Cameron'ın konuşması AB'nin geleceğini etkileyebilir (Haber-Analiz)

İngiltere Başbakanı David Cameron, yarın Hollanda'da, ülkesinin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin geleceğine yönelik önemli mesajlar içeren bir konuşma yapacak. Cameron'ın konuşmasında, referandumu AB'den ayrılmak için değil, bazı ayrıcalıklar elde etmek için yapacağını açıklaması bekleniyor.Ülkede uzun süredir AB üyeliğinden ayrılma tartışmala

İngiltere Başbakanı David Cameron, yarın Hollanda'da, ülkesinin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerinin geleceğine yönelik önemli mesajlar içeren bir konuşma yapacak. Cameron'ın konuşmasında, referandumu AB'den ayrılmak için değil, bazı ayrıcalıklar elde etmek için yapacağını açıklaması bekleniyor.

Ülkede uzun süredir AB üyeliğinden ayrılma tartışmaları yaşanıyor. Anketler, az bir farkla da olsa halkın çoğunluğunun AB'den ayrılmak istediğini ortaya koyuyor. Bu tartışmaların arasında Başbakan Cameron yarın Hollanda'da, uzun zamandır merakla beklenen ve AB'nin geleceği için büyük önem arz eden tarihi bir konuşma yapacak.

Başbakan'ın, AB üyeliğinin bazı maddelerini tekrar masaya yatırarak ek imtiyazlar talep edeceği; bu imtiyazları aldığı takdirde "revize edilmiş üyelik paketini" 2015'deki genel seçimler sonrasında referanduma götürme planı yaptığı belirtiliyor. Cameron, referanduma götürülmesi için de 2015 genel seçimlerinde Muhafazakar Parti'nin tekrar iktidara gelmesinin önemine dikkat çekiyor.

İngiliz liderin talep ettiği imtiyazların diğer AB üyeleri tarafından reddedilmesi durumunda ise Cameron'ın en kısa sürede konuyu "Evet/Hayır" referandumuna götüreceği belirtiliyor.

Başbakan Cameron, lideri olduğu Muhafazakar Parti içindeki AB karşıtlarının baskısıyla karşılaşıyor. Partisindeki AB karşıtı meclis üyeleri, başbakana, seçim vaatlerinden biri olan "Brüksel'den Westminster'a (Londra) güç transferi yapacağız." maddesini hatırlatıyor.

Öte yandan, son yapılan anketlerde Muhafazakar Parti tabanının AB karşıtlığıyla bilinen UKIP partisine kayması da Cameron'ı oldukça huzursuz ediyor. Geçen ay yapılan anketlerde UKIP'in oyları yüzde 14 düzeyine ulaşarak, İngiltere'nin 3. büyük partisi Liberal Demokratların önüne geçmişti.

Peki Brüksel'den Londra'ya hangi konularda 'güç transferi' isteniyor? Bunların başında çalışanların sosyal hakları geliyor. AB yönetmeliğinde haftalık çalışma saatleri ve yıllık tatil günleri gibi konularda belirli limitler bulunuyor. Londra yönetimi ise işçi ve işveren yönetmeliklerinde Brüksel'e bağlı olmak istemiyor. Ceza suçları, sosyal devlet politikaları gibi alanlarda da İngiliz liderler, Brüksel'den bağımsız olarak hareket etmek istiyor.

Hükümetin küçük ortağı Liberal Demokrat Partisi lideri ve Başbakan Yardımcısı Nick Clegg, AB üyeliğinden ayrılma konusunda çekimser tavır alanların başında geliyor. Clegg, tarihi belli olmayan referandum sözünün ekonomik istikrarı olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.

Sayısı oldukça fazla olan AB karşıtları ise İngiltere'nin küresel bir ekonomik güç olduğuna ve AB'den ayrılmaktan endişe edecek bir durumun söz konusu olmadığını savunuyor.

Anamuhalefet İşçi Partisi Başkanı Ed Miliband da Brüksel'den Londra'ya "güç transferi" konusunda Cameron ile aynı düşünüyor. Miliband, iktidara geldikleri takdirde bu konuyu İşçi Partisi'nin de referanduma götüreceğini vurguluyor.

Cameron geçtiğimiz günlerde BBC Radyo'ya şu açıklamada bulunmuştu: "Eğer AB'den ayrılırsak İngiltere çöküşe mi geçer? Hayır, tabiî ki değil. Farklı bir yol tercih edebilirsiniz. Burada sorulması gereken soru şu: Ulusal çıkarımız neyi gerektiriyor? Her zaman açıkça şunu ifade ettim ki, ticaretle uğraşan bir ülke olarak ortak pazarda kalmak ülkemizin çıkarınadır." CİHAN