Basortulu Ogrencime Dokunma!
Aribogan: Aglayarak egitimlerini birakanlar da benim ogrencilerimdi. Onlari yeterince koruyamadigim icin vicadani rahatsizlik duydum
Temcit pilavi gibi isitilip isitilip onumuze servise sunulan 'turban meselesi' yine gundemin en onemli tartisma konusu haline geldi. Bayiliyoruz ayni konulari yillardir konusmaya. Bir gun adina basortusu mu desek yoksa turban mi derdine dusuyoruz, ertesi gun 'sacin su kadari mi gorunse iyidir, hepsi mi ortulmeli' muhabbetine. Bir gun 'bu bir siyasi simgedir' onermesinden yola cikiyoruz, diger gun 'bu konu insanlarin inanc ve ibadet ozgurlugunun bir parcasidir' noktasindayiz. Ayni dairenin icinde donup duruyoruz. Oysa insanlarin egitim hakkinin ellerinden alinmasi yalnizca siyasi degil, insani bakimdan da sorgulanmasi gereken bir durum. Ustelik bu engelin varligi bir 'insan haklari ihlali' oldugu gibi 'yalnizca kadinlarin kapsama alinmasi itibariyla da acik bir cinsiyet ayrimciligi'. Bugune kadar bu sorunu cozememis olmamizin hepimiz adina buyuk bir ayip oldugunu vurguladiktan sonra, yillardir soyledigim bir sozu bir kez daha tekrarlamak istiyorum: 'Ben ogrencimi sinifta istiyorum: Rengi, dili, etnik kokeni, ideolojisi, kiyafeti beni ilgilendirmez'. Universite hocalarini akademisyenlikten cikarip, kilik kiyafet bekcisi haline getirenler bu yaklasimi benimsemezler, bilirim. Yillar once, henuz Istanbul Universitesi'nde calisan genc bir akademisyenken gelen bir rektorluk yazisiyla 'hocalarin da sinifa basortulu girisleri engelleme konusunda sorumlu olduguna dair' uyarilmistik. Neredeyse hepimiz (ozellikle genc nesil) bu gorevi reddetmis ve 'biz bekci degil, hocayiz' diye isyan etmistik. Pek ise yaramadi. Ikna odalari kuruldu. Kapali ogrencilerimizin bir kismi okullarini birakmak zorunda kaldi, digerleri peruk ve sapkayla yollarina devam ettiler. Aglayarak egitimlerini birakanlar da benim ogrencilerimdi. Onlari yeterince koruyamadigim icin her zaman vicdani rahatsizlik duydum. Genctim, buyudum simdi bagiriyorum: 'Ogrencime dokunma' Yok eger dokunacaksan, sefkatle dokun. Egitim masraflarini karsilayamadigi icin insaatlarda iscilik yapan ve bir is kazasinda hayatini kaybeden cocugumuzun anisina digerlerine dokun. Simit satanlara, ev hizmeti yapanlara, hamallik yaparak harclik toplayanlara bir bak. Ogrencilerimizin sosyal guvencelerini saglamak adina, iyi bir egitim alip, hayata esit katilimlarini saglayabilmek adina el ver. Erzincan'da hirsizlik suphesiyle yakalanan ve uc gundur yemek yemeden, yatacak yeri olmadan insaat koselerinde, evlerin bodrumlarinda kalan universite ogrencisine dokun. Ona bir tas corba ver. Kitaplarini temin et, yurdunu sagla. Universite ogrencilerinin sayisi her gecen gun artiyor, daha da artacak. Elindeki imkanlari nasil gelistirebileceginin derdine dus. Belki parasiz egitim istedigi icin, belki baska bir sebeple protesto gosterisi yapan, pankart asan ve bu yuzden okuldan atilan gence dokun. Kariyerinin daha en basinda umutlarini cope atmak zorunda kalan bu evladimiza geriye donus imkani ver. Sefkatle basini oksa, onun genc ve idealist oldugunu unutmadan destek ver taleplerini seslendirmesine. Yaka paca gozaltina almak yerine anlayisla yaklas delikanli yureklerine. Sagi solu olmaz bu isin; erkegi kizi, etnik kokeni, kapalisi acigi olmaz. Ogrenci ogrencidir. Evlatlarina sahip cikmayan nesiller 'emanete hiyanet etmis' demektir. Habervakti