Falk: Hiçbir mesele Filistin sorunu kadar BM'yi direkt ilgilendirmiyor
Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Prof. Dr. Richard Falk, hazırladığı son rapor ile ilgili İsrail tarafının gösterdiği tepkiye sert çıktı. Yazdıklarını İsrail hükümetinin 'hayal ürünü' diye nitelemesine ve şahsına yönelik eleştiriler getirmesine Falk, ''Mesajı taşıyana değil mesajın içeriğine bakılır. Raporun içeriği tartışılmalı'' diye tepki verdi.
New York’taki BM Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenleyen Falk,
BM Genel Kurulu'na sunduğu Filistin raporununun içeriğini gazetecilere
anlattı. Falk, bir gazetecinin İsrail hükümetinin kendisine güven
duymadığı ve yazdıklarının da ‘hayal ürünü, uydurma’ olduğu yolundaki
eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, altı yıldır bu görevde
bulunduğunu dile getirdi. Falk, daha sonra şöyle devam etti; ‘‘Mesajı
taşıyana değil mesajın içeriğine bakılır. Raporun içeriği tartışılmalı.
Ben yazdıklarımın sorgusuz sualsiz kabulunü önermiyorum. Ben
yazılanların doğru olup olmadığının yerinde incelenmesini ve onun
üzerine tartışılmasını öneriyorum. Ben tarafların sorumluluklarını
tartışıp görevlerini yerine getirmelerini öneriyorum. Bu söylediklerim
de zaten çok geniş bir şekilde uluslararası toplumun kabul ettiği bir
durum. Bunda da sanırım kabul edilmeyecek bir yön yok. Yazdıklarımı
‘hayal ürünü’ olarak tanımlanmasını ise politik bir tepki olarak
görüyorum.’’
İsrail tarafının "uluslararası hukuka aykırı şekilde
Karabağ, Kuzey Kıbrıs’ta yerleşimler var, bunları görmeyerek sadece
Filistin’i sorun ediyor" eleştirilerine ise Falk, bu sorunların da
çözümünden yana olduğunu söyledi. Falk, şunları aktardı; ‘‘Ancak hiçbir
sözü edilen sorunlar Filistin meselesi kadar Birleşmiş Milletler'i
direkt ilgilendirmiyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizlerin
bölgeden çekilmesi ve İsrail devletinin kurulması aşamasında
Filistinliler ile yapılan müzakelerin BM aracılığı ile yürütülmesinden
dolayı bence Birleşmiş Milletler bu sorunun çözümünde birinci noktada.’’
Hamas’ın Gazze’de seçim ile işbaşında geldiğinden bu zamana
abluka altında tutulduğunu belirten Falk, bu bölgede yaşayan insanların
topluca cezalandırıldığını söyledi. Mısır ile Gazze arasında olan Refah
kapasının kapatılmasından sonra bölgede yaşam şartlarının daha da
zorlaştığını aktaran Falk, ‘‘Şu an 400 hastanın acilen tedavi görmesi
gerekiyor ve Gazze’deki hastanelerin bu kişilerin bakımı için yeterli
donanımı yok’’ dedi.
Bir gazetecinin İsrail hastanelerinde
Gazzeli hastaların bakımının yapılıp yapılmadığı sorusuna Falk, ‘‘İki
neden ile bu çok mümkün olmuyor. Birincisi hasta dahi olsa bir
Gazzeli’nin İsrail’e geçmesi için yasal prosüdürler uzun zaman alıyor.
İkinci neden ise İsrail’deki hastaneler Mısır’dakilerine oranla 3-4 kat
daha pahalı’’ diye cevap verdi. Falk ayrıca, Gazze’de tedavi bekleyen
hastaların bakımından İsrail’in de sorumlu olduğunu söyledi.
"İŞGAL ALTINDAKİ YERLEŞİMLERE DESTEK VEREN İKİ ŞİRKET SUÇA ORTAK OLUYOR"
Falk’ın
Genel Kurul’a sunduğu raporda dikkat çeken bir nokta da, birisi
Hollanda diğeri ise Amerika merkezli iki şirketin Filistin’in işgal
altındaki topraklarında yürütülen yerleşim yerlerine verdiği destek.
Batı
Şeria ile Doğu Kudüs’te uluslararası hukuka aykırı şekilde Tel-Aviv
yönetiminin sürdürdüğü konut inşası ve buralara Yahudilerin
yerleştirilmesine Hollanda merkezli Dexia İsrail Bankası ile ABD
menşeili Re/Max adlı emlak şirketinin işgal altındaki topraklarda
sürdürülen konut yapımına kredi sağladığı ve bunların satılmasına
yardımcı olduklarının altı çizildi.
Basın toplantısında Dexia
ile Re/Max şirketlerinin BM İnsan Hakları Konseyi’nin kararlarını
çiğnediğini belirten Falk, ‘‘İsmi geçen finans ve emlak şirketleri
Filistin’in işgal altındaki topraklarında sürdürülen kanunsuz
yerleşimlere destek vererek suça ortak oluyorlar’’ dedi.
Falk,
uluslararası toplum ile devletlerden Dexia ile Re/Max şirketlerine
gerekli tepkiyi göstererek başka şirketlerin bunları model alarak
hukuksuzluğa ortak olmalarının önüne geçilmesini istedi.