Provokatörlerin ekmeğine yağ sürdü!
Hakkâri'de şehit düşen Mehmet Can'ın cenaze töreni, Gaziantep saldırısının ertesi gününe denk gelince provokasyon endişesiyle ertelenmişti.
Erteleme kararı, saldırının olduğu gece vali, emniyet yetkilileri ve
siyasilerin bir araya geldiği toplantıda verildi. Emniyet, bombalı
saldırıyla ilgili yaptığı değerlendirmelerde şehit cenazesinde
provokasyon olabileceği yönünde görüş beyan etti. Törenin, şehidin
beldesi olan Aktoprak'ta yapılması gündeme geldi. Buna, beldenin uzak ve
Aktoprak Camii'nin tören için daha uygun olması gerekçe gösterildi.
Bunun üzerine törenin bir gün sonra yapılması kararı kamuoyuna yansıdı.
Askerî kanat ise, şehidin asker olduğunu hatırlatarak, törenin ev sahibi
sıfatıyla kendilerinin istediği şekilde yapılmasında ısrarcı oldu ve
Gaziantep Valisi'nden de izin alarak törenin, daha önce planlanan günde
yapılmasını sağladı.
Hakkari
'de şehit olan Mehmet Can'ın cenaze töreninde çıkan olayların
öngörüldüğü ve ertelenmesi kararından askeri kanadın ısrarıyla
vazgeçildiği ortaya çıktı. Saldırının yapıldığı gece vali, emniyet
güçleri ve siyasilerin bir araya geldiği toplantıda, provokasyonla
ilgili istihbaratın bulunduğu, cenazenin çok kalabalık olması halinde
cami çevresinde güvenlik önlemi almakta zorlanacaklarına işaret edildi.
Törenin yapılacağı Ulucami'nin avlusunun küçük ve güvenlik kontrolünün
sağlanacağı caddenin çok dar olduğu anlatıldı. Cenazenin Ulucami'de
yapılması gerektiği konusunda ısrarlı bir tutum sergileyen askeri kanada
bu kez emniyet yetkililerinden şöyle bir teklif geldi: "Madem orada
olması konusunda ısrar ediyorsunuz ve yapacaksınız. O zaman namaz
kılınır kılınmaz naaş, cenaze aracına bindirilip mezarlığa götürülsün."
Bu teklife de sıcak bakmayan askeri yetkililer, naaşı kalabalıkla
birlikte top arabasının arkasında yürütmekte kararlı olduklarını ifade
ettiler. Gaziantep'te yaşanan patlama sonucunda 9 vatandaşımız hayatını
kaybetmiş, şehirdeki BDP binaları saldırıya uğramıştı. Tansiyon
yüksekti. Provokatörler için şehit cenazesinin atmosferi bulunamayacak
bir alandı. Beklendiği gibi de oldu. Cenazeye gelen binlerce insanın
arasına karışan provokatörler cenaze töreninde olaylar çıkardı. Uzun
süre ortamı geren marjinal sloganlar atıldı: İl müftüsünün konuşması sık
sık kesildi. Daha sonra cenaze namazına katılan Başbakan Yardımcısı
Beşir Atalay, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, AK Parti Genel Başkan
Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran,
Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, AK Parti, CHP ve MHP
milletvekillerinin içinde bulunduğu ön saflara ayakkabı, su dolu pet
şişe gibi cisimler atıldı. Daha sonra cenaze, askeri yetkililerin
planladığı gibi kalabalığın içine sokuldu. O esnada kalabalık bakanlara
saldırdı. Emniyet güçleri korumakta zorlanınca bakanları kalabalığın
içindeki sivil minibüslere zor da olsa bindirdi. Bu kez provokatörler
bakanların bulunduğu aracı tekmelemeye başladı. O esnada protokolün
üzerine taşlar yağdırıldı. Polisin yoğun gayretleri ve gözaltıları
sonucunda kalabalık teskin edilebildi.
Şehit Mehmet Can'ın cenazesinde çıkan olaylara ailesi ise tepki
gösteriyor. Cenaze namazında bir provokasyon yaşandığını belirten şehit
babası Zeki Can, cenaze merasiminin gereksiz yere uzatılmasına bir anlam
veremediğini ısrarla vurguluyor. Kıbrıs gazisi olan baba Can, oğlunun
şehadetiyle aynı zaman dilimine denk gelen patlamanın şehirdeki
tansiyonu yükselttiğine dikkat çekiyor. Törende yaşananlardan utanç
duyduğunu kaydeden Can, "Cenazeye gelen sayın bakanlarımız bizim en aziz
misafirlerimizdi. Ancak nereden geldiklerini ve kim olduklarını
bilmediğim insanlar cenaze namazında huzuru bozucu eylemler yaptılar.
Hele atılan taşlar beni çok yaraladı. Birileri sırf şehidimiz üzerinden
ortalığı karıştırmaya çalıştı." diye konuşuyor.
Şehidin annesi Hatice Can ise törende gördüğü manzaranın hâlâ şokunu
üzerinden atamadığını şu şekilde ifade ediyor: "Evladımı toprağa
vermenin hüznü içindeyim. Allah razı olsun insanlar cenazemize gelmiş
ama ellerinde demir çubuklarla bir grup gördüm. Sağa sola vuruyorlardı.
Şok oldum. Bir ara üzerimize taş yağmaya başladı. Taş yerine çiçekler
yağmalıydı. Çok üzgünüz."