Filistinli Esir Rimavi'nin Dilinden Urperten Israil Iskencesi
Rimavi isimli Filistinli tutuklu Nahshon askerleri tarafindan yapilan iskenceyle gozunu kaybetmesinin tum ayrintilarini anlatiyor?.
Yakup Selci Rimavi isimli tutuklu Siyonist Nahshon Askerleri?nin kendisine uyguladigi sadistce muamelenin yurek sizlatan detaylarini anlatti.. Rimavi, Insan Haklari ve Tutuklular Arastirma Merkezi?nde verdigi ifadesinde ? 27.03.2006 pazartesi sabahi Bearsheba'da tutuklu bulundugum yerden cikarilip Ofer Kampi?ndaki mahkemeye goturuldum. Tartismalar son seklini aldi. Uygulamanin durdurulmasiyla beraber on yil alti ay hapis karari icin savcilarla anlasma sonucuna varildi. Teknik ve idari bir takim sebeplerden dolayi anlasma uzerinde adli onaylama yapilamadi.? Konusmasina soyle devam etti: ?Oturum sona erdi ve hucreme geri dondum. Geri goturulusum esnasinda yanimda Nahshon Askeri Polislerinden Ariel isimli biri gorevliydi. Ondan, baska bir hucreye naklimi istedim. Cunku Kudus?teki Moskobya Sorusturma merkezinde dort ay suren yorucu sorusturma devresinde yakalandigim gogus agrisi beni cok rahatsiz ediyordu. Bedenimde kalici etkiler ve ciddi saglik sorunlari birakmisti. Durumumu, cektigim sikintiyi, rutubetli ve dumanli havaya dayanma gucumun kalmadigini ona kisaca anlattim. Ayni zamanda hucre cok kalabalik oluyor, on metrekarelik bir hucrede 18 tutuklu kaliyordu. Kizdi, bagirdi ve yardim etmeyi reddetti.? Rimavi sozlerine devamla: ? O zaman onunla konusmanin faydasiz oldugunu anladim. Dondum ve hucreye girmek icin yoneldim. Aniden arkamdan vurmaya, acimasizca ve vahsice tekmelemeye basladi. Hucre kapisinin onunde beni yere yikti. Aldigim siddetli darbeler ve yere dusmenin etkisinden gucumu zorla toparlayip mecalsiz ayaga kalktim. Bu vahsi ve sadistce davranisindan duydugum saskinlik yuzume yansimis bir halde, bu hareketinin sebebini soran ve kinayan gozlerle ona baktim. Susmami emretti ve onu takip etmemi soyledi. Once reddettim. Cunku ofkeden delirmis bakislarindan sadistce ofkesini bastirmak icin baska planlar yaptigini anlamistim. Ama hucredeki diger tutuklularin benim yuzumden sorun yasamasindan korktum. Askerin emrine binaen oradan cikmak icin yoneldim. Gercekten de ben daha hucre kapisinin kenarina gelir gelmez bana vurmaya, tekmelemeye ve yumruklamaya basladi. Bulundugum yer onun durdugu yerden yuksek olmasina ragmen boyu boyumu asiyor, bana tepeden bakiyordu. Yikilan bir duvar gibi yere yigildim. Yalniz dususum one dogruydu ve uzerine dogru dusmustum. Bagirip cagirmaya basladi. Donakalmistim. Bu bagirmanin neticesinde askerler bize dogru kostu ve ellerindeki coplarla, M16 tipi silahlarin dipcikleriyle bana vurmaya, yumruklamaya, tekmelemeye, kufurler ve hakaretler savurmaya, histeriye tutulmus bir sekilde suursuzca bagirmaya basladilar. O esnada ben de aci icinde: ? Bana neden vuruyorsunuz. Ben kanuna aykiri bir sey yapmadim? diyerek bagirmaya basladim. Bilincimi kaybetmis ve bayilmisim. Kendime geldigimde beni cansiz bir beden gibi yerde suruklemeye basladilar. Adeta avini parcalamak icin yuvasina tasiyan bir canavar gibi barbar ve acimasizdilar. Beni ozel odalarina aldilar. Burada da eskisinden daha siddetli ikinci bir iskence fasli basladi. Kufurler ve hakaretler diz boyu ve iskence hat safhadaydi. Aldigim araliksiz darbelerden yavas yavas vucudumu hissetmemeye basladim, kendimden gecerek bilincimi tamamen kaybettim. Hucredeki ve yakin hucrelerdeki tutuklularin soyledigine gore bir bucuk saat suren bu seferki bayginliktan kendime geldigimde gozlerimi kapkaranlik bir dunyaya actim. Neredeyse cildiracaktim. Uzun sure baygin kaldigimi ve gece oldugunu zannettim. Vucudumu kasip kavuran ve ozellikle de basimda duydugum agrilar dayanilmazdi. Ancak yasadigim bu saldiri neticesinde gozumu kaybettigim bir an bile aklimdan gecmedi. Yaklasik bir saat sonra sag gozum yavas yavas goruntuleri secmeye basladi. Iste o zaman havanin henuz kararmadigini anladim. Bu sirada yanima birinin yanastigini hissettim. Garip bir aksanla bana ? Neyin var? Ben hasta bakiciyim? dedi. Ancak askeri uniforma giymesi beni suphelendirdi. Yine de ona basimda, ozellikle de gozumde cok siddetli bir agrinin oldugunu, sol gozumun gormedigini soyledim. Basiyla isaret ederek bana iskence edenlerden iki askeri cagirdi. Kufurler ve hakaretler savurup ellerime ve boynuma bastirarak beni aldilar ve Amerikan yapimi GMC tipi bir arabaya attilar. Arka koltukta bes saat boyunca ellerimden ve ayaklarimdan zincirle baglanmis bir sekilde hapis kaldim. Ayni zamanda etlerimi ve kemiklerimi kemiren acilarla bogusuyordum. Tum tutuklularin mahkemeleri bittikten sonra Ramle?ye naklim gerceklesti. Beni tutuklular icin ayrilmis otobusle nakletmediler. Ozel arabalariyla yanlarinda goturduler. Ramle?ye geldigimde beni boceklerle dolu berbat bir hucreye koydular. Orada yaklasik uc saat kaldim. Kemiklerime kadar sikan kelepceleri cozen, aclik ve susuzlugumu dindiren, esaret yillarinin paramparca ettigi zihnimde bulanmis gecmisi ve acilarla dolu hatiralari bitirecek kimse yoktu. Hepsini kapkara bir kinin sopalariyla oldurduler. Yillar oncesine gittim. Duvarlarin arkasindan gelen kucuk bir umit kirintisina yapistim. Allahin bir lutfu olmasaydi bu kederli gencin korkusu dinmezdi. Rimavi sozlerine soyle diyerek devam etti: ? Murettebat diger bir murettebatla yer degistirdi. Yine beni diger arkadaslarimdan ayri bir yerde cinayet tutuklulariyla birlikte tuttular. Babam ve kardesim Nadal?le tutuklandigimiz Bi?ru-s Seb?i hapishanesine ulastik. Otobusten indim. Askerler beni dikkatle inceliyordu. Hapishane polisine teslim edildim. Ayaklarini uzatip yatan bir kopegin dahi sigamayacagi, ustune bir de yalnizlik ve pisligin eklendigi tek kisilik hapishane hucrelerine koyuldum. Yeni yerimde bana bocekler ve mantarlar eslik ediyordu. Yiyecek hicbir sey verilmeden yere uzandim ve derin bir uykuya daldim. Icine dustugum karanlik ve acilarin hesabina gore bin yil sonra gardiyanlarin bagirmasiyla uyandim. Kahvaltimi yemem icin kalkmami soyluyorlardi. Ne zengin bir kahvalti! Uzerine biraz yogurt koyulmus kuru bir parca ekmek? Yemegi almayi reddettim ve ? Ben aclik grevi yapiyorum. Neden ben buradayim?? dedim. ?Sen askerlere saldirdigin icin cezalisin? dedi ve tek bir kelime cevap firsati vermeden gitti. Bu sekilde tam uc gun kaldim. Gardiyanlar yemek getiriyor ve ben almayi reddediyordum. Umursamadan cikip gidiyordu. Tuvalete gitmeme bile izin vermiyordu. Ucuncu gun gardiyanlar geldi ve beni gorevli subayin odasina goturdu. Subay bana mahkemeye goturulmem esnasinda yasadigim sorunun detaylarini sordu. Sonra ?sen bir polise saldirarak onu oldurmeye tesebbus ettin? dedi. ?Nasil yani? Ben mi oldurmeye kalkismisim. Ben boyle bir sey yapmadim? dedim. Basima gelenleri ve ugradigim saldirilari tum detaylariyla anlattim. Bana burasinin baska bir birim oldugunu, bir sey yapamayacaklarini, ellerinde boyle bir yasal yetkinin olmadigini soyledi. Ben: ? Buradan elim ayagim duzgun bir sekilde ciktim. Simdi ise sag gozumu kaybetmis, sol gozumden ciddi darbe almis bir halde, morariklar,yaralar ve agrilar icindeyim. Butun kanuni sorumluluk tamamen size ait? dedim. Bana ? Simdi bolumune git. Biz meseleyi bulundugun bolumun muduruyle takip edecegiz? dedi. Bolume girdigimde arkadaslar beni bekliyordu. Verilen yemekleri geri cevirdiler ve beni tek kisilik hucrede tutmaya devam ederlerse daha baska protestolara basvuracaklarini hapishane idaresine bildirdiler. Rimavi aciklamasini su sozlerle tamamladi: ? Zaman ilerledikce agrilarim daha da artti ve etkisi diger gozume de sirayet etti. Bir taraftan da usanmadan gerekli tedavinin yapilmasi icin talepte bulunuyordum. Hicbir tedavi uygulanmadi. Hasta bakici tarafindan yapilacak basit muayeneye razi olmadim. Agri kesicilerin disinda hicbir ilac verilmedi. Bunlarin da hicbir faydasi olmuyor aksine gunden gune durumum daha da agirlasiyordu. Tum bu yasadiklarim beni mahkemede Nahshon Askeri Polis Birimi?nden sikayetci olmaya mecbur etti. Beni dinlemek yerine sorusturma icin geri getirdiler ve polise saldirdigim iftirasi da suc olarak kesinlesmis oldu. Yasadigim bunca seye ragmen siyonist hapishane idaresi beni aslinda kurbani bulundugum suclar uzerine mahkemeye goturdu. Adeta kurbani oldurup sonra sucunu gizlemek icin cenazesine katilan katil gibi. Israil?in Acimasiz Birimleri Insan Haklari ve Tutuklular Arastirma Merkezi Muduru Fuad Huffes ?Hapishanelerin ilgili birimleri acimasiz birimlerdir. Ozellikle de tutuklulari kontrol altinda tutan Nahshon ve Metsada Birimleri. Bu iki birimin gorevlileri merhamet nedir bilmezler? seklinde konustu. Huffes ?Bu birimler sebebiyle Isgal hapishanelerindeki tutuklularin hayati ciddi tehlike altindadir. Ozgurluk filosu saldirisinda da yine bu birimler gorev almistir. Gemideki sivillere yapilan, kasitli ve direkt oldurmeyi hedefleyen operasyonlari tum dunya izlemistir.?dedi. Huffes, hapishane gorevlilerinin insanlik onurunu hice sayan davranislarindan, tutuklunun, gozunu kaybetmesi ve eli silahli askerlerin yaninda silahsiz bir sivil olarak bulundugu gozetilmeden gerceklerin carpitilarak suclanmasi derecesine varan bu durumdan tutuklularin kurtarilmasi icin tum uluslar arasi kuruluslari acil mudahaleye cagirdi. Huffes, Rimavli?nin iki eli ve iki ayagi kelepceli bir vaziyetteyken askeri oldurmeye tesebbus sucuyla itham edilmesinin ve Rimavli?nin vucudundaki darbe izlerine ragmen askerin hicbir sekilde suclanmamasinin mantigini sorguladi ve konusmasini su sozlerle bitirdi: ?Hapishaneleri ve tutuklamalari bilen kisi sunu cok iyi bilir ki tutuklu zar zor hareket edebilir ve agir adimlarla ancak yuruyebilir. Boyle biri baskasina nasil saldirabilir?! Ama Israil daima kendisini ve askerlerini kurban olarak goruyor ama onlar kimseye saldirmiyorlar.? Isra haber