Ekmekte domuz kılı!
Gıdalardaki domuz tehlikesine dikkat çeken GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Kurumu) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer Milat'a yaptığı açıklamada, "Kuran-ı Kerim'de helal yememiz konusunda ciddi hükümler var. Domuz, kan, leş, İslami usule göre kesilmemiş hayvanlar, böcekler ve alkol haram kılınmış. Fakat zamanla İslamdan uzaklaştırıldık, birçok önemli hüküm ise hasıraltı edilmeye çalışıldı. Tüm bunlar bir plan dâhilinde yapıldı. Fakat son dönemlerde Müslümanlarda helal noktasında ciddi bir bilinçlenme yaşandı. Artık insanlar tükettiği gıdaları sorgulamaya başladılar. Ancak hakkında kesin hüküm bulunan başta domuz olmak üzere birçok haram ürün sofralarımıza çeşitli isim ve şekillerde girmeye devam ediyor" dedi.
Gıdalardaki domuz tehlikesine dikkat çeken GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Kurumu) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kami Büyüközer Milat’a yaptığı açıklamada, "Kuran-ı Kerim’de helal yememiz konusunda ciddi hükümler var. Domuz, kan, leş, İslami usule göre kesilmemiş hayvanlar, böcekler ve alkol haram kılınmış. Fakat zamanla İslamdan uzaklaştırıldık, birçok önemli hüküm ise hasıraltı edilmeye çalışıldı. Tüm bunlar bir plan dâhilinde yapıldı. Fakat son dönemlerde Müslümanlarda helal noktasında ciddi bir bilinçlenme yaşandı. Artık insanlar tükettiği gıdaları sorgulamaya başladılar. Ancak hakkında kesin hüküm bulunan başta domuz olmak üzere birçok haram ürün sofralarımıza çeşitli isim ve şekillerde girmeye devam ediyor” dedi.
Sistem gayrimüslim mantığı ile kurulmuş
Yüzlerce firmanın helal sertifikası aldığına dikkat çeken Büyüközer, ”Müslümanların hatta insanlığın yeme içmesini Allah rızası dâhilinde yapmak için yola çıktık. Araştırmalarımız neticesinde de helal gerçeği ortaya çıktı. Tüm sistem gayrimüslim mantığı ile kurulmuş. Sermaye ve güç onların elinde olunca da, dinine bağlı Müslümanlar inancını yaşamak için uygun ürünleri tespit etmek zorunda kaldılar. Yahudiler de bu bağlamda Koşer Sertifikalı ürünlere ilgi göstermeye başladı” dedi.
Ekmekteki büyük tehlike
Gıdalarda kullanılan katkı maddeleri hakkında bilgi veren Başkan, "Domuz kılı ve insan saçından üretildiği bilinen E920 kodlu yapısında Sistein adlı bir madde var. Hamura elastikiyet kazandıran bu madde, alternatif olarak kanatlı hayvanların tüylerinden de yapılıyor. Çin’de daha ucuza mal edildiği için insan saçından yapılıyor. Zira saçın içindeki ‘Keratin ‘ maddesi de aynı vazifeyi görüyor. Ekmek hamuru ve yufka gibi unlu mamullerin daha kısa sürede ve rahat bir şekilde işlenmesini sağlıyor. Gıdalarda yer almaması gereken bu maddenin, ekmek, baklava ve börek hamurunda hammadde olarak kullanıldığını biliyoruz” ifadelerini kullandı.
Masum değil hiçbirisi
Hazır ve ambalajlanmış gıdaların hiçbirisinin masum olmadığını vurgulayan Başkan, "En masum görünen gıdalardan olan bisküvi, kek ve kurabiyede E471 kodlu Mono Digliseridler adlı bir madde kullanılmakta. Kökeni domuz yağı asitleri olan bu madde, üretimin hep aynı kalitede devam etmesini sağlıyor. 2 milyar Müslümana ise her gün yediriliyor. Bunların yanı sıra yaklaşık 5 bin ton ithalat yaptığımız jelâtin de geniş kullanım alanı ile önemli bir katkı maddesidir. Özellikle Çin, Brezilya ve Peru’dan gelen jelâtin en fazla domuzdan üretilmekte; dondurma, jöle, pasta, şekerleme gibi gıdaların yanı sıra, ilaç ve kozmetik sektöründe de kullanılmaktadır” dedi.
Kokain + kafein = Kola
Su gibi tüketilen ve alkol tartışmaları yıllardır devam eden kolaya da değinen Büyüközer, "Alkolle ilgili tartışmalarının yanında, onu asıl önemli kılan, kolanın yıllardır çözülemeyen gizli yapısıdır. Zira ismini ele aldığımızda, coca ‘Kokain’ adlı uyuşturucunun, ‘Cola’ ise kafeinin ana maddesidir. 1890’da Atlanta’da bu işi başlatan Yahudi eczacının gizli formülü günümüzde hala devam ettirilmektedir. Kolanın yanı sıra, meyve suları dâhil olmak üzere, enerji içecekleri ve gazoz çeşitlerinde alkol vardır. Fakat yönetmelikte yer alan bir madde yüzünden bunlar alkolsüz statüsündedir. Zira alkolsüz içecekler tebliğinde, içeceklerde yüzde 0.3’e kadar alkol bulunmasına izin verilmiştir. Yönetmeliğin acilen değişmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu.
GDO’lu ürünler sağlığımızı tehdit ediyor
GDO’lu ürünleri sağlığımızı tehdit ettiğinin altını çizen Büyüközer, "GDO’lu olduğu tespit edilen birçok ürün soframıza girmekte. Örneğin öldürücü bir asite sahip Konza adlı bitkinin genleri ile oynandı, ortaya Kanola yağı çıktı. Soya fasulyesi de tamamen genetiği ile oynanmış bir bitkidir. Şimdi ise, elde edilen bu ürünlerin pazarlanması için reklam çalışmaları yapılmaktadır. Bağışıklık sistemini zayıflatan GDO’lu ürünler sağlığımızı tehdit ediyor. Başta soya fasulyesi olmak üzere birçok ürün GDO’lu statüsünde bulunuyor. Tüketildiği takdirde bağışıklık sistemini bozuyor, alerjik hastalıkları tetikliyor, kısırlığa ve ciddi hastalıklara sebep oluyor. Ayrıca ‘Terminatör Gen’ tabir edilen bu ürünler, tarlada başka ürün yetişmesine de müsaade etmiyor. Çiftçiyi GDO’lu tohum almaya mahkûm ettiği için de kapitalizmi besliyor. Kilometrelerce uzaktaki komşunun tarlasına kadar ulaşan bu bozuk tohumlar, doğal ürünü bozuyor. Kendi ise doğal tohumlardan etkilenmiyor” dedi.(alemiislam)