Emre Uslu, PKK'nın Aygün'den sonraki hedefini açıkladı!
PKK Aygün'den sonra memurları mı kaçıracak
PKK Aygün’den sonra memurları mı kaçıracak
Kamuoyu PKK’nın kaçırdığı CHP Milletvekili Hüseyin Aygün ’le meşgul. Farklı analizler yapılıyor. Analizlerin çoğunluğunda doğruluk payı da var. Ancak bence ana gerekçe üzerinde duran fazla olmadı. Ben Aygün’ün kaçırılmasının ana nedeni PKK’nın Alevi stratejisiyle ilgili diye düşünüyorum.
Öncelikle bir tesbit yapalım. PKK Hüseyin Aygün’ü milletvekili olduğu
için değil Hüseyin Aygün olduğu için kaçırdı. Zaten görgü tanıklarının
anlatımına göre aracı durduran PKK’lılar Aygün’e "Biz sizi seviyoruz ama
parti kararı var sizi gözaltına alacağız” diyor. Örgütün Aygün’ü
kaçırmak için günlerce istihbarat çalışması yaptığını da biliyoruz. Yani
durum şu: O saatte o yoldan Hüseyin Aygün değil de başka bir vekil
geçiyor olsaydı PKK sırf milletvekili durdurduk diye o vekili
kaçırmayacaktı.
O hâlde soru şu: PKK Hüseyin Aygün’ü neden kaçırdı? PKK’nın
açıklamalarında halktan gelen "şikâyet”ten söz ediliyor. Ancak bu
şikâyetin ne olduğunu bilmiyoruz. PKK’lılar Aygün’ün kaçırılmasının
lokal birimler değil bir "parti kararı” olduğunu açıkladıklarına göre bu
"şikâyet” sıradan bir şikâyet olamaz. PKK Merkez Yürütme Kurulu’nda alınacak bir karara gerekçe oluşturacak bir "şikâyet” olmalı bu.
Medyada özellikle AKP’ye yakın analistler tarafından gündeme getirilen
Tunceli’deki CHP-BDP çekişmeleri nedeniyle kaçırıldığı iddiası da doğru
olamaz. Zira seçime çok zaman var. Dolayısıyla seçim siyaseti üzerinden
yapılacak bir analiz doğru bir analiz olamaz. Ayrıca Tunceli’deki yerel
bir parti çekişmesi PKK Merkez Yürütme kararını etkileyip Türkiye
çapında sansasyonel ve riskli bir eylem kararını aldıracak kadar önemli
bir konu değildir.
O hâlde Hüseyin Aygün neden kaçırıldı? Bana göre Aygün’ün kaçırılma
nedeni PKK’nın Alevi stratejisiyle ilgili bir durumdur. PKK’nın son bir
kaç yıldır özellikle Alevi toplumuna yönelik faaliyetlerini arttırdığını
biliyoruz. PKK’yı Türkiyelileştirme projesi olarak uygulanan bu
projede PKK’nın Alevi taban üzerinden ülkenin batı bölgelerine de
yayılıp sorunu batıya taşıyarak isteklerini kabul ettirmeyi düşündüğü
bir sır değil. En son on gün önce Murat Karayılan Alevilere çağırı
yaparak şunu söylemişti:
"Gerek Türk gerekse de Kürt olsun tüm Alevi halkımızın bu faşist
saldırılara karşı kendini savunmaya alması gerekmektedir. AKP rejiminin
yürüttüğü sömürgeci egemenlik anlayışı ve Sünniliğe dayalı yarattığı
toplum psikolojisi karşısında Alevilerle Kürtlerin ortaklaşarak mücadele
yürütmesi artık ertelenemez bir görev hâline gelmiştir. Ben özellikle
tüm Alevi halkımıza çağrı yapıyorum: AKP’nin şekillendirdiği ve
oluşturduğu bu hiçleştirici linç politikası karşısında daha fazla
örgütlenelim, daha fazla dayanışma içerisine girelim. Bu saldırılar
karşısında irade olursak saldırıları kırabilir, geri adım attırabiliriz.
Özellikle Malatya- Sivas- Erzincan hattındaki Alevi halkımızın
gelişmelere karşı daha duyarlı ve dayanışma içerisinde olması
gereklidir.”
PKK’nın Hüseyin Aygün’ü kaçırmak için düğmeye bastığı tarih ile
Karayılan’ın Alevilere yönelik çağırısı da aynı zamana denk geliyor.
Doğrusu "manidar” bir zamanlama bu.
Sanırım Hüseyin Aygün’ün kaçırılması PKK’nın Alevileri mobilize etme
girişimleri ile yakından ilgili. Bilindiği gibi Adıyaman’da, Aydın’da,
Malatya’da ve ülkenin değişik yerlerinde Alevileri hedef alan tüm
olayları, işaretlemeleri Türkiye kamuoyuna Hüseyin Aygün duyurdu.
Özellikle Doğanşehir’de meydana gelen Alevi-Sünni gerginliği sürecinde
Alevilere sahip çıkan kişi Aygün’dü. Oysa Doğanşehir PKK’nın 1990’larda
girdiği, son dönemlerde de girmeye çalıştığı bir alan. Bu nedenle
Doğanşehir’deki olaya en az Hüseyin Aygün kadar sahip çıkan bir başka
örgüt de PKK’ya iltisaklı örgüttü.
Sanırım Hüseyin Aygün, Alevilere sahip çıkacağım derken PKK’nın ayağına basıyor. PKK’nın Alevileri maniple edip yanına çekme stratejisine engel oluşturuyor. Alevilerin Türkiye çapında sesi soluğu oluyor. Bu
nedenle ben PKK’nın Aygün’ü "Alevi stratejimiz konusunda ayağımıza
basıyorsun, bize engel oluyorsun” diye kaçırdığını ve Aygün’ü çok ciddi
uyaracağını düşünüyorum.
Bu yönüyle bakıldığında olayın PKK’nın tipik bir "alternatifleri yok
etme stratejisi”nin parçası olduğunu düşünüyorum. Nitekim Kürtlerin
yaşadığı diğer bölgelerde de alternatif olarak başını kaldıran kim varsa
PKK tehdit ve yıldırma yöntemleriyle sindirdi.
PKK, Hüseyin Aygün’ü kaçırarak kendi Alevi stratejisinin önündeki büyük
bir engeli kaldırmayı amaçladı. Ayrıca Türkiye kamuoyuna şu mesajı
verdi: "AKP yapsa yapsa duble yollar yapar ama o yolları kontrol edemez,
ben kontrol ederim.” Böylece Şemdinli’de başlattığı "psikolojik
kuşatılmışlık” duygusu yaratma stratejisini de uygulamaya koymuş odu.
PKK çok riskli bir eylem yaptı ama karşılığının büyük olacağını
bekleyerek yaptı.
Bu bilgi çok sır bir bilgi değil. Duran Kalkan geçen hafta yaptığı
açıklamada bölgede görev yapan devlet memurlarına çağırı yaparak görevi
bırakmalarını yoksa tutuklayacaklarını söyledi. Ailelere de çocukları
okullara göndermeyin çağırısı yaptı. Okulların açılma dönemine denk
gelen bu çağırıya bakacak olursak PKK’nın önümüzdeki dönemde eğitim
kurumlarına yönelik kitlesel eylemler ve memurlara yönelik kaçırma
eylemleri yapması sürpriz olmayacaktır.