Fehmi Koru'yu yakan belge ?

Koru'nun ayrilmasina neden olan belge" iddiasini inceledi, ortaya bakin ne cikti.

Gazeteci yazar Aydogan Vatandas'in gundem olusturacak kose yazilarini samanyoluhaber sitesinde yazmaya baslarken ilk yazisi Fehmi Koru'ya yonelik oldu... Iste o yazi... FEHMI KORU'YU HANGI WIKILEAKS BELGESI YAKTI? Pazartesi gunu ?The New Media and It's Influence on Global Politics', ?Yeni Medya ve Global Siyasete Etkisi' baslikli bir seminer programi dolayisiyla Fatih Universitesi'ndeydim. Ingiliz Dili ve Edebiyati ve Sosyoloji Bolumu ogrencilerinin yogun olarak katildigi programda ilginc sorularla da karsilastim. Amerikan Universitelerinde ?Yeni Medyanin' sosyolojisini anlamak icin onca seminer programlari ve paneller duzenleniyor. Dogrusu benzeri bir programin Fatih Universitesi'nde de duzenlenmis olmasindan mutluluk duydum. Konu internet ve dijital teknolojiler uzere yukselen Yeni Medya olunca, haliyle Wikileaks belgelerine de geldi isin ucu ister istemez. Bir ogrenci arkadas, ?Wikileaks belgelerinde devletlerin ya da devlet adamlarinin gizli konusmalari ya da iliskileri ile ilgili bilgilere rastliyoruz. Peki ya gazetecilerin diplomatlarla iliskileri ?medya etigi' baglaminda tartisiliyor mu? Diye sormasin mi? Bence ilginc ve de hakli bir soruydu bu. Elbette ele alinmayi da fazlasiyla hak ediyor. Zira Wikileaks belgelerinde Amerikali diplomatlarin haber kaynaklarinin bir kisminin gazeteciler oldugu anlasiliyor. Bilindigi gibi Yeni Safak yazari Fehmi Koru, ayni gazetede yazan Ibrahim Karagul'un bir yazisinda isim verilmeden 2002-2005 yillari arasinda ABD'ninAnkaraBuyukelcilik gorevini ustlenen Eric Edelman ile Yeni Safak Yonetimi arasinda ?kuryelik' gibi son derece agir ve onur kirici bir suclamaya muhattap oldu. Karagul'un iddiasina gore, Edelman, isten atilmasi icin Koru'yu araci kilmis, Koru da bu mesaji Yeni Safak patronlarina iletmisti. Koru, Karagul'un bu yazisindan sonra, Yeni Safak Yonetiminden bu yazi ile ilgili tavir almasini bekledi. Koru, Karagul aleyhine tavir alinmasini beklerken yazilarini gazetesine gondermedi ve adinin kunyeden cikartilmasi surecini de hizlandirmis oldu. Yeni Safak'in beklentisi ise Koru'nun kosesinde bu duruma aciklik getirmesiydi. Bu da olmadi. Dun, Haber Turk yazari Umur Talu, Fehmi Koru'nun Yeni Safak ile yollarinin ayrilmasina neden olan asil konunun bir baska Wikileaks belgesi oldugunu iddia etti. Belgede Gul Ailesi'ne yakin oldugu belirtilen bir gazetecinin Cumhurbaskanligi secimleri oncesinde Gul ile ilgili pozitif yorumlarda bulundugu, ve asil meselenin de bu belge oldugu iddiasinda bulundu. Talu'nun ima ettigi belge ise 9 Mayis 2007 tarihini tasiyor. Ilginc olan, soz konusu belgede belirtilen goruslerin sahibi olan gazetecinin ?muhafazakar' kesimden bir gazeteci oldugu iddiasi ilk olarak Odatv tarafindan servis edilmisti. O habere tekrar bir goz atalim: ?Dikkat cekici bir baska ayrinti ise 9 Mayis 2007 tarihinde Turkiye'den ABD'ye gonderilen raporda Abdullah Gul hakkinda bir belgenin ABD Istanbul Baskonsolosu Sharon Wiener'e bir gazeteci tarafindan verilmesi. Gazetecinin konsolosa Bulent Arinc'in agzindan ?Abdullah Gul, Vecdi Gonul Cankaya'da gormek istemiyor? sozlerini aktarmasi, konusanin muhafazakar basindan bir isim olabilecegi suphesini uyandiriyor.' Odatv'nin soz konusu haberinde bir kac kucuk maddi hata var. Birincisi, soz konusu diplomatin adi Janice G. Weiner. Sharon Wiener degil. Weiner, Baskonsolos degil siyasi konsolos. Ucuncusu de soz konusu belgede ilgili gazetecinin Konsolosa her hangi bir belge verdiginden falan hic bir bahis falan yok. Odatv'nin en basindan itibaren, sanki bilincli bir sekilde soz konusu gazetecinin rolunu ?casusluk' boyutuna cekmek istedigi dusunuluyor. Simdi gelin soz konusu belgede ilgili gazeteciye nerelerde atiflar var bir bir inceleyelim. 1.(C) In contrast to rumors that Turkish FM ABDULLAH GUL is depressed after having had to withdraw his presidential bid, a journalist xxxxx described his demeanor as relaxed, confident and determined. xxxxx it was clear that both GUL and Hayrunissa had long lobbied for him to be the ruling Justice and Development Party's (AKP) presidential candidate ? and they still retain ambitions. xxxxx dismissed earlier press speculation that parliamentary speaker Bulent Arinc had forced the issue. It was instead GUL who went to Arinc to press his own case and ask for support. He reportedly told Arinc that he, GUL, did not want to see a bureaucrat (DefMin Gonul) in Cankaya. Belgenin 1. Paragrafinda, soz konusu gazetecinin, dedikodularin aksine Gul'un Cumburbaskanligi secimi oncesinde yasadigi sikintilardan oturu depresyonda olmadigini, rahat, kendinden emin ve kararli oldugunu, basinda cikan spekulasyonlarin aksine, Cumhurbaskanligi'na adaylik surecinin Arinc tarafindan degil bizzat kendisi tarafindan organize edildigini, Gul'un bir burokrati Cumhurbaskanligi makaminda gormek istemedigini soyledigi iddia ediliyor. Belgenin 2. Paragrafina bakalim simdi: 2. (C) The way GUL's candidacy ultimately played out was a reflection of the long-running partnership ? and rivalry ? between PM Recep Tayyip Erdogan and GUL, according to our contact. From the outset, the biggest hurdle was Erdogan who, until the last minute, proved unwilling to renounce his personal presidential ambitions. The PM waited so long that there was no time to cushion a GUL candidacy via the media, whose initial reactions to GUL's candidacy had been positive. The PM squandered an opportunity better to prepare both the military and the public. At that point, the opposition People's Republican Party (CHP) could have savored its ?anyone but Erdogan? victory and GUL, who enjoyed good relations both withCHPand with the military, could have helped smooth the way. (Comment: It's not clear that a GUL candidacy would ever have been acceptable to the military, though they certainly do not like surprises. End comment.) Burada soz konusu gazetecinin Gul'un cumhurbaskanligi adayliginin uzun suren ortakligi ama ayni zamanda rekabeti de nihayetinde ortaya cikardigini soyedigi iddia ediliyor. Son ana kadar en buyuk engelin Erdogan oldugu, Basbakan'in kendi adayligi icin Genelkurmay ve CHP'yi hazirlama firsatini kacirdigini, CHP'nin ise ?Erdogan olmasin da kim olursa olsun ?modunuda oldugu icin bunu zafer olarak gordugunu soyledigi iddia ediliyor. Konsolos ise, parantez acarak Genelkurmay'in Gul'un adayligina sicak bakacagindan emin olmadigi notunu dusmus ki yanilmadigi anlasiliyor. 3.(C) Once the Turkish General Staff released its e-memo late on April 27, it was allegedly GUL, not the PM, who persuadedAKPto take the democratic high road and hard line reflected in GOT spokesman Cemil Cicek's April 28 statement (ref A), which GUL reportedly penned. In the interview, GUL also reflected confidence in AKP's prospects for doing well in the upcoming general election. Bu cumlede soz konusu gazeteciye bir atif yok. Belgenin bu bolumunde TSK'nin 27 Mart Muhtirasi'na karsi AKP'nin dik durmasini Gul'un organize ettigini ve Cemil Cicek'in okudugu Hukumet bildirisini de Gul'un yazdigi iddia ediliyor. 4.(C) One frequent TGS accusation has been that AKP has a hidden agenda. GUL had rebutted it consistently, pointing to the raft of political and economic reforms the AKP government has passed, and asking rhetorically if they would be working hard to harmonize Turkish law with EU law if GOT's agenda were sharia. 4.Paragrafta da soz konusu gazeteciye bir atif gozukmuyor. Burada ise TSK'nin AKP'nin seriat hukukunu getirmek gibi gizli ajandasi oldugu iddiasini Gul'un nasil hizla bertaraf ettigi anlatiliyor. Gelelim 5. Paragrafa. Burasi ve bir sonraki paragraf bence son derece onemli. 5.(C) According to xxxxx GUL was not a member of Milli Gorus, the old Necmettin Erbakan cabal of pious, anti-Semitic Anatolians who have little subtlety. GUL's initial political activity was with a serious student movement just prior to the 1980 coup (to which Erdogan also belonged), the Milli Turk Talebe Birligi (National Turkish Student Union - MTTB), a formerly leftist student group turned conservative/Islamist, then disbanded in 1980 as a result of the coup. After 1997, it was GUL's think-tank, Politik Arastirma Merkezi (Political Research Center - PAM) that planned AKP's split from Erbakan's Fazilet and mapped out the strategy that brought AKP to power in 2002. GUL is, per the journalist, the only one in the party whom Erdogan truly respects, in the Turkish sense of admiration, friendship and fear. 6.(C) Comment: This picture of GUL is one person's view (who has known the GUL family for a long time), and stands in contrast to how others, including some in AKP, have described GUL. xxxxx for example, told us the FM was devastated and had never wanted to run. Whatever the truth about his mood, it is hard to believe that GUL, a seasoned politician and operator, would let himself be pushed into something he didn't want to do, even ?for the greater good for his party.? Bu paragraflarda, gazeteci, Gul'un Yahudi karsiti goruslere sahip asiri dindar Anadolularin olusturdugu Necmettin Erbakan'in Milli Gorus cizgisinden gelmedigini, Milli Turk Talebe Birligi cizgisinden geldigini, AKP'yi iktidara tasiyan Fazilet Partisi'nden ayrilma surecini de planlayanin da aslinda Gul'un Politik Arastirma Merkezi adli strateji kurumu oldugunu, Gul'un, Erdogan'in parti icinde hayranlik, arkadaslik ve korkuyla gercekten saygi duydugu tek isim oldugunu soyledigi iddia ediliyor. 6. Bolumde ise Amerikali diplomat gazetecinin Gul ile ilgili goruslerinin parti icindeki diger kaynaklarindan farklilik arzettigini, bu kaynaklarin Gul'un aslinda Cunhurbaskanligi adayligi konusunda hic istekli olmadigi seklinde goruslerle celistigini belirtiyor. Sadede gelecek olursak, Umur Talu'ya gore, bu gazetecinin Fehmi Koru oldugu varsayildigi icin de basina iste bu hadisenin geldigi dusunuluyor. Fehmi Koru, Karagul'un isten atilmasi icin Edelman ile Yeni Safak patronlari arasinda aracilik yaptigi iddialarini kesin bir dille yalanladi. Ayni sekilde eger soz konusu belgede yer alan bilgilerin kaynaginin Koru oldugu iddia ediliyorsa, bu iddianin delili nedir, diye sormamiz gerekiyor. Ancak sunu da hatirlamamiz gerekiyor. Ornegin Wikileaks belgelerinde unlu Amerikali film yonetmeni Michael Moore'in Sicko adli belgesel filminin Kuba'da gosteriminin yasaklandigi iddia ediliyor ki Moore bunun yalan oldugunu acikladi. Ayni sekilde soz konusu belgelerde Basbakan Tayyip Erdogan ile de ilgili gercek disi bilgiler oldugu da biliniyor. Yani diplomatlarin her yazdigi gercekleri yansitmayabiliyor. Ogrenci arkadasin sordugu soruya donecek olursak, hepimizin, tum gazetecilerin dusunmesi gereken meslek etigi ile ilgili bir soru bu aslinda. Gazeteciler ile diplomatlarin iliskisinin sinirlari ne olmalidir? Medya dunyasinda etki sahibi olup da, yabanci diplomatlar tarafindan ziyaret edilmeyen cok azdir. Benim yanitim ise su. Gazeteci ?guvenilir' kaynaklar bulma konusunda her zaman mahir olmali ama asla baskasinin haber kaynagi olmamali!