Herkesin korktuğu dönemde Bediüzzaman'a sahip çıkan gazete
Anadolu'nun her köşesinde Nur talebelerinin sahip çıktığı Hür Adam Gazetesi'ne Bediüzzaman'ın talebesi Mehmet Fırıncı, İnegöl'de 700 adet gazete satılmasına vesile olur.
Anadolu’nun her köşesinde Nur talebelerinin sahip çıktığı Hür Adam Gazetesi’ne Bediüzzaman’ın talebesi Mehmet Fırıncı, İnegöl’de 700 adet gazete satılmasına vesile olur.
Bâbıâli’nin unutulmaya yüz tutmuş tarih yapraklarında Hür Adam gazetesiyle yer edinmiş, Bediüzzaman Said Nursi’nin takdirini kazanmış, çilesi ve fedakârlığıyla Nur talebelerinin her daim saygıyla andıkları renkli bir sima Sinan Omur…
Risale-i Nur Külliyatı’nı yayımlayan ilk gazete olarak bilinen Hür Adam gazetesi ve onun sahibi Sinan Omur’un hayat hikâyesi filmlere konu olacak cinsten.
Yıl 1950… Türkiye’de demokrasiye geçme adına büyük bir adım atılmış ve ilk çok partili seçimler yapılmıştır. Seçimleri Demokrat Parti’nin kazanmasının ardından tek parti dönemi sona ermiş ve ülkede büyük bir hürriyet dalgası başlamıştır. Bu dalgadan nasibini alan bir kesim de basındır ve seçimlerin hemen ardından çok sayıda gazete yayın hayatına başlamıştır.
Bu gazetelerden biri olan Hür Adam gazetesi ilk sayısını 1 Eylül 1950 Cuma günü yayımlar. Gazete, arkalı önlü olmak üzere iki sayfadan oluşmaktadır ve fiyatı da 1 kuruştur. Gazetenin ilk sayısında künye bilgileri olarak şunlara yer verilmektedir: "Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Sinan Omur; Basıldığı Yer: Sinan Matbaası, Ankara Caddesi, Vilayet Konağı karşısı No: 13-1, Sinan Matbaası; Siyasi, içtimai, müstakil gazete, şimdilik haftada iki defa çıkar, abone yapılmaz”
İlk sayısının birinci sayfasında "Demokrasi Ordusuna Çemkiren Köpekler”, "İşte Komünist, İşte Bolşevik”, "Evet, İsmet Efendi, Hakkınız Var”, "Seni Hayin Kerküklü Seni” başlıklı yazılara yer verilen Hür Adam gazetesi ilk sayısından son sayısına varıncaya kadar tek parti dönemini ve İsmet İnönü’yü eleştiren tavrından taviz vermez.
Her sayısında CHP ve İsmet İnönü’yü konu alan eleştirel yazı ve haberlere yer verilen Hür Adam gazetesinde tek parti döneminde işlenen yolsuzluklar da afişe edilmektedir. Sinan Omur, "Kambur Rıza Nasıl Milyoner Oldu” başlığı altında 40 sayı boyunca İsmet İnönü’nün sonradan "Temelli” soyadını alan kardeşi Hasan Rıza’nın köyden gelip de nasıl milyoner olduğunu anlatan yazı dizilerine yer verir.
Halkın büyük ilgi gösterdiği Hür Adam gazetesi 53. sayısıyla birlikte sayfa sayısını 4’e, fiyatını ise 5 kuruşa çıkarır. 63. sayıdan itibaren de renkli olarak basılmaya başlayan gazete, 1 Haziran 1951 tarihinde yayımlanan bir ilanla halka arz edilir. Zaman içerisinde gazetede yer alan yazılar da çeşitliliğini artırmış tarihî ve İslamî konularda yazılar tefrika edilmeye başlanmıştır. Gazetede yazılarına yer verilen isimler arasında Ali Fuat Başgil ve Cevat Rifat Atilhan dikkat çeken isimler.
Bediüzzaman’la tanışma
CHP ve İsmet İnönü muhalifliğini gazetesinin neredeyse her haberine yansıtan Sinan Omur’un yayın çizgisini ve hayatını değiştirecek olan hadise ise 1957 yılında yaşanır. Bediüzzaman Said Nursi’nin müellifi olan Risale-i Nur eserlerini daha fazla insana ulaştırmanın yollarını arayan İstanbul’daki Nur talebeleri, görüşmek istediklerini belirterek Sinan Omur’dan randevu alırlar. Hakkı Yavuztürk, Galip Gigin, Mehmet Emin Birinci ve Mehmet Fırıncı’nın Sinan Omur’la yaptıkları görüşme ve sonrasında yaşananlar, Mehmet Fırıncı’nın anlattıklarına göre şöyle gelişir:
Nur talebeleri, Sinan Omur’la görüşmelerinde Bediüzzaman’dan ve Risale-i Nur’dan bahsederek gazetede Risale-i Nur’dan bölümler neşretmek istediklerini söylerler. Bediüzzaman Said Nursi’yi Birinci Dünya Savaşı’nda savaştığı Pasinler cephesinden tanıyan ve büyük hayranlık duyan Sinan Omur, bu isteğe büyük bir içtenlikle "evet” cevabını verir. Milis kuvvetler arasında bulunan Sinan Omur, Bediüzzaman’ın "Keçe Külahlılar” adı verilen ve talebelerinden oluşan milis kuvvetinin gösterdiği kahramanlıkları unutmamıştır. Hür Adam gazetesinde ilk önce Risale-i Nur eserlerinden Asa-yı Musa bölümler halinde neşredilmeye başlar.
Sinan Omur, gazetesinde hemen hemen her kesimden ve Anadolu’nun her tarafından gönderilen milliyetçi ve muhafazakâr içerikli yazıları neşretmektedir. Ancak bu yazılarda bazen yazım hataları bazen de dinle bağdaşmayan bölümler yer almaktadır. Omur, bunu kendisine söyleyen Risale-i Nur talebelerine; "Ben yazıların hepsini kontrol edemiyorum. Ama siz bir yazı işleri müdürü verirseniz burayı kontrol etmiş olursunuz.” cevabını verir. Bunun üzerine o sırada üniversitede okuyan Abdünnur Sezgin gazeteye yazı işleri müdürü olur. Risale-i Nur talebeleri gazetenin dağıtımına da sahip çıkmış, Hür Adam gazetesi Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar ulaşmaya başlamıştır. Gazetede Asa-yı Musa haricinde Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerine yazdığı lahikalar da neşredilmeye başlanır.
Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ’da bulunduğu sırada Hür Adam gazetesinde Risale-i Nurlar neşredilmeye başladıktan sonra gazeteyi takip etmeye başlar. Hatta gazetenin gelmediği günler talebelerini göndererek gazetenin niçin gelmediğini takip ettirir. Gazete geldiğinde ise ilk önce Risale-i Nur ve lahika bölümünü, daha sonra Ahmet Şahin hocanın yazısını, daha sonra diğer haberleri talebelerine okutturur.
Hür Adam gazetesinde Risale-i Nur’un neşredilmesi üzerine gazetenin tirajı bir anda artar. Mehmet Fırıncı, İnegöl’de 700 adet gazetenin satılmasına vesile olmaktadır. Bunun gibi Anadolu’nun her köşesinde Nur talebelerinin sahip çıktığı Hür Adam gazetesi adeta Risale-i Nur ve Bediüzzaman’la özdeşleşir.
Sinan Omur, Birinci Dünya Savaşı’nda Pasinler cephesinden tanıdığı ve büyük hayranlık duyduğu Bediüzzaman Said Nursi’yi Emirdağ’da iki kez ziyaret eder. Bu ziyaretlerinden birisinde Bediüzzaman, Sinan Omur’a "Benim üç Sinan’ım var. Mimar Sinan, Ümmi Sinan ve Ömür (Omur) Sinan” diye iltifat eder.
Darbe ve sonrası
Sinan Omur, gerek 1957 öncesi gerekse sonrasında yaptığı yayınlarla askerî darbe hazırlığında olan cuntanın ilk hedeflerinden birisi haline gelmiştir. Nitekim 1960 yılında yaşanan 27 Mayıs darbesini gerçekleştiren cuntanın ilk yaptığı işlerden birisi Hür Adam gazetesini kapatmak ve Sinan Omur’u tutuklamak olur. Sinan Omur’un tutuklu kaldığı on dokuz ay boyunca Sinan Matbaası kapalı kalır. Omur’un vârisi olmadığı için işlerini kimse devam ettirmez. Sinan Omur, on dokuz ay sonra hapisten çıktıktan sonra ise mal varlığını kaybetmiş ve uğradığı işkenceler dolayısıyla bitkin bir haldedir. Matbaasını tekrar toparlamaya çalışır ama hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bu kötü günlerde Nur talebeleri yine Sinan Omur’un yanındadır ama askerî istibdat dolayısıyla Nur talebeleri de zor durumdadır.
Darbe öncesi Risale-i Nur eserlerini basan Sönmez ve Çeltut matbaaları, darbe sonrası Risale-i Nur’u basmaktan çekinirler. Risale-i Nur eserlerini basmak için arayış içinde olan Nur talebeleri, Sinan Omur’a teklif götürürler. Askerî darbeden hem maddî hem de manevî açıdan en büyük darbeyi yiyen Sinan Omur, Risale-i Nur eserlerini basmakta tereddüt etmez. Ancak hem Nur talebeleri hem de Sinan Omur, tedbiri elden bırakmayarak 27 Mayıs’tan sonra basılan kitapların üzerine 1957 yılının tarihini atar.
Mehmet Fırıncı, yıllar sonra o günleri anlatırken şunları söylüyor: "Biz Üstad’ın Sinan Omur’a daha önceden niye öyle büyük bir iltifat ettiğini anlayamamıştık. Ancak Sinan Omur o zor günlerde hiç kimsenin cesaret edemediği bir işin altına girerek, üstelik hapse girip işkence gördüğü halde, Üstad’ın iltifatını hak ettiğini gösterdi. O gerçekten büyük bir kahramandı.”
Darbe öncesi varlık sahibi olan Sinan Omur, darbe sonrası zor günler yaşar. Öyle ki daha önceden borç verdiği insanlardan borç istemek zorunda kalır. Sinan Omur’un son yılları yokluk içinde geçer.
hocaefendi, hür adam’dan övgüyle bahsetti
O sıkıntılı günlerde Hür Adam’ın ne kadar önemli bir boşluk doldurduğunu Fethullah Gülen Hocaefendi de sohbetlerinde sürekli sitayişle anlatır. Gazeteci Nuriye Akman’a verdiği röportajda Hocaefendi, Hür Adam’a bakışını ve Edirne’de görevli iken bu gazetenin daha çok insan tarafından okunmasını sağlamak için gösterdiği çabayı şöyle anlatıyordu: "O günlerde Hür Adam, 25 adet geliyordu. Onu 40’a çıkardım. Gerisini yine kendim alıp dağıtıyordum. O gün için Hür Adam gazetesi haftalıktı ve Büyük Doğu ile Sebilü’r-Reşad dışında Müslümanlığın tek sesiydi. Gazetenin başında Sinan Omur vardı. Damadı, Kemal Sürel de gazetedeydi. Ayrıca Cevad Rıfat da bu gazetede yazardı. Ben bazen birisine bu gazeteyi vermek için oturur, evvela adama bir çay içirir ve sonra verirdim. Öyle bir vasatta bu hizmet çok zordu. Çünkü bunlar hiç duyulmamış şeylerdi.”
Fethullah Gülen, başka bir konuşmasında ise Hür Adam’dan şöyle söz ediyordu: "Gençsiniz, dinamiksiniz. Mesela o gün sağ düşünce adına Hür Adam gazetesi çıkıyor. Diğer gazeteleri okusam da onun oraya girmesi için o azıcık maaşımla 5-10 tane daha fazla getirip dağıtmaya çalışıyordum.”
Gazeteci-Yazar Ahmet Şahin: "Sinan Omur, suçu üzerine aldı”
Hür Adam’ın basıldığı yıllarda İstanbul’da genç bir medrese talebesi olan Ahmet Şahin, Hür Adam’ın dine ve dindarlara sahip çıkması üzerine Sinan Omur’a giderek gazetenin satışına yardımcı olmak istediğini söyler. Sinan Omur, ilk önce "Ben gazeteyi Anadolu’da bile zor satıyorum, sen İstanbul’da nasıl satacaksın?” diye cevap verir ancak Şahin’in ısrarı üzerine satış yapmasına izin verir. Şahin, matbaadan aldığı 100 kadar gazeteyi Beyazıt, Eminönü, Karaköy gibi yerleri dolaşarak satar. Cebinde dolu kuruşları Sinan Omur’a veren Şahin, Omur tarafından çok sevilir.
Omur, bir süre sonra medrese talebesi olan Ahmet Şahin’e gazetede ilmihal, fıkıh köşesi açarak yazı yazdırmaya başlar. Böylece Ahmet Şahin günümüze kadar taşıdığı gazetecilik hayatına Hür Adam’la adım atmış olur.
Gazeteci-yazar Ahmet Şahin, o dönemde yaşadığı ilginç bir anısını şöyle anlatıyor: "Prof. Dr. İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun Türkçe Kur’an-ı Kerim çalışması üzerine bunu eleştiren bir yazı yazarak gazeteye verdim. Ertesi gün benim yazım gazetede ‘Baltacıoğlu, 600 milyonun Kur’an’ına suikastta bulundu’ manşetiyle tam sayfa olarak verildi. Tabii benim verdiğim yazı biraz değiştirilmişti. Haber çıkınca Baltacıoğlu beni savcılığa şikâyet etmiş. Savcılıktan çağırdılar. Sinan Omur durumu öğrenince bana ‘Suçu benim üzerime at.’ dedi.
İfademi alan savcıya ‘Efendim, bu benim yazım değil. Benim yazımı yazı işleri değiştirmiş’ deyince gazeteyi uzatarak ‘Hangi ifadeler sana ait değil, altını çiz.’ dedi. Bende gazetedeki yazıda bana ait olmayan ifadelerin altını çizerek geri verdim. Savcı gazeteye bakınca bir kahkaha atarak ‘Evladım, bu yazının hiçbiri sana ait değilmiş.’ dedi. Çünkü gazetedeki yazının neredeyse tümünün altı çizilmişti. Savcı bana ‘Tamam evladım, sen gidebilirsin, gereği yapılacaktır.’ diye gönderdi.”
Arkasında bir vârisi olmayan Sinan Omur’la birlikte Sinan Matbaası ve Hür Adam gazetesi de tarihin sayfaları arasına karışır ancak arkasında haksızlıklar karşısında boğun eğmeyen, hakkı ve hakikati söyleyen bir kişilik ve karakter bırakır.