20 bin kisi oldugu anlasilan cilgin kalabaligin hedefi ise sadece bir gazete binasi ve iki kisiydi; Tan Gazetesi ve Sabiha-Zekeriya Sertel cifti... Ve ilk tas atildi... Dev gibi bir tugla matbaa binasinin camlarini asagiya indirirken baltalar ve sopalarla iceriye dolusan vahset, Turk tarihinin ilk basin vandalligina da imzasini atmis oldu. Tarihlerden 4 Aralik 1945'ti. Ikinci Dunya Harbi yeni bitmis, fasist Almanya- Italya bloku cokmus, Turkiye ise Avrupa'nin bu yeni yapilanmasina ayak uydurmaya calisiyordu. Milli Sef Inonu ve onun CHP'si de artik tek partiden cok partili sisteme gecmeye sicak bakiyordu... Turkiye'de ilik ruzgarlar esiyor gibi gorunse de, bu yalanci bahar, kisa surede yerini firtinali bir kara kisa birakacakti. Once 'Siyasal parti ve dernek kurma yasagi kaldirilacak' haberi geldi. Haliyle Turkiye Komunist Partisi'ne de (TKP) gun dogmustu. Gelismeleri tetikleyen iste bu girisim oldu. TKP'nin kilit isimlerinden ikisi, Sabiha Sertel ile esi Zekeriya Sertel isimleri one cikti. Ve sahibi olduklari Tan gazetesi ve 'Gorusler' adli dergi, siddetli sol yayinlar yapmaya basladilar. Bu 'sol harekete' karsi cikanlarin basinda CHP ve Milli Sef geldi. Cunku o gunku uluslararasi iliskiler CHP icin bunu gerektirtiyordu. Tan ve Gorusler'in yayinlari boylece, solcu muhalif bir gencligin ortaya cikmasinin da zeminini hazirlamis oldu. KAHROLSUN KOMUNISTLER Turk demokrasisine uzun yillar darbe vuracak olan bu saldiri, ne yazik ki Cumhuriyet Halk Partisi onculugunde baslatilmistir. Uzun suredir hedef gosterilen gazete ve Sertel'ler icin son darbe ise, donemin en unlu yazarlarindan Huseyin Cahit Yalcin'dan geldi. Tanin Gazetesi'nde yazdigi makaleyle, cogunlugu universite ogrencisi olan binlerce genci ayaklandirdi. Kiskirtilan ogrenciler ellerine verilen Turk bayraklari, dillerde kahrolsun komunistler haykirislari ile yuruyuse gectiler. Gittikce buyuyen kalabalik, toplum psikolojisinin de verdigi cesaretle ve bilenmis olarak , 4 Aralik gunu Tan matbaasinin onune yigildi... Turk demokrasisine artik ilk tugla atilmisti... BALYOZLARLA O gun yasananlari Zekeriya Sertel soyle anlatiyor; "O gunun sabahi bir takim universiteli fasist gencler, ellerinde onceden hazirladiklari baltalar, balyozlar ve kirmizi murekkep siseleriyle matbaaya saldirdilar. Orada bekleyen polisler ise olup bitene seyirci kaldilar. Gorevlerini yapmaya kalkmadilar. Gostericiler, baltalarla matbaa kapisini kirip iceri girdiler. Makineleri balyozlarla kirdilar. Binanin camlarini indirdiler. Icindeki esyayi kirip doktuler. Sonra ellerinde kirmizi boya siseleriyle 'Serteller nerede?' naralariyla bizleri aramaya koyuldular. Amaclari, bizi cirilciplak soyup uzerimize kirmizi boya dokmek ve sonra onlerine katip sokaklarda 'Iste kizillar' diye sergilemekti. Butun bunlar polisin gozu onunde oluyordu. Gostericiler bizi bulamayinca vahsi naralarla yollara dustuler. Beyoglu yakasina gectiler, orada Sabahattin Ali'nin cikardigi La Turquie gazetesinin matbaasina gittiler. Orasini da kirip doktukten sonra vapurla Kadikoy'e gecip bizi evimizde basmaya tesebbus ettiler... HIC KIMSE TUTUKLANMADI Hukumet olaydan once oldugu gibi, olaydan sonra da bu cinayeti isleyenlere karsi hic bir harekette bulunmadi. Gupegunduz bir matbaayi yikan bu fasist genclerden hic kimse tutuklanip mahkemeye verilmedi. Bu isin Inonu'nun bilgisi icinde ve Saracoglu'nun verdigi emir uzerine polis tarafindan tertiplenip yurutuldugune hic suphe yoktu. Gosteri yapan ve matbaaya saldiran gencler arasinda bircok sivil polis vardi. Saldiriyi asil bunlar yonlendiriyordu..." Peki sonra ne olmus dersiniz, bu saldiriyi gerceklestirenler tutuklandilar veya yargic onune cikarildilar mi? Tabii ki hayir. Onlarin yerine hapse atilanlar Sertel cifti oldu. Bugun bizlere son derece anlamsiz gelse de gercek buydu iste. Ama bir on yargiya varmadan once o gunlerin Turkiye'sinde yasanan bir baska olayi ve bir baska tarihi kisiligi de hatirlamakta yarar var. BIR DIKTATOR VALI: NEVZAT TANDOGAN Tek partili donemde Ismet Pasa'nin da destegini alan Ankara valisi ve Belediye Baskani Nevzat Tandogan, baskenti bir diktator gibi yonetiyordu. O gunlerde Tan Gazetesi'nde muhabirlik yapan Emin Karakus'un anilarinda Tandogan su sekilde yer aliyor; "Nevzat Tandogan'in her sozu kanun niteligindeydi. Sikiyonetim yoktu ama Tandogan'in Ankara'sinda tam bir sikiyonetim havasi egemendi. Geceleri sokakta dolasan sarhoslar bir kamyona doldurulur, kis kiyamet demeden her biri sehrin on kilometre uzagindaki Orman ciftligine birakilirdi. Sarhoslar butun gece yuruyerek donerlerdi!" Nezvat Tandogan'in derdi sadece sarhoslar degildi tabii ki. Bu terorden, Emin Karakus da nasibini almisti. Bir gun apar topar sivil polisler tarafindan valinin huzuruna goturulmustu, beyefendinin hakaretlerine mazhar olmasi icin. "Saga sola mektuplar gonderiyormussun, inkar etme seni mahvederim. Nedir bu mektuplarin ic yuzu, soyle?" demisti Tandogan. 14 YIL HUKUM SURDU Karakus hemen durumu kavramisti tabii. Vali, Sertel'lere gazete ile ilgili gonderdigi bazi notlardan soz ediyordu. Anlatmaya calisti ama Vali bey kopurup ustune yurudu. Aralarinda gecen arbedeyi de soyle anlatiyor Emin Karakus; "Senin bu yaptigin esekliktir. Senin icin solcu diyorlar, nereden geliyor bu?" "Bilmem efendim, belki Tan Gazetesi'nde calistigim icindir." "Hay senin komunistligine iseyeyim. Gidin bunun evini bastan sona arayin ne bulunsaniz getirin!" Iste bu vali, tam tamina 14 yil hukum surmustu Ankara'da... 'Tan gazetesi baskinin' ilginc isimleri bu kadarla da kalmiyordu tabii. Olaya dahil olanlar arasinda, bugun inanmakta gucluk cekecegimiz isimlerin de vardi. O donemde Istanbul Universitesi'nde ogrenci olan Suleyman Demirel'den tutun da Ilhan Selcuk'a ve Necmettin Erbakan'a kadar. Bu 'gencler' oyle ya da boyle bir sekilde oradaydilar. Tabii sonradan hic biri saldiriya bizzat katildigini soylemedi. ELEBASI DEGILDIK AMA... Can Dundar, Ilhan Selcuk hakkinda yillar sonra sunlari yazacakti; "Ilhan Selcuk'un da yuruyusculer arasinda oldugunu ogrendim. Dun bu konuyu kendisine sordugumda, o gun 'hadi yuruyun" denilmesiyle herkesin yola dokuldugunu ama merakli kalabalikla, Tan matbaasini kirip dokenleri birbirinden ayirmak gerektigini soyledi. 'Ben yurudum, ama binaya gitmedim. Tan'i yagmalayanlarin bazilari da sonradan DP milletvekili oldu' dedi. Selcuk, cok daha sonra, Tan baskininin 50. yildonumunde Sertel Vakfi'nin ilk odulune layik bulunacakti." Suleyman Demirel ise soyle konusmustu; "Elebasi degildik ama bu olaya katildigimiz dogrudur. Bir ogrenci hareketiydi... O zamanki havadan etkilenmemek mumkun degildi. Anti-komunizm cok revactaydi. Bizim de hissiyatimiz oyleydi." 'OLAYI KORUKLEYEN CUMHURIYET GAZETESI' Sabiha Sertel ve esi Zekeriya Sertel, hapis hayatindan sonra yurt disina cikmak zorunda birakildilar. Matbaa 1945'te kapatildi. Ertesi yil ise sikiyonetim idaresi, tum sosyalist parti ve sendikalari kapatti. Ardindan Sari sendikacilik hareketi basladi. Turkiye artik uzun yillar gercek bir demokrasinin pesinde dolanip duracakti. 1950'li yillara girerken medya iste boyle bir durumdaydi. Basin tarihimizde bir adim daha ilerlemeden once, 'Tan matbaasi baskini olayinda' Cumhuriyet Gazetesi'nin de tutumunu kisa bir ornekle aciklamak gerekir. Gazete bu yangina korukle gidenlerin basindaydi cunku. DUN DUNDUR BUGUN... Cumhuriyet Gazetesi o donem, 'Gorusler' dergisine karsi yurutulen kampanyayla ilgili hayli ilginc 'tespitlerde' bulunuyordu. Iste bir tanesi; "Gorusler kelimesinin 'G' harfi ters cevrildiginde ve bir kismi parmakla ortuldugunde oraga benziyor. Bizim yoldaslar nihayet maskelerini attilar. 'Yeni Dunya ' ve 'Gorusler' kizil propaganda organlaridir!" Gunumuzde yurutulen buna benzer carpici kampanyalara, yazi dizimizin devaminda deginecegiz. Ve gorecegiz ki o donemin Cumhuriyet'ini, yine o donemki yayinlarindan dolayi suclamakla biraz vicdansizlik etmisiz... Cunku Suleyman Demirel'in dedigi gibi, "Dun dundur, bu gun bugun..." Habervakti