Misir'daki devrim ve kafa karisikligi
Deneyimli Ortadogu muhabiri Patrick Cockburn, Arap Bahari'nin baskenti Kahire'den bildiriyor: 'Misir tamamlanmamis bir devrimin isaretleri ile dolu. '
Misir tamamlanmamis bir devrimin isaretleri ile dolu. Politika ve gunluk yasam surekli degisim halinde. Isyanin dorugunda hirsizlarin iceri girdigi Kahire Muzesi'nin gokyuzune acilan ulu tavani bile hala tamir edilmis degil. Hirsizlar halatla asagi inmisler ve Tutankhamun'un gomutunde bulunan, aralarinda altin bir askeri trompetin de bulundugu parcalari calmislar. Hediye magazasi tarafindan dikkatleri baska yone cekilmemis olsaydi, Misir eserlerinin eski pusku orijinallerinden cekici bulduklari ucuz fakat gosterisli kopyalarini yagmaladiklari muzeden daha fazla hazineyi almis olurlardi. Hirsizlarin muzeyi korumasiz bulduklarinda yasadigi kafa karisikligi, Husnu Mubarek'in dususu sonrasi hukumetin ve protestocularin yasadiklarinin bir aynasi. Hepsi bir sayisi depremin meydana geldiginin bilincinde, fakat bir sekilde on yillardir Misir'i yanlis yonetenler hala ortalikta. Mubarek gitmis olabilir, ama simdi Misir, basinda Mubarek'in 20 yillik savunma bakani, Kara Kuvvetleri Komutani Muhammed Huseyin Tantawi'nin bulundugu 18 generalden olusan Askeri Kuvvetler Yuksek Konseyi tarafindan yonetiliyor. Kahire'de bazilari ya "ayni tas ayni hamam" (plus ca change*) seklinde huzunlu veya Leopard'in, Sicilya'da Lampedusa'nin devrim hikayesinin oldukca unlu satirlarindan bilerek alintilar yapiyor: "Her sey degismeli ki her sey ayni kalsin." Bu alintinin neden yapildigini anlamak, Misirlilarda suphelerin eziyetinin -devrimden beri 5 bin kisinin denedigi, siklikla kararlarin 10 dakikalik durusmalarda alindigi askeri mahkemelerle- devam ettigini gordugunuzde kolay. 26 yasinda bir blogcu Maikel Nabil orduyu elestirdigi icin uc yil hapis cezasi aldi. Fakat gecen hafta, orduya, yeni politize olmus bir ulkede protestocularin taleplerini karsilamadikca politik kredibiliteyi korumanin ne kadar zor oldugunu gosterdi. Mubarek 13 Nisan'da iki oglu Ala ve Cemal ile birlikte gozaltina alindi. Ordu konseyi genc gostericilerin ileri surdugu cezalarin tekrar gozden gecirilecegini soyluyor. Her daim degisime direniyor, uyeleri once her iki anlama gelebilecek kacamak bir dil kullaniyor sonra tavizlerde bulunuyor. Generaller simdiye kadar tersini yapacak kadar kendilerini guclu hissetmediler, uzunca bir sure onlar mis gibi yaparken Mubarek'in yozlasmis diktatorlugu ile silahli kuvvetler gibi devletin kurumlari arasinda her zaman buyuk bir ayrilik vardi. Elbette her ikisi erisilmez bir sekilde bir birine bagliydi ve Tahrir'de protestocularin haykirdigi "ordu ve halk bir" slogani oncelikle bir savunmaydi askerlerin ates etmemesi icin. Cogu Misirli 60 yildir cogu zaman kotu bir sekilde kendilerini yonetenin o oldugunu gormesine ragmen ordu son olaylarin sorumlulugunu uzerinden atmaya hevesli. Ordunun rolu ile ilgili geleneksel davranisi tumuyle yanlis degil. Simdi Arap Uyanisi'nin etkisi altinda yalpalayan hukumetlerin belirgin hatlarini kavramak onemli. Tehdit altindaki rejimlerin cogu askeri darbe ile iktidara gecirilen askeri diktatorlukler. Fakat 1970'lerin ortalarindan itibaren Arap dunyasindaki bu askeri rejimler kendilerine darbe islememesi icin polis devletlerine evrimlestiler. Yoneticiler iktidara tirmandiklari askeri basamaklari bir tarafa ittiler. Misir'da subaylar kulupler, luks yerlesimler, kazancli islerden kesintiler ve etkin yasal dokunulmazlik gibi ayricaliklarini ellerinde tuttular. Ama gercek guc anlaminda muhaberati -genellikle guvenlik ve istihbarat servisine boyle adlandiriliyor- yitirdiler. Model, tum Arap dunyasi genelinde ayniydi. Irak'ta, Saddam Huseyin askeri tankin uzerinde kimsenin hukum surememesinde kararliydi. 1979'da devlet baskani olduktan sonra iktidar, genis aile cevresi, vahsi guvenlik servisleri ve Baas Partisi'nde merkezilestirilmisti. Libya'da Muammer Kaddafi 1980'lerde Cad'daki basarisiz savasi sonrasi Libya ordusunu buyuk oranda tasfiye ederken bir adim daha ileri gitti. Son 10 gunumu Libya'da gecirdim, oncesinde ise Misir'daydim. Her ulkede Arap Uyanisi'nin guzergahlarindaki farkliliklar belirgin. Tunus'ta oldugu gibi Misir'da, Mubarek'in ve Bin Ali'nin rejimlerinin gitmesine izin verirse kurumsallasma isler kalacagini hissetti. Son kertede Mubarek'i gorevden uzaklastiran ordu oldugu icin Kahire'de "devrim olarak baslayan sey askeri darbe olarak son buldu" diye konusmalar var. Libya'da, Suriye'de rejim ve devlet bir birinden ayrilamaz bir butun. Ozel Kuvvetler'in basi Abdul Fattah Younnis ve disisleri bakani Musa Koussa gibi kurumsallasmanin etkilenmemis uyeleri, iceriden Kaddafi'yi yerinden etmektense iltica etmek zorunda kaldilar. Libya'da profesyonel ordunun eksikligi, isyancilarin yeni acemi askerleri egitmekte uzun zaman once emekli olmus askerlere dayanmasi anlamina geliyor. Gecen hafta Bingazi'deki 17 Subat Kampi'nda, Lubnan, Cad ve Ruanda'da hizmet ettikten sonra 22 yil once emekli olan saclarina kir dusmus Nuri Tawi adli eski bir cavus, birkac duzune genc adama fazla basari saglayamadan makineli tufegi nasil dolduracaklarini gostermeye calisiyordu. Kaddafi daha egitimli, fakat Misrata ve Ecdebiye gibi sehirleri kontrol etmesi icin yetersiz birliklere sahip. Son 20 yilda Arap polis devletleri, monarsi benzeri yaslica yoneticilerin iktidari ogullarina devretme arayisi icinde oldugu rejimler haline geldiler. Bingazi, Kaddafi'nin ogullarinin terk ettigi neredeyse tamamlanmis saraya benzer Regency Hoteli gibi projelerle copluge donusturulmus durumda. Kaddafi'nin krallara layik gosterisleri, kendisi Yesil Kitabi'nin radikal atasozlerini calisma dayatmasindan koruyamadi. Sasirtici olmayacak sekilde, calisildigi yer olan taht gibi cekici beyaz yapi yanip kul oldu. Bir Bingazi sakini sikayet ediyor: "Kuzenim Yesil Kitap bolumunde basarisiz oldugu icin uc aylik tum bilgisayar kursunu tekrarlamak zorunda kaldi." Kuzey Afrika'da ve Ortadogu'da hem devletler arasi hem de dis dunya ile iliskilerin politik zemin degisiyor. Misir'da yeni hukumet ABD ve Israil ile dune gore daha az yakin olma arzusu icinde. Libya'da muhalefet askeri olarak daha zayif, fakat Kaddafi isyancilara arka cikan NATO'nun gucu nedeniyle gidici gibi. Libya gibi bir petrol ulkesi uzerinde, Kaddafi ve ailesi gittikten sonra yabanci etkisinin azalacagi kusku ve kararsizlik uyandirici bir sey. Dogu Libya'daki isyancilarin gucu medyanin ihtiyac duydugu kitlesel protestolari duzenleyebilme yetenekleri. Bingazi'nin sehir merkezi ve diger noktalarindaki gosteriler askeri manevralardan cok daha orgutlu. Fakat burada NATO'nun ve Korfez monarsilerinin Libyali isyancilarin kaderi uzerinde gosterdikleri kaygilari ile ilgili Bahreyn'de vahsi baskilari gormezden geldikleri ve tesfik ettikleri surece son dere iki yuzlu bir sey mevcut. Toplumun cogunlugunu olusturan Siiler sistematik bir sekilde calisma ve oy hakkindan yoksun birakiliyorlar, partileri tasfiye ediliyor ve liderleri tutuklaniyor, iskence goruyor. Karsiliginda ABD ve NATO liderlerinin Libyalilarin demokrasiyi getirmekte ne kadar istekli olduklari konusunda yeni yeni sizlanmalar var. Yabanci liderlerin insani meselelerdeki gosterisleri ve Misirli generallerin reformist gayretleri konusunda kinik (insanlarin her davranisinin altinda mutlaka bir cikar oldugunu dusunen -c.n.) olmak nedensiz degil, ama radikal degisimler zaten bizimle cunku daha once ilgisiz on milyonlarca politize oldu ve dunyanin en kaba polis devletlerinin kimsenin beklemedigi kadar cok narin oldugu ortaya cikti. Ortadogu uzmani gazeteci Patrick Cockburn'un counterpunch.org'da 20 Nisan 2001 tarihinde yayimlanan makalesini Senol Gurkan cevirdi. *plus ca change, plus c'est la m