Bediüzzaman'a sahip çıkan gazete: Hür Adam
Babıali'nin unutulmaya yüz tutmuş tarih yapraklarında Hür Adam gazetesiyle yer edinmiş, Bediüzzaman Said Nursi'nin takdirini kazanmış, çilesi ve fedakârlığıyla Nur talebelerinin her
Babıali’nin unutulmaya yüz tutmuş tarih yapraklarında Hür Adam
gazetesiyle yer edinmiş, Bediüzzaman Said Nursi’nin takdirini kazanmış,
çilesi ve fedakârlığıyla Nur talebelerinin her daim saygıyla andıkları
renkli bir sima Sinan Omur…
Cihan Medya Haber Dergisi, Risale-i Nur
Külliyatı'nı yayınlayan ilk gazete olarak bilinen Hür Adam gazetesi ve
onun sahibi Sinan Omur’un filmlere konu olacak hayat hikâyesini
sayfalarına taşıdı.
Yıl 1950… Türkiye’de demokrasiye geçme adına
büyük bir adım atılmış ve ilk çok partili seçimler yapılmıştır.
Seçimleri Demokrat Parti’nin kazanmasının ardından tek parti dönemi sona
ermiş ve ülkede büyük bir hürriyet dalgası başlamıştır. Bu dalgadan
nasibini alan bir kesim de basındır ve seçimlerin hemen ardından çok
sayıda gazete yayın hayatına başlamıştır.
Bu gazetelerden biri olan
Hür Adam gazetesi ilk sayısını 1 Eylül 1950 Cuma günü yayınlar. Gazete
arkalı önlü olmak üzere iki sayfadan oluşmaktadır ve fiyatı da 1
kuruştur. Gazetenin ilk sayısında künye bilgileri olarak şunlara yer
verilmektedir: "Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Sinan Omur; Basıldığı Yer:
Sinan Matbaası, Ankara Caddesi, Vilayet Konağı karşısı No: 13-1, Sinan
Matbaası; Siyasi, içtimai, müstakil gazete, şimdilik haftada iki defa
çıkar, abone yapılmaz”
İlk sayısının birinci sayfasında "Demokrasi
Ordusuna Çemkiren Köpekler”, "İşte Komünist, İşte Bolşevik”, "Evet,
İsmet Efendi, Hakkınız Var”, "Seni Hayin Kerküklü Seni” başlıklı
yazılara yer verilen Hür Adam gazetesi ilk sayısından son sayısına
varıncaya kadar tek parti dönemini ve İsmet İnönü’yü eleştiren tavrından
taviz vermez.
Her sayısında CHP ve İsmet İnönü’yü konu alan
eleştirel yazı ve haberlere yer verilen Hür Adam gazetesinde tek parti
döneminde işlenen yolsuzluklar da afişe edilmektedir. Sinan Omur,
"Kambur Rıza Nasıl Milyoner Oldu” başlığı altında 40 sayı boyunca İsmet
İnönü’nün sonradan "Temelli” soyadını alan kardeşi Hasan Rıza’nın köyden
gelip de nasıl milyoner olduğunu anlatan yazı dizilerine yer verir.
Halkın
büyük ilgi gösterdiği Hür Adam gazetesi 53. sayısıyla birlikte sayfa
sayısını 4’e fiyatını ise 5 kuruşa çıkarır. 63. sayıdan itibaren de
renkli olarak basılmaya başlayan gazete 1 Haziran 1951 tarihinde
yayınlanan bir ilanla halka arz edilir. Zaman içerisinde gazetede yer
alan yazılar da çeşitliliğini artırmış tarihi ve İslami konularda
yazılar tefrika edilmeye başlanmıştır. Gazetede yazılarına yer verilen
isimler arasında Ali Fuat Başgil ve Cevat Rifat Atilhan dikkat çeken
isimler.
BEDİÜZZAMAN'LA TANIŞMA
CHP ve İsmet İnönü
muhalifliğini gazetesinin neredeyse her haberine yansıtan Sinan Omur’un
yayın çizgisini ve hayatını değiştirecek olan hadise ise 1957 yılında
yaşanır. Bediüzzaman Said Nursi’nin müellifi olan Risale-i Nur
eserlerini daha fazla insana ulaştırmanın yollarını arayan İstanbul’daki
Nur talebeleri, görüşmek istediklerini belirterek Sinan Omur’dan
randevu alırlar. Hakkı Yavuztürk, Galip Gigin, Mehmet Emin Birinci ve
Mehmet Fırıncı’nın Sinan Omur’la yaptıkları görüşme ve sonrasında
yaşananlar, Mehmet Fırıncı’nın anlattıklarına göre şöyle gelişir:
Nur talebeleri, Sinan Omur’la görüşmelerinde Bediüzzaman’dan ve
Risale-i Nur’dan bahsederek gazetede Risale-i Nur’dan bölümler neşretmek
istediklerini söylerler. Bediüzzaman Said Nursi’yi Birinci Dünya
Savaşı’nda savaştığı Pasinler cephesinden tanıyan ve büyük hayranlık
duyan Sinan Omur bu isteğe büyük bir içtenlikle "evet” cevabını verir.
Milis kuvvetler arasında bulunan Sinan Omur, Bediüzzaman’ın "Keçe
Külahlılar” adı verilen ve talebelerinden oluşan milis kuvvetinin
gösterdiği kahramanlıkları unutmamıştır. Hür Adam gazetesinde ilk önce
Risale-i Nur eserlerinden Asay-ı Musa bölümler halinde neşredilmeye
başlar.
Sinan Omur, gazetesinde hemen hemen her kesimden ve
Anadolu’nun her tarafından gönderilen milliyetçi ve muhafazakâr içerikli
yazıları neşretmektedir. Ancak bu yazılarda bazen yazım hataları bazen
de dinle bağdaşmayan bölümler yer almaktadır. Omur, bunu kendisine
söyleyen Risale-i Nur talebelerine: "Ben yazıların hepsini kontrol
edemiyorum. Ama siz bir yazı işleri müdürü verirseniz burayı kontrol
etmiş olursunuz” cevabını verir. Bunun üzerine o sırada üniversitede
okuyan Abdünnur Sezgin gazeteye yazı işleri müdürü olur. Risale-i Nur
talebeleri gazetenin dağıtımına da sahip çıkmış, Hür Adam gazetesi
Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar ulaşmaya başlamıştır. Gazetede
Asay-ı Musa haricinde Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerine yazdığı
lahikalar da neşredilmeye başlanır.
Bediüzzaman Said Nursi,
Emirdağ’da bulunduğu sırada Hür Adam gazetesinde Risale-i Nurlar
neşredilmeye başladıktan sonra gazeteyi takip etmeye başlar. Hatta
gazetenin gelmediği günler talebelerini göndererek gazetenin niçin
gelmediğini takip ettirir. Gazete geldiğinde ise ilk önce Risale-i Nur
ve lahika bölümünü, daha sonra Ahmet Şahin hocanın yazısını daha sonra
diğer haberleri talebelerine okutturur.
Hür Adam gazetesinde Risale-i
Nur’un neşredilmesi üzerine gazetenin tirajı bir anda artar. Mehmet
Fırıncı İnegöl’de 700 adet gazetenin satılmasına vesile olmaktadır.
Bunun gibi Anadolu’nun her köşesinde Nur talebelerinin sahip çıktığı Hür
Adam gazetesi adeta Risale-i Nur ve Bediüzzaman'la özdeşleşir.
Sinan
Omur, Birinci Dünya Savaşı’nda Pasinler cephesinden tanıdığı ve büyük
hayranlık duyduğu Bediüzzaman Said Nursi’yi Emirdağ’da iki kez ziyaret
eder. Bu ziyaretlerinden birisinde Bediüzzaman, Sinan Omur’a "Benim üç
Sinanım var. Mimar Sinan, Ümmi Sinan ve Ömür (Omur) Sinan” diye iltifat
eder.
DARBE VE SONRASI
Sinan Omur, gerek 1957 öncesi
gerekse sonrasında yaptığı yayınlarla askerî darbe hazırlığında olan
cuntanın ilk hedeflerinden birisi haline gelmiştir. Nitekim 1960 yılında
yaşanan 27 Mayıs darbesini gerçekleştiren cuntanın ilk yaptığı işlerden
birisi Hür Adam gazetesini kapatmak ve Sinan Omur’u tutuklamak olur.
Sinan Omur’un tutuklu kaldığı 19 ay boyunca Sinan Matbaası kapalı kalır.
Omur’un vârisi olmadığı için işlerini kimse devam ettirmez. Sinan Omur,
19 ay sonra hapisten çıktıktan sonra ise mal varlığını kaybetmiş ve
uğradığı işkenceler dolayısıyla bitkin bir haldedir. Matbaasını tekrar
toparlamaya çalışır ama hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bu kötü günlerde
Nur talebeleri yine Sinan Omur’un yanındadır ama askerî istibdat
dolayısıyla Nur talebeleri de zor durumdadır.
Darbe öncesi Risale-i
Nur eserlerini basan Sönmez ve Çeltut matbaaları, darbe sonrası Risale-i
Nur’u basmaktan çekinirler. Risale-i Nur eserlerini basmak için arayış
içinde olan Nur talebeleri Sinan Omur’a teklif götürürler. Askerî
darbeden hem maddi hem de manevi açıdan en büyük darbeyi yiyen Sinan
Omur, Risale-i Nur eserlerini basmakta tereddüt etmez. Ancak hem Nur
talebeleri hem de Sinan Omur tedbiri elden bırakmayarak 27 Mayıs’tan
sonra basılan kitapların üzerine 1957 yılının tarihini atar.
Mehmet
Fırıncı, yıllar sonra o günleri anlatırken şunları söylüyor: "Biz
Üstadın Sinan Omur’a daha önceden niye öyle büyük bir iltifat ettiğini
anlayamamıştık. Ancak Sinan Omur o zor günlerde hiç kimsenin cesaret
edemediği bir işin altına girerek, üstelik hapse girip işkence gördüğü
halde, Üstad'ın iltifatını hak ettiğini gösterdi. O gerçekten büyük bir
kahramandı.”
Darbe öncesi varlık sahibi olan Sinan Omur, darbe
sonrası zor günler yaşar. Öyle ki daha önceden borç verdiği insanlardan
borç istemek zorunda kalır. Sinan Omur’un son yılları yokluk içinde
geçer.
GAZETECİ-YAZAR AHMET ŞAHİN: 'SİNAN OMUR, SUÇU ÜZERİNE ALDI'
Hür
Adam’ın basıldığı yıllarda İstanbul’da genç bir medrese talebesi olan
Ahmet Şahin, Hür Adam’ın dine ve dindarlara sahip çıkması üzerine Sinan
Omur’a giderek gazetenin satışına yardımcı olmak istediğini söyler.
Sinan Omur, ilk önce "Ben gazeteyi Anadolu’da bile zor satıyorum, sen
İstanbul’da nasıl satacaksın” diye cevap verir ancak Şahin’in ısrarı
üzerine satış yapmasına izin verir. Şahin, matbaadan aldığı 100 kadar
gazeteyi Beyazıt, Eminönü, Karaköy gibi yerleri dolaşarak satar. Cebinde
dolu kuruşları Sinan Omur’a veren Şahin, Omur tarafından çok sevilir.
Omur
bir süre sonra medrese talebesi olan Ahmet Şahin’e gazetede ilmihal,
fıkıh köşesi açarak yazı yazdırmaya başlar. Böylece Ahmet Şahin günümüze
kadar taşıdığı gazetecilik hayatına Hür Adam’la adım atmış olur.
Gazeteci-Yazar
Ahmet Şahin o dönemde yaşadığı ilginç bir anısını şöyle anlatıyor:
"Prof. Dr. İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun Türkçe Kur’an-ı Kerim çalışması
üzerine bunu eleştiren bir yazı yazarak gazeteye verdim. Ertesi gün
benim yazım gazetede ‘Baltacıoğlu, 600 milyonun Kur’an’ına suikastta
bulundu’ manşetiyle tam sayfa olarak verildi. Tabii benim verdiğim yazı
biraz değiştirilmişti. Haber çıkınca Baltacıoğlu beni savcılığa şikâyet
etmiş. Savcılıktan çağırdılar. Sinan Omur durumu öğrenince bana ‘Suçu
benim üzerime at’ dedi.
İfademi alan savcıya ‘Efendim, bu benim yazım
değil. Benim yazımı yazı işleri değiştirmiş’ deyince gazeteyi uzatarak
‘Hangi ifadeler sana ait değil, altını çiz’ dedi. Bende gazetedeki
yazıda bana ait olmayan ifadelerin altını çizerek geri verdim. Savcı
gazeteye bakınca bir kahkaha atarak ‘Evladım, bu yazının hiçbiri sana
ait değilmiş’ dedi. Çünkü gazetedeki yazının neredeyse tümünün altı
çizilmişti. Savcı bana ‘Tamam evladım, sen gidebilirsin, gereği
yapılacaktır’ diye gönderdi.”
Arkasında bir vârisi olmayan Sinan
Omur’la birlikte Sinan Matbaası ve Hür Adam gazetesi de tarihin
sayfaları arasına karışır ancak arkasında haksızlıklar karşısında boğun
eğmeyen, hakkı ve hakikati söyleyen bir kişilik ve karakter bırakır.