Pilotlar en sık kansere yakalanıyor'
Türkiye Havayolları Pilotları Derneği (TALPA) Başkanı Gürcan Mantı, kozmik radyasyona, uçuş aletlerinden yayılan elektromanyetik dalgalara, jet yakıtı buharına, ultraviyole ışınlarına maruz
Türkiye Havayolları Pilotları Derneği (TALPA) Başkanı Gürcan Mantı,
kozmik radyasyona, uçuş aletlerinden yayılan elektromanyetik dalgalara,
jet yakıtı buharına, ultraviyole ışınlarına maruz kalan pilotların en
sık yakalandığı hastalığın kanser olduğunu söyledi.
TALPA'nın
düzenlediği 'pilotlar çalıştayı' Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Gidiş
katında başladı. Gün boyu sürecek çalıştayda genel havacılık, kozmik
radyasyon, hava trafik, pilot istihdamı, uçuş ekibinin uçuşta
karşılaştığı adli olaylarda hak ve yükümlülükleri gibi konular
konuşulacak.
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan TALPA Genel
Başkanı Gürcan Mantı, pilotluk mesleğinin basite indirgendiği bir
sürecin yaşandığını söyledi. Meslekle ilgili kamuoyundaki algının
değişmesine bu toplantının katkı sağlayacağını belirten Mantı, "Ekonomik
olarak yüksek gelir düzeyinde sayılan ve sürekli göz önünde bulunan bir
meslek grubu olarak teknolojinin her geçen gün geliştiği bir ortamda
pilotluk mesleğinin basite indirgendiği bir süreci yaşamaktayız. Böyle
bir süreçte pilotluk gibi bilgi beceri karar verme yeteneği, sezgi ile
sürekli eğitim ve gelişimi zorunlu kılan bir mesleğin adeta sıradan bir
iş konumuna getirilmeye çalışıldığını üzülerek gözlemlemekteyiz. Bizler
maalesef pilotların ekonomik kazançlarının karşılığında neleri
kaybettiğini yaşayarak öğrenmekteyiz. Sosyal hayatını fada eden aile
bağları zayıflayan ama en önemlisi sağlığını kaybeden bir meslek grubuna
dönüşmek meslek örgütü olarak bizleri son derece rahatsız etmektedir."
diye konuştu.
Yabancı pilot sayısının tolere edilir yüzeye
geçmesinin çalışma koşullarını tehdit ettiğini ifade eden Mantı, şöyle
devam etti: "Gelişen ve büyüyen sivil havacılığımızın yarattığı pilot
arzı ve yabancı pilot sayısının tolere edilir yüzeye geçmesi, sadece
ekonomik koşulları geriletmemekte, aynı zamanda çalışma düzenini ve
koşullarını da tehdit etmektedir. Sektör olarak ciddi ve bilimsel
gerçekleri terz düz eden bir çelişkiyi yaşamaktayız. Sektördeki daralma
ve şirketlerdeki küçülme dönemlerinde alınmasına alışkın olduğumuz bazı
önlemler tam tersine büyüme sürecinde uygulamaya konulmaktadır. Uzun
uçuş süreleri dinlenme sürelerinin yavaş yavaş azaltılması niteliğinin
ve kalitenin deforme edilmesi uçuş programlarındaki değişiklikler
nedeniyle, artık değil aylık, günlük dahi yapılamaz hale gelen özel
hayat planlamaları pilotun sadece fiziksel dengesine etki etmekle
kalmamakta ruhsal dünyasında da onarılmaz yaralar açmaktadır. Her yıl
bin saat süreyle kokpitte hareketsiz kalan pilotların bel, boyun omurga
rahatsızlıklarına maruz kalması yaşam kalitesini düşürmektedir. Bir ayda
önce Newyork'a sonra Osaka’ya giden Fiunali'de en güney noktası Cape
Town ile yapan bir pilotun sadece coğrafi değişimle sınırlı kalmamakta
yorgunluk bitkinlik bozulan günlük ritim ve biyolojik saat ölümcül
rahatsızlıkları da tetiklemektedir. Kozmik radyasyona ve uçuş
aletlerinden yayılan elektromanyetik dalgalara, jet yakıtı buharına,
ultraviyole ışınlarına maruz kalan pilotların en sık yakalandığı
hastalığın kanser olduğunu neredeyse her hafta kaybettiğimiz
meslektaşlarımızın acı haberleriyle öğrenmek bizleri derinden
yaralamaktadır. Aşırı yorgunluk stres ve arkamıza aldığımız yolcuların
sorumluluğunun yarattığı sağlık sorunları giderek artmakta, kalp damar
hastalıkları pilotlarda en sık rastlanan rahatsızlıkların başında
gelmektedir. Yolcularımızı sevdiklerine kavuşturmak sıkıntılarımızı
unuttursa da kalıcı sağlık sorunlarıyla birlikte yaşayacağımız gerçeği,
mesleğe sağlıklı olarak başlayan bizlere uçuş yaşamımıza acı bir
hatırası olarak kalmaktadır. Uçuş emniyeti ve yolcu güvenliği her zaman
ön planda tutan pilotların sorunlarının çözülmesi için başta havayolu
işletmeleri olmak üzere tüm sektöre önemli görevler düşmektedir."