Hacılar, Peygamber(sav) huzurunda namaz kılmanın hazzını yaşıyor
Medine'de Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (sav) kabrinin de bulunduğu Mescidi Nebevî'de son günlerini geçiren hacıları, kutsal topraklara veda edecek olmanın hüznü sardı.
Medine'de Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (sav) kabrinin de
bulunduğu Mescidi Nebevî'de son günlerini geçiren hacıları, kutsal
topraklara veda edecek olmanın hüznü sardı. Dünyanın dört bir
yanından gelen hacılar, zulüm ve baskı altında kalan din kardeşlerini de
unutmuyor. Onlara her vakit dua eden hacılar, Allah'tan kurtuluş
diliyor. Peygamber huzurunda namaz kılmanın hazzını yaşayan hacıların
ortak görüşü ise "Hac anlatılmaz, yaşanır."
Mescidi Nebevî'de her
vaktin ayrı bir güzelliği var. Namaz vakitleri yaklaştıkça, hacıları
büyük bir heyecan sarıyor. Adeta ayakları yerden kesilen hacılar,
Mescidi Nebevî'de Peygamber Efendimizin huzurunda namaz kılmanın
hazzını yaşıyor. Mescidi Nebevî'de yine bir akşam namazı. Kısa bir zaman
kala hacılar, son hazırlıklarını yapıp Mescidi Nebevî'ye koşuyor. Ön
saflarda yer bulabilmenin heyecanıyla mescide geliyorlar.
Peygamberin
huzurunda olmanın verdiği edeple hacılar, her adımı selat-u selam ile
katediyor. Ezân-ı Muhammedî minareden duyulmaya başlayınca adımlar daha
da hızlanıyor. Tüm gayret, namaza geç kalmadan imamla birlikte ilk
tekbiri alabilmek.
Ezân-ı Muhammedî duası ve ilk tekbir. Mescidi
Nebevî'nin imamının buğulu sesiyle okunan Kur'an-ı Kerim ile hacılar,
bambaşka bir dünyaya taşınıyor. Kimi zaman gözyaşları, boncuk tanesi
gibi yürekleri yakarak süzülüyor. Kulun Allah'a en yakın olduğu secde
anında ise gönülden gelinerek tüm İslam alemi için dualar ediliyor.
"Allah'ım ümmet-i Muhammed'e merhamet eyle" duası arşa yükseliyor.
Her
namazın ardından da hacılar, iki cihan serveri Hz. Muhammed'e(sav)
Efendimize selam veriyor. "Şefaat Ya Resulallah" talebinde bulunuyorlar.
Ayrılık düşüncesi hatırlanınca gözler yaşarıyor. Tüm hacılar, "Acaba
bir daha gelir miyim, gelemez miyim?" endişesini yaşıyor. Medine'nin her
yanını saran peygamber kokusu, hacılara sirayet ediyor ve gönüllere
huzur getiriyor.
Cihan Haber Ajansı'na(Cihan) duygularını
anlatan Türk hacıları, zaman zaman konuşmakta güçlük çekiyor.
Balıkesir'den hemşire Fadik Altun, "Çok heyecanlıyım yani çok güzel.
Anlatılacak gibi değil her Müslümanın bu duyguyu yaşaması lazım. Haccı
yaşaması gerekiyor yani. O Arafat meydanını mahşeri kalabalığı görmesi
lazım yani." diyor.
34 yıldır Almanya'da yaşayan Nevşehirli
Ahmet Örs ise konuşurken gözyaşlarını tutamıyor. "İlk kez hacca
geliyorum. İlk kez geldiğim için baya duygulandım." diyen Örs, "Medine
ama çok güzel bir şehirmiş. Mekke'de 22 gün kaldık, ama Medine'de iki
günlüğüz. Medine'nin havası, bambaşka bir havası var." diyerek
gözyaşlarına boğuluyor.
Almanya'dan gönüllü hemşire olarak gelen
Lalenur Aymaz da "Yani çok duygulanıyor insan burda namaz kılmak, ezanı
duymak çok mükemmel bir şey." ifadelerini kullanıyor.
Almanya'dan
Fahriye Ulusoy, "Buralar çok güzel, kelimelerin bittiği yer, ifade
edilmez. Burası bizi bizden ediyor. Rabbim inşallah ayaklarımızı
buralardan kesmesin." temennisinde bulunuyor.
Suriyeli Zilal
Guzi ise "Dünyanın her tarafındaki ve Suriye'deki kardeşlerimize dua
ettik. Zayıflara, mazlumlara dua ettik." şeklinde konuşuyor.