Nasrallah 'Arap Bahari'ni degerlendirdi

'Tunus?ta baslayan ve sonra diger Arap ulkelerine sicrayan bu devrimler, Arap iradesinin bir neticesidir. Amerika projesi degildir' diyen Hizbullah lideri Nasrallah, Suriye'deki gelismelere supheyle baktigini ve Taliban, El Kaide ve Somali'deki Sebabi sivil kani doken tekfirci hareketler oldugunu soyledi

        Arap devrimlerinin baslamasinin uzerinden aylar gecti. Bu surec icerisinde yaptigimiz gorusmelerden elde ettigimiz saglam bilgilerle, gercekler daha da belirginlesti. Bu bolgelerde gerceklesen hareketlilik, gercekten de ulusal hareketlerdir. Tunus?ta baslayan ve sonra diger Arap ulkelerine sicrayan bu devrimler, Arap iradesinin bir neticesidir. Amerika projesi degildir. Zaten bunu Amerikan projesi dememiz de hic mantikli olmaz. Cunku devrimlerin oldugu ulkeler, Amerikan gudumluydu. Tunus, Misir, Yemen, Bahreyn, Kaddafi yonetimi Arap gudumluydu. Cunku Kaddafi son yillarda Amerika?yla iyi iliskiler icerisindeydi. Amerika?nin kendisine usaklik eden yonetimleri, dusurmek istemesi dusunulemez. Zannediyorum ki suanda tartismaya acik tek konu, Suriye yonetimidir. Cunku Suriye yonetimi, bilindigi gibi Amerika idaresine itaat etmeyen tek yonetimdir. Her halukarda bilgiler ve verilerle destekledigimiz arastirmalarimizin sonucunda, Arap devrimlerin hepsinin gercek bir halk devrimi oldugu, Amerikan projesi olmadigi kanaatine vardik. Evet! Amerikalilar devrim dalgasina kapildilar ve simdi devrimleri sahiplenmek istiyorlar. Kendi cikarlari dogrultusunda kullanmak istiyorlar. Biz, Amerikan idaresinden, halk devrimlerinin karsisinda kolaylikla teslim olmasini bekleyemeyiz. Amerika, devrim hattinin icine girdigi zaman, ulasmak istedigi hedefleri vardi. Birincisi, kayiplarini ellerinden geldikleri kadar azaltmakti. Ikincisi, Islam ve Arap halklari arasindaki imajini duzeltmekti. Cunku bolgemizde son senelerde hatta bundan daha birkac ay onceye kadar Insanlarin Amerika?dan nefret ettigini, Arap ve Islam ummetlerinin Amerika siyasetini ve iradesini kabul etmediklerini gormekteydik. Amerika?yi bolge halki, suclu ve terorist ulke olarak gormekteydi. Ucuncusu, devrim ulkesindeki alternatif rejimi belirlemektir. Amerika, bu devrimlerin icine girdiginde aslinda kendisine ortak olacak alternatif bir yonetimi yakalamak hedefindeydi. Eger elinde olsaydi, alternatif yonetimin eskisine nispeten daha itaatkar olmasini tercih ederdi. Simdi ise yeni bir tarzla, halkin yanindaymis gibi gozukup kendilerine alternatif yonetimler bulmaya calismaktalar. Mesela suan Tunus?ta secimler var. Bu son derece guzel bir durum. Halkin %80?i, %90?i secimlere katildi. Secimlerin sonucu aciklandiktan sonra uluslararasi toplumun bu secilen yonetimi kabul edip etmeyecegini, saygi duyup duymayacaklarini merak ediyorum. Tunus?taki yeni yonetim, secimler araciligiyla halkin iradesi golgesinde olacak. Yarin secim sonuclari aciklanacak. Libya?ya gelince ayni durum soz konusu. Misir?da da ayni durum soz konusu. Biz, suanda alternatif rejimin halkin iradesine mi yoksa Amerika?ya mi boyun egecegi hususunda net bir sey soyleyemeyiz. Her sey secimlerden sonra belli olacak. Devrim yasanan ulkelerde halk, bilinci ve dikkatiyle Amerika?ya karsi tutum sergilemelidirler. Bunu, devrimlerin halk devrimi olarak kalmasi icin yapmalidirlar. Amerika yonetiminin, onlarin dostlari olmadigini bilmelidirler. Amerika, bazi ulkelerdeki zor ve cetin sartlardan istifade ederek devrimcilerle yakinlik kurmus olabilir. Bu sekilde diktator rejimlere karsi kendisini savunucu, dost ve koruyucu olarak gosterebilir. O halde oncelikle bilinc onemli. Daha sonra ise halk, gerek secim sandiklarinda gerekse meydanlarda katilim saglamalidir. Secimlere katilmayi haram kilan, fetva cikaranlarin sozlerini dinlememelidirler. Cunku sandikta oy kullanmak, halkin iradelerini ifade etmenin modern yontemlerinden birisidir. Tunus, Misir, Libya? Bu uc devlette halk, katilimini, varligini her alanda devam ettirmeli, hedeflerine ulasmakta gaflete dusmemelidir. Halk, ellerindeki firsatlari degerlendirmeli ve kendi iradesini siyasi katilim ve sandiklarda yonetime kabul ettirmelidir. Bilinc, anlayis ve ulusal birlik cok onemlidir. Cunku Amerika ve bati, genel olarak eger karsilarinda halk destekli ve kendi maslahatlarina itaat etmeyen bir yonetim gorurseler hemen o yonetimi abluka altina alacak, devirmeye calisacak, ulkeyi karmasaya, fitneye, ic catismaya, ayrismalara surukleyecektir. Gerek irki gerek bolgesel gerekse cografi olsun o ulkede ayrilik cikarmaya calisacaktir. Ayni Kuzey Afrika?da oldugu gibi bolgede mezhepsel ve irksal bolunmeler gerceklestirilecektir. Halk devrimi liderleri bu konuda cok bilincli olmalidir. Onlemlerini almalidirlar. Devrimin asil basarisi ve akan kanin durmasi, meydanlarda anlayis, ulusal birlik ve ic catisma yasanmasinin engellenmesiyle gerceklesecektir. Bolgeyi Tehdit Eden Unsurlar (Israil-Amerika ve Tekfirciler) Bolgedeki azinliklar mevzusu, devrim sonrasinda azinliklarin akibetinin ne olacagi, cok hassas bir konudur. Azinliklarin, haklarinin korunmasi icin kendi aralarinda koalisyon kurmalari fikrinden once bu olusumu tetikleyen tehdidin ne oldugunu ogrenmemiz gerekir. Biz biliyoruz ki tehdit, hedef alinanlarin hedef alana karsi birlesmesini saglamaktadir. Bu, mantikli bir durumdur. Oncelikle bu tehdit nedir? Simdi bunun arastirmasini yapmayacagim. Ama genel sekliyle, bolgedeki ilk tehdit, Israil?in varligidir. Bu tehdit, Musluman, Hiristiyan, Araplar, yabancilar, halklar ve hukumetlerin hepsini tehdit etmektedir. O halde oncelikli tehdit Israil?dir. Filistin?de olusturdugu tehdit ortadadir. Filistin?de sadece Muslumanlari hedef almayan, Hiristiyanlari da kapsayan, Filistin halkinin tumunu tehdidi altinda birakmistir. Cunku Israil Devleti, safi ve irkci Yahudi bir devleti olmak istemektedir. Ikinci tehdit ise Amerika ve Amerika?nin projeleridir. Ozellikle de son 10 yildir, Amerikalilar yeni Ortadogu?nun insasi icin calismaktalar. Biz, Ortadogu?ya geldikleri gunden beri, bu tehditle karsi karsiyayiz. Tabi ki bu projeler basarisiz oldu. Ama suan bu projeye yeniden hayat kazandirmak icin calismalar var. Direnis, verilen kurbanlar, irade, ve bu yonetimlere karsi cikilmasinin ardindan, bu projeler basarisizliga ugratildi. Simdi de kalkmislar, o projeleri yeniden canlandirmaya calismaktadirlar. Burada tehdit nerede? Yeni Ortadogu Projesi, bolgeyi irki, etnik, mezhepsel esaslara gore ayirmayi ve kurulacak ayrilikci devletler arasinda catismalar yaratmayi hedeflemektedir. Bu sekilde Israil, bolgedeki tek guclu demokratik ulke olarak varligini surdurecektir. Bu, tehdit olusturmaktadir. O halde Amerika projesi yani Buyuk Ortadogu Projesi ve Israil, sadece ?Lubnan ile dogudaki Hiristiyanlari tehdit etmektedir? diyebilir miyiz? Ya da Siileri, Durzileri, Alevilileri, Ismailileri ya da sadece Ehli Sunnet?i tehdit ediyor diyebilir miyiz? Hayir! Bu unsurlar, bolgedeki Musluman, Hiristiyan, butun bolge halkinin varligini tehdit eden unsurlardir. Ucuncu tehdit ise asiri siddet yanlisi tekfirci akimlardir. Bu gruplar, oldurmeyi kendilerine tarz edinmislerdir. Ayni sekilde bu tehdit de ne sadece Durzileri, Ismailileri, Zeydileri ya da Ibadileri tehdit etmektedir. Bilakis ayni sekilde tum bolge halkini tehdit etmektedir. Biz, bolgede sadece Sunni cogunlugun tehdit altinda oldugunu soyleyemeyiz. Dini, mezhepsel ve etnik azinliklar da Amerika ve Israil?in aralarinda ayrilik cikarma tehdidiyle karsi karsiya oldugunu soyleyebiliriz. Siddet yanlisi tekfirci akimlarin kendilerini cihadi olarak tanimlamalari kesinlikle dogru degil. Mesela Irak?ta Amerika isgali basladigi andan son zamanlara kadar hicbir din mensubu ya da mezhep mensuplari yok ki intihar eylemlerinin hedefi olmus olmasin. Bu intihar eylemlerinin adini sehadet eylemleri olarak isimlendirmemiz dogru degil. Bomba yuklu arac, suikast ve cemaat tasfiyeleri ? Bunlar, sia ve mescitlerini, Huseyniyatlari, imamlarin kabirlerini, makamlarini, bu kabirleri ziyaret edenleri, okullari, carsilari, toplanti yerlerini hedef almaktadir. el Kaide tarafindan gerceklestirilen bu intihar saldirilari, ayni zamanda Sunnilerin ve digerlerin mescitlerini de hedef almaktadirlar. Ramazan ayinda Bagdat?in en onemli camilerinden Ummu Kura Camii?nde, Irak?taki Sunni Vakfin baskani Dr. Ahmed Samarrai?yi karsilamak icin toplanan mescit halki hedef alindi. Seyhin kendisi saldirida yaralandi. Ehli Sunnet?ten 30 kisi bu saldirida sehit olurken onlarca kisi de yaralandi. Bu konu hakkinda yayin yapan bir kanalda sunucu, konuk seyhe sunlari soyluyordu: ?Suana kadar Irak?ta Sunnilere ait camilerde gorev yapan 250 imam ve hatibi olduruldu.? Seyh bunu duzelterek dedi ki: ?Hayir! 350 imam ve hatip olduruldu.? Bu konusmada konuk seyh, siddet yanlisi orgutleri ve el Kaide?yi bu olumlerden sorumlu tuttu. Sunucu, bu cevabin ardindan, bu olaylarin sorumlulugunu bolge ulkelerine yikmak istedi. Zannedersem bu ittiham, hosuna gitmedi. Ama Seyh su cevabi verdi: ?Ben, %90 bir kesinlikle soyleyebilirim ki 350 Sunni Imam ve hatibin Irak?ta oldurulmesini el Kaide, organize etti. El Kaide, kendisi bu eylemleri ustlenmekte ve iftihar etmektedir. Irak?ta hicbir din mensubu, hicbir ibadethane (ki gerek Islami gerek Sunni gerek Sii gerek Hristiyan olsun) bu saldirilarin hedefi olmaktan kurtulamadi. Irak?taki tum irklar (Arap, Kurt ve Turkmenler) bu saldirilarin hedefi oldu. Bundan kisa bir zaman once Dr. Eymen Zevahiri?nin 4 binden fazla intihar eylemi gerceklestirdiklerini duydum. Onlar, bu eylemlere sehadet eylemleri demektedir. Soruyorum: Bu operasyonlardan kac tanesi Amerikalilari hedef aldi? 200,400, 300, 1000 ? 3000?den fazla intihar eylemi, Irak halkina, askerine ve polisine yonelik olarak yapilan eylemlerdi. O halde burada da azinliklarin hedef olmadigini gormekteyiz. Tum Irak halki, hala hedef alinmaktadir. Patlatici yuklu araclar devam etmekte, intihar eylemleri surmektedir. Bununla su noktaya ulasmak istiyorum. Zannedildigi gibi bolgedeki tek hedef Sunni cogunluk degildir. Ben bunu bolge duzeyinde soyluyorum. Mesela Afganistan?da Amerikan isgalinden once Taliban, bazi bolgeleri isgal ettiginde Mezari Serif?e girdi. Mezari Serif halkindan binlerce Sunni Tacikistanliyla binlerce Sii Hezaralilar olduruldu. Taliban, kendisinin Islami cihadi bir hareket oldugunu iddia ediyor. Afganistan?daki intihar eylemleri, NATO?yu hedef almiyor. Cogunlugu Sunni olan sivilleri ya da eski devlet baskani Islami Hareket lideri olan, kendisinin Afganistan?in Sovyetlere karsi verdigi mucadelede koklu bir gecmisi olan ve onemli bir rol oynayan, ulusal, bariscil ve birlikci bir kisilige sahip olan Burhaneddin Rabbani?yi intihar eylemiyle olduruyor. Bunu yapan da kendisinin Musluman ve Sunni oldugunu iddia ediyor. Pakistan?a gelince? Orada da ayni durum soz konusudur. Bundan birkac ay once Pakistan?in Mezarsufi bolgesinde, intihar eylemcileri sufilere saldirarak 200 Muslumanin oldurulmesine ve yuzlercesinin yaralanmasina sebep oldu. Kueyta ve diger yerlerde oldurdukleri masum insanlar Sii degillerdi. Sunniydiler. Pakistan?dan baska bir ornek verecek olursak, Pakistan?da sufi olmayan Sunni bir mescidin imami, Taliban?in siyasetini elestirdigi icin, bir hafta sonra intihar eylemcileri camiye gonderildi. Bu olay sonrasinda cami imami ve cemaatinden yuzlercesi (ki bunlarin hepsi Sunniydi) oldu. Suan Somali?de de aynisi yasaniyor. Biliyoruz ki Somali hukumeti de muhalefet de Islami goruse sahip. Ayni zamanda milyonlarca Somalili kadin ve erkek, cocuklar aclik tehdidi altinda. Dunya da bu insanlara yardim gondermekten aciz. Biz, bolgede Sunni cogunluga karsi azinliklarin koalisyon olusturmalarini gerekli gormemekteyiz. Biz, bundan daha genis bir koalisyona ihtiyac duymaktayiz. Icinde Islamcilarin Hiristiyanlarin diger din mensuplarinin, butun mezheplerin ve irklarin olusturdugu bir koalisyona ihtiyac duymaktayiz. Cunku bu unsurlarin hepsi, Israil, Amerika ve tekfircilerin tehditleri altindadir. Arap ve Islam aleminde, buyuk siyasi liderler, Islami, Sii, Sunni ve Hiristiyan din adamlari, diger Islami mezheplerin muntesipleri bulunmakta. Onemli partiler ve ciddi akimlarin varligini inkar edemeyiz. Islami hareketler arasinda, Sunni dini liderler ve Sunni Islami hareketlerin sorumlulugu digerlerine gore daha fazladir. Cunku belli bir akima karsi ciktiginda onlar, kolaylikla bu konuyu mezhepsel bir mevzuya donusturebiliyorlar. Ama Sunni din alimleri ve Sunni Islami hareketler, bir olayin karsisinda durduklarinda bu ithamla karsi karsiya kalmamaktadirlar. Mesela Irak?ta, bazi akimlar secimlere katilmayi haram gormekte. O kendi kararinda ozgurdur. Ama secimlere katilan hic kimseyi tekfir edemez ve onun kanini helal kilamaz. Buna nasil bir karsilik verilmelidir? Bu genel bir sorumluluktur. Bundan dolayi biz, azinliklarin koalisyon olusturmasi gerektigi cagrisinda bulunmuyoruz. Ben, Lubnan?da Hiristiyanlarin ya da diger etnik azinliklarin, azinliklar koalisyonu olusturmak gibi bir dusunceleri oldugunu dusunmuyorum. Biz, bu konulari kendi aramizda tartistik. Ve olayi bu sekilde degerlendirdik. Libya Devrimi Oncelikle biz, Libya halkinin elde ettigi bur zaferden oturu cok mutluyuz. Libya?daki savas ve catismalar sona erdi. Bugun Libya halkinin onunde buyuk sorumluluklar var. Birincisi, yonetimi degistirmekle yetinmeyecek ayni zamanda Libya?yi yeniden insa edecek, devlet kuracak, yeni bir yonetim kuracak, yeni kurumlar kuracak. Cunku gorundugu kadariyla bundan once gercek bir devlet yapilanmasi Libya?da soz konusu degildi. Libya?da asiret sistemi vardi. Libya, devrim sirasinda buyuk bir yikima ugradi. O halde siyasi olusum, tekrar yapilanma, bireylerin yeniden insa edilmesi Libya?nin oncelikli sorumlulugudur. Savas, cok derin izler birakti. Devrimcilerin halki barisa, affetmeye, musamaha gostermeye ve anlayisli olmaya cagirmalari gerekiyor. Eger bunlar olmazsa Libya halkinin saflarinin parcalanmasi kolaylasir. Libya halkinin bagimsizligi, istiklali, dogal kaynaklarindan istifade etmesi, son derece onemlidir. NATO ve ozellikle Fransa, Libya halkinin kendilerine karsi borclu oldugunu dusunuyor. Simdiden bir seyler istemeye basladilar. Bunlarin karsisinda durmak ve saglam bir siyasi idare gereklidir. Umariz, Libya halki devletin ve ulkenin yapilanmasini saglayabilir, bagimsizliklarini koruyabilir. Halkin secimlere katilimi ve siyasette aktif olmalari, secim sonuclarinin kabul edilmesi de bir sorumluluktur. Insaallah, bundan sonra Libya?yi parlak bir gelecek beklemektedir. Biz, genelde Lubnanlilar ve ozelde Imam Musa Sadr?in sevenleri ve ogrencileri, cok duygusal gunler yasamaktayiz. Yillardir, su soylenir: ?Imam?in geri donmesini saglamak ve ozgurlugune kavusmasi icin sunlar gerekmektedir: Ilki, Kaddafi?nin olumu ve ikincisi ise Libya yonetiminin degismesidir.? Simdi her ikisi de gerceklesti. Hali hazirda cok cetin gunler ve haftalarla karsi karsiyayiz. Suana kadar elimizde Imam hakkinda bir bilgi yok. Cunku arastirmalar henuz gerceklestirilmedi. Trablus dustu. Ama Trablus?ta detayli arastirmalar yapildi mi? Ya da hala aciga cikartilmamis gizli hapishaneler var mi? Ya da Sirt?te ne oluyor? Imam Sadr?in hapsedildigi sehirlere iliskin farkli iddialar var. Bunun arastirilmasi gerekiyor. Bizim acimizdan, Lubnan hukumeti bu konuyu ciddi bir sekilde ele aldi. Libya?ya resmi bir heyet gonderdi. Cumhurbaskani ve basbakan, bu konuyla yakindan ilgilenmektedir. Kardesimiz Meclis Baskani Nebih Berri de bu konuyla yakindan ilgileniyor. Imam Sadr?in ailesi ayni sekilde yakindan ilgilenmekte. Biz de ciddi anlamda konuyu takip etmekteyiz. Bazi arkadaslar, bu konuda bize yardim ediyor. Libya?ya giden heyetin, oradaki baglantilar sayesinde bir neticeye umacagini ummaktayiz. Bu konu, Lubnan ve Filistin icin cok onemlidir. Cunku Imam Musa Sadr, sadece Siilerin Imami degil vatanimizin ve direnisin de imamiydi. Kudus?un ve Filistin direnisi bayraginin hamilerindendi. Bu insani, ahlaki ve cihadi bir olaydir. En yakin zamanda bir sonuca ulasmayi umud ediyoruz. Amerika?nin Irak?tan Cekilisi Amerika?nin Irak?tan askerlerini cekmesi, tam anlamiyla Irak halkinin gerceklestirdigi bir zaferdir. Bunu abartmadan soyluyorum. Irak halki, direnisi ve Amerikan iradesine boyun egmeyen Irakli siyasi guclerin iradesi sayesinde bu zaferi gerceklestirmistir. Bu zafer, bolgedeki direnis ve karsi koyusun bir parcasidir. Bu, Irak halkinin siyasi iradesinin ve direnisinin yaninda duran Irak?in, Amerika?nin agzindaki lokma haline gelmesini engelleyen herkesin zaferidir. Amerikalilar, Irak?ta tarihi bir hezimet yasadilar. Bunu ben soylemiyorum. Bu savasi yapanlar soyluyor. Cumhuriyetciler, suan bunlari kendileri itiraf ediyor. Itiraflarinda Irak?ta tarihi yenilgi yasadiklarini basta Iran olmak uzere bir cok dusmanin bu savasta galip geldigini belirtiyorlar. Irak halkina, direnisinden dolayi tebriklerimi sunuyorum. Sehitler, hala hapishanelerde olan esirler, bu savasta verdikleri kurbanlardi. Irak hukumetinden en yakin zamanda bu esirleri serbest birakmasini istemekteyiz. Buradan onemli bir ders cikarabiliriz. Eger Irak, Amerika icin mutlu olduklari bir ulke olmus olsaydi, Obama ve digerleri, Amerikan askerlerini Irak?tan cekmek zorunda kalir miydi? Tabii ki hayir! Orada kalir ve orada askeri birlikler olustururdu. Direnis, Amerikalilari Irak?a dar etti. Amerika?nin Irak?ta vermis oldugu kaybin haddi hesabi yok. Buna hicbir sekilde katlanmalari mumkun degildi. Ekonomik, insani, psikolojik kayiplar yasadilar. Ikinci olarak Irak halki siddet yanlisi akimlar sebebiyle bir cok kurban verdi. Irak?ta verilen kurban, daha az olabilirdi. Bu akimlardan bazilarinin direnise katildiklarini inkar etmiyorum. Ama onlar, butun eforlarini direnis icin saglasalardi. O zaman daha buyuk daha hizli ve daha az kaybi olan bir zafer gerceklesmis olurdu. Insafli olmamiz gerekiyor. ?Siyasete atilim mi yoksa silahli mucadele mi?? sorunu, Irak?ta surekli tartisma konusu olmustur. Biz, arkadaslarimiza her zaman sunu soyledik: Bu ikisinde de bulunmaliyiz. Hem direniste hem de siyasi arenada, varligimizi surdurmeliyiz. Siyaseti birakirsak ulkeyi Amerika?ya tabi siyasi partiler ele gecirecek. Bu hukumet, Pentagon, CIA, Amerika Disisleri Bakanligi?na bagli olacaktir. Arap ulkeleri, bu tur hukumetlerle dolu. Irakli asil siyasi guclerin, siyasi arenada mucadele vermeleri, dogru olanidir. Bazilari onlari tekfir etse de suan Irak?taki Millet Meclisi, Irak hukumeti ve Irak yonetimi, Amerika yonetimine boyun egmemektedir. Sadece Irak halkinin maslahatini gozetmektedir. Cunku, ortada secimler var. Parlamentoyu halklar olusturmaktadir. Cunku hukumet, halk tarafindan secilmistir. Hukumetin tek gorevi, halkin iradesini gozetmesidir. ?O halde bu tarihi zafere ulastiran unsur nedir?? Cevabi: ?Direnis ve siyasi katilimdir.? Bu katilim, samimi olup tum bagimliliklardan uzaktir. Bazi devletler Irak halkina, direnisine, siyasetine kucak acti ve onu siyasi katilima tesvik etti. Ayni zamanda Irak?tan kacan multecilere de kucak acti. Bu olay, Amerikan projesinin bolgede ugradigi hezimetin baslicalarindandir. Israil, nasil Lubnan?dan cikmak zorunda kaldiysa ayni sekilde Amerika da Irak?tan cikmak zorunda kalacak. Amerika, Irak hukumetiyle guvenlik anlasmasinin uzatilmasi noktasinda caba sarfetti. Ama Iraklilar bunu reddettiler. ?Bu anlasmayi bitirdik? dediler. Yeni soylemler gelistirdiler. Amerika, muzakereler sirasinda, Irak?ta 50.000 askerini birakmak icin cabaladi. Bu kabul edilmedi. Sonra 30.000?e daha sonra da 10.000?e indirmeye calisti. Buyukelciligi?nin Konsoloslugu?nun mustesarlarin korunmasi icin bu askerlerin kalmasi gerektigini iddia ediyordu. Ama bu kabul edilmedi. Simdi, pazarligin 3.000?e cekildigi ve bunlarin mustesar, uzman ve antrenorler oldugu soylenmekte. Bu konuda, Irak?taki kitleler, ihtilaf icerisinde. Irak hukumeti, eger 500 ya da 1000 askere Irak?ta kalma izni bile verse bununla alakali sartlar koyacak. Ve Amerikan yonetiminin bu sartlarin disina cikmasi mumkun degil. Iran-Amerika Krizi Amerikalilar, Iranlilarla sicak bir hat acmak, dogrudan iletisime gecmek istedi. Amerika, Iranli bir generali araci kilarak Iran yonetimiyle iletisime gecmek istedi. Ama Iran bunu reddetti. Amerika?nin kendisi, Iran?la yakin temasa gecmeye ihtiyac duymakta. Amerika, Irak ve Afganistan icin Iran?la iletisime gecmek istiyor. Bolgedeki diger dosyalarin hepsi, Amerika icin ikincil bir dosyadir. Onlar, Iran?in Irak ve Afganistan?a olan etkisini biliyorlar. Bir sekilde hezimetlerinden kaynaklanan geri cekilme hakkinda bir cikis yolu bulmaya calisiyorlar. Iranlilarin gorusmeleri reddetmesi, Amerikalilari cildirtti. Bundan oturu Suudi Arabistan Buyukelcisi?ne suikast girisiminde bulunuldugu yonundeki gercek disi dosyayi ortaya atti. Tamamen uydurulmus bu dosyanin amaci Iranlilara baski yapmaktir. Bu uydurulmus dosyayi acmanin hedefinin, Iran?a karsi acilacak savas icin oldugunu dusunmuyorum. Iran uzerindeki baski ve yaptirimlarin artirilmasi icin ortaya atilmis olabilir. Buradaki hedef Iran?in dolaysiz muzakereler icin Amerikalilarla masaya oturmak icin ikna etmektir. Ama Iran, bunu hala reddetmektedir. Bazi Avrupa ulkelerinde gerceklesen 5 daimi uyenin katildigi gorusmelerde BM temsilcisi de hazir bulunuyordu. Iranli temsilci oturuma katilmayi kabul etti. Amerikalilar, bu oturum boyunca Iranlilarla ikili gorusme yapabilmek icin buyuk caba sarfetti. Ama Iranlilar bunu kabul etmedi. Bu dosyayi ortaya atmalarinin sebebi ise Iran?a, muzakereler icin baski yapmaktir. Bu dosya, yaptirimlari vurgulamak icin kullanilabilir. Ve bunun hedefi, Iran?i boyun egdirmek de olabilir. Ya da bu iddialarin hedefi, bolgede Suudi Arabistan ile Iran arasindaki gerginligi artirmak da olabilir. Ama nihayetinde Iran, bolgede etkin bir ulkedir. Ayni sekilde Suudi Arabistan da etkin bir ulkedir. Yine bu dosyayla, Sii ve Sunni fitnesi olusturduklari gibi Arap ve Farisi fitnesi olusturmayi hedeflemis de olabilirler. Bana gore Iran, Amerika?yla dogrudan yakin iliskilere girmemesinden oturu boylesine bir ithamla karsi karsiya kalmistir. Suanda Amerikalilar, Iran?a karsi bir savasa girmeye hazir degil. Bolgedeki bir cok stratejik uzman, ayni seyi soyluyor. Bunun sebebi, Amerika?nin askeri ve guvenlik alanlarinda ugradigi hezimetti. (Bu yenilgi, Afganistan ve Irak?ta soz konusu oldu.) Amerika?nin icerisindeki ekonomik kriz de savasa izin vermemektedir. Amerika, icerisinde Israil?in de bulundugu tum dis yardimlarini durdurdu. Bu, neye delalet ediyor? Amerika?daki ekonomik krizin buyuklugune delalet ediyor. Amerika, bu ekonomik krizde ve bu psikolojik bozuklukla yeni bir savasin icerisine girmesini dusunemeyiz. Hem de Iran Cumhuriyeti?ne karsi asla! Ben bu olasiligi cok dusuk goruyorum. Bu tur tehditler bitti ya da bitmek uzere. Ben, bunu disaridan gozlemde bulunan bir kisinin cikarimi olarak soyluyorum. Amerika Disisleri Bakani Israillilere gelerek ?Dikkat Edin! Sakin kendi basiniza savasa girismeyin! Iran?a vurmayin!? diyorsa, bundan Amerika?nin bolgede savas istemedigini anlariz. Onlarin istedigi tek sey, Iran?i caydirmak ve Iran?a Amerika planiyla beraber uyumlu bir sekilde bolgede yasamayi ogretmektir. Bizim, Suudi Arabistan?daki kardeslerimizden talebimiz ise bu oyuna gelmemeleridir. Silahsiz, patlayici tasimayan hatta elinde el bombasi dahi tasimayan bir kisinin tutuklandigi soyleniyor. Bu kisi, Iran asilli olup Amerikan vatandasligina sahiptir. Garip olan eger Iranlilar herhangi Iran asilli Amerikan vatandasi sorguya cekseler ve yargilasalar, Amerikalilar bu kisiyi savunur ve ?Bu kisi, Amerikalidir. Bizim vatandasimizdir? der. Simdi ise Amerikalilar ? Bu Iranlidir? demektedir. Bahreyn Devrimi Biz Araplarin ic islerine karismayiz. Tunus?ta devrim basladigi zaman, Tunuslu devrimcileri desteklememiz, ?ic siyasete mudahale addetmemizden? oturu biraz gecikti. Bahreyn?le dayanisma kutlamalarimiz oldu. Ama sadece Bahreyn?le degil. Tunus, Yemen, Misir ve Libya?daki devrimlerle dayanisma icerisinde olduk. Bunu yaparken Sii ve Sunni ayirimi yapmadik. Ve henuz daha Suriye?de de olaylar baslamamisti. Biz, bu devrimci halklarla Amerika?ya usaklik yapan yonetimlerin karsisinda dayanisma sergilemekteyiz. Bu yonetimler, Arap-Israil mucadelesinde bildigimiz tutumlarini sergilemislerdi. Amerika?nin projelerini desteklemisler. Ve halklarina zulmetmislerdir. Bu halklar, hurriyet ve bagimsizlik istemektedirler. Ayni zamanda ulkelerinin, ummetin kucagina donmelerini istemislerdir. Bahreyn mevzusuna gelince, Bahreyn halkinin zulme ugradigini dusunmekteyim. Devrimleri destekleyen Araplar, Arap Bahari?ndan bahsederken tum devrim ulkelerinin adini soyluyorlar ama Bahreyn?i anmiyorlar. Sanki Bahreyn halki, ne Arap ne de Musluman. Sanki Arap bolgesinin bir parcasi degil. Sanki Bahreyn?de demokratik bir yonetim varmis gibi davraniyorlar. Tunus?ta, Misir?da, Libya?da gerceklesen devrimlerin sebeplerinin aynisi Bahreyn?de de mevcut. Yonetimin yapisi, bolgesel durusu, icerideki zulum, parlamentonun secilmislerden olusmamasi, Meclis?in yarisinin belirlenmis, disaridan peydahlanmis, ehil olmayan kisiler oldugunu gormekteyiz. Bundan oturu Bahreyn halkini mazlum gormekteyiz. Bazilari bizi, Suriye?de yasananlara karsi bakisimizdan oturu cifte standart uygulamakla sucluyor. Onlara cevabim, sizinle cifte standardi tartisabilirim. Siz, kendi standartinizi soyleyebilir misiniz? Ben size, Suriye devrimine karsi neden farkli bir tavir sergiledigimi soyleyebilirim. Ama siz, Bahreyn devrimine karsi neden farkli tavir sergilediginizi soyleyebilir misiniz? Bahreyn?de buyuk bir halk kitlesi, harekete gecti. Baski ve siddetle karsilanan halktan onlarca kisi sehit oldu. Yuzlerce kisi yaralandi ve hapse atildi. Hapsedilenler iskenceye maruz kaldi. Memurlar, islerinden atildilar. Yaraliyi iyilestiren doktorlar yargilandi. Benim bildigim kadariyla Bahreyn muhalefeti bir uydu kanalina dahi sahip degil. Siz, ne derece abluka altinda oldugunu artik takdir edersiniz. Ama diger Arap devrimleri icin onlarca uydu kanali acildi. Her halukarda bu bariscil halk hareketinde suana kadar ne silah ne bomba ne kilic ne tas hicbir sey gormedik. Biz, Bahreyn halkinin hareketinin oldukca bariscil oldugunu dusunuyoruz. Nihayetinde halkin iradesi ve hareketin liderleri, hareketin tabiatini belirliyor. Yoksa sen ya da ben belirlemiyoruz. Herkes, vatanini digerlerinden daha iyi bilir. Ugradigi zulme, abluka altinda olmasina ve bir cogunun bu halki yalniz birakmis olmasina ragmen bu halk, guclu imani, basireti, iradesi, cesareti ve sabriyla gosterileri surdurmeye devam edecektir. 2 ya da 3 yil surse dahi sonunda hedeflerini gerceklestireceklerdir. Cunku onlar, secimler sonucu olusturulmus bir parlamento istiyorlar. Dunyadaki demokrasi cigirtkanlari, Bahreyn icin nerede? Ben, Bahreynli gencler icin hicbir cagrida bulunmuyorum. Cunku bu, Bahreyn?in icislerine mudahale olarak algilanabilir. Ama bildigim tek sey, Bahreynlilerin sebatkar ve bilincli olduklaridir. Tum ulkeye, ulkedeki herkese, iceride birlik ve vatan birligini koruma, halk hareketinin birlesmesi, hikmetli devrim liderleriyle uyum icerisinde hareket etme cagrisinda bulunuyorum. Bu sekilde devrimin varmis oldugu merhaleyi netlestirmis oluruz. Eninde sonunda bu yonetim, halkin iradesine boyun egecektir. Filistin Davasi Biz, Gilad Shalit ve esir takasi mevzusunu, basindan sonuna kadar net bir zafer olarak gormekteyiz. Birincisi, Filistin direnisinin bu askeri elinde sag olarak tutmasi, buyuk bir basaridir. Ikincisi, bu askerin Israil ve Israil ajanlarindan uzaklastirip, ona ulasmasini engellemek, ayni sekilde buyuk bir basaridir. 5 yildan daha fazla bir suredir bu askeri elinde bulundurmalari, takdire sayan bir durumdur. Ucuncusu ise Gazze halkinin direnisi ve sabridir. Biz biliyoruz ki Gazze?nin abluka altina alinmasinin sebebi, Shalit?in Filistinlilerde esir tutulmasi gosterilmisti. Ablukanin ardindan bolgede gerceklesen savasta, Gazze halki direnisini ve sabrini surdurdu. Asla, Hamasli kardeslerine ?Shalit?i verin de kurtulalim? demedi. Bu basarinin temelinde, Gazze halkinin direnisi yatmaktadir. Sonunda Israil, Shalit?i geri almak icin ne savasin ne ablukanin cozum olmadigini anladi ve esir takasini kabul etmek zorunda kaldi. Hamas, uzun sure direndi. Ve sartlarini ortaya koydu. Eger bir gun bu sartlardan geri adim atsaydi ya da bu dosyanin takibinde bir zafiyet soz konusu olsaydi bu kadar guzel bir basariya imza atmak mumkun olmayacakti. Bu zafer, basindan sonuna kadar tarihi, buyuk ve net bir zaferdir. En onemlisi, direnis kulturunu ve direnis tercihinin elini guclendirmesidir. Bu direnis, muebbed yiyen ve isgalcilerin olduruldugu eylemlere katilanlari serbest birakilmasini saglamistir. Bunu yaparken izzetiyle ve hic kimseye minnet duymadan yapmistir. Bu olayda, Hamas?in ve direnisin daha da destek topladigini gorduk. Bundan oturu Netanyahu, ?Filistin Yonetimi?ni desteklemek icin araclar arastiriyoruz. Eger Filistin Yonetimi?ni guclendirecekse baska esirler de serbest birakilsin? dedi. Ama sonunda, Netanyahu?nun minneti altinda kalacaklar. Cunku Israil, ?Sizi, ben serbest biraktim? diyecektir. Ama Israil ile Hamas arasindaki bu takastan, halkiyla beraber direnen direnisin sartlarina Israil?in kendisi boyun egmek zorunda kaldi. Artik Filistin ve Lubnan direnisinde esirlere verilen onemin arttigini gormekteyiz. Sehitlerimizin naaslari bile bizim icin cok onemlidir. Bununla alakali her firsatta basarili esir takaslari yapmaktayiz. 1 kisiye karsilik 1027 kisinin serbest birakilmasinda olumsuz bir durum soz konusu degildir. Bu durum, bizim insanimizin degerinin kiymetsiz oldugu anlamina gelmemektedir. Eger bizim elimizde 1000 tane esir ve Israil?in elinde 100 tane esir olsaydi. Biz yine 100 esirimizi almak icin 1000 Israilli esiri verirdik. Hatta 1 kisi icin bile 1000 tanesini verirdik. Cunku Insanin bizim dinimizde, kulturumuzde ve inancimizda degeri cok yucedir. Esir takasi anlasmalarinda rakamlar ne kadar oynarsa oynasin, durum degismez. Ama ayni zamanda Israil?in esirlerine verdigi onemi de gormezlikten gelemeyiz. Ben, gunun birinde sunu soylemistim. Insanlar bu soylediklerimize tahammul edememislerdi: ?Eger dusmanimizin olumlu taraflari varsa onu itiraf etmeliyiz. Saron, cocuklari oldurdu, katliamlar isledi, Sabra ve Satilla?yi yerle bir etti. Ama ayni zamanda esirlerini geri almak icin, buyuk caba sarfetti.? Bu onem ve itina, dusmanimizin olumlu noktalarindandir. Eger, biz boyle bir durum karsisinda esirlerimize olan vefamizi yerine getirmezsek, bu altindan kalkamayacagimiz bir ayip olarak kalacaktir. Hamas?in Suriye?yi terk etmek istedigine dair elimde analizler degil, gercek bilgilerin ta kendisi vardir. Biz, gazetelerde yazilmayan ve soylenmeyenleri biliriz. Hamas?in Sam?dan cikmak istedigi, tamamen yanlis bir haberdir. Ne o Sam?dan cikmak istiyor ne de herhangi birisi Hamas?i Sam?dan cikarmak istiyor. Suriye yonetimi dahi Hamas?in Sam?dan cikmasini istememektedir. Esir takasindaki anlasma icin yillarca ugrasildi. Arap devrimlerinden once bu anlasma gerceklesmek uzereydi. Israilliler, bir cok konuda geri adim atsalar da, Hamas?in sartlarina hala uygun degildi. Bundan oturu bu uzlasi ertelendi. Suan sartlar olgunlasti. Filistin direnisinden kardeslerimiz ve ozellikle de Hamas, bu uzlasiyi munasib gorduler. Bu firsati degerlendirerek, onumuzdeki basariya imza attilar. Ben, esir takasinin en yakin zamanda olmasini isteyenlerdendim. Hamasli kardeslerime sunu soyluyordum: ?Gilad Shalit, suan yasiyor. Farzedin hastalandi ve oldu. Eger olurse kiymeti duser. Suana kadar Israil, yerini bulmaktan aciz kaldi. Ama Allah korusun, eger teknik bir hata olur ve Israil onu ele gecirirse, bu tam bir faciaya donusur.? Ama zaman Filistin direnisinin lehinde ilerledi. Bu takas, yakin zamanda elde edilebilecek en iyi sartlarda gerceklesti. Ve Hamas bunu yaparken siyasi itibarini daha da yukseltmek icin yapmadi. Sadece insaniyet namina bu anlasmayi gerceklestirdi. Filistin, Guvenlik Konseyi?nde taninmayacak. Cunku Amerika?nin vetosu ilan edildi ve hazir. Bundan dolayi, Amerika?nin gostermis oldugu ugrasilarin hepsi, imajini duzeltmek icindir. Ama bunu yaparken bile basarisiz oluyor. Amerika?nin basarisizliginin en buyuk sebebi, Israil?e olan mutlak bagliligidir. Amerika, Israil?e guvenlik, siyasi, iktisadi ve askeri alanlarda baglilik gostermekte. Amerika?nin demokrasi, insan haklari, halklara saygi, halkin iradesine saygi gibi soylemlerinin yalan ve iki yuzlu oldugunu, Filistin davasina gelince anliyoruz. 1967 topraklarindaki Bagimsiz Filistin Devleti?nin Guvenlik Konseyi?nde Amerika?nin vetosuyla karsilasacagi, suphesizdir. Genel olarak Filistin konusundaki kanaatim, bolgedeki hareketlilik Filistin davasina, katki sagladigi yonundedir. Cunku Misir, eski Misir degil. Tunus, eski Tunus degil. Libya, eski Libya degil. Bahreyn, eski Bahreyn olmayacak. Yemen, eski Yemen olmayacak. Israil?in stratejik bolge olarak isimlendirdigi yerlerin hepsinde degisim yasandi. Bu degisimler, Israil?in yararina olmayip, Israil icin tehlike olusturan degisimlerdir. Ayrica Amerika ve Avrupa ulkelerinin ekonomileri, Israil?i etkiledi. Cunku Israil, suni bir devlettir. Israil, gorevlendirilmis bir devlet oldugu icin genel olarak yardimlara itimat ederek gecinmektedir. Kendisini besleyen gucun, gucu ve kuvveti azaldiysa, Israil?de bunlardan kaynaklanan zafiyetler olusacaktir. Insaallah bundan sonra Filistin halkinin onunde, manevi mukaddesatlarini geri almalari icin olumlu, buyuk ve yeni kapilar acilacaktir.   Timeturk