Bati krizde, Dogu uyaniyor, muslumanlar?!
Prof. Suleyman Uludag, Bati'nin krizde oldugunu, yeni merkezin ise Dogu'ya yani Japonya, Cin, Kore, Hindistan'a dogru kaydigini soyluyor ve 'Musluman halklarin bunu dikkate alarak kendilerini hazirlamalari gerektigini dusunuyorum
Bursa Uludag Universitesi Ilahiyat Fakultesi ogretim uyesi olan Prof. Suleyman Uludag'la yazari oldugu Islam Ansiklopedisi'nde gorustuk. Uludag, uzmanlik alani olan tasavvuf tarihi dalinin yani sira iktisat, siyaset ve toplum bilimine dek bircok alanda telif ve tercume eserler ve makalelere sahip. Uludag'la degisen dunya dengeleri icinde Musluman toplumlarin durumunu, ahlak sorunumuzu ve gecmiste ulkemizdeki din egitimini konustuk. Islam Enstitusu'nde dal olarak neden tasavvuf tarihini sectiniz? Bunun iki sebebi vardi. Birincisi ben bir tarikat mensubu gibi dusunmuyordum. Bir seyh vardir, tarikata mensuptur, muritleri vardir. Sohbetlerine katilip tasavvufi bilgiler alirsiniz. O size evrat denilen bir dua sistemi verir, her gun okursunuz. Bu guzel, saygi duyulmasi gereken bir sey ama beni ceken tasavvuf felsefesiydi. Tasavvufun kendine gore bir epistomolojisi var, bilgi nazariyesi var. Ben kelam, felsefe kadar onemli buluyordum. Uzerinde fazla calisilmadigini da dusunuyordum. Bu alanin hocasi da Turkiye'de yoktu. Diger sebep? Tasavvufun ahlak tarafi benim dikkatimi cekiyordu. Sufilerin ahlaka buyuk onem verdiklerini biliyordum. Ben toplumumuzun en buyuk probleminin ahlak problemi oldugunu dusunuyorum. Tarihte de boyledir, simdi de. Ahlaki konulari biliyoruz ama ahlak kurallarina samimi olarak bagli degiliz. Durustlugumuzde problem var. Is ahlaki, siyasi ahlak, ticari ahlakta Avrupa bizden daha iyi durumda. Avrupa'da alisveris yapacaksaniz Misir'dakinden, Turkiye'dekinden daha guvenli alisveris yapabilirsiniz. Kandirirlar, yanlis mal verirler endisesi tasimazsiniz. AHLAKI GEVSEME TARIHTEN SILER Peki neden inancimiz bu degerleri bize kazandirmiyor? Bilgi olarak bu ahlaki bize veriyor. Biliyoruz ama yasam tarzina donusmuyor. Bunun cok cesitli sebepleri var. Tarih icinde toplumlarda ahlaki gevsemeler oluyor. Bu gevsemeler curume noktasina gidince toplum devletini, kulturunu kaybediyor. Bu sekilde tarih sahnesinden silinen kavimler var. Ahlaki cokuntu boyle bir seydir. Musluman toplumlarin gerilemesi de ahlaki zafiyete baglidir. Bu 600 - 700 yillik bir donemdir. Osmanli'nin son uc asir gerilemesini de genis olcude ahlaka bagliyorum. Her sey ahlaka mi bagli? Degil ama ahlaki zafiyetin buyuk tesiri oldugunu dusunuyorum. Cumhuriyet sisteminin istenileni vermemesinin sebebi de yeteri kadar, durust bir ahlaka sahip olmayisimiz. Gunumuzde de buyuk olcude sorunumuz bu. Son aylarda Arap Bahari'nda bahsediliyor. Suriye'de, Libya'da, Yemen'de, Misir'da o kadar kisi oldu. Kendi milletiyle savasan, kendi halkina kursun sikan bir ulkede siyasi ahlak olabilir mi? Siyasi ahlak olsa bunlar olmazdi. Hak hukuk insan haklari konularinda sorun olmazdi. Bu gelismeler de ahlak eksikligini gosteriyor. EKSEN DOGU'YA DOGRU KAYIYOR Siz bugunun sartlarinda insanliga sunulabilecek bir model pesindesiniz. Muslumanlarin gunumuzdeki tavri ne olmali? Muslumanlari 'Avam' ve 'Havas' olarak ikiye ayirmak lazim. Avam siradan Musluman, Havas Musluman aydinlari, seckinleri, elitleri, entelektuelleridir. Eger toplumda bir gerileme varsa, arzu edildigi gibi iyi degilse Havas sorumludur. Bu kesim eskiden beri devam eden bir kulturun mirascilari ancak o kultur Bati kulturune gore geri kalmis. Biz gerilerken Avrupa ilerledi. Muslumanlar nasil oldu da geriledi konusuna cok mesai harcanmistir. Bazilari da Islam toplumlarinin geriledigini hala kabul etmez ilim, fikir adina. Bu gerilemenin sebebi birden fazladir; iktisadidir, dinidir, siyasidir, teknolojiktir. Bazilari az bazilari cok etki eder. Geri kalmada her kesimin etkisi olmussa, tersinden bakarak kalkinmada da butun kesimlerin etkisi olmali. Sadece bir yeri islah etmekle olmaz. Herkesin ustune duseni yapmasi lazim. Saglikli bir yonetimin is basinda olmasi, diger toplumsal kurumlarin da siyasi mekanizma ile isbirligi icinde olmasi lazim. Ben kalkinmanin manevi temellerinin de din ve ahlak oldugu kanaatindeyim. Bir insan durustse, ahlakli ise, uzerine duseni yapiyorsa, bir ideali varsa toplumla ilgili, hangi kesimden olursa olsun ihtiyac var. Toplumun ilerlemesi buna bagli. Simdi dunyada dengeler nasil kuruluyor? 3-4 asirdir Bati'nin ustunlugunden sikayet ediyoruz ama simdi biraz Dogu'ya dogru da kayiyor eksen. Sadece Bati degil bir Japon meselesi var, Cin ilerlemesi var, bir milyar nufusu gecen Hint meselesi var. Bunlarin hangi noktaya geleceklerini tahmin etmek kolay degil ama orada bu gelismeler olurken Bati'da bir takim krizler, Amerika'da bazi cozulmeler oluyor. Onlara da dikkat etmek lazim. Cozulme ve ilerleme kisa bir donemde olmaz. 100 - 300 sene alabilir. Musluman toplumlar ikisinin arasinda kaliyor. ARADA SIKISMAYALIM Yani Musluman toplumlar hem Dogu hem Bati'ya dikkat etmeli diyorsunuz. Bati krizden cikacak mi cikmayacak mi bilmiyoruz. Kriz emareleri gostermeyen Cin, Guney Kore, Hindistan, Japonya var. Ama Bati bunlarin gelismesini yine engelleyebilir. Kehanette bulunmak istemem ama tarih felsefesi acisindan bir yerde dogup, buyuyen, gelisen medeniyetin belli bir omru olur. Misir'da 3000 sene varligini devam ettiren bir medeniyet kurulmus ama daha sonra ortadan kalkmis. Bugunku medeniyetlerin de kalici oldugunu dusunmuyorum. Amerika da Avrupa da sonsuza dek var olacak degil. Bir medeniyet gerilerken, baska bir medeniyetin ortaya ciktigini goruyoruz tarihte. Bunun tekrarlanmasi mumkun. Endonezya'dan Fas'a kadar Musluman halklarin bunu dikkate alarak kendilerini hazirlamalari gerekiyor. Nasil hazirlayacaklar? Istikrarli bir yonetim, insan haklarina saygili bir toplum yapisi, fertlerinde ahlak suuru hakim olan bir egitim sistemi ve bir dindarliga ihtiyaclari oldugunu dusunuyorum. Bunu yaptiklari oranda Bati ve Dogu arasinda sikismis bir toplum olmaktan kurtulurlar ve itibarli serefli bir toplum haline gelirler. Bunu yapamadiklari takdirde bugune kadar Bati'dan zarar gordukleri kadar, Dogu'dan da zarar gorebilirler. Onlarin baskisi altinda kalabilirler. Ibn-i Haldun sosyal bilimler acisindan onemlidir Ibn-i Haldun'la ilk karsilasmaniz nasil oldu? Corum'dayken Ankara Ilahiyat Fakultesi'nin cikardigi bir dergide hakkinda yazilan birkac yazi okumustum. Kitabini aradim, bulamadim. Samsun'dan Corum'a okula gelenlerden Mukaddime'yi istedim. Alip getirdiler. Ilk oyle tanistim. Hocalarimdan Muhammed Tanci de Ibn-i Haldun'un bir kitabini yayinlamisti. Mukaddime uzerinde de calisiyordu. Omru yetmedi, calismalari yarim kaldi. Siz neden Mukaddime'yi yayinladiniz? Cunku Mukaddime'nin iyi bir edisyon kritigi, ilmi bir nesri yoktu. Osmanli zamaninda Pirizade tercume etmisti. Sonra Zakir Kadiri Ugan tarafindan cevrilmisti. Icinde bablar eksikti, baska bazi eksiklikler vardi. Her tercume gibi benim tercumemin de tenkit edilecek taraflari vardir ama ben genis bir giris ve serhler yazdim. Daha sonra ikisinin de faydali oldugunu gordum. Cunku Ibn-i Haldun'un anlasilmasi icin on bilgilere ihtiyac var. Sosyoloji kulturu, tarih kulturu, felsefe kulturunun olmasi lazim. Ben de ilk okudugumda zorluk cekmistim. O eksikligi gordugum icin giderdim. Sati al-Husari isimli bir Osmanli aliminin "Dirasat'an Mukaddimeti Ibn Haldun" kitabini da tercume ettim. Once onu okuyanlar Ibn-i Haldun'u daha iyi anlarlar. Bu kadar uzerinde calistiktan sonra Ibn-i Haldun'u kendinize yakin buluyor musunuz? Kendime en yakin buldugum muelliflerden biri Gazali. Genis olcude dusuncelerini paylastigim, takdir ettigim, hayran oldugum bir alim. Digeri Ibn-i Haldun, dini ilimlerden ziyade sosyal ilimler, tarih felsefesi, kultur, medeniyet ve sosyoloji bakimindan onemlidir. Mukaddime'yi tekrar tekrar okumam toplum hakkinda daha derli toplu bir fikir sahibi olmama, tarih hakkinda daha duzenli bir fikir sahibi olmama yol acti. Isin sosyal tarafini ogrenmek dinimize bakis acimizi da etkiliyor. Arap Bahari iyiye alamet Arap Bahari'ni nasil degerlendiriyorsunuz? Son zamanlarda "Islam'in uyanisi" diye bir seyden bahsediliyor. Demek ki eskiden uyuyorlardi. Araplar ise buna "Islam'in kendine gelisi" diyorlar . Bir yenilesme tesebbusu var. Benzeri hareketler Iran'da, Misir'da, Hindistan'da da var. Bunlar devletlerin basindaki otoriter despot diktator sistem nedeniyle tam manasiyla faydali olmadi. Simdi Arap Bahari adi altinda bahis konusu edilen seyler bu sistemlerin yikilmakta oldugunu gosteriyor. Kuzey Afrika'da, Yemen'de, Suriye'de de ne olacak gorecegiz. Fakat yeni yonetimlerin eskisinden cok da farkli olmadigi soyleniyor? Yeni bir idare geldiginde dunden bugune cok sey degismez ama bu bir hamledir. Yeni hamle-lerle bunlarin tamamlanmasi, daha ozgurlukcu, daha insan haklarina saygili, halkiyla daha ir-tibati olan yonetimler olmasi lazim. Demokrasi o degil mi? Turkiye'de halkin sectigi iktidar, cok engellendigi halde adim adim bu noktaya geldi. Bu engellemeler nedeniyle programini tam olarak gerceklestirememesine ragmen Turkiye dunyada itibari olan, ekonomisiyle hatiri sayilir bir ulke haline geldi. Cok degil 10 sene evvel Yunanistan gibi kriz icindeydik. Biz 10 senede bu hale geldik. Misir'da daha bir sene oldu, Libya'da daha 1 ay olmadi. Eger istikamet hurriyet, insan haklari, demokrasi ise diktaya, despotizme karsiysa, bu yolda insallah mesafe alinir ve Muslumanlar kendine gelir diye dusunuyorum. O yuzden Arap Bahari'ni iyiye alamet olarak aliyorum. Sovyetler Birligi dagildiktan sonra o bolgedeki Musluman toplumlara da ziyaretler yaptiniz degil mi? SSCB doneminde gitme imkani olmayan bolgelere gittim. Daha once gitseniz bile istediginiz yere gidemez, istediginiz seyi goremezdiniz. Sovyetler dagildiktan sonra bu imkan dogdu. Her entelektuel Muslumanin orayi gormeyi istedigini dusunuyorum. Bir Musluman olsun da Buhari'nin yazildigi Buhara'yi gormek istemesin. Bir Semerkant'i, Taskent'i gormek istemesin. Bunlar eski kultur merkezleriydi. Osmanli kulturu de buralardan getirildi. Kafkasya'da, Balkanlar'da komunistlerin 100-150 sene icinde ne yaptigini gormek istiyordum. 1992'de bir ay Gurcistan'dan, Azerbaycan, Turkmenistan, Ozbekistan, Kazakistan ve Sovyet Federasyonu'nu gezdim. Ben degismemis halini gordum yazdim. Sonra degismis halini de gordum. Onlari da baska bir kitapta yayinlamayi dusunuyorum. Bu kitapta Muslumanlarin baska ulkelerin hakimiyeti altina girmesi, Ruslarin Orta Asya'da, Kafkasya'da Muslumanlarin idarecileri olma sebepleri nelerdir, neticeleri nelerdir gorulebilecek. H