Tayyar'dan cok konusulacak iddialar

'Operasyon Ergenekon', 'Kit'a Dur', 'Golge Iktidar', 'Pusu' isimli kitaplarin yazari gazeteci Samil Tayyar, bu kez objektifini derin devletin tarihsel donusumune ve yarinina cevirdi.

Sultan III. Selim'den bugune kadar tum derin devlet operasyonlarinin ele alindigi 'Celik Cekirdek' adli kitap, Timas Yayinlari'ndan cikti. Tayyar, kitabin son 50-60 sayfalik bolumunde Hanefi Avci'nin yazdigi 'Halic'te yasayan Simonlar; Dun Devlet Bugun Cemaat' adli kitaba cevap verdi. Kendisine yonelik operasyondan korkan Hanefi Avci'nin, zirh olusturmak kaygisiyla boyle bir kitap isine giristigini, Istanbul'da 3 gazetecinin kitaba destek verdigini ifade etti. Derin devletin ve burokratik iktidarin 200 yili asan gecmisinin anlatildigi 'Celik Cekirdek'in yazari ve Star Gazetesi Ankara Temsilcisi Samil Tayyar, Cihan'a kitabinin oykusunu anlatti. Yaklasik bir yildir uzerinde calistiklari projeyle, derin devlet ve burokratik vesayete tarihsel bir perspektiften bakmaya calistiklarini soyleyen Tayyar, 'Celik Cekirdek' adini bir yapinin merkezindeki yogunlasmayi ifade etmek, derin devleti tarif etmek icin koyduklarini belirtti. Kitap calismasi bitme asamasindayken Hanefi Avci'nin kitabinin piyasaya ciktigini hatirlatan Samil Tayyar, Ergenekon, Balyoz sorusturmalari gibi konularda cok agir ithamlarin gundeme getirilmesi sebebiyle bu iddialara aciklik getirmek istedigini soyledi. Bu surecte sorumluluk almis bir gazeteci olarak okuyucudan da bu yonde talepler gelmesi nedeniyle kitabin son 50-60 sayfalik bolumunde Avci'nin iddialarina cevap vermeye ozen gosterdigini kaydeden Tayyar, Hanefi Avci'nin farkli bir ozelligini fark ettiklerini ve bunu okuyucunun ilgisine sunduklarini soyledi. Hanefi Avci'nin haksiz bir sohrete kavustugunu, 'Efsane' isminin aslinda hak etmeden kendisine verildigini ve buna neden olan Susurluk komisyonundaki rolunun de yeniden sorgulamasi gerektigini dusunduklerinin altini cizen Tayyar, "Ozu itibariyle bu kitap derin devlet, burokratik vesayetin dogusunu anlatan kitap. III. Selim'den bunu baslatiyoruz. Agirlikli olarak hep Ittihat Terakki'ye vurgu yapilir. Kendi saltanatini korumak, devletin yeniden yukselmesine yonelik hem istihbarat, hem operasyon bakimindan yaptigi calismalarin zaman icerisinde devlet icerisinde kucuk iktidar adaciklari olusturdugunu ve bununda bugunku cete tipi devlet ici kumelesmeleri, hukuk disi organizmalari dogurdugunu goruyoruz. Bugun olanlari gecmisten bagimsiz olarak degerlendirmek bizi cok yanlis ve farkli sonuclara goturebilir. Bugunu daha iyi anlayabilmek icin okurlara dunu anlatma yolunu tercih ettik." dedi. "DERIN DEVLET'E FIKRI OLARAK KARSI DEGILIM" Prensip olarak derin devletin olmasi gerektigini dusunenlerden birisi olduguna dikkat ceken Samil Tayyar, buna fikri olarak cok karsi olmadigini kaydetti. Bugun en gelismis demokratik ulkelerde bile, bir derin devlet yapilanmasinin oldugunun goruldugunu dile getiren Tayyar, soyle devam etti: "Ancak burada bizim bu kavrama yukledigimiz anlam son derece onemli. Eger biz bunu, burokratik vesayetin guclendirilmesi ve varligini korumaya yonelik, milletle kavgali ve devleti bu ozel sinifin gucu haline getirmek icin boyle bir yapilanmaya gidersek, o zaman bu savunulabilir bir durum olmaz. Tumuyle milletten kopuk ve devleti kendi ozel imtiyazlari icin korunak haline getiren kesimin gucunu artirir. Turkiye'deki yanlis da buradan kaynaklaniyor. Askeri ve sivil elit burokrasi, devlet imkanlarini millet uzerinde sopa olarak kullanmis ve milletin yetkilerini gasp etmistir. Derin devlet aslinda devletin kendi varligini korumaya yonelik bir refleksini ifade eder. Iste ulke isgal edilir ya da isgal asamasindadir, o devletin varligini korumasi ve gelecege tasiyabilmesi icin 'derin devlet' ortaya cikar. Bizde ise tam tersine devlet gucunu eline gecirmis sivil ve askeri elit burokrasi, ne zaman ki milletten gasp ettigi yetkileri devretmek durumunda kalir ve milli irade guclenirse bu gucu hemen devreye sokmaktadir. Turkiye'deki celiski bu. Yoksa gercekten devlet varligini korumaya yonelik olsa, bence dogrusu da budur. Ornek vermek gerekirse bugun Amerika'da hangi baskan o koltuga oturursa otursun, belli guvenlik konularda ve ulusal konularda izledikleri yontem uc asagi bes yukari birbirine benzer. Oyle cok farkliliklar, koklu degisiklikler olmaz. Ama o iradeyi olusturan bir tarihsel perspektif vardir. Avrupa'da da keza bu boyledir. Onun icin Turkiye'nin kendi 'carpik derin devlet' kavraminin artik degismesi gerektigini dusunuyorum. Ozellikle son yillarda yapilan hamlelerle de Turkiye'nin giderek demokratiklestigini ve bu yanlis derin devlet yapisinin da bozulmasi yonunde cok ciddi bir mesafe kat edildigini goruyorum. Eger bu surec boyle devam ederse iste adini koydugumuz 'Celik Cekirdek'in parcalanacagini ve buradan dogacak enerjinin Turkiye'nin gelismesine ve demokratiklesmesine katki sunacak buyuk bir sinerjiyi de doguracagini dusunuyorum." "ATATURK 1930'DAN SONRA GERCEK MANADA IKTIDAR DEGILDI" Ataturk'un 1930'dan sonra gercekten iktidar sahibi olup olmadigina yonelik bir soruya uzerine Tayyar, Mustafa Kemal'in basta cok muktedir ve guclu oldugunu vurguladi. Ama zaman icerisinde bu gucunu kaybetmeye basladiginin altini cizen Tayyar, cunku Cumhuriyetin Ittihat ve Terakki'den beslenen derin devletinin Ataturk'un gucunu buyuk olcude torpuledigini soyledi. Hatta Ataturk'un 1930 yilindan itibaren gercek manada iktidar olmadiginin da soylenebilecegini dile getiren Tayyar, bunda derin devlet ile koalisyon kuran Ismet Inonu'nun de cok ciddi bir rolu oldugunu savundu. Ittihat ve Terakki'deki Talat Pasa'nin rolunu bugunku CHP'deki Onder Sav'a benzeten Tayyar, Ataturk'un yildizinin hicbir zaman Talat Pasa ve Enver Pasa ile barismadigina dikkat cekti. Tayyar, bugun cunta geleneginin gerisindeki fikir adamlarinin Ataturk'u Ittihat ve Terakki'yle iliskilendirerek yaptiklari yorumlarin ise bu yonden bakildiginda cok mesnetsiz oldugunu belirtti. Tarihe bakildiginda Mason localarinin bu tur gizli orgutlenmelerde cok ciddi payi ve rolu oldugunun gorulecegini dile getiren Tayyar, Ataturk'un bu yuzden Mason localarini kapattigini; ancak olumunden sonra yeniden faaliyete basladiklarini ifade etti. Tayyar, bu localarin Turkiye'de her zaman ic siyasetle yakindan ilgili olduklarini vurguladi. "MUMCU VE AGAR'I ERGIN SAYGUN IKNA ETTI" 'Celik Cekirdek' adli kitapta Tayyar, Turkiye'de cok tartisilan bircok doneme de isik tutuyor. 27 Nisan E-Muhtirasi'yla ilgili dikkat cekici iddialar ortaya atan Tayyar, sozlerine Erkan Mumcu ve Mehmet Agar'in bir gecede Meclis'e girme kararindan vazgectiklerini hatirlatarak basladi. "Eger bir siyaset, bir gecede tam tersi yonde degisiyor ve farkli yoldan akmaya basliyorsa burada bir mudahale var demektir." diyen Tayyar, bu mudahalenin hangi odaklar tarafindan gerceklestirdigi konusunda ise kamuoyunda bir alginin bulundugunu ama cok somutlasmadigini soyledi. Donemin Genelkurmay Ikinci Baskani Orgeneral Ergin Saygun'un hem Erkan Mumcu'nun hem Mehmet Agar'in ikna edilmesinde onemli rolu oldugu yonunde bir takim bilgilere ulastiklarini aciklayan Tayyar, "Onu soyleyebilirim. O nedenle bu kitap yayinlandiktan sonra Mumcu, Agar ve Saygun'un kamuoyunu bilgilendirmesi gerektigini dusunuyorum. Cok yakin bir zamanda eski Genelkurmay Baskani Ismail Hakki Karadayi'nin Erkan Mumcu ile yaptigi telefon konusmasinin kayitlari da dusmustu. Daha onceki 'Golge Iktidar' adli kitabimda da bir baska generalin Mumcu'yu aradigi iddiasini gundeme getirmistim. Gordugumuz tablo sudur: Mumcu ve Agar'i ikna etmeye calisan iradenin, AK Parti'nin kapatilacagi ve kadrolarinin ceza evine atilacagi tezini cok agirlikli olarak isledigi yonundedir. O gunleri hatirlarsak; bazi yazarlar bu dehset senaryosunu cok sikca dile getirmisti. Yine MHP Genel Baskani Devlet Bahceli'nin cok yakinindaki bir isim de bunu kamuoyunda cok fazlaca dile getirenlerden birisiydi. 'Abdullah Gul, Tayyip Erdogan ceza evine atilacak, bunlar hakkinda kapatma davasi acilacak vs gibi' cok agir iddialar dile getirilmisti. Saniyorum henuz daha o zaman kamuoyunda bunlar somutlasmadan once Erkan Mumcu ve Mehmet Agar'a bunlar ifade edilmis, siyasette bunlara yeniden iktidar imkaninin dogacagi vadedilmistir ve bundan dolayida tavir degistirdiklerini dusunuyorum." diye konustu. "DEMIREL, GURES VE CILLER'IN IFADESINE BASVURULMALI" Turkiye ne zaman problemlerini cozme konusunda kronik bir cozum ortaya koysa, hemen faili mechullerin devreye girdigini anlatan Samil Tayyar, 1993 yilinin Turkiye'nin en karanlik yillarindan biri oldugunu vurguladi. Simdi bunlarin onemli bir kisminin devletin icindeki unsurlar tarafindan yapildigi konusunda hic bir suphe olmadiginin altini cizen Tayyar, soyle devam etti: "Ergenekon sorusturma surecinde geriye dogru sorgulama yapma geregi duyuldu ve Diyarbakir'da acilmis bir sorusturma var. Onun uzerinde de askeri kanattan ciddi bir baski var. Eger bu karanlik olaylarin uzerine gidilirse bir kac kisiyle sinirli kalmaz. Bugun orgenerallik rutbesi takmis kisileri de icine alacak sekilde buyuyebilir. Bu nedenle devlet, kendini sanik koltuguna oturtmamak icin her turlu karartmayi yapiyorlar. Bunlarin uzerine gidilirse Gaffar Okan, Esref Bitlis cinayetleri cozulebilir. Bunlarin cozulmemesi icin oculer ortaya cikartiyoruz. Bunlardan biri Iran. Bugun Hanefi Avci'nin kitabinda da ortaya cikti, bu isleri Iran yapti diye. Bu dosyalari kapatmak icin kullanabiliyorlar. Turkiye yakin tarihi ile yuzlesmeden demokratiklesmesi zor. Balyoz ve Ergenekon davalarinda sorusturma surecinde gelinen nokta cok onemlidir. Gelinen nokta cok onemlidir. Bundan sonra faili mechul cinayetlerin eskisi kadar kolay gerceklesmeyecegini, gerceklesse bile eskisi gibi kolay kabul edilmeyecegini gosteriyor. Ergenekon sorusturmasiyla halk sorgulamaya basladi. Turkiye gercekten uyanmaya basladi. Ahmet Ozal'in iddialari, Arif Dogan'in aciklamalari gun yuzune cikmaya basladi. Turkiye'nin her seye ragmen ileride oldugunu dusunuyorum. Dunu kurtarmasak bile gelecegi kurtaracagimiza inaniyorum." Emekli Koramiral Atilla Kiyat'in "Faili mechuller devlet politikasiydi" yonundeki aciklamalarini da degerlendiren Tayyar, "Uzerine gidilmesi gereken ciddi bir iddia. Eger bu sorusturma ciddi sekilde yapilacaksa donemin Cumhurbaskani Suleyman Demirel'in, Tansu Ciller'in, Dogan Gunes'in de ciddi sekilde ifadesine basvurulmali. 3-5 alt subay sorgulanarak ortaya cikartilacak bir hadise degildir. En ust duzeyde askerlerinde bilgilerine basvurulmalidir." seklinde konustu. "SELIMIYE KISLASI CUNTACI FAALIYETLERIN MERKEZI OLDU" 'Celik Cekirdek' adli kitapta Selimiye Kislasi'nin tarihteki onemi de anlatiliyor. III. Selim'in, iktidara geldikten sonra askeri degistirmeye calistigini dile getiren Tayyar, "Asker cok gucluydu. Selim sunu fark etti: 'Askeri duzeltmezsem benim de kellem gidecek.' Alternatif bir ordu getirdi. Ciddi kavgalar yasandi. O tarihten itibaren Selimiye Kislasi'nin boyle cuntaci faaliyetlerin merkezi haline geldigini goruyoruz. Selimiye Kislasi'nin o anlamda tarihsel bir misyonu vardir. Sadece Ankara karargahtan planlanmis darbe planlarinin, organizasyonlarinin basariya ulasma sansi az. Istanbul'daki Selimiye Kislasi bunun icin cok onemli. Talat Aydemir Ankara kokenli bir plan yapmistir ama Istanbul yalniz biraktigi icin tek basina girismis ve basarisiz olmustur. Bugune geldigimizde Balyoz darbe planinin Selimiye'de hazirlandigini goruyorsunuz. Bu kez de Ankara destek vermedigi icin basarisiz oldugunu goruyoruz. Darbelerin basarili olmasi icin Ankara ve Istanbul'un isbirligi yapmasi gerektigini goruyorum. Yakin tarihle gunumuzdeki darbeler benzer. Kirilma noktasi Abdulhamit'in tahtan indirildigi donem. 1960 yilinda kurulan Tahkikat Kurulu'na baglarlar darbeyi ama 1952 yilina kadar gitmektedir. Darbecilerin hatiralarina baktigimiz zamanda 1955 yilina kadar uzandigini goruruz. Onceden hazirlandi ve devami geldi. Bir de darbelerden hemen once siki yonetimi ortaya cikarmaktir. Siki yonetim ile birlikte darbe zemini daha kolay olusturulur. Siki yonetimi, darbeye giden ara istasyon olarak goruyorum." dedi. "HANEFI AVCI, HEP BASKANI VEDAT AYDIN'IN OLDURULMESI OLAYINA KARISTI MI?" 'Celik Cekirdek'in son bolumu ise Hanefi Avci'nin ortaya attigi iddialara ayrildi. Avci'yi kamuoyuna tanitan olayin Meclis Susurluk komisyonuna verdigi ifadeler oldugunu hatirlatan Tayyar, insanlarin dillendiremedigi seyleri dillendirdigi icin 'efsane' gibi bakildigini soyledi. "Orada verdigi ifadesiyle olaylarin uzerine gidilmesini mi amacladi yoksa Susurluk'u perdelemeye mi calisti?" diye soran ...... Tayyar, soyle devam etti: "Susurluk'ta 6 kisi tutuklandi, en fazla cezayi Ibrahim Sahin aldi. O donemde Hanefi Avci israrla JITEM'in ismini ortaya atti. Ama JITEM'i gundeme getirmesi cok ilgincti. Susurluk'la beraber en cok konusulan JITEM ve Ergenekon'du. Avci Susurluk'u perdelemeye calisti. MIT mustesari, Avci hakkinda DGM'de dava acti. Davalarda vahim iddialar vardi. Emekli Jandarma Albay Zahit Engin, Hanefi Avci'nin Cem Ersever ile birlikte Diyarbakir HEP Baskani Vedat Aydin'in oldurulmesi olayina karistigini, bu konuda uc tane tanik gosterecegini ifade ediyor. Albay Engin, Avci'nin Yesil ile ilgili iliskileri konusunda vahim iddialari var. 1989 yilinda 2 numarali DGM'de ifade veren Mustafa Deniz Cem Ersever'le birlikte oldurulmustur ve Yesil'i en iyi bilen biri Avci'dir. Mustafa Deniz ifadesinde diyor ki 'once Cem Ersever'in ekibinde sonra Hanefi Avci ile beraber calistigini' soyluyor. Kimin eli kimin cebinde belli degil. Avci iyi degerlendirilmesi gerekiyor. Son kitabimda bircok muhimmatla yapilan eylemlerle eski halini birlestigimde olumlu bir sey sekillenmiyor. AK Parti'nin kapatilma konusunda Yargitay Cumhuriyet Bassavciligi'nda delil olarak saklanan, su anda Konya Emniyet Muduru olan Huseyin Namal'in istihbarat sefi oldugu donemde tarikatlarla ilgili 81 ile yolladigi belgelerde vahim iddialar var. Hanefi Avci'nin Susurluk'taki cikisini olayi ortmeye yoneliktir. Nitekim bu son kitabinda Ergenekon ve Balyoz gibi bir cok onemli belgeye dayali muhimmat ve silaha dayali operasyonlari aklama cabasiyla, gecmis donemde yaptiklarini birlestirdigimde Hanefi Avci'nin acikcasi zihnimde olusturdugu imaj cok olumlu degil. Huseyin Namal'in Istihbarat Daire Baskani olduktan sonra Eskisehir'e giderek Hanefi Avci ile gorustugu, Avci'nin bu son kitabi yazdiktan sonra Istanbul'da onemli bir MIT yoneticisiyle gorustugu yonunde cok ciddi bilgiler var, bunlari biz kitabimizda aktardik. O nedenle Hanefi Avci'nin ben cok masum oldugu kanaatini tasimiyorum." "HANEFI AVCI, KITABINI, KENDINE ZIRH OLUSTURMAK KAYGISIYLA YAZDI" Albay Dursun Cicek imzali 'Irtica ile Mucadele Eylem Plani'nin uygulama alaninin Erzincan-Erzurum hatti olarak gosterildigini dile getiren Tayyar, yapilanlara bakildiginda planin uygulandigi intibasinin oldugunun goruldugunu ifade etti. Eger operasyon devam edebilseydi AK Parti kadrolarinin onemli bir kisminin bugun iceride olabilecegini vurgulayan Tayyar, cok ciddi ve buyuk bir operasyon planlandigini ama bunun akamete ugradigini belirtti. Hanefi Avci'nin son kitabinda Erzincan'daki bu olup bitenlerin de gormezden gelindigini ve bunun bir baska amaca hizmet ettigini gosterdigini anlatan Samil Tayyar, "Kitapta o ifadelere yer vermesini de ben acikcasi suna bagliyorum: Baslangicta bu yapinin icinde oldugunu dusunmuyorum ama kendisinin dinlendigini fark edip bazi emniyet muduru arkadaslari gibi kendisine yonelik buyuk bir operasyon yapilabilecegi kuskusuna kapildigini, bunu onlemeye calistigini, bazi kisilerle pazarlik yaptigini, bunu basaramayinca kendisine korunak olarak bir zirh olusturmak kaygisiyla boyle bir kitaba sonradan cemaatle ilgili bolumun eklendigini dusunuyorum. Cunku o bolumde cok fazlaca bilgi ve kurgu hatasi var. Eger kendisinin dogrudan yazdigi ve uzunca sure calistigi proje olsaydi, bu kadar yanlisin yan yana gelmemesi gerekirdi diye dusunuyorum. Ayrica o anilarini anlattigi birinci bolum ile cemaat yapilanmasina iliskin iddialarina yer verdigi bolum arasinda uslup olarak da ciddi farklar var. Farkli kalemlerden ciktigi iddiasi soz konusu. Bu konuda Istanbul'da gorev yapan uc gazetecinin ismi geciyor. 'Onlarin Avci ile birlikte calistigi ve Avci'nin bu kitap organizasyonunu yonlendirdigi' seklinde cok onemli bir takim bulgular var. Zaman icerisinde onlarin da isimleri desifre edilebilir. Ama Hanefi Avci'nin ciddi bir destek gordugu anlasiliyor. Zaten kendisiyle daha sonra yapilan roportajlarda da o ikinci bolumle ilgili icerige cokca vakif olmadigi anlasiliyor. Cunku kendi kaleminden cikmadigi ihtimalini guclendiren bir durumdur bu. O konulara aciklik getiremiyor. O nedenle bir proje kitabi olarak karsimizda. Zaten bu kadar ciddi desteklenmesi ve haber yapilmasi da bunun cok somut ve acik bir isaretidir." seklinde konustu. "CELIK CEKIRDEK PARCALANMAK UZERE" Referandum sonrasi politik arenada 'Celik Cekirdek'te bir degisim yasanacagini dusundugunu ve hatta basladigini dile getiren Tayyar, "O bizim cetelerin toplami olarak tarif edilen Celik Cekirdek'in parcalanmak uzere oldugunu dusunuyorum." dedi. Milli Guvenlik Siyaset Belgesi'nin yeniden yazilacagini anlatan Tayyar, artik oyle tehditler siralandirilmayacagini ve sanal dusman uretip onun uzerinden strateji uretilmeyecegini soyledi. Toplumsal barisi saglamaya yonelik uluslararasi alanda bir bolgesel guc, kuresel bir oyuncu olarak devreye girebilecek, ayaklari saglam yere basan, daha demokrat, kisi basina milli gelirin daha fazla dustugu, refah seviyesi daha yuksek bir ulke olarak Turkiye'nin gelecekte yer alacagini dusundugunu ifade eden Tayyar, soyle devam etti: "Referandum o acidan cok onemli bir merhaledir ve bu asildi. Eger iktidar partisi hata yapmazsa, 8 yildir surdurdugu politikalara bundan boyle yine ayni kararlilikla devam ederse, Turkiye'nin daha da seffaflasacagini, tumden ortadan kalkmayacagini ama onemli olcude bu cetelerden mutesekkil derin yapinin buyuk olcude tasfiye olacagini dusunuyorum. Ama yarin Ergenekon ile ilgili mahkemelerden kamuoyunu cok tatmin edici sonuclar cikmazsa, hic kimse bundan incinmesin yada kotu dusuncelere kapilmasin. Ben her seye ragmen mahkeme kararlari ne olursa olsun gercek amacin olustugunu dusunuyorum. Bir, darbe anayasal bir suctur; iki, bu darbecilik faaliyet icine kim girerse girsin, bir gun hesabini vermek zorundadir. O nedenle artik masa basinda oturup boyle kirmizi ve mavi cizgilerle Sarikiz, Ayisigi gibi darbe senaryolari yazmanin bundan sonra daha da zorlasacagini, buna ragmen aklina estirip bu tur planlar icerisine girenlerin de hesabini verecegini dusunuyorum." Habervakti