Gannuşi: İslam diyalog dini, radikalizm ise içimizde fitne çıkarma projesidir
Tunus`ta devrim sonrası iktidara gelen Nahda Hareketi'nin lideri Raşid Gannuşi, İslam'ın radikalizm tehdidi altında olduğunu vurgulayarak, "iç savaş ve fitne çıkarma projesi" olan
Tunus`ta devrim sonrası iktidara gelen Nahda Hareketi’nin lideri Raşid
Gannuşi, İslam’ın radikalizm tehdidi altında olduğunu vurgulayarak, "iç
savaş ve fitne çıkarma projesi" olan radikalizmin İslam dünyasına birlik
ve istikrar getiremeyeceğini vurguladı.
İstanbul'da hafta sonu
düzenlenecek "Ortak Yol Haritası: İcma ve Kollektif Şuur Sempozyumu”na
davet edilen; ancak ameliyat olması sebebiyle gelemeyecek olan Tunus
devriminin kilit ismi Raşid Gannuşi önemli değerlendirmeler yaptı.
Gannuşi, Türkiye’nin siyaset anlayışı ve Hizmet Hareketi ile ilgili
açıklamalar da yaptı.
İSLAM DİYALOG DİNİDİR; RADİKALİZMDEN HAYIR BEKLENMEZ
Aşırılık,
radikalizm düşüncesinin Müslümanların birbirlerini öldürmelerine yol
açtığını belirten Gannuşi, "Çağımızda İslam, radikalizm tehdidi
altındadır” dedi. Radikalizmin ümmeti birleştiremeyeceğini ifade ederek
şöyle devam etti: "Radikalizm ümmetin içerisinde iç savaş çıkarma
projesidir. İslami terimle, fitne çıkarma projesidir. Radikalizmden
hayır beklenemez, Müslümanlara tekfir damgası vurmaktan hayır
beklenemez. Kelime-i şahadet getiren herkesi Müslüman kabul etmek bizim
görevimiz. Radikalizmin ana temel felsefesi, hakikate sadece kendisinin
sahip olduğunu, hakikatte ferdiyetçilik iddiasıdır. İslam hakikati
adına, sadece kendi konuştuklarının hak olduğunu iddia etmedir.
Kendisine bütün muhalif görüşler küfürdür. Radikalist bir kişi
kendisine muhalefet edeni cihat adı altında öldürme meşruiyetini görmeye
başlaması daha da vahim noktasıdır. Oysa ki cihat bütün bunlardan
beridir.”
İslam’ın tevhide davet eden bir din olduğunu ve bütün
sorunları diyalogla, müzakereyle çözümü esas aldığını ifade eden
Gannuşi, "Dinimiz öldürmeyi, kan akıtmayı kerih görmektedir. Dinimiz
takvada ve iyilikte yardımlaşmaya çağırmaktadır. Müslümanlara ve
Müslüman olmayanlara hayır yapmaya çağırmaktadır” diyerek Mümtehine
Suresi’nin 8. ayetini hatırlattı: "Dininizden ötürü sizinle savaşmayan,
sizi yerinizden, yurdunuzdan etmeyen kâfirlere gelince, Allah sizi,
onlara iyilik etmeden, adalet ve insaf gözetmeden menetmez. Çünkü Allah
âdil olanları sever.”
İCMA İÇİN YÜZDE 51 YETMEZ
İnsanlığın
icmayı yeniden geliştirmeye doğru gittiğini kaydeden Gannuşi şunları
söyledi: "Bugün beşer icma akidesini, diğer tabirle icma prensibini veya
icmanın aslını yeniden ihya etmeye doğru gidiyor diyebiliriz. Çünkü
devletlerin siyasetleri azınlıklar üzerine bina edilemez, hatta nisbi
çoğunluk olarak kabul edilen yüzde 51 üzerine bina edilemez, bilakis
büyük ittifaklar üzerine, icma üzerine veya icmaya yakın 3’te 2 üzerine
bina edilmelidir. Çünkü icmada sınır 3’te 2 dir. Efendimiz (sas) Hz. Ebu
Bekir ile Hz. Ömer efendimize demiştir ki ‘İkiniz ittifak ederseniz
size muhalefet etmem’ yani o ikisi 3’te 2’ye tekabül ediyor, çoğunluğun
çoğunluğuna yaklaşırsak insanların ekserisine yaklaşırsak hayır daha da
artar. Yani bütün Müslümanların icma etmesindedir hayır."
İCMA İLE, FARKLILIKLARIMIZDAN ORTAK BESTE OLUŞTURABİLİRİz
İcma
prensibinin ferdiyetçiliğin zıddı olduğunu vurgulayan Gannuşi şöyle
devam etti: "Tek olan sadece Allah’tır. Ama beşer ise farklı farklı,
çeşit çeşittir. Bu nedenle çokluğu, farklılığı birliğe, vifak ve
ittifaka dönüştürmek için şura vardır. Şura diyalogun ve bu farklılığı
ortak değerlerde vifak ve ittifaka dönüştürmenin aracıdır. Allah’ın
birliği mutlak birliktir, bizlerin birliği ise mutlak birlik olamaz.
Bizler için mümkün olan birlik nispi birliktir. Yani küçük farklılıkları
koruyarak icmaya yaklaşmaktır. Ama bu farklılıklar bir bahçedeki
farklı farklı çiçeklerin çok güzel bir manzara oluşturması gibi bir
farklılıktır. Aynı şekilde farklı farklı müzik aletlerinden çıkan
nağmelerle çok güzel bir beste, melodi oluşması gibi. Şura, Allah’ın
insanları farklı farklı yarattığını kabul edip, ortak, sistematik bir
çalışmadır, bu farklılıkların ardından ortak değerlerde ittifak etmeye,
icmaya ulaşmayı hedefler. Çünkü diktatörlüğe, otoriterlikteki
tekelciliğe, düşüncede ferdiyetçiliğe bir sınır koyalım, hatta servet
ferdiyetçiliğine de bir sınır koyalım. Hatta yeryüzündeki bütün beşeri
kaynaklara sınır koyalım.”
TÜRKİYE, IRKÇI DEĞİL MÜSLÜMANCA BAKIYOR
Türkiye’deki
değişimi "Türkiye yeniden dönüyor, ‘İslamiyet’e dönüyor’ demiyorum.
Çünkü hep Müslüman’dı. Müslümanlığıyla gurur duymaya onur duymaya tekrar
dönüyor” sözleriyle özetleyen Gannuşi, Türk ve Arap araştırmacıların
Arapça olarak yayınladığı Hira dergisi üzerine de önemli
değerlendirmeler yaptı. Gannuşi, böyle bir derginin Türklerin Arapçaya
ırkçılık, milliyetçilik nazarıyla değil İslami açıdan baktıklarının da
göstergesi olduğunu kaydederek, "Bu, Türklerin Arapçaya Kuran dili,
İslam medeniyetinin dili olarak baktıklarını gösterir. Türkler
Selçuklular olsun, Osmanlılar olsun Arapçaya çok büyük hizmet
etmişlerdir. Türk milletinin, Osmanlının, Arapların eserleri hepsi
Arapça harflerle yazılmıştır. Türklerin İslam medeniyetinin
geliştirilmesinde, Arapça harflerinin hattının geliştirilmesinde çok
büyük katkısı olmuştur. Türkler Mushaf yazımında harikalar ortaya
koymuşlardır. Mushaf yazımını sanatlaştırmışlar. Arapçaya ve Arapça
harflerine aşık olmuşlardır. O harflerden çok harika sanat eserleri
ortaya çıkarmışlardır. Bu nedenle bugün Türklerin dili Arapça olan bir
dergi çıkarmaları garipsenecek bir durum olmayıp, yeni Türkiye’nin büyük
İslami tarihi uzantısını devam ettirdiğinin delilidir” ifadelerini
kullandı.
FETHULLAH GÜLEN, ASİL İSLAMI TANITIYOR
Gannuşi,
Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi ile ilgili de şu değerlendirmeyi
yaptı: "Fethullah Gülen Hocaefendi’nin medeni, İslami faaliyetlerine çok
kıymet veriyoruz. Aynı şekilde onun yönlendirmesiyle açılan eğitim
kurumlarını ve basın yayın kurumlarını da çok değerli buluyoruz. Kur'an
ve sünnete uygun asil İslam’ı tanıtan bazı eserlerini okudum. Bu
aydınlık fikir, İslamiyet’in asaleti ile çağın modernliğini
birleştiriyor. Gürültüsüz, medeni bir şekilde genişleyen, İslamiyet’in
ve İslam medeniyetinin aydınlık yüzünü bu asırda gösteren bu gayretleri
biz çok büyük bir sevinçle karşılıyoruz."
Hafta sonu
gerçekleştirilecek olan sempozyum için de "İslamiyet’in bu asırda ak
yüzünün ortaya çıkartılması adına çok önemli bir çalışma" diyen Gannuşi,
"Öyle bir zamanda yapılıyor ki bir tarafta İslamiyet’in aydınlık yüzü
gözleniyor, mübarek devrimler yaşanıyor ama diğer taraftan ise fikri
ayrılıklar, radikalleşmeler, çatışmalar yaşandığı bir dönem. Hatta bu
ayrılıklar Müslüman’ın Müslüman’ı öldürmesine kadar varabiliyor, oysa ki
bir Müslüman’ın öldürülmesi küfürden sonra en büyük cinayettir." dedi.
Yeni
Ümit ve Hira dergilerinin 27-28 Nisan'da İstanbul Kongre Merkezi’nde
düzenleyeceği uluslararası 'icma' sempozyumuna 80’e yakın ülkeden 4 bin
civarında din adamı, akademisyen ve kanaat önderi katılacak. Sempozyuma
Prof. Dr. Ahmed Abbâdi, Muhammed Saad Ebu Bekir, eski Mısır Müftüsü
Prof. Dr. Ali Cuma, Prof. Dr. İsam Beşiri, Prof. Dr. Muhammed İmara,
Selman el- Hüseynî en-Nedvi gibi İslam dünyasında önemli bir yere sahip
çok sayıda isim iştirak edecek. Tebliğler Türkçe, Kürtçe, Arapça,
İngilizce ve Fransızcaya anlık çevrilecek.