Turkiye-Iran yuvarlak masa toplantisi yapildi

3. Turkiye-Iran Yuvarlak Masa Toplantisi Istanbul'da Yapildi

Iran Disisleri Bakanligi Politik ve Uluslararasi Calismalar Enstitusu(IPIS) ve Turkasya Stratejik Arastirmalar Merkezi (TASAM) isbirligi ile baslatilan Turkiye-Iran yuvarlak masa toplantilarinin ucuncusu 24 Haziran 2010 tarihinde Istanbul Universitesinde gerceklestirildi. TASAM heyeti Baskan Suleyman Sensoy, Baskan Yardimcisi (E) Buyukelci Murat Bilhan, (E) Buyukelci Umit Pamir, Yonetim Kurulu Uyesi Prof. Dr. Vural Altin, Yard. Doc. Dr. Bezen Balamir Coskun ?dan olustu. Iranli diplomatik temsilcilerin gozlemci olarak katildigi toplanti, Iran tarafinin IPIS Direktoru Buyukelci Dr. Mostafa Dolatyar, Buyukelci Jalal Kalantari ve Buyukelci Jalaladdin Namini?nin katildigi heyetin yogun katilimi ile uc oturumda icra edildi. Bolgede onemli etki ve guce sahip iki ulkenin dusunce kuruluslari arasinda duzenlenen yuvarlak masa toplantisina basin buyuk ilgi gosterdi ve konusmacilara bircok konuda sorular yoneltildi. Iki ulke arasindaki iliskileri daha da gelistirmek ve ortak sorunlarin tartisilmasi icin duzenlenen toplantida deginilen konular kisaca su sekilde ozetlenebilir: Toplantinin acilis konusmasini yapan TASAM Baskani Suleyman Sensoy Iran?in sinir komsusu ve iki ulkenin yuzyillara dayali ortak tarihe sahip olmasi munasebetiyle Turkiye icin cok onemli bir ulke oldugunu belirtmistir. Turkiye-Iran iliskilerinin bu gune dek yuksek rekabet ve yuksek is birligi zemininde seyrettigini belirten Sensoy, zaman zaman rekabetin daha agir bastigini vurgulamistir. Sensoy?a gore uluslararasi hukuk ve medeni yaklasim cercevesinde rekabet icinde olmak, belli alanlarda karsi karsiya bulunmak her iki ulkeyi de yucelten bir husus olmustur. II. Dunya Savasi?nin maglup ulkeleri arasinda yer alan Almanya ve Japonya savas sonrasi donemde askeri alanda buyuyemedikleri icin ekonomi alanina agirlik vermisler ve rakiplerine karsi ekonomik anlamda bir buyume stratejisine girmisler ve dunyanin teknoloji ve ekonomi devleri haline gelmislerdir. Dolayisiyla rekabet her iki tarafi da yucelten bir durum olmustur. Sensoy ne tumuyle rekabete ve catisan iliskilere vurgu yapmanin, ne de tamamen moral degerlerle sadece dostluga ve kardeslige vurgu yapmanin tek basina birer dogru yol olmadigini belirtmistir. Turkiye ile Iran?in ozellikle 11 Eylul 2001?den itibaren iki bolgesel guc olarak ortaya ciktiklarini belirten Suleyman Sensoy, Iran?in ozellikle enerji alaninda dogal kaynaklar bakimindan onemli avantajlarinin bulundugunu, Turkiye?nin de yuzde yetmisi gelismis pazarlara donuk olmak uzere 100 milyar dolarin uzerinde ihracat kapasitesine sahip rekabetci bir ekonomiye, batili anlamda bir demokrasi deneyimine sahip oldugunu, Avrupa Birligi ile tam uyelik icin muzakere surecini yuruttugunu vurgulamistir. Guncel duruma bakildiginda Iran?in nukleer faaliyetlerinin dunyayi ve bolgeyi derinden etkileyen bir kriz alani olarak ortaya ciktigini, Iran?in programi bariscil amaclarla yuruttugunu ve gerekli iyi niyeti gosterdigini kurumsal olarak teyit ettigini, ama ABD basta olmak uzere dunyanin belli bir bolumunun bunun nukleer silah uretimine donuk bir faaliyet oldugunu belirten Sensoy, Turkiye-Iran iliskilerinin tarihi seyri ve icerisinde bulundugumuz hassas bolgenin guvenlik parametreleri acisindan Iran?in nukleer silah programina sahip olmasinin Turkiye icin kabul edilemez oldugunun, sivil aktorler dusunce kuruluslari ve resmi aktorler tarafindan dile getirildigini vurgulamistir. Sensoy?a gore, Iranli yetkililerin nukleer programlarinin bariscil oldugunu israrla teyit ettiklerini, ama Iran?in bu konuda tam bir guven vermedigi gerekcesiyle bir takim yaptirim kararlar alinmis, oylamalarda Turkiye ve Brezilya ret oyu kullanmistir. Brezilya?nin kriz bolgesine uzak oldugu goz onunde bulunduruldugunda Turkiye uluslararasi alanda cok buyuk bir risk yuklenmis ve Iran?a olan dostlugunu teyit etmistir. Bundan sonra beklenen Iran?in programinda bariscil olarak ilerlemesi ve bunu dunyaya teyit edebilmesidir. Aksi halde, ortaya cikacak tablo ile ilgili olarak konusmak bile cok saglikli olmayacaktir. Iran?in bariscil amaclar disinda bir amacinin teyit edilmesi halinde iliskilerde buyuk bir sarsinti yasanacaktir. Turkiye-Iran iliskilerine sicak krizler degil, zaman zaman yasanan olaylar perspektifinde degil, hem tarihi referanslarini dogru okuyarak, hem gelecegi dogru okuyarak cok iyi degerlendirmek gerekmektedir. Son zamanlarda sehirlere inmis teror olaylarina bakildiginda Irak, Iran, Turkiye ve Suriye?yi ilgilendiren ciddi bir guvenlik sorununun varligi ortadadir. Guvenlik sorununu asamamis hicbir ulke uluslararasi alanda istese de guven telkin edemeyecektir. Bu anlamda komsular arasinda da cok yogun is birligine ihtiyac duyulmaktadir. Turkiye?nin milli politikalarina bagli oldugunu belirten Sensoy bir soru uzerine ??Iran?dan bekledigimiz sey uluslararasi hukuka uygun davranmasi, Turkiye?nin almis oldugu buyuk riske degdigini, zamanin teyit etmesidir. Cunku aksi durumda Turkiye icin olaganustu bir politika degisikligine gidilmesine sebep olabilir?? yanitini vermistir. Konusmacilardan Buyukelci Jalaladdin Namini Soguk Savas?in ardindan dunyadaki guc dengelerini ve aktorlerin pozisyonlarini yeniden tanimlayan yeni bir duzenin henuz kurulamadigini belirtmistir. Namini?ye gore bu gecis donemi yeni catisma alanlari ve yeni firsatlar yaratmistir. Kuresel uluslararasi iliskiler henuz bir gecis doneminde bulunmaktadir. Ortadogu bolgesinde su an itibariyle yasanmakta olan calkantilarin asil nedeni bu gecis doneminin bir turlu istikrara kavusamamasidir. Konusmasinda Prof. Dr. Ahmet Davutoglu?nun Stratejik Derinlik adli eserindeki ulke tasniflerine de deginen Namini, Turkiye ve Iran?in potansiyellerini guce donusturen ve zaman faktorunu sorunlarin cozumu ve firsatlardan yararlanilmasi amaciyla kullanan bolgesel gucler olduklarina isaret etmistir. Namini?ye gore, soz konusu gecis donemi Ortadogu ulkelerinin bolgesel is birligi icin onemli firsatlar sunmustur. Turkiye ve Iran?in bu firsatlardan yararlanma konusunda onemli mesafeler kat etmislerdir ve onumuzdeki donemde de yapilmasi gereken daha cok sey vardir. Turkiye?nin tarihi, cografi ve kulturel derinlikleri Iran?i dogrudan kapsamakta ve ilgilendirmektedir. Eger Turkiye gucunu Orta Asya, Kafkaslar, Ortadogu ve Guney Asya?daki bu derinliklerden alacaksa iki ulke arasinda bolgesel is birliginin derinleserek surmesi kacinilmaz bir zorunluluktur. Dolayisiyla her iki ulke dis politikalarinda bir birlerini gozetmek durumundadirlar. Is birligi her iki ulkenin uluslararasi alandaki sayginliklarini artirmakta ve konumlarini yukseltmektedir. Basbakan Recep Tayyip Erdogan?in Ortadogu politikalari Turkiye?nin uluslararasi alandaki prestijini yukseltmistir. Turkiye ? Iran arasindaki bolgesel is birligi girisimlerinin yeni bir husus olmadigini belirten Namini?ye gore, SSCB?ye karsi guvenlik amaciyla kurulan Bagdat Pakti, 1985 yilinda kurulan ECO, 1990?li yillarda Irak?in toprak butunlugunun korunmasi amaciyla gerceklestirilen toplantilar ve 1998 yilinda kurulan D-8?in bolgesel is birligine olan ihtiyac Soguk Savas ve izleyen donemlerde de hissedilmis ve gunumuzde bu ihtiyac daha da belirgin hale gelmistir. Iki ulke arasindaki iliskilerde rekabet unsurunun goz ardi edilmemesi gerektigini, bazi donemlerde bu rekabetin olumsuz vecheler kazanabildigini ancak bunun dogal karsilanmasi gerektigini belirten Namini, farkli bakis acilarindaki farkliliklara vakif olarak aktif siyasetlerinin gelistirilmesi gerektigini vurgulamistir. Namini?ye gore Irak?ta istikrarin saglanmasi, ulke butunlugunun korunmasi, terorun engellenmesi, Filistin sorunu, Israil ile iliskilerin yeniden tanimlanmasi, Afganistan, Gazze?ye yardim gibi konular Turkiye ile Iran arasinda temel is birligi alanlarini teskil etmektedir. Iran?in nukleer faaliyetleri ise bolgesel olmaktan cikmis ve kuresel bir sorun haline gelmistir. Yaptirimlara karsi olan ve sorunlarin diplomatik yollardan cozumlenmesi gerektigini savunan Turkiye?nin BM?de kullandigi hayir oyu iki ulke arasindaki karsilikli guveni yeni bir asamaya tasimistir. Iki ulke ortak cikarlar bakimindan siyasi erginlik donemine erismistir ve dis faktorler iki ulke arasindaki is birligine artik engel olamamaktadirlar. Iki ulke politik surtusmelerden uzak kalmaya calismakta ve benzer tavirlar takinmaya calismaktadirlar. Ikili iliskilerin derinlesmesi is birliginde pozitif bir faktordur. Iki ulke arasindaki iliskileri olumsuz etkileyebilecek faktorlere de dikkat ceken Namini, taraflardan birinin digeri aleyhine olumsuz anlamda rekabete girmesi, bolge icinden ya da disindan ucuncu aktorlerin olumsuz mudahaleleri, iki taraftan birinin ya da her ikisinin ic siyasi tercihlerinin degismesi gibi durumlar iki ulke arasindaki is birligini olumsuz etkileyebilir. Namini?ye gore Iran-Turkiye arasindaki isbirligi genelde Ortadogu ile ilgili konularla sinirlidir. Mevcut iliskilerin derinlesmesi halinde Orta Asya gibi baska bolgelerde ve konularda da is birligi imk