Suriye halkina yonelik baskilar kabul edilemez
Disisleri Bakani Ahmet Davutoglu, 32. Gun programinda Mehmet Ali Birand'in sorularini yanitladi
Bakan Davutoglu, "Ne yapabiliriz?" seklindeki soru uzerine, "Bu konuda esas yapilabilecek olani Suriye halki yapacak. Ama bizim yapacagimiz Suriye'nin komsusu olarak, Suriye halki ile en yogun iliskileri yasamis bir halk olarak atabilecegimiz cok adim var ve bunu da herkes biliyor" diye konustu. "Asker var mi bunun icinde?" diye soran Birand'a Davutoglu, "Bizim icin bir guvenlik sorunu oldugunda tabii ki. Biz Irak'ta Saddam, Kurt halkina baskiyi arttirdiginda bir gecede 500 bin insan Turkiye sinirindaydi. Tabii o bolgeyi denetlemek icin asker de dahil her turlu yontem yani bir guvenlik sorunu haline donustugunde butun gerekli tedbirler alinir. Onemli olan su asamada Suriye gibi dost ve kardes bir ulkenin boyle bir guvenlik sorunu haline donusmeden reformlari gerceklestirmesi, akan kanin derhal durdurulmasi. Onemli olan bu" dedi. Bakan Davutoglu, Birand'in "Herhangi bir olasi goc durumunda tampon bolge pesindeyiz biz" seklindeki yorumu uzerine sunlari soyledi: "Hicbir donemde bizden tampon bolge kuracagimiza dair bir aciklama gelmedi ancak dusunun ki nisan-mayis ayinda olaylar arttiginda on binlerce insan bizim sinira dogru hareket etti. Biz tabii tedbirimizi almak durumundayiz. Insanlara bir duvar orup 'burasi benim sinirim buraya girmeyin' diyemeyiz. Bir ara sayi 15 bine kadar cikti, simdi 7 bin 600 civarinda. Yarin diyelim sayi tekrar artti, bilemeyiz. Butun bu risklere karsi da Turkiye zayifa kucak acan ve kendisinden eman dileyene eman veren devlet gelenegimiz icinde bu kardes Suriye halkina o destegi vermek durumundayiz. Ama bu bir tampon bolge seklinde algilanmamasi gereken bir husus. Onemli olan bu asamalara gelmeden bu meselenin cozulmesiydi. Ama olmadi maalesef" Reformlarin guvenlikle birlikte uygulanip talepleri karsilandiginda Suriye halkinin tunelin sonunu gorebilecegi icin alandan cekilecegini ancak bunu simdi gormedigini belirten Davutoglu, "Turkiye'nin Suriye'ye askeri mudahalesi soz konusu olamaz olsa olsa kendi topraklarina bir goc olursa onlem alir diyebilir miyiz?" seklindeki soru uzerine, "Bu sizin cikarimlariniz. Ben sunu soyluyorum; Suriye'deki her ic gerilim Turkiye'yi, Irak'i, Lubnan'i, Israil-Filistin'i, Urdun'u etkiler. Butun bolgeyi etkiler. Bu anlamda bolgede su anda Suriye'den daha onemli ulke yok, ayni anda bir cok krize mudahil durumda. Dolayisiyla Suriye'nin bir ic kargasaya girmesi Turkiye'ye de bir risk olusturdugunda tabii ki tedbir alinir" diye konustu. Davutoglu, "Ne tur tedbirler alinabilir?" seklindeki soruyu, bunu simdiden soyleyemeyecegini ifade ederek, "Devlet olmak her turlu senaryoya hazir olmaktir ama daha olmamis bir senaryoyu da tetiklememektir" diye yanitladi. Reformlar icin Bessar Esad'a her turlu teknik destegi verdiklerini anlatan Davutoglu, "Esad ne zaman gider?" seklindeki soruyu Bessar Esad'in durumunun Mubarek ve Kaddafi'nin durumunu gibi olmadigini belirterek soyle yanitladi: "Cok karmasik bir sosyolojik yapi var orada. Bu zor bir surec ama su an itibariyle halktan mesruiyet destegini buyuk olcude yitirmistir, yakin cevresi disinda gorunen tablo boyle. Yitirmemis olsaydi hemen secimlere gitme kararini kendi de alirdi, umidi zamanla duzelir ama uyguladigi yontemler duzelmekten cok ote. Eger bu yontemi devam ettirirse halkiyla catisan bir rejimin ayakta kalmasi mumkun degil." -"Uluslararasi sularda hic bir gemimize kimse mudahalede bulunamaz" Israil'e yaptirimlar sonrasi dikkati ceken seyrusefer serbestisinin animsatilmasi uzerine, Turkiye'nin orada iki mesaji oldugunu belirten Davutoglu, sunlari soyledi: "Dunyanin neresinde olursa olsun bundan sonra Turk vatandaslarina kimse dokunamaz, Latin Amerika aciklarinda da olabilir, baska yerde de. Bunun hesabini sormak Turkiye Cumhuriyeti devletinin hem hakki hem sorumlulugudur. Uluslararasi sularda seyrusefer serbestligi dunyanin her yerinde oldugu gibi Dogu Akdeniz'de de uygulanacak. Eger bu olmazsa yani Palmer ve Uribe'nin tek tarafli yazdigi raporla Israil Gazze deniz blokajini mesru gorurse, bu demektir ki Israil aciklarinda bile yani uluslararasi sularda birisi Gazze'ye geliyorsa Israil mudahale edebilir. Ispanya veya Antalya onlerinde bile mudahale edebilir. Eger boyle birsey mesru kilinirsa Akdeniz herkesin kendi alanini tayin ettigi ve uygun gordugu gemiye mudahale ettigi bir yer haline gelir. Dogu Akdeniz bizim dogal havzamizdir." "Israil'in uluslararasi sularda Turk gemilerine mudahalesi bundan sonra Turk donanmasi tarafindan engellenecek mi" diye soran Birand'a Davutoglu "Evet cunku uluslararasi sularda bayrak Turk bayragiysa ve gemi Turk kontrolundeyse o gemi Turk topragi sayilir. O egemenlik alani icinde gorulur. Bizim seyrusefer serbestisinden kastettigimiz budur. Bu tur mudahalelere musamaha edilemeyecegini ve her turlu tedbiri alacagimizi soyledik. Zaten boyle bir mudahale olursa bu tedbiri almak bizim hakkimiz ve gorevimiz. Uluslararasi sularda, Israil kara sularina girmedikce hic bir gemimize, ne tasiyor olursa olsun, kimse mudahalede bulunamaz" dedi. -Dogu Akdeniz'deki petrol ve dogalgaz aramalari- Bir baska soru uzerine Dogu Akdeniz'de Guney Kibris Rum Kesimi'nin baslattigi tek tarafli arama calismalarinin baris gorusmelerini provoke ettigini ifade eden Davutoglu, bunun uzerine Turkiye'nin de KKTC ile Kita sahanligi sinirlandirma anlasmasi yaptigini, AB ve ABD'nin de Turkiye'nin bu konuda hakli oldugunu bildigini belirtti. Piri Reis ile baslatilan sismik arastirmalarin baska gemilerle de takviye edilecegini dile getiren Davutoglu, "Su anda gemilerimiz alandadir. Kibris'in guneyinde de -biz cunku Kibris'in butunuyle ilgili bu anlasmayi yaptik- sismik calismalarimizi yapiyoruz. Umit ederiz ki Ekim ayinda bu muzakerelerde bir gelisme olur sonra butun arastirmalar birlestirilir. Olmazsa da biz tek tarafli bu uygulamayi kabul etmeyecegimizi dile getirdik" diye konustu. Davutoglu, "Etrafa pazu gosteren Turkiye imaji sizi tatmin ediyor mu? Komsularla sifir sorun politikasi bitti mi" seklindeki soruyu ise soyle yanitladi: "Biz komsularla sifir sorun derken birisi bizim vatandaslarimizi oldurdugunde 'ses cikarmayacagiz' mi demek istedik? Boyle mi anlasildi bu? Israil bizim vatandaslarimizi oldurecek 'Komsularla sifir sorunu benimsedik buna cevap vermeyelim' mi diyecektik? Devlet ahlaki, gelenegi bunu mu gerektirir. Komsularla sifir sorun derken Guney Kibris, Kibris'in guneyinde arastirma yapacak, provokasyon yapacak biz tepki vermeyecegiz demek mi? Sudan'da olaylar oldugunda nicin Omer Besir'in yaninda duruyorsunuz diye soruyorlardi, ki durmadik. Darfur konusunda herkesten fazla calistik. 'Neden insan haklari konusunda Musluman ulkeler soz konusu oldugunda sesiniz daha az cikiyor?' diyenler simdi Suriye'de, Misir'da, Libya'da sesimiz yuksek cikiyor diye 'Aman yanlis mi yapiyoruz?' diyorlar. Ilkeli olmak lazim. Elestiride de ilkeli, tutarli olmakta fayda var." Davutoglu, gelecek hafta icinde Irak Disisleri Bakani Hosyar Zebari'nin Turkiye'ye gelecegini ve Irak ile en gec Aralik ayinda Yuksek Duzeyli Stratejik Isbirligi konseyini (YDSIK) yapacaklarini, Aralik ayi basinda Bulgaristan ile, Kasim ayinda Kibris'ta bu sikinti yasanirken Yunanistan'la ve Aralik ayi sonunda da Ukrayna ile YDSIK'yi gerceklestireceklerine isaret ederek, iliskilerin normal seyrinde devam ettigini ifade etti. Davutoglu, "Ama birisi herhangi bir problem cikardiginda bunu pazu gostermek olarak degerlendirmeyin" diye konustu. -"NATO Erken Uyari Radari herhangi bir komsuyu hedef almiyor"- Disisleri Bakani Davutoglu, NATO erken uyari radarinin Turkiye'de kurulmasi konusunda da sunlari soyledi: "Bizim icin radar konusu ne anti-Iranciliktir ne herhangi bir komsuyu hedef almaktir. Bizim hukumet olarak gorevimiz gittikce artan nukleer yayilma ve balistik fuze tehdidine karsi -en az 30 ulkede ve cok sayida devlet disi aktorde olacagi dusunuluyor- tedbirimizi simdiden almak. Bu gelecek nesillere bir borcumuzdur. Nasil alirsiniz tedbirinizi? Kendi fuze savunma sisteminizi gelistirerek. Bunu yapacagiz. Savunma sanayi mustesarligimiz icinde kendi savunma sistemimizi, ulusal kapasitemizi gelistirecegiz. Bunun yaninda NATO'nun parcasiyiz biz. NATO nicin var? Bugunler icin var. Turkiye'nin savunma ihtiyaclarini karsilamak icin var. Ve bizim Genelkurmay Baskanligimizla, MIT Mustesarligimizla, ilgili butun bilimsel kurumlarimizla yaptigimiz butun o degerlendirmeler sonucunda Turkiye topraklarinin bir nukleer guvenlik semsiyesi altinda olmasi bizim icin bir guvenlik meselesi. Bu cercevede biz muzakereleri yuruttuk ve belli ilkeler koyduk ortaya. Hic bir komsu ulke tehdit ilan edilmeyecek. Biz kimseden tehdit gormuyoruz ve hic bir NATO belgesinde bu yer almadi. Bu yapi butun topraklarimizi koruma altina alacak. Bu tesis bir fuze tesisi degildir, fuze kalkani degildir. Turkiye'ye yabanci bir fuze gelmeyecek. Sadece bir erken uyari sistemidir ve caydirici niteliktedir, saldiri niteliginde degil. Biz Iran'li dostlarimizla bunlari cok acik bir sekilde konustuk. Gecen sene Iran oylamasinda ne kadar samimiysek bugun de o kadar samimiyiz." milligazete