Alman siyaseti Türkleri kaygılandıran kundaklamalara duyarsız

Yangın ve kundaklamalar Almanya'daki Türk toplumunun hafızasında önemli bir yer tutuyor. Bremen ve Bonn'daki olaylarla yeniden gündeme gelen konu hakkında 4 büyük siyasi parti de duyarsız davranıyor. Aşırı sağla mücadeleye büyük önem verdiklerini anlatan siyasi parti temsilcileri, Türk toplumunu kaygılandıran kundaklama olaylarına neredeyse hiç değ

Yangın ve kundaklamalar Almanya'daki Türk toplumunun hafızasında önemli bir yer tutuyor. Bremen ve Bonn'daki olaylarla yeniden gündeme gelen konu hakkında 4 büyük siyasi parti de duyarsız davranıyor. Aşırı sağla mücadeleye büyük önem verdiklerini anlatan siyasi parti temsilcileri, Türk toplumunu kaygılandıran kundaklama olaylarına neredeyse hiç değinmiyor.

Almanya'da ölümle sonuçlanan yangın ve kundaklamalar Türk toplumunun bu ülkede yarım asrı aşan tarihinde tartışmasız önemli bir yer tutuyor. Göçmen ve mültecileri hedef alan kundaklamalar sonucunda gerçekleşen ölümler, daha sonraki yıllarda gerçekleşen yangınlarda da aynı soruları, kaygıları beraberinde getirdi.

Türk toplumunun yüreğini dağlayan kundaklamalardan biri 1993 yılında Solingen'de meydana geldi. 5 Türk'ün hayatını kaybettiği kundaklamanın faili aşırı sağcı dört Alman gencinden üçü 10'ar yıl, biri ise 15 yıl hapis cezası aldı.

PARTİLERİN TATMİN EDİCİ POLİTİKALARI YOK

Genel olarak NSU cinayetlerinden sonra ortaya çıkan ihmalleri değerlendirerek aşırı sağa karşı bilinen stratejilerini yineleyen partiler, Cihan'ın yönelttiği soru üzerine uzun yıllardır Türk toplumunu kaygılandıran kundaklama olaylarına neredeyse hiç değinmedi.

Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) Federal Bürosu'ndan yapılan açıklamaya göre parti, sağ sol ayırmaksızın radikalleşmenin önünü kesmeyi hedefliyor. Göçmenlere karşı saldırıları Almanya'nın hukuk ve değer düzenine bir saldırı kabul ediyor. NSU terör hücresinin cinayetlerinden ders çıkarılması ve değişikliklerin yapılması gerektiğinin farkında olan CDU, cezai kovuşturma sisteminin düzeltilmesinden yana.

Saldırıları 'korkakça' olarak nitelendiren CDU, çözüm yolu olarak hukuki yolların altını çiziyor. CDU, yangınlara karşı ne gibi çalışmaları olduğu yönündeki sorulara direkt bir cevap vermezken, NSU terör hücresinin cinayetlerini araştıran Federal Meclis Araştırma Komisyonu'ndan elde edilecek bilgiler ışığında ihmallerin aydınlatılmasıyla önlem alınmasını ön planda tutuyor. İktidar partisi, aşırı sağa karşı eskiye nazaran daha etkili mücadele edilmesi gerektiği düşüncesini paylaşıyor.

NSU CİNAYETLERİ İLE TOPLUMUN EMNİYET BİRİMLERİNE GÜVENİ KAYBOLDU

Sosyal Demokrat Parti (SPD) adına soruları cevaplayan Genel Başkan Yardımcısı Aydan Özoğuz, aşırı sağ görüşlü parti ve derneklerin insanların ümitsizlik ve gelecek kaygısından istifade ettiğini dile getiriyor. Özoğuz'a göre gençlerin tamamına gelecek perspektifi sunmak ve yaşlıların da kendilerini çaresiz ve yalnız bırakılmış hissetmemelerini sağlamak suretiyle aşırı sağcıların elini zayıflatmak mümkün. Aşırı sağ görüşlülere karşı tutumunu gösterebilmek için Sosyal Demokrat Parti ayrıca insanları siyasi eğitim ve örnek davranışlarla cesaretlendirme taraftarı.

Aşırı sağ cinayetlerin aydınlatılması görevinin soruşturma makamları ve mahkemelerde olduğunu dile getiren SPD, siyasette ise genel koşulları öne çıkarıyor. NSU cinayetleri aracılığıyla güvenlik makamlarının çalışmalarında eksiklikler olduğunun farkında olduklarını ifade eden Özoğuz, NSU Araştırma Komisyonu'nda yıllardır göçmenlere karşı işlenen ciddi suçların nasıl fark edilmediğini anlamaya çalıştığını söylüyor.

Özoğuz komisyonda şahitlerin dinlenmesinden sonra güvenlik ve soruşturma dairelerinin yapısı, işbirliği, yetki ve yetkinliği, aşırı sağa karşı etkili mücadele için tavsiyelerde bulunacaklarını vurguluyor. Toplumun devlet organlarına ve Anayasayı Koruma Teşkilatı'na olan güvenini kaybettiğine işaret eden Özoğuz, bu çalışmaların bu bağlamda önem taşıdığını vurguluyor.

AŞIRI SAĞA KARŞI ÜÇ KAT FAZLA HARCAMADA BULUNDUK

Hür Demokrat Parti'den (FDP) Serkan Tören olayların aydınlatılmasından ve sorumluların hesaba çekilip cezalandırılmasından ilgili eyaletlerdeki makamların sorumlu olduğunu söylüyor. Bu konuda yetkili mercilere olan güveninin tam olduğunu belirten Tören, FDP olarak Almanya'nın sadece ekonomik açıdan değil kültürel açıdan da çeşitliliğe ihtiyacı olduğu düşüncesinde olduklarını ve şeffaf göç kriterleri, hedefe yönelik entegrasyon yardımı ve göçmenlere karşı bir 'hüsn-ü kabul' kültüründen yana tavır koyduklarını dile getiriyor.

Bununla birlikte Almanya'da hala açık toplumun avantajlarını anlamak istemeyen aşırı sağcıların da olduğunu belirten siyasi, problemlerin önü- nü almak için parti olarak demokratik sivil toplumun sürekli olarak güçlendirilmesini, aşırı sağ çevreden ayrılanlar için cezbedici imkanların arttırılması ve göçmen düşmanı şiddete karşı dayanışmayı öne çıkardıklarını ifade ediyor. Tören, şu anki koalisyon hükümetinin aşırılığa karşı önlem konusunda SPD-Yeşiller hükümetinden neredeyse üç kat daha fazla harcama yaptığını eklemeyi de ihmal etmiyor.

GÜVENLİK BİRİMLERİNİN SAĞ GÖZÜ KÖR

Kundaklamalarla ilgili soruya bir cümleyle de olsa dolaysız cevap veren parti ise Yeşiller oldu. Partinin basın sözcüsü Jens Althoff, 1990 yılından bu yana 150'den fazla insanın aşırı sağ şiddetin kurbanı olduğunu hatırlattı. Althoff'a göre Hoyerswerda, Rostock-Lichtenhagen, Mölln ve Solingen'deki cinayetler Alman güvenlik makamlarının uzun süredir sağ gözünün kör olduğunu gösteriyor.

Alman makamlarının bu uzun süre içinde birçok kurbanı yalnız bıraktığını hatta damgaladığını dile getiren basın sözcüsü, iç siyasette esaslı reformlar, daha fazla şeffaflık ve demokratik kontrole ihtiyaç duyulduğunu söylüyor. NSU terör hücresinin ortaya çıkması, hazırlık soruşturmasındaki sayısız başarısızlıklar ve Anayasa Koruma Dairesi'ndeki dosyaların imha edilmesiyle güvenlik kurumlara güveninin sarsıldığını ifade eden siyasi, Yeşiller Partisi'nin hükümetin Almanya'daki emniyet yapısını değiştirmesini istediğini dile getiriyor.

Bununla birlikte topluma da aşırı sağla mücadelede belirleyici bir rol düştüğünü kaydeden sözcü, günlük hayatta yaşanan ırkçılığa karşı sokakta olsun, devlet dairelerinde olsun, daha güçlü bir şekilde mücadele verilmesi gerektiğini savunuyor. CİHAN