Mavi Marmara'da San Remo oyunu!

Israil, Mavi Marmara baskinina iliskin ulusal raporunu basin toplantisiyla duyurdu.

Rapor acik sekilde 9 Turk'un olduruldugu baskini mesru ve yardim gonullulerini suclu gosteriyor. Turkiye de bunun uzerine kendi ulusal raporunu basina acikladi. Sivil bir gemiye uluslararasi sularda bir saldirinin ve sonrasinda yapilan insanlik disi muamelelerin nasil hukuk disi oldugunu ortaya koyuyor. *** Her iki rapor da BM Mavi Marmara Sorusturma Komisyonu'na sunuldu. Aslinda taslak raporunu 1 Eylul itibariyla sundu. Israil'in de bir iki hafta icerisinde sunmasi gerekiyordu. Ama 5 ay sonra, Turkiye'nin taslak raporunu da inceledikten ve ona da cevap niteliginde tezler urettikten sonra raporu sundular. Daha ilginci rapor ve sorusturma surecinin gizlice yurutulmesi Israil'in istegi olmasina ragmen, Israil 4 ay sonra raporunu basin toplantisiyla aciklayarak, kamuoyunu kazanmaya ve hamle ustunlugu elde etmeye calisti. Turkiye, 1 Eylul itibariyla komisyona sundugu ve Israil'in de temin ettigi bilinen taslak raporuna simdi son halini vererek komisyona iletmeye hazirlaniyor. *** Israil'in gec gelen raporunda dikkat ceken 3 husus var. Birincisi, hicbir Mavi Marmara magduru ile gorusulmeden kaleme alindi. Sadece operasyon sirasinda gozaltina alinanlardan ikinci kaptanin goruntulu ifadesinden secilmis bolumlere yer veriliyor. Ikincisi, 90 sayfalik bir kismi "Gizli." O bolumde yer alan bilgilerin istihbarat raporlari, gemide seyahat ettigi dusunulen Israil istihbaratina da bilgi veren bir elemanin tespitleri ve telefon kayitlari oldugu tahmin ediliyor. Ucuncusu, Israil'in uluslararasi sularda yardim gemisine mudahaleyi mesru gostermek icin buldugu formulu gosteriyor. Israil, San Remo El Kitabi olarak bilinen ve 1990'da kaleme alinan deniz savasi hukuku alaninda teamulleri belirleyen ilkelerle kendisine mesruiyet ariyor. Bunun icin de, HAMAS ile "silahli catisma" icerisinde oldugunu ve abluka uygulamanin hakki oldugunu ifade ediyor. San Remo, savas halinde uygulanan bir ablukayi delme yonunde iradesini onceden beyan eden sivil gemilerin de uluslararasi sularda durdurulabilecegini ongoruyor. Gemi guvertesinde karsilastigi direnisi de can kayiplari icin mazeret olarak sunuyor. *** Buna karsilik Turkiye, ablukanin mesru olmadigini, Israil'in de uluslararasi sularda insani yardim gemisine mudahale hakki bulunmadigini ileri suruyor. Yine Israil'in gemiye orantisiz gucle mudahale ettigini, gemideki insanlari sindirmek icin korkuttugunu, guverteye inmeden daha iki gonulluyu oldurdugunu, bunun da gemidekilerin "yasam savunmasi" ile sonuclandigini kaydediyor. Savunmalarin esasi, savas hali durumu ve ablukanin mesruiyetine dayaniyor. Geriye kotu muamele, asagilama, orantisiz guc kullanma gibi nispeten hafif suclar kaliyor. BM Mavi Marmara Komisyonu'nun mart ayinda toplanip, ulke temsilcilerinden son bir "savunma" veya "gorus" almasi bekleniyor. Ardindan da nihai bir raporun hazirlanip genel sekretere sunulmasi bekleniyor. Komisyon bir nevi "gercekleri bulma" gorevi ustlenmis olacak. *** Mavi Marmara ile ilgili bir baska surec de BM Cenevre Insan Haklari Konseyi'nde ilerliyor. Konseyin paralel bir arastirma raporu hazirligi suruyor. Raporlar ortaya ciktiginda genel kurula sunulmalari bile soz konusu olabilir. Israil'e yonelik bir yaptirim kararinin cikmasi beklenmiyor. Ancak raporlarin politik sonuclari olacaktir. Sorumlu tutulan isimlerin ozellikle yurtdisina cikislari buyuk sorun haline gelecektir. Ingiltere, Belcika ve Guney Afrika'ya gitmekte gosterilen tereddutlerin daha fazla ulkeye yayilmasi soz konusu olacaktir. Sonucta Mavi Marmara konusunda yilin ilk yarisinda onemli gelismelere sahit olabiliriz. Iki ulke arasinda "ozur ve tazminat" krizi raporlarla asilabilirse, Israil'le iliskilerin tamiri de ancak yilin ikinci yarisindan itibaren baslayabilir. Tabii Israil'de guclu bir siyasi muhatap bulunabilirse?