Çalışan kadın çocuklarını ve eşini ihmal ediyor'
Karaman Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) çalışan kadınların sosyal yaşamlarına ve problemlerine ilişkin sosyolojik tespitler yapmak amacıyla 400 işçi kadınla anket yapıldı. Ankette çalışan kadınların yüzde 64,25'inin eş ve çocuklarını ihmal ettiğini
Karaman Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) çalışan kadınların sosyal
yaşamlarına ve problemlerine ilişkin sosyolojik tespitler yapmak
amacıyla 400 işçi kadınla anket yapıldı. Ankette çalışan kadınların
yüzde 64,25’inin eş ve çocuklarını ihmal ettiğini düşündüğü belirlendi.
Araştırma kapsamında görüşleri alınan kadınların yüzde 90’ı yoğun iş
temposunun aile içi ilişkilerde sorunlara yol açtığını ifade etti.
Karamanoğlu
Mehmetbey Üniversitesinde (KMÜ) 'Sanayi Sektörünün Karaman’daki İşçi
Kadınların Sosyo-Ekonomik Durumuna Etkileri' konulu bir araştırma
gerçekleştirildi. KMÜ Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi
Yrd. Doç. Dr. İsmail Güllü tarafından hazırlanan ve KMÜ Bilimsel
Araştırmalar Projesi (BAP) Komisyonunca desteklenen proje, Karaman
Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) çalışan kadın işçilerin ele alındığı
ilk sosyolojik araştırma niteliği taşıyor.
ÇEVRELERİ KADINLARIN ÇALIŞMASINI HOŞ KARŞILAMIYOR
Karaman
OSB'de 2012 Mart ve Haziran ayları süresince gerçekleştirilen
araştırmada 400 işçi kadınla anket yapıldı ve yüz yüze görüşmelerle
araştırma desteklendi. Araştırmaya katılan işçi kadınların çoğunluğu
çalışmalarının çevreleri tarafından uygun karşılanmadığını ifade ediyor.
Sonuçlara göre çevrelerinin çalışmasını hoş karşılamadığını
söyleyenlerin oranı yüzde 80, kararsızlar yüzde 10, katılmayanların
oranı da yüzde 10 olarak gözlemlendi.
İş tanımında toplumda
yaygın bir yanlış olarak karşımıza çıkan ‘kadın işi, erkek işi’ gibi
ayrımların da incelendiği araştırmada kadınların yüksek oranda cinsiyet
ayrımından rahatsız oldukları belirlendi. Cinsiyet ayrımcılığı
yaşadığını düşünen kadın işçilerin oranı yüzde 50,75 ve buna
katılmadığını belirtenler yüzde 18,75 iken kararsızlar ise yüzde 30,50
olarak saptandı.
Ankete katılan kadınlara, çalışma hayatının
onların sosyal ilişkilerinde zayıflamaya yol açıp açmadığına ilişkin
yöneltilen soruya kadınların yüzde 64,25’i çalışma hayatının sosyal
ilişkileri zayıflattığına katıldığını belirtirken bu görüşe
katılmadığını belirtenlerin oranı yüzde 23,75, kararsızlar ise yüzde 12
olarak tespit edildi.
YOĞUN İŞ TEMPOSU AİLE İÇİ İLİŞKİLERDE SORUNLARA YOL AÇIYOR
Araştırmadaki
önemli parametrelerden birini de çalışan kadın-çocuk ilişkisi
oluşturuyor. Konuyla ilgili çıkan sonuçlara göre çalışan kadınların
yüzde 64,25’inin eş ve çocuklarını ihmal ettiğini düşündüğü belirlendi.
Araştırma kapsamında görüşleri alınan kadınların yüzde 90’ı yoğun iş
temposunun aile içi ilişkilerde sorunlara yol açtığını ifade ediyor.
Ankette ayrıca, çalışan ve kariyer yapan kadınların çoğunun ya
evlenmemiş ya da boşanmış olmaları dikkat çekiyor. Ankete katılan kadın
işçilerin yüzde 27,25’i boşanmış, yüzde 45,75’i bekâr, evlilerin oranı
ise yüzde 27’yi gösteriyor. Araştırmada kadınların çalışmalarının
onların boşanmalarına etki eden bir unsur olup olmadığı sorusuna ise
yüzde 48,5’i evet yanıtını veriyor.
Araştırmaya katılan
kadınların aylık gelirleri ile ilgili sorulara bakıldığında ayda
500-1000 lira arası aylık gelirim var diyenlerin oranı yüzde 38, aylık
1000-1200 lira arası diyenlerin oranı yüzde 43 olurken 1200-1500 lira
aylık gelirim var diyenlerin oranı yüzde 19 olarak göze çarpıyor.
Araştırmada kadınlar ve erkekler arasında yaşanan ücret farklılıkları da
gözden geçirilerek sonuca yansıtıldı. Ücret farklılıklarından
kaynaklanan problemlerin mevcut yasalardan dolayı değil, uygulamada
yaşanan bir sorun olduğu gözlemlendi.
Kadınların ev sahibi olup
olmadıklarına yönelik soruların sorulduğu bölümde ise kiracı olanların
veya akraba yanında oturanların oranının yüksekliği dikkat çekici.
Araştırmaya göre sadece yüzde 28,25’lik bir dilim kendine ait evi
olduğunu belirtiyor.
ÇOCUK, ÇALIŞAN KADINLARIN EN HASSAS KONUSU
Yrd.
Doç. Dr. İsmail Güllü anket sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde,
sosyal hayatı düzenleyici girişimlerde bulunulması gerekliliğine
değinerek, "Mesai saatleri, erkek işçilere uygun olarak düzenleniyor.
Aileleri ve çocukları nedeniyle kadın işçilere uygun düzenlemeler
yapılmalıdır.” şeklinde konuştu. Yrd. Doç. Dr. Güllü, aile danışmanlığı
mekanizmasının çalışan kadınlar için daha sistemli olarak ele alınması
gerektiğini belirterek, çocuk konusunun ise çalışan kadınların en hassas
ve yoğunlukla üzerinde durduğu konuların başında geldiğini kaydetti.
Güllü, çocuklu kadınlar için işyerlerinde çocuk yuvaları, bakım evi,
okul sonrası etüt merkezleri kurulması ve çalışma saati düzenlemelerinin
kadının iş hayatına katılımını artıracağını ifade etti. Güllü, iş
yerlerinde yapılacak dinlenme odaları ve emzirme odası gibi
uygulamaların ise verimliliği artıracağının altını çizdi.
Yrd.
Doç. Dr. Güllü, kadınların iş yaşamı ile birlikte karşılaştığı
güçlüklerin üstesinden gelmek üzere profesyonel psikolojik desteğin
önemine dikkat çekerek, aynı zamanda kadınların sosyal ve kültürel
yönden ve sağlık yönünden desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Ailelerin
çocuklarını yetiştirirken kadın-erkek ayrımından uzak durmalarını
tavsiye eden Yrd. Doç. Dr. Güllü, mesleki ve teknik eğitimde kapsamlı
bir reform ile genç kızların geleneksel mesleklerin dışında daha aktif
yer alması gerektiğini dile getirdi.