Sudan'i ikiye bolecek referandum

Temmuz 2002'de yapilan Masakus Anlasmasi ile temeli atilan, bir yil sonra guvenlik ve zenginligin paylasimi konularini kapsayacak sekilde somutlastirilan, 2004'te guney ve kuzey arasindaki otorite paylasiminin gundeme getirilmesi ile Sudan'in dagilma sureci ivme kazanmistir.

600 kabileden olusan ve 35 milyona varan nufusu ile Afrika kitasinin en genis topragi olan Sudan, cok cetrefilli mucadeleler ve yogun baskilar sonrasinda 1956'da Misir ve Ingiltere'nin ortak kondominyumunun (idaresinin) sona ermesiyle bagimsizligini kazanmistir. Ancak dokuz Afrika ulkesine komsu olmasi ile bolgede ozel bir konuma sahip olan Sudan, geride kalan yarim asirlik surede istikrara kavusmak bir yana iki farkli devletin ilanina kadar gidecek bir parcalanma tehlikesi ile karsi karsiya bulunmaktadir. Guney ile Kuzey arasinda 47 yil oncesine dayanan sorunun kokeni aslinda bagimsizligin da oncesine, 1930'lara kadar uzanmaktadir. Daha da uzak bir gecmise gitmek gerekirse Hiristiyan dunyasinin 19. yuzyil sonlarindan itibaren Guney Sudan'a yonelik olarak artirdigi misyonerlik faaliyetleri ile birlikte bolunmenin tohumlari atilmistir. Iki toplum arasindaki catismalar ozellikle 1955'te yogunlasmistir. 1972 Addis Ababa Anlasmasi'yla kismen de olsa huzura kavusan ulke 1983 yilina kadar sakin bir donem gecirmistir. Ancak 1983'te bu kez uluslararasi guclerin mudahalesi ile ulke bir bucuk milyon Sudanlinin hayatini kaybettigi cok daha buyuk bir ic savasa suruklenmistir. Temmuz 2002'de yapilan Masakus Anlasmasi ile temeli atilan, bir yil sonra guvenlik ve zenginligin paylasimi konularini kapsayacak sekilde somutlastirilan, 2004'te guney ve kuzey arasindaki otorite paylasiminin gundeme getirilmesi ile Sudan'in dagilma sureci ivme kazanmistir. 2005'teki Nifasa Anlasmasi'nin ruhuna uygun olarak farkli etnik ve dinsel kimliklerin kabulu, Sudan'in gucunu olusturan her iki toplumun ayrilma yonunde psikolojik olarak hazirlandigini gostermektedir. Aslinda Guney'in, ana yurttan ayrilmasinin boyutlari sadece Sudan ile sinirli olmayip; tum bolgeyi ve uluslararasi camiayi etkisi altina alabilecek bir gelismedir. Yaklasik altmis gun sonra yapilmasi planlanan referandumun sonucu, buyuk bir kusku ve istikrarsizliga yol acacagi gibi ayni kaderi paylasan ve ulkesinin butunlugunu korumak isteyen topluluklar icin de son derece olumsuz bir ornek teskil edecektir. Sudan'i ozel kilan, iceriden yerel guclerin karari; disaridan ise basta ABD, Avrupa ve Israil olmak uzere uluslararasi toplumun himayesi altinda bolunen ilk Arap ulkesi olmak yolunda ilerlemesidir. Sudan'da 1978'den itibaren cikarilmaya baslanan petrolun % 85'lik kismini gunluk 490 bin varillik uretimiyle Guney Sudan bolgesi kontrol etmektedir. Basta guneyin bu zenginlikten kuzeye pay verip vermeyecegi olmak uzere, Guney ile Kuzey'i ayiracak sinirin belirlenmesi, gocebe kabilelerin hareketliliklerinin ne sekilde cozumlenecegi, henuz netlesmeyen sinir bolgelerinde yasayan 14 milyon Sudanlinin kaderi ve bolunme sonrasinda Darfur'un geleceginin ne olacagi meseleleri referanduma giden yoldaki baslica engeller olarak sayilabilir. Kaldi ki ayaklanmanin esiginde olan ve hizla silahlanan "El Mesiriye" kabilesinin kontrolundeki Abiye Sinir Bolgesi'nin geleceginin belirsizligi de en az bu sorunlar kadar onemli bir gercektir. Sudan Devlet Baskani Omer el Besir'in "yonetiminin basta ABD kaynakli olmak uzere dis mudahalelere maruz kaldigi, referanduma odaklanan guneylilerin Bati ve Israil'den destek alarak bu mudahalelere canak tuttugunu, Uluslararasi Ceza Mahkemesi'nin Darfur suclamasi araciligiyla kendisinin devre disi birakilmak istendigi ve Sudan'in terore destek veren ulkeler listesine alinarak ekonomik ve asker